DOLAR 15,5727 0.58%
EURO 16,2603 0.86%
ALTIN 898,84-0,31
BITCOIN 4651041,27%
İstanbul
20°

AZ BULUTLU

02:00

İMSAK VAKTİ

ERTAN ŞİMŞEK

ERTAN ŞİMŞEK

07 Ekim 2021 Perşembe

CANIM OKUYUP DA NE OLACAK Kİ!

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Her an ve her saniye değişiyoruz. Gece 22:00 daki haber akşam bayatlaşıyor. Hücrelerimiz her altı saatte bir değişiyor. Aynı kişiyle ikinci kez tokalaştığımız da bile elimizdeki hücrelerin bir kısmı değişmiş oluyor. Fiziksel değişimin yanı sıra düşüncelerimiz değişiyor, zevklerimiz değişiyor, ilgi alanlarımız değişiyor. İlimler gelişip, fenler harikalar meydana getiriyor, telekomünikasyon hızla hücrelerimize kadar giriyor ama bizler hala okumuyoruz.

Canım okuyup da ne olacak ki, okuyanların hali ortada… Okumak yada okumamak için sebeplerimiz var bizim. Ekonomik, sosyal ve kültürel çevre etkili oluyormuş okumak üzerine. İnansınlar ve sevsinler sizi…

Cemil Meriç gözlerinin rahatsızlığı pahasına okumuş. E okumuşta ne olmuş. Canım bu farkı anlamayanlara değil sözümüz. Onlar hemen bu yazıyı okumayı bırakıp sanal alemin başka bir çöplüğüne doğru hızla koşabilirler. Yine Cemil Meriç odanın ışığı okumasına yeterli olmayınca odanın ortasına sandalyesini çeker ve ampulün tam altında okumasına devam eder. Rahatsızlığı ilerleyince ortaya bir masa koyar ve onun üzerine bağdaş kurup okumasına devam eder, ancak bir süre sonra bu tedbir de yeterli olmayınca masanın üzerine bir sandalye yerleştirirler ve koca insan, masanın üzerinde ki sandalyede okumasına devam eder. Hayal edebiliyor musunuz? Bir oda, ortasında bir masa, üzerinde bir sandalye ve üzerinde Cemil Meriç oturuyor ve bunları sadece kitap okumak için yapıyor. Gözlerinin ışığı kaybolunca yanı başında dostları yine ona kitap okuyor ve bu şekilde hem dinliyor hem de kitap yazıyor. Ve bildiğimiz kadarıyla Cemil Meriç’in yirmi bin adet kitabı var kütüphanesinde. Ne yani iki metre elektrik kablosu alıp ampulü aşağıya indirerek okuyamaz mıydı? Rahmetli geçim sıkıntısı ve kitap masraflarından bu parayı bulamamış hayatında.

Gözlerinin ışıl ışıl aydınlığına rağmen gönüllerinin ve ruhlarının aydınlığı kaybolmuş yada hiç bu aydınlığı bulamamış insanlar ne yapsınlar ki ?. Onlar bir gün akılları başlarına gelince oturup nasipsizliklerine ağlasınlar. Ne diyebiliriz ki başka…

Başarı ve yükseliş hiçbir zaman tesadüfi bulunmamıştır.

Hiç kimse ormandan geldiği gibi, ağacın kağıt olduğuna şahit olmamıştır. Ama hep kendinin bir anda OLACAĞINA inanmıştır safça…

 

 

Devamını Oku

KARİYERİNİZİ KORUMANIN YOLLARI

0

BEĞENDİM

ABONE OL
  1. İnsanlarla Basarılı İletişim Kurmamak
    Harvard Business Review and Fast Company dergilerinde yayinlanan yazilar, insanlarin sevilebilir ama az yetenekli kisileri, çok becerikli ama sevimsiz kisilere tercih ettigini anlatan yazilarla dolu. Arastirmalar,sevilmeyen bir elemanin isini ne kadar iyi yaparsa yapsin, arkadaslari tarafindan dislanacagini ortaya koyuyor.

    2. Ekip oyuncusu olmamak
    Kimse bir primadonna”nin karsisinda kendisini rahat hissedemez. Bir ekip oyuncusu oldugunuzu ortaya koymak için, patronunuza bir yildizmis gibi davranin, kalbinizin sirketin iyiligi için çarptigini kanitlayin.

    3. Verilen sürelere uymamak
    Sirketler güvenecekleri insanlara ihtiyaç duyarlar. Zamanlamalara uymamak profesyonel bir tavir degildir. Ayrica, diger çalisanlarin programlarini allak bullak eder ve patronu kötü duruma düsürür. Söz verirken en iyi çözüm, yapabileceginizin altinda vaatlerde bulunup, çok daha fazlasini sunmaktir.

    4. Çalisma saatlerinde özel isler yapmak
    Sirketin e-mail ve telefon sistemleri sirket isleri içindir. Kisisel telefon görüsmelerinizi az ve kisa yapmaya çalisin. Duygusal konusmalarinizi asla sirkette yapmayin. Bazi sirketlerin silinen e-postalari bile okuyabilecek bir altyapisi oldugunu unutmayin. Patronunuzun okumasini istemeyecegi hiçbir mektubu, sirket bilgisayarindan göndermeyin.

    5. Kendini çevreden soyutlamak
    Sirketinizde ve sektörünüzde çalisanlarla iliski içine olun. Izole yasamayin. Bilgi sahibi olmak, ofis politikalarindan yara almadan çikmaya yardimci olur.
    Arastirmalar basarili bir iliskiler agina sahip olan kisilerin daha basarili ekipler kurdugunu, iyi performans degerlendirmeleri aldigini, bunun sonucunda da daha yüksek kazanç elde ettiklerini ortaya koyuyor.

    6. Ofis aski yasamak
    Yerinde bir ask iliskisi yasamak hiç de iyi bir fikir degildir. Patronunuzla bir ask yasarsaniz, basarilariniza süpheyle yaklasilir. Size bagli olan bir kisiyle çikarsaniz kendinizi çesitli suçlamalarin odaginda bulursunuz. Eger isler kötü giderse, herkesin yasayacaginiz tatsizliklara tanik olacagini unutmayin.

    7. Riskten veya basarisizliktan korkmak
    Eger siz kendinize inanmazsaniz, kimse size güvenmeyecektir. Yapabilirim tavrini benimseyin ve risk alin. “Bunu hiç yapmadim” demek yerine, “Nasil yapilacagini ögrenecegim” demeyi seçin. Hata yaptiginizda, itiraf edip, yolunuza devam edin. Her durumdan bir sey ögrenmeye çalisin.
    Unutmayin, zamanla riskten kaçmak, kariyerinize hata yapmaktan daha fazla zarar verecektir.

    8. Hedef sahibi olmamak
    Basarisizlik amaciniza ulasmamak degil, ulasacak hedefe sahip olmamaktir. Kendinize hedefler koyun ve günlük aktivitelerinizi onlara ulasacak biçimde düzenleyin. Önceliklerinize karar verin.

    9. Dis görünüsü ihmal etmek
    Dis görünüse önem verirler. Ise uygun olmayan giysilerle veya hirpani görünümlü gitmeyin. Küfürlü ve argo konusmaktan kaçinin. Becerikli, saglam karakterli ve çaliskan bir insan görüntüsü vermek istiyorsaniz, o dogrultuda bir imaj gelistirin.

    10. Dedikodu yapmak
    Nerede, kime ne söylediginize dikkat edin. Sirket sirlari, çalisma arkadaslarinizin özel yasamlari veya patronunuz hakkinda bosbogazlik etmeyin. Dedikodu isinize mal olabilir.

Devamını Oku

ERTELEME ÜŞENME VAZGEÇME

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Ümidin yoksa depresyonun var demektir!

İnsan enerjisi bir şeylerin iyileşmesine olan inancının azalmaya başlamasıyla dibe vurmaya başlar. Her şey artık onun için bir eziyet ve yapılması ve de aşılması zor dağlar gibidir.

Yatmakta zor gelir kalmakta . Sevdiğin, annenin veya sevgilinin davetine gitmekte. Ümitle birlikte kaybolan tek şey ümidin kendisi değildir. Aynı zamanda anlam da kaybolur. Anlam kaybolduğunda insan yaşama amacını da kaybeder ve zaman beyhude bir şekilde geçer.
Heyecanın iki uçlu bir değnektir.

Bir uçta yapmak istedikleri için derin bir sabırsızlık duyan, diğer tarafta günü ertesi saati, ayı, yılı iple çeken ve projelerini adım adım hayata geçirmek için yerinde duramayanlar vardır. Her iki ucun ortasında vasat dediğimiz, denge ismini verdiğimiz kişiler vardır.

Heyecanın bir numaralı ucunda, yapmak için derin bir sabırsızlık duyanlardır. Bu gruptakiler şaşkın bir telaş içinde değil, olgun bir sabrı yaşayanlardır. Onlar için yapmak istedikleri şey çok büyük ve ağırdır. Bu şeyi bir halat ile kendilerine doğru çekmektedir. Halat ellerini çok acıtsa da halatı hiç bırakmadan büyük bir inanç ve sabırla kendilerine doğru çekmekte ve hedeflerine yaklaşmaktadır. Heyecanın diğer ucunda her şey için geç olduğunu düşünen bir grup insan vardır. Bunlar yaşlarından bağımsız her şey için geç olduğunu düşünürler. 25 yaşında olup master için geç diyenler de olabilir; 40 yaşında olup iş kurmak için geç diyenler de, 45 yaşında olup evlenmek için geç diyenler de olabilir. “İşte her şey için geç” diyenlerin hepsinin ortak özelliği, yapmak istedikleri şey için umutlarının kalmamış olmasıdır. Henüz depresyona girmedilerse de kısa süre sonra depresyona girme potansiyeli de taşırlar.
Kendilerine yeni bir yaşam kurmaya başlayan, dünya çapında başarı elde etmiş birkaç insandan söz etmek istiyorum.

Bizim coğrafyamızdan en ilginç başarı öykülerinden biri Mimar Sinan’ın başarı öyküsüdür. Profesyonel mimarlık kariyerine 50 yaşından sonra başlayan Mimar Sinan, öncesinde at üstünde kılıç sallayan bir asker ve devşirme bir yeniçeri olduğunu çoğu kimse bilmez. Mimarlık kariyerinin çıraklık eserim dediği eserini 50’sinden sonra vermiş olması, onun alçakgönüllülüğünü değil, mimarlığa yeni başladığını gösterir. Ümidini kaybetmeyen genç ihtiyarlar kulübünün üyelerinin isimlerini biliriz; ama yaşlarını bilmeyiz. Kolomb, Amerika’yı keşfe çıktığında 50’sini geçmişti.

Pasteur, kuduz aşısını bulduğunda 60 yaşındaydı.

Verdien büyük eseri Fallstaf’ı yazdığında 80 yaşını geçmişti.

Afrika’da hastaneler kuran ve ömrünün son günlerine kadar ameliyat yapan, katkıları dolayısıyla Nobel Barış Ödülü alan Albert Schweitzer  90’larına yaklaşırken hâlâ çalışıyordu.

Peter Drucker, ’başyapıtım’ dediği  21. Yüzyıl İçin Yönetim Tartışmaları-Management Challenges for 21st Century” isimli kitabını yazdığında 90 yaşını geçmişti. Yukarıdaki paragraftaki kişilerin elli yaşından sonraki yıllarda yaptıklarını dikkate alacak olursanız, hiçbir şey için geç değildir.,

Devamını Oku

Sosyal Medyada Çocuğunuzun Nelerini PAYLAŞMAMALISINIZ!!!

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Bıçak iki türlü kullanılabilinir.Ekmek dilmek yada adam yaralamak için.

İşte Sosyal Medya Paylaşımları da aynen böyle. Söz konusu çocuklarsa bu daha da vahim veya tehlikeli boyut almaktadır.

Sosyal medyada yediğimiz ,içtiğimiz, gezdiğimiz konularda çocuklarınızın fotoğraflarını paylaşırken çok ama çok dikkat etmelisiniz.Çünkü bunları paylaşırken onları nasıl güvensiz ortamlara ittiğinizin ,tehlikeli yollara soktuğunuzun ve art niyetli kişi ve oluşumlara kendi elinizle verdiğinizin bilincinde olmalısınız.

Anne babalar gün boyunca kendi fotoğraflarını paylaşırken çocukların fotoğraflarını yayınlayarak onları tehlikeli sulara atıyorlar.

Doğum günleri ,deniz fotoğrafları gezi veya arkadaşları ile olan pozlarını deniz hallerini mutlu mutsuz anlarını  ve özel durumlarını yayınlayarak bir nevi savunmasız hale kendi elleri ile getiriyorlar.

Bu paylaşımlar bir sapığın hedefi haline gelirken farklı ard niyetli kişilere kapı aralıyor.

Evet, görünüşe bakarsanız çok masumane ve iyi niyetli paylaşımlar!

Ancak bu masumane paylaşımlar Anne ve babanın farkında olmadan   kimlerin ve nerelerde görüntülendiğinin  farkında değiller

O halde;

Sosyal Medyada Çocuğunuzun Nelerini paylaşmamanız gerekir!

1-Havuz -Banyo-Deniz Fotoğraflarını

Yüzerken ,banyo yaparken veya çıkarken veya havuz halinin çıplak fotoğraflarını paylaşmayın..

Çok mahsun görülen bu paylaşımlar çocuk pornosunun yakın takibindedir..Uyarıyoruz!

2-Çocuğunuzun Problemli Hallerini

Çaresiz ,korumasız ve problemli hallerini paylaşmayın.Çünkü ileride çocuğu küçük  ve etkisiz duruma düşürecek bu paylaşımlardan dolayı ağır travmatik durumlara karşılaşabilirsiniz. Biz buna  “online Utandırma” diyoruz.

Bu aile içi mahremiyeti ortadan kaldırıyor ve iletişim çatışmalarına sebep veriyor..

3-Bebeklik Fotoğraflarını paylaşmayın..

Bütün uyarılarıma rağmen 3 günlük  bebeğin resimlerini bile paylaşıyorlar…

Çoğu kez ufak yaşta bebekken güldüğümüz çocukların bazı pozları vardır .Çişini yaparken tuvalette veya tuvaletten çıkarken…… gibi resimler sıkça paylaşılıyor.

 

4-Hasta Hallerini paylaşmayın…

Eğer bir anne veya baba çocuğunun hasta hallerini yayınlıyorsa ..bu çocuğu üzerinden  ilgi çekmeye veya önemsenmek istediğinin bir davranışıdır..

Çok önemsenmek ve ilgi çekmek istiyorsanız bunu çocuğunuzun  hasta ve  rahatsız hallerini paylaşarak değil  yazılı olarak ufak bilgilendirme notu paylaşarak yapabilirsiniz..,

 

5-Çocuğunuz Hakkında özel bilgileri paylaşmayınız…

Çok insanın izlediği bir filim vardır” Ev de tek Başına”.

Aileler maalesef  fark etmeden çocukların özel hallerini paylaşıp çekim oluşturuyorlar.

Yani ” gidin evde tek o  kimse yok ,istediğinizi yapın”…

Bilinçsizce yapılan bu paylaşımlar ard  niyetli ve bu işin organizatörlerine açık kapı  açmış oluyorlar

5-Başka çocukların fotoğraflarını paylaşmayın..

Gerek siz gerekse sizin çocuğunuzun fotoğraf veya videolarını paylaşmayın veya izin vermeyin.

Sizin izniniz olmadan sakın tanıdığınız kişiler olsa bile sizin çocuğunuzun  görüntülerini paylaşmasına izin vermeyin.

Çünkü sizin ve ya onların takipçilerinden sizi veya onları zora sokacak kişiler olduğu varsayımını bilmeniz gerekir.

 

Sonuç olarak

” Maşallah nazar değmesin “cümlesini çok kullanırız.

Eğer tedbir ve yazdıklarımızı dikkate almaz iseniz nazarı bilmem ama “ONLİN “nazar ciddi ciddi değer bilginiz olsun..

Devamını Oku

MÜHENDİS ADAYLARINA TAVSİYELER

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Mühendis oluyorsunuz, olmak istiyorsunuz, olmuş ama kendinizi öyle hissetmiyorsunuz, olmamış-olmayacak ama kendini mühendis hisseden adaylara …..

İdealist değilseniz olmayın. Yoksa küçük ve ya orta ölçekli bir şirkette ayak işlerine bakan elemandan öteye gidemezsiniz. Ya da devlete girer kâğıt işlerine bakarsınız.

Kontratınıza uygun çalışın. Her gün burada şikâyetçi olunan o iş yerindeki pis kadın gibi dedikodu yapmayın. “o 7 saat 50 dk çalışıyor ben de erken çıkayım” demeyin. Gözlerinizi kapatın, vazifenizi yapın.
Kimseyle kıyaslamayın kendinizi. Kimisi patronun oğludur, kimisi üç master’lı adamdır. Siz kontratınızdaki kişisiniz.

İşinizle mutlu olmak için insanlarla değil projelerle çalışmayı öğrenin. İşinizi tam yaparsanız herkese hesap sormaya hakkınız olur.
Garanti meslek kavramını unutun

Mühendislik sizi rezil de eder vezir de. Yeri gelir öğretmen maaşına imrenirsiniz, yeri gelir doktorun bir aylık maaşını bir günde yersiniz. Yani sürekli çalışın, yenilenin ve sektörünüzü iyi takip edin.

Teorik bilgilerle iyi mühendis olmak imkânsız. Pratik bilgileri piyasadan mutlaka edinin. Malzeme her ne ise bire bir görmeniz gerek. Öğrenirken ustalara, kalfalara sormaktan çekinmeyin. Konu ile ilgili dünya’daki gelişmeleri takip edin.

Bilgisayarda çizim programlarını bilmeniz şart. Yabancı dil de öyle. Mizah yeteneğine sahip, esprili ve sosyal insan olmaktan uzak kalmayınız

Bölümü kazanmak ve okulu bitirmek, sizin zeki olduğunuzu göstermez yani…

Kendinizi geliştirebilirseniz ve bu gelişimin bir sınırının olmadığının bilincine varırsanız hiçbir zaman iş, para, imkan gibi sıkıntılar çekmeyeceğinizi bilin.

Java yı yutun efenim. Hâlâ mezun olupta ” Java ne …..” kafasındaysanız java’yı unutun efendim.

İngilizce dünya dili, Almancada sanayi dilidir.

Pirelli’de çalışmak istiyorsan İtalyanca bilmek şart.

Metalürji mühendisi isen erp/mrp öğren.

Makine mühendisi isen; ustabaşlarıyla, işçilerle iyi geçin. İnsanları idare etmeyi öğren. Yani ne yönetime karşı tavırlı ol ne işçilere karşı. Burnun havada olmasın. Okuldan bildiklerinle sahadaki çok farklı.

Artistlik yapmayın. Sizin gibi yüzlerce insan var. Rakipleriniz boş durmuyor

 

 

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.