01 Mart 2021 itibariyle Covid-19 ile mücadelede aşılanan sayısı 8.896.048 kişiye ulaştı.

a Akşam Vakti 19:01
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
BÜLENT SARIDİKEN

BÜLENT SARIDİKEN

23 Şubat 2021 Salı

HDP TÜRKİYE PARTİSİ DEĞİLDİR!

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Türkiye’nin 1970’lerde başlayan terör sorunu günümüze kadar dış ve iç desteklerle devam etti ve ediyor.

Tüm terör faaliyetlerini bir de siyasi  zemine taşıyarak bu illegal yapıya siyasal bir meşruiyet kazandırmış oldular.

Sırası ile HEP, HADEP, DEHAP, BUA, EDÖP ve HDP partileri  kurularak PKK/YPG terör faaliyetlerine destek vermek amacı ile siyasal zemin oluşturulmuş oldu.

Bu partilerin kuruluş ilkelerinin temelinde Kürt halkının haklarının korunacağını, kürt  halkının ezildiğini ve kürt halkının yeterli  itibarı olmadığını ifade ederek kürt oylarını almanın peşine düştüler.

Nitekim bu sahte söylemler ve siyaset dili 2007’de işe yaradı ve BUA Partisi 22 sandalye ile meclise girdi ve istedikleri siyasi alt yapıyı sağlamış  oldular.

Bu sayede Türk halkının vergileri ile, oluşturulan parti desteklerinden ciddi anlamda faydalanmaya başladılar. En acısıda hem bu ülkenin Türk ve Kürt canlarının alınmasına vesile olup hem de o öldürdükleri  milletin parası ile beslenmiş olmalarıdır.

Bunun yanında yurt dışı tarafından da ciddi destekler aldılar. Yine insan kaçakçılığı, şiddet ve cebir, mazot ve esrar-eroin kaçakçılığı yöntemleri ile terör finansmanı konusunda uzmanlaştılar. Buna ilave olarak çıkarmış oldukları gazete ve dergiler yolu ile ünlü insanlar üzerinden de yardım almış oldular.

Yakın zamanda İletişim Başkanlığı’nın yaptığı araştırmada, 40 yıldır terör kampanyası yürüten PKK’nın, 40 binin üzerinde kişiyi öldürdüğü ifade ediliyor.

AB ve ABD tarafından da terör örgütü olarak kabul edilen PKK’nın, Türk topraklarına yapılan birçok ölümcül saldırıdan sorumlu olduğunun altı çizilerek, “PKK, insan kaçakçılığı, uyuşturucu kaçakçılığı ve haraç alma dahil olmak üzere birçok yasa dışı faaliyet yoluyla finansman sağlamaktadır. Çocukları zorla silah altına alma, gasp, işkence ve adam kaçırma gibi eylemleriyle insan haklarını ihlal etmektedir” bilgisi paylaşılıyor.

Yürütülen soruşturmalarda, PKK ile HDP arasında doğrudan ve dolaylı bağlantılar kuran birçok kanıt ortaya çıkarıldığı belirtilerek, HDP üyelerinin sürekli terör örgütünün propagandasını yaydığına, PKK’yı ve Suriye’deki kolu YPG’yi desteklediğine dikkat çekiliyor.

Raporda, HDP’li yöneticilerin PKK ile ilişkilerini itiraf ettikleri ifadelere yer verilirken, PKK/YPG’li teröristlerin diğer ülkeler için de tehdit oluşturdukları vurgulanıyor.

Rapor, “İster yurt içinde ister yurt dışında olsun Türkiye, PKK ve terör örgütüne hizmet eden unsurlarla mücadeleye devam edecektir. Türkiye, HDP’nin siyasi statüsünü kötüye kullanmasına izin vermeyecektir. Demokrasi perdesi altında terörizmin desteklenmesine diğer demokratik ülkelerde olduğu gibi Türkiye’de de müsaade edilmeyecektir” ifadeleriyle son buluyor.

Bu raporlardan da çok net bir şekilde anlaşıldığı üzere HDP, PKK’nin siyasi bir kolu  ve finans destekçisidir.

Kürt halkının ne temsilcisi  ne de yardımcısıdır. Kürt halkına en büyük zararı  veren siyasi partidir ve kürt halkını kullanarak İsrail ve Amerika’nın amaçlarına hizmet etmektedir.

Kürt halkının daha fazla kendisini kullandırmaması gerekir. Zira HDP’nin meclise girebilmesinin  tek yolu kürt seçmenlerden aldığı oylardır.

Yüzyıllardır aynı toprak parçası içerisinde huzurla yaşayan bu iki kardeş topluluğun kültürden dinine, toprağından diline kadar bir çok şeyi ortaktır.

Kardeşlik bağlarımızın ebediyyen muhafazası için uyanık olmaktan başka bir yolumuz yoktur. Nitekim düşmanımız ortaktır;Türkiye’nin güçlenmesini ve büyümesini istemeyenler.

Sonuç olarak HDP bir Türkiye partisi değildir ve acilen kapatılmalıdır.

Selam ve dua ile…

Devamını Oku

PKK’NIN GERÇEK YÜZÜ VE PKK SEVİCİLER!

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Türkiye Irak’ın kuzeyi Gara bölgesinde başlattığı operasyon ile PKK’ya çok ağır bir darbe vurdu. Lakin bu operasyon sonunda PKK’nın gerçek yüzü de tekrar ortaya çıkmış oldu.

Biz yıllarca PKK’nın ve avenelerin kimlerin maşası olduğunu ve Türkiye üzerindeki hedeflerinin ne olduğunu mükerrer olarak ifade ettik.

İşte en son yapılan Gara operasyonun detayları olayın baş aktörlerinin sevk ve idaresi ile adım adım detayları;

Operasyonu gün boyunca Harekat Merkezi’nden takip eden Hulusi Akar, operasyona ait bilgi aldı, talimatlar verdi.

Pençe Kartal-2 Harekâtı ile ilgili Akar, “PKK/KCK ve diğer terörist unsurları etkisiz hale getirmek, hudut güvenliğimizi sağlamak ve daha önce güvenlik nedeniyle açıklanmayan, teröristler tarafından kaçırılan vatandaşlarımız ile ilgili istihbaratı teyit etmek ve gerekli müdahalede bulunmak maksadıyla; uluslararası hukuktan doğan meşru müdafaa haklarımız doğrultusunda, Irak kuzeyi Gara bölgesinde 10 Şubat 2021’de ‘Pençe Kartal-2 Harekâtı’ başlatılmıştır. Teröristlere ait barınak, sığınak ve mühimmat depoları ile sözde karargah yerlerinden oluşan 50’den fazla hedef başlangıçta hava harekatı ile başarılı bir şekilde tahrip edilmiştir.”

“Kara operasyonunun başlangıcında 3 kahraman personelimiz şehit olmuş, 3 personelimiz de yaralanmıştır. Harekât boyunca 3’ü sözde üst düzey yönetici olmak üzere 48 terörist ölü, 2 terörist ise sağ olarak ele geçirilmiştir. Böylece bilinen toplam 50 terörist etkisiz hale getirilmiştir. Ağırlıklı olarak yerli ve milli mühimmat kullanılan harekâtta terör örgütünün söz konusu bölgedeki varlığına ağır bir darbe indirilmiş ve bölge kontrol altına alınmıştır.

“Son derece özel ve kritik bir harekât”

Operasyonların tamamlandığını, kara ve hava unsurlarının üslerine, kışlalarına güvenle döndüğünü vurgulayan Akar,  “Şehit vatandaşlarımızla ilgili adli işlemler Malatya’da başlatılmıştır. Asil milletimizin bağrından çıkan Türk Silahlı Kuvvetleri, ülkemizin ve milletimizin güvenliği için terörle mücadeleye en son terörist etkisiz hale getirilinceye kadar azim ve kararlılıkla devam edecektir. Harekât sırasında hayatını kaybeden aziz şehitlerimize Allah’tan rahmet, kederli ailelerine, Türk Silahlı Kuvvetleri ile asil milletimize başsağlığı ve sabır, yaralı personelimiz için de acil şifalar dileriz” ifadelerini kullandı.

 

Harekât alanına ilişkin de bilgi veren Orgeneral Güler, “Harekât alanımız 75 kilometre genişliğinde ve 25 kilometre derinliğinde, bugüne kadar icra ettiğimiz harekâtların hemen hemen en büyük bölgesidir. Bu geniş bölgede önemli tüm hedeflerin vurulması da planlanmıştır” ifadesini kullandı.

Bu açıklamalardan da anlaşıldığı üzere bitmiş olan bir şey yok aslında. Şu bir gerçek; PKK ve aveneleri çok büyük bir ziyan içerisinde tahrip edilmiştir ve edilmeye de devam etmektedir. Ancak tamamen bitti demek ve bir rehavet içerisine girmek büyük bir hata olur.

TSK’nın terör unsurlarına yönelik faaliyetleri aralıksız sürmelidir. Çünkü büyüyen ve gelişen Türkiye’nin düşmanlarında bir azalma olmadığı gibi, şiddetlenen ölçüde artmaktadır.

Bu nedenle dış mihraklar ilerleyen Türkiye’yi terör unsurlarının dışında durdurma şansları ve umutları yoktur.

Diğer bir gerçekte içimizdeki PKK sevicilerinin durumudur. Bunlar her durum ve ortamda terör örgütlerine olan desteklerini açık bir şekilde ifade etmişler ve bu konuda siyasi destekçileri ile birlikte hareket etmişlerdir.

Türkiye’yi karanlığa götürmek isteyenlere karşı bu onurlu mücadelenin içinde olmak, hem milli hem de dini bir görev ve vazifedir.

Selam ve dua ile…

Devamını Oku

KİM BU İÇİMİZDEKİ HAİNLER!

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Bir bedene kanser hücreleri yerleşmiş ise, DNA’lara zarar vererek tüm hücreleri ele geçirip kontrolü sağlamaya çalışır.

Ülkemizde de ta Osmanlı’dan bu yana yapılan da bu işlemlerden ibarettir. Devletin önemli kurumlarını ele geçir, idareye ortak ol, söz sahibi ol ya da ülkeyi yönet…

Bu anlamda ele geçirilecek kurumlar öncelik sırasına göre hesaplanır, planlar yapılır ve en uygun kripto şahıslar ortaya atılır.

Bu eylemi reklam ve parlatma takip eder. Amaç toplumsal güvenin sağlanması, radikal destekçilerin toplanması, kısacası etkin bir taraftar grubu oluşturularak gerekli destek oluşturulmuş olur.

Türkiye tarihini incelediğimizde genellikle siyasi partiler üzerinde bu çalışmalar yapılmış, ardından askeri vesayet kontrol edilmiş, ekonomi ya da maliye bakanlıları sırayı takip etmiştir.

Bu nedenle geçmiş yılların bir siyaset krokisini çıkardığımızda, bu partilerin başında ya da etkin bir şekilde içinde, ikinci veya üçüncü kuşak öncesi dedelerinin ya Yahudi ya da Ermeni olduğunu görürüz.

Bu gün en başa CHP’yi koymak şartı ile HDP, TKP, ÖDP kısacası sol partilerin çoğu bu karma ya da dönme insan grupları tarafından yönetilmektedir.

Peki, bu partilerin arkasında kim ya da kimler var?

Bu partilerin arkasında tabi ki, Yahudi destekçileri ve sermayesi var. Bu Yahudiler dışarıda olduğu gibi içerimizde de mevcutlar.

Bunlar sadece siyasi partilere destek vermiyorlar. Aynı zamanda terör örgütlerine, toplumun kültür ve manevi yapısını bozan dernek ve kuruluşlara,(Mor Çatı, LGBT Dernekleri v.s) Müslüman görünümlü cemaatlere, medya kuruluşlarına destek vererek tüm kolları ile saldırıyorlar.

En son, halkın iradesi ile iktidar olan Sayın Erdoğan ve onun siyasi büyüğü rahmetli Erbakan hocamıza saldırarak gerçek yüzlerini ortaya çıkardılar.

İşte kendi medyalarında ki Özkök ve Metin Akpınar arasındaki maymunlukların özeti;

“Dün TRT kaydından ayrıldıktan sonra aklıma bir soru geldi.

Erbakan Hoca acaba Metin Akpınar’ın taklitleri hakkında ne düşünüyordu?

Açıp Metin Bey’e sordum:

“Rahmetli Erbakan’ı çok sık hicvettiniz, taklidini yaptınız. Hiç size sitem etti mi, bir şey söyledi mi?”

“Hayır. Ne bir sitemi ne bir şikâyeti oldu” dedi…

Sonra bir süre susup devam etti:

“Yalnız şöyle bir şey olmuş, bana anlattılar. Hoca bir gün Meclis’te konuşurken milletvekili sıralarından biri şöyle demiş: ‘Hoca Metin Akpınar’ın taklidini yapıyor’…”

Altı kızaran kadayıfın bana hâlâ taşıdığı rayihaydı bu…

Kendi payıma şunu düşünüyorum.

Mizah olduğu zaman siyasetin yüzü de gülüyor. Mizah Bernie’nin eldivenleri gibi…

Sadece ellerimizi değil, ruhumuzu da ısıtıyor…”

Fazla söze gerek yok aslında… Ağır bir travmanın hala etkisindeler.

Ne yazık ki kurtulamayacaklar da!

Lakin bu adamları besleyip,  büyüten ve sorgulanması gereken de biziz…

Bundan sonrası için kendimize çeki düzen verip uyanık olmamız gerekir.

Çünkü Müslüman’a yakışanda budur.

Selam ve dua ile…

Devamını Oku

BİZ NEDEN BİRBİRİMİZE DÜŞMANIZ?

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Düşünün aynı toprak parçası içerisinde yaşıyorsunuz, aynı kimliği taşıyorsunuz aynı inanç sisteminin kapsama alanı içerisindesiniz aynı havayı soluyup aynı yemekleri yiyor ve aynı milli duygulara sahipsiniz.

Ancak birbirinize nefretle bakıyor, birbirinizin ayağını kaydırıyor, kötülüyor hatta düşman oluyorsunuz.

Nefsani ve şeytani duygularınız tavan yapmış Yunan gavuru ve İsrail Jacobu bile bize onlardan daha sevimli gözüküyor.

Azınlıklar ülkenin sahibi çoğunluk köle, laik olduğunu söyleyenler modern ve medeni muhafazar Müslümanlar gerici ve yobaz olmuş!

Çanakkale’de, Kafkas, Filistin, Irak, Suriye cephesinde şehit olanların torunları bu ülkede yaşamaya ve söz sahibi olmaya hak sahibi değil ama onlar hak sahibi!

Değirmenci dayı ne diyor? ‘’ Bu nasıl çark ulan, buğday bizim, ezilen biz, un olan biz, aç kalan biz. Kim bu doymak bilmeyen şerefsiz?’’

Ülkenin en iyi yerlerine onlar sahip, en güzellerini onlar giyer, en iyileri onlar seçer, en pahalıları onlar satın alır. Eee bu ülke için can verenler, bu ülkeye hizmet edenler, vatan, millet aşkı ile ölenler onların hakları nerede, onlar hep neden garip, mazlum ve ezilen neden?

Devletin en kritik yerlerini yıllarca onlar yönetti. Türk silahlı kuvvetlerinden Adalet Bakanlığına, Milli Savunmadan Milli istihbarata kadar.

Sesi çıkanı sahte delil ve belgelerle hapsettiler, halkın iradesi ile gelenleri askeri darbelerle susturdular ve ülkeyi koruyoruz diye tüm istihbari bilgileri anlık olarak asıl sahiplerine aktardılar.

Onlar asıl Müslüman oldu bizler sahte, onlar ağa oldu bizler köle… En önemlisi de onlar vatansever oldu bizler vatan düşmanı. Vatan düşmanı dediklerini yine bu ülkenin kendi evlatlarına vurdurdular.

Biraz sesimiz çıkınca sırtımızı sıvazladılar kültürümüzü elimizden aldılar, dinimizi, dilimizi yıprattılar ama biz anlayamadık yavaş yavaş ve derinden geldiler.

Müslümanları mezhepçilik çatısı altında birbirlerine düşman ettiler. Modernlik diyerek yabancı kelimeleri dilimize soktular. Çağdaşlık dediler kızlarımızı soydular, anne babalarına asi hale getirdiler.

İşte bu düzene bu millet 2002 yılında elini tersi ile artık yeter dedi. Bunların ve sahiplerinin rotası şaştı, akılları tutuldu. Kurdukları karanlık düzen alt üst oldu.

Bir daha bu karanlık düzene geri dönmemek ve halkın ezilen değil yöneten olması yine bu milletin elinde. Gözümüz açık uyanık olacağız. Kim ne yapıyor tuzakları göreceğiz. Unutmayalım! ’Dünyayı sömüren canavarın beyni Siyonizm, kalbi haçlı  ve Avrupa, sağ kolu Amerika, sol kolu Rusya’dır.’’

Siyasi, dini ve kültürel hafızası silinmiş bir milletin uşak olmaktan, köle kalmaktan başka yapacağı bir şey yoktur. Bu neden kendimize gelelim, silkilelim ve gelecek hesaplarımızı geçmişimize ve bize yaşatılanlara bakarak yapalım.

Türkiye’nin ve Türklerin değil dünyanın umuduyuz biz. Bu umutları söndürmek ya da yaşatmak sadece ve sadece bu milletin elinde…

Selam ve dua ile…

 

Devamını Oku

BOĞAZİÇİ’NİN NE KADAR SEVENİ VARMIŞ!

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Geçen günlerde Sayın Cumhurbaşkanı’nın tensipleri ile, Boğaziçi Üniversitesi Rektörlüğüne atanan Prof. Dr. Melih Bulu’nun ismi açıklanır açıklanmaz şer odakları adeta istedikleri fırsatı yakalamış edası ile, gezi olaylarını aratmayan bir ayaklanmayı tetiklemeye çalıştılar.

Peki, ülkenin Cumhurbaşkanı’nın vermiş olduğu bu atama kararı  şer odaklarını neden rahatsız etti? Neden karar yayınlanır yayınlanmaz ayağa kalktılar?

Önce bunu cevaplamak gerekir.

Olaya isterseniz Ak Parti öncesinden başlayalım. Türkiye’yi istediği gibi yöneten, istediği zaman istedikleri kararı veya kararnameyi jet hızıyla çıkaran, bu ülkeyi tepe tepe kullanan batı güdümlü iktidarlar vardı.

Canı sıkıldıklarında ülkede irtica faaliyetleri hortladı diyerek darbe yapıp, batılı sahiplerinin emirlerini yerine getirerek, Türkiye’nin elli yıl gerilemesine adeta batılı patronlarına bağımlı olunmasını sağladılar.

Lakin devir artık sahte Türklerin iktidarda olduğu, dışardaki patronlardan talimat alındığı devir değil. Devir halkın iradesinin tecelli ettiği, halkın ne derse olduğu devir. Kısacası Türk milleti artık yönetimi ele almış, kendi iradesi ile ayakta duran bir yönetimi iktidara getirmiştir.

Tabi ki bu tür ayaklanmalar bu tür dışarıya bağımlı hareketler devam edecek. Bu ayaklanma ne ilk ne de son ayaklanma olacak. Çünkü dünyanın hiçbir ülkesinde bizdeki kadar hain yoktur. Zira bu kadar ayaklanmanın bu kadar darbenin olmasının sebebi de budur.

Gelelim Boğaziçi’ne, onlarda alıştılar yıllarca Batı kafası ile yönetilip uyutulmaya. Ne zaman vatan, millet diyen bir idareci geldi hücreleri bozuldu. Bünye alışmamış  asprine, alerjileri var.

Ne oldu da hemen ayaklandınız?

Adam daha gelmeden bağırmaya başladınız?

Kuyruğunuza mı basıldı? Talimatları kimden aldınız?

İçerinizdeki öğrenci olmayan ya da öğrenci görünümlü provokatörler kimin ya da kimlerin emri ile orada idiler?

Sorulacak aslında onlarca soru var ama ben şahsen gerek bile duymuyorum. Bu hareket ve eylemler Türkiye’nin doğru yolda olduğunun en büyük ispatlarından biridir. Bu ülke birçok badire atlattı çok büyük bedeller ödedi. Bu eylemlerin amaç ve hedefleri direkt yıpratma, korkutma ve yorma amaçlıdır.

Burada kısaca bir konunun altını çizmek istiyorum. Bu tür olaylar karşısında yargının verdiği kararların yetersiz olduğunu düşünüyorum. Çünkü direkt yönetime başkaldırma,  halkı kin ve düşmanlığa tahrik var. Yasa gerekli cezayı vermesi durumunda bu olayların tekrarı azalacak ya da olmayacaktır. Bu anlamda TCK’nın yeniden gözden geçirilerek cezaların artırılması gerekir.

Bu ülke bizim ilelebet te bizim kalacak. Duymayanlara duymak istemeyenlere duyurulur.

Selam ve dua ile…

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.