DOLAR %
EURO %
ALTIN 927,571,84
BITCOIN 4768674,05%
İstanbul
22°

AÇIK

02:00

İMSAK VAKTİ

BÜLENT SARIDİKEN

BÜLENT SARIDİKEN

17 Mayıs 2022 Salı

VATANSEVERLİK Mİ? PARTİCİLİK Mİ?

VATANSEVERLİK Mİ?  PARTİCİLİK Mİ?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Dünya ülkeleri içerisinde, son zamanalarda dev yatırımlar ve askeri alandaki buluşları ile adından söz ettiren, savaşların kaderini değiştirip kendine hayran bırakan bir ülkenin vatandaşı olmak her insana nasip olmaz.

Refahın ve huzurun limitsiz artış gösterdiği her yeni güne ayrı bir imtiyazlık ile uyandığımız bir ülkemiz var. Ne kadar guru duysak azdır.

Bunları söylerken birilerine yalakalık yapmak ya da taraf olmak için söylemiyorum. Tüm eksiklere rağmen büyüyen, gelişen, örnek olan bir ülkenin vatandaşı olarak ifade ediyorum.

Problemler yok mu? var, eksiklerimiz çok mu? tabiki var, hedeflerimiz bitti mi? tabiki hayır daha çok işimiz var.

Zaten ne zaman yapılacak bir şey kalmadı, hedefleri bitirdik derseniz artık ülke adına , vatanınız için yapacak bir şeyleriniz kalmamış demektir.

Olanı da olmayanı da görmek, yapılanı yapılmayanı da ifade etmek gerekir.

Amacımız tarafgirlik değil, tarafsızlıktır.

Bu nedenle yapılanı da yapılmayanı da görmek gerekir.

Bugün ana muhalefet partisi ve ortaklarının haklı oldukları noktalar olabilir. Ama bu on durumun birisini oluşturur. Geriye kalan dokuz durum için sonuna kadar haksız olduklarını ifade edebiliriz.

Yirmi yıllık Ak Parti iktidarı içerisinde yapılan hizmetlerin hiçbirini görmeyerek, tamamen eleştirisel siyaset üzerine kurulu bir particilik anlayışı olabilir mi?

Bir kerede olsun şu işi doğru yaptınız deyin. Bir kere olsun tebrik edin.

Türkiye’nin geçmişi ortada ve Ak Partinin yirmi yıllık çalışmaları da ortada.

Eleştirilerinizi yaparken biraz da vicdanlarınızı ortaya koyun. Muhalefetin kazandığı belediyeler de ortada. On hizmet say desen sayamazlar.

Bugün başlı başına PKK ile yapılan mücadele takdir edilmesi gereken bir durum iken ana muhalefet ve ortakları bu durumu ağızlarına bile almıyorlar.

Mesele zaten ülkeye hizmet etmek değil, ülkeye hizmet edenleri göndermek.

Bakın Rahmetli Menderes’e, Erbakan’a…

Ama Erdoğan’a güçleri yetmedi ve Allah onlara o fırsatı vermedi.

Gördüğümü söylüyorum, ( Herşeyin en iyisini Allah bilir) on yıl içerisinde Türkiye dünyanın ilk üç dev ülkesinden birisi olacak, insanların gitmek istediği ülkelerin başında gelecek inşallah.

Sanayi ve askeri alanda yaptıkları ile üs durumuna gelecek. Bir çok projenin ana merkezi Türkiye olacak inşallah.

Devrimsel nitelikte buluşlarla beraber lider ülke konumunda olacak inşallah. ( Devletimizin ar-ge çalışmalarına verdiği destek sayesinde durdurulamaz ilerlemelerini gün geçtik daha fazla hissedeceğiz.)

Selam ve dua ile Allah’a emanet olun.

 

Devamını Oku

ÖZDAĞ SOYLU’YA NEDEN SALDIRDI?!

ÖZDAĞ SOYLU’YA NEDEN SALDIRDI?!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Geçen günlerde twitter hesabından Süleyman Soylu’ya çağrı yaparak, mafya vari bir ağızla gövde gösterisi yapmaya çalışan Özdağ amacına ulaşmış görünüyor.

Amacına ulaşmayı birazdan açıklayacağım, ancak öncelikli olarak olayı bir analiz etmekte fayda var.

Özdağ ne dedi?

“Süleyman eğer adamsan, eğer korkak değilsen, bugün saat 11.00’de polislerin arkasına sığınmadan bakanlığın önünde karşıma çıkarsın”

Peki, Türkiye’yi yönetmek için bir parti kuran birisi mi böyle bir ağız kullanır ya da Türkiye’yi bölmek isteyen birisi mi?

Cevabınızı duyar gibiyim.

Lakin böyle  bir mafya ağızını neden kullandı bunu kim istedi?

İşin temelinde Soylu ile hesaplaşmadan ziyade, akıl babalarının etkisi ile gündem oluşturarak sayın Soylu’ya ve Ak Partiye itibar suikastı yapmak ve gündeme oturmak asıl hedefleridir.

Daha evvelinden CHP’nin kullandığı bu ağız ne yazık ki tüm Millet İttifakına yayılmaya başladı.

Bu söylemlerin arkasında da iki neden var…

Birincisi, yukarıda da ifade etttiğim gibi Ak Parti ve MHP’ye itibar suikasti yaparak gündemde kalmak ve mevcut oy verenlerine karşı ”Yıkılmadık ayaktayız” mesajı vermek…

İkincisi, yıllardır kazanılamayan seçimlerin vermiş olduğu yenilmişlik kompleksini bastırarak yeniden özgüven oluşturmak.

Türkiye muhalefetine bu tür söylemler yakışmadığı gibi bizim gibi derin kültürel geçmişi olan bir millet içinde hoş olmayan tarihsel bir iz bırakmış oldu.

Lanet dili, aşağılama, kendini üstün görme, göz dağı verme vs. söylemler Türk İslam geleneği olan bizim gibi bir topluma uygun olmayan ifadelerdir.

Ümit Özdağ daha başlamadan kaybetmiştir, kaybettirilmiştir.

Bölücülük söylemleri ile mafya vari hesaplaşmalarla siyaset yapılmaz.

Kim bu aklı verdi ise Özdağ’a baştan kaybettirdi.

Çünkü toplumun sevmediği hareketler oy kazandırmaz kaybettirir.

Henüz filizlenme aşamasında kaybedilmiş bir siyasi hareket halini almıştır.

Eğer bu ifadeleri Yunan’a veya İsail’e karşı kullanmış olsaydı eyvallah derdik.

Ama söylemlerin muhatabı ”Soylu” doğal olarak Ak Parti yani Tayyip Erdoğan…

Sizlerin hesap göreceği makamlar bu makamlar değil Sayın Özdağ. Siyasette yanlış hareketler sizin bakışınızla ”game over” demektir.

Selam ve dua ile Allah’a emanet olun.

Devamını Oku

ŞİMDİ SEÇİME GİDİLİRSE KİM KAZANIR?

ŞİMDİ SEÇİME GİDİLİRSE KİM KAZANIR?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Evet kamuoyunun en merak ettiği konulardan birisi de bugün seçim olsa sonuçlar ne olur? Tabi bununla alakalı sürekli ana muhalefet dahil anketler yapılmakta.

Anketler üç aşağı beş yukarı bir veri ortaya koyuyor, lakin ben sizlere direkt olarak fikirlerimi söyleyeyim, zira ortada hatırı sayılır bir karasızlar grubu var.

Karasızlar grubu öncelikli olarak kimler ve neden kararsızlar onu açıklayalım!

Bu grubun büyük çoğunluğu geçmiş dönem Ak Partiye oy vermiş ama beklentileri tam olarak karşılanmamakla beraber adı çıkan siyasilere tepki olarak çekimser kalan grup. Buna rağmen büyük çoğunluğu Erdoğan’ı desteklemektedir.

İkinci çekimser grup ise CHP’den ziyade Kılıçdaroğlu’na kızarak, partiyi iyi yönetmediği ve gerçek Atatürkçüler ile gerçek CHP’lileri parti dışında bıraktığı için çekimser kalan gruptur. Bunlar sonuçta hiçbir zaman sağ gruba, tepki oyu dahi olsa gelmeyecek gruptur.

Çekimserlerle beraber seçimin gidişatını değiştirecek kilit noktada iki kitle vardır. Birincisi İYİ Parti ve Akşener, ikincisi de muhafazakar kürtler.

Muhafazakar kürtlerin parti arayışları hala devam ediyor. Zira zaman zaman aşiret liderlerinin farklı siyasi partilerle olan görüşmeleri kulis bilgilerinden bizlere ulaşan bilgiler.

Muhafazakar kürt seçmenin çekimser kalmasının ikinci nedeni Ak Parti içerisinde Bakanlık düzeyinde yeterince temsil edilmediklerini düşünmeleridir. Yani kabinenin Rize ağırlıklı karadeniz bölgesinden oluşması.

Tabi son yapılan zamların halka gerektiği kadar iyi anlatılamaması Ak Partiye oy kaybettiren ya da çekimserliğe götüren diğer bir neden.

Gelelim İyi Parti ve Akşener’e… genel olarak MHP’den aldığı oylarla grup kurarak mecliste temsil yetkisi yaklayan İyi Parti seçimin en kilit partisidir.

Daha evvel Bahçeli’nin ” eve dön” çağrısına olumlu cevap vermeyen Akşener belki ileriki süreçte bu çağrıya kulak vererek eve döner.

Bu gerçekler içerisinde Ak Parti belli başlı problemleri hallederek seçime girerse yine birinci parti olarak sandıktan çıkacaktır.

Bu şekilde seçime girilmesi durumunda Ak Partinin seçimi kazanma şanşı çok zor gibi duruyor. Halkın içerisinden biri olarak ve zamana zaman kamuoyu nabzını tutan bir gazeteci olarak küskünlerin ve kırgınların sayısı hiç de azımsanmayacak kadar az değil.

Bunun birincil sebebi de Erdoğan’dan ziyade Erdoğan’ın görev verdiği ekibin halka inememesi ya da halk tarfından bir karşılığının olmamasıdır.

Türk halkı, Ak Partinin oniki yıllık hzimetlerini, dokunuşlarını, samimiyetini, Türk halkına olan bağlılığını özledi.

Çözüm Erdoğan’da, çözüm Erdoğan’ı mahçup etmeyecek; bu ülke için, ümmet için çalışacak samimi kadrolarda.

Zaman geri dönüşü olmayan en değerli hazinedir. Bu süreçleri çok düşünceli ve yüksek kazanımlarla geçirmeliyiz.

Bunu yapacak partide Türkiye’nin partisi olur, Türk halkının partisi olur.

Selam ve dua ile Allah’a emanet olun.

 

Devamını Oku

UKRAYNA İŞGALİNİN İNSANLIK DIŞI UYGULAMALARI!

UKRAYNA İŞGALİNİN İNSANLIK DIŞI UYGULAMALARI!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

İşgalin getirdiği dramlar hiç şüphe yok ki insanlık adına çok büyük yıkımlar, trajediler barındırmaktadır.

Avrupa ve Amerika bunu daha yeni hissetse de Türkiye, Araplar ve doğu ülkeleri uzun yıllardır bu acıyı, bu dramı en derinden hissediyor.

Haksız Ukrayna işgali hiç şüphe yok ki Rusya’nın daha etkin çözümler üzerinden halledebileceği bir problem iken, bugün bir ülkenin yok oluşuna kadar ilerleyen bir durumu  yansıtmaktadır.

Hesaplar şaştı, düzenler değişti. Rusya hedeflerinden uzak bir şekilde yıkmaya, vurmaya ve öldürmeye devam ediyor. Hesaplar uzadıkça yıkım ve acılar da artarak devam ediyor.

Batı ve Amerika hedeflerine ulaşarak Rusya ve Ukrayna’yı bir savaşın içine soktular. Ukrayna milli mücadele ruhu ile ve Amerika- Batı desteği ile Rusya’nın planlarını bozarak ciddi bir mücadele sergiledi.

Durum Rusya açısından çığırından çıkarak yüZlerce tank, helİkopter ve uçak kayıpları verdi. Bu durum Rusya’nın işgali daha sert ve acımasız bir hale getirmesine neden oldu.

Toplu mezarlar ve katliamlar ortaya çıkmaya başladı ve ileriki süreçte çıkacakta. Artık Rusya son nokta olan kimyasal silah kullanma yönünde işaretler vermeye başladı.

Ukrayna radyosuna konuşan ülkenin kuzeyindeki Sumi bölgesinde bulunan Trostianets’in belediye başkanı Yuri Bova, bir süre önce Rusya’nın ele geçirdiği Bilka köyünde kimyasal silah kalıntılarının bulunduğunu belirtti.

Bova, sarin gazı ve diğer zehirli maddelerin de bulunduğunu belirterek, “Bilka’da kimyasal silah kalıntıları bulduk. Tüpler gördük. Ukrayna Güvenlik Birimi şu an bu konu üzerinde çalışıyor” dedi.

Haberi uluslararası kamuoyuna aktaran The Guardian gazetesi bu iddianın henüz doğrulanmadığına dikkat çekerken geçen hafta Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski de Rusya’nın kimyasal silah kullanmaya hazırlandığını öne sürmüştü.

Bu olay Rusya’nın ne olursa olsun galibiyet uğruna he türlü insanlık ve savaş dışı silahları kullanacağının işareti olarak görülebilir.

Bundan sonraki süreç Ukrayna’daki siviller için çok daha tehlikeli bir dönemin geleceğini gösteriyor. Bu da daha fazla dram, daha fazla trajedi demek.

Bu nedenle Türkiye savaşın ortaya koyacağı yıkımı ve dramı görmüş, işgal anından itibaren yapıcı tutumu ile tüm ülkeler arasında takdir toplamıştır. Lakin bu süreçten sonra daha fazla çalışmalı ve uğraşmalı.

Zira Rusya gün geçtikçe daha fazla acımasız daha fazla yıkıcı oluyor. Bir ülkenin yok oluşu dini, siyasi, rengi gözetmeksizin engellenmelidir. Çünkü insan olmak, canlı olmak her şeyin üzerindedir. Ve canı ancak onu yaradan yüce Allah alır.

Selam ve dua ile Allah’a emanet olun.

 

Devamını Oku

TÜM DÜNYA TEK ÜLKE OLABİLİR!

TÜM DÜNYA TEK ÜLKE OLABİLİR!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Teknoloji o kadar hızlı ilerliyor ki, artık gelişimleri ve değişimleri yakalamak nerede ise imkansız hale geldi. Bu değişimler internet alt yapısı sayesinde anlık olarak dünyanın her yerinde görülebiliyor.

1900 lü yıllardan bu zamana kadar teknolojinin bu kadar  hızlı gelişeceğini birileri söylese herhalde kimse inanmazdı.

Düşünün 1900 lü yılların başındasınız size birileri gelip diyor ki ileride telefon diye bir şey çıkacak görüşeceksiniz konuşacaksınız. Herhalde bu söylemi espri olarak alır gülerdik.

Günümüzde bu yenilikler artık takip ve tasavvur edilemeyecek boyuta ulaştı.

Çok kısa bir zamanda ulaşımların hava yolu ile kişisel olarak yapılması an meselesi. Yani Dron aracınıza atlayıp ben bu hafta sonu bir memleket yapayım diyebilme lüksüne kavuşacağız. Yani artık mekanlar ortadan kalkacak.

Bir ileri adım çocuklarla Siçilya adasında bir gün gezi yapıp geleyim olabilir.

İNSAN ÖMRÜ UZAMAYA DEVAM EDECEK

Hemen aklınıza Allah’ın verdiği ömrü ondan başkası bilemez diye bir düşünce gelebilir. Doğru, lakin sağlık alanında yapılan büyük buluşlar insan ömrünün uzamasına neden olmuştur.

Kişisel gen tedavilerinin birey üstündeki tedavi başarısı günden güne artmakta. Artık insan genlerinin şifreleri çözülmüş durumda. Bu ölümü tabiki imkansız hale getirmez ölümsüz olan Allah’tır, lakin insan ömrünü ve ömür kalitesini uzatabilirsiniz.

Bir elli yıl sonra şu an duyduğumuz yüz yaş şaşırmalarını, yüzyirmi ve yüzotuz rakamları ile çoğaldığını görebilirsiniz.

ÜLKELERDE SINIRLAR SADECE PROSEDÜR OLARAK KALABİLİR!

Bu teknolojik gelişmeler ve hız doyumsuz,insan oğlunun daha geniş alanlara ulaşma isteğini sağlayacaktır. Dünyayı tek bir ülkenin ele geçirme durumu söz konusu olmadığına göre ülkeler arası dolaşımlar normal  hale gelecek, günlük giriş çıkışlar olacaktır.

Yaşlanan Batı ve Amerika’nın eski rağbetini kaybedeceği şüphe götürmez bir gerçektir. Ama gen çalışmaları sonucunda kendi ırkını kaybolma tehlikesine karşı klon yöntemi ile çoğaltan milletler veya ülkeler olacaktır.

Teknoloji aslında her ne kadar insan hayatını kolaylaştırıyor gibi gözükse de, benim tahminim insanlığı sonu gene teknoloji ile olacaktır.

Karbon salınımını bile kontrol altına alamayıp iklim değişikliği ile, geleceği tehlike altında olan insanoğlu, gene kendi yaptıkları ile dünyanın geleceğini daha hızlı mahvedecektir.

Ama ümit var olduğum tek nokta Türkiye’miz. İmanlı neslimiz, insanoğlunun geleceğininde garantörüdür. Bu gün olduğu gibi yarın da dünyanın ve insanlığın geleceği için varoluş mücadelesini vercek  tek millet olacaktır.

Selam ve dua ile, daha refah daha mutlu bir dünya için, Allah’a emanet olun.

 

 

 

 

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.