DOLAR 15,5682 0.55%
EURO 16,2533 0.81%
ALTIN 899,50-0,24
BITCOIN 4640290,84%
İstanbul
20°

AZ BULUTLU

02:00

İMSAK VAKTİ

DR.FEVZİ ÖZGÖNÜL

DR.FEVZİ ÖZGÖNÜL

12 Mayıs 2022 Perşembe

GAZ VE ŞİŞKİNLİĞİ YOK EDEN YOĞURT TARİFİ !

GAZ VE ŞİŞKİNLİĞİ YOK EDEN YOĞURT TARİFİ !
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Sindirim sisteminde oluşan gaz şikayeti tek bir nedene bağlı olarak oluşmaz. Gaz oluşumunun birçok sebebi olabilir. Hızlı yemek yediğimizde yuttuğumuz hava nedeniyle bir sıkıntı ve gaz şikayeti olabildiği gibi… Sindirim problemlerinden kaynaklanan, içtiğimiz gazlı içecekler ya da bikarbonat gibi geçici gaz oluşturan içecekler nedeni ile de gaz şikayetimiz oluşabilir. Bunu önlemek için ya bu içeceklerden uzak durmamız gerekiyor ya da yemek yerken biraz yavaş hareket etmek.Çok fazla hava yutmamızı engelleyerek  gaz şikayetinden de nisbeten kurtulabiliriz

Fakat engelleyemediğimiz sindirim problemine bağlı olan gaz oluşumları da vardır. Bunlar için sindirim sistemini güçlendirmek, vücudun gerekli enzimleri üretmesini  sağlamak ta gaz oluşumunu engelleyebilir. Bazı yiyeceklerden uzak durmak, yada yiyecekleri pişirirken göstereceğimiz özen gaz şikayetinin en aza indirilmesini sağlayabilir

Fakat ne yaparsak yapalım bir türlü kurtulamadığımız ve bizi sosyal ortamda rahatsız eden özellikle kötü de kokan gaz şikayeti, sindirim sistemindeki bozulmayı işaret etmektedir. Sindirim için gerekli olan enzimlerin üretilmemesi, bağırsak florasını oluşturan dost bakterilerin, özelliğinin bozulması ve patojen tabir edilen bakteri ve mantarların yerleşmesi, bu kötü kokulu gaz şikayetinin oluşmasında baş rolü üstlenirler. Bu gaz şikayetinden kurtulmak biraz zor da olsa size önerdiğimiz bu karışımla gaz şikayetinizi en aza indirmeniz mümkündür.

Tabii ki sadece bunu kullanmak yetmeyebilir. O  nedenle şimdi sıralayacaklarımıza da dikkat etmeniz gerekecektir.

1-    Yiyecekleri her lokmada en az 10 kez çiğnemek.

2-    Lokmaların birisi yutulmadan ikincisini ağzımıza almamak.

3-    Sindirimi kolaylaştırmak düşüncesi ile soda diye tabir ettiğimiz, bikarbonat içeren ve geğirmemizi sağlayan içecekleri hemen yemeğin üzerine içmemek, ( Gerçek maden suyu bu gruba girmemektedir )

4-    Yemeklerden sonra az da olsa yürüyüş yapmak ya da en azından oturduğumuz yerden kalkmak.

5-    Yemeklerde sindirimi kolaylaştıran ve özellikle probiyotik içerdiğini bildiğimiz, turşu, peynir, ev yoğurdu, sirke gibi fermente ve probiyotik  içeren gıdaları tüketmek.

6-    Ara öğünlerden uzaklaşmak ve gündüz ağırlıklı düzenli bir beslenme sistemine geçmek.

7-    Muhtemelen bize gaz yapan yiyecekleri tanıdığımızı bilerek bu yiyeceklerden uzak durmak.

Aşağıdaki karışımında özellikle yemeklerden sonra tüketilmesi çok yararlı olacaktır.

GAZ GİDERİCİ YOĞURT TARİFİ

Malzemeler: 1 çay kaşığı rezene tohumu , 1 çay kaşığı dereotu tohumu,1çay kaşığı Frenk kimyonu,1 çay kaşığı anason ve yoğurt

Yapılışı : Kasenin içine belirtildiği miktarda malzemeleri koyup karıştırın ve yemek sonrasında tüketin. Yoğurt yerine isteyenler su ile de bu karışımı yapabilir.

Devamını Oku

BAYRAM AKŞAMI HAFİF PİŞMİŞ SEBZE YEMEKLERİ TÜKETİN !

BAYRAM AKŞAMI HAFİF PİŞMİŞ SEBZE YEMEKLERİ TÜKETİN !
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Ramazan ayının artık sonlarına doğru yaklaştık. Bu ay boyunca uzun süre aç ve susuz kaldık, ibadetlerimizi yerine getirdik. Böylelikle hem sevap kazandık hem de vücudumuzu resetleyip daha sağlıklı bir sindirim sistemine kavuştuk. Ramazan Bayramının ilk gününden itibaren oruçlu beslenme biçminizden çıkıp eski düzeninize geçeceksiniz. Ramazan boyunca sindirim sisteminiz güçlendi. Bu sayede gece geç saatlerde yemek yeseniz bile yediğiniz yiyecekler çok daha iyi sindirildiği için sindirim sisteminiz rahatsız olmadı. Bayramda normal düzenimize dönememize rağmen bu Ramazan boyunca edindiğimiz güzel alışkanlıklara devam etmemiz gerekiyor. Bu alışkanlıklara gelince; Ramazan ayı içerisinde edindiğimiz en güzel alışkanlıklardan biri ara öğünlere ihtiyaç duymadan kendimizi daha sağlıklı hissettik ve günde sadece iki öğün beslenerek lüzumsuz yemek israfından kurtulduk. Bedenimiz düzenli saatlerde yemek yemeye alıştı ve sindirim sistemimiz dinlenerek kendisini yenileyebildi. Kötü beslenme alışkanlıklarından da uzaklaştık.

    Bayram namazını kıldıktan sonra Ramazan ayı boyunca sahurda yaptığımız gibi güzel bir kahvaltı ile güne başlayalım.

·         Kahvaltı yaptıktan sonra öğlen öğününe kadar geçen zamandaki arada bir şey yememeye özen gösterelim. 

·         Sabah içecek tüketebilirsiniz fakat yiyeceklerden uzak durmaya özen gösterelim.

·         Öğlen vaktini mutlaka kendimize ayıralım ve güzel bir öğlen yemeği yiyelim. Öğlen yemeğinden sonra en az 3-4 saat hiç bir ziyaret gerçekleştirmeyelim.

·         Bayramı bu şekilde sorunsuz atlattıktan sonra akşam mümkün olduğunca hafif pişmiş sebze yemekleri ve çorba türü yemekler ile geçiştirelim.

Geceleri pişmemiş sebzelerden yani salatalar ve meyvelerden uzak durmamız gerekiyor. Eğer bu kurallara uyarsak ve aralarda bir şey yemezsek uzun yıllar sağlıklı yaşayabiliriz ve her yıl Ramazan ayında çok daha rahat orucumuzu tutabiliriz.

Devamını Oku

BAHAR AYLARINDA SEBZE VE MEYVELER NASIL TÜKETİLMELİ ?

0

BEĞENDİM

ABONE OL

”Pek çok sebzede pişirildikten sonra vitamin ve mineral değerinde oldukça ciddi azalmalar meydana gelir.” 

Mesela C vitamini bakımından zengin brokolinin sadece 3-4 dakika haşlanması veya buharda pişirilmesi C vitamini değerinin yaklaşık %25 azalmasına neden olur. Daha uzun sürelerde pişirmek ise (10-20 dakika) vitaminin %50’sinin kaybolmasına yol açar. Bu nedenle, vitaminin tam olarak alınabilmesi için sebze ve meyvelerin çiğ ya da çok az pişirilerek tüketilmesi önerilmektedir. Önceden pişirilen ve dondurulmuş olarak satılan sebzeler normal C vitamini değerinin sadece 1/3’ünü içerir.

Bu nedenle özellikle salata şeklinde yenilebilecek sebzeleri pişirmeden tüketmek, meyveleri de taze olarak yemeklerle birlikte yemek, yiyecekler ile birlikte çok daha fazla vitamin almamızı sağlar.


Yemeklerde kullanacağımız sebzelere gelince;

 

         İlk baharda yeşil yapraklı sebzeler gözdedir.

Marul, ıspanak, maydanoz, fesleğen gibi yeşilliklerin yanında

Havuç, kuşkonmaz, enginar, bakla, bezelye, roka, semizotu, taze sarımsak, biberiye, tere, kekik ve taze soğan sofralardaki yerini alır.

Mandalina ve portakal son demlerini yaşarken, muz ve elma sofradaki yerini korumaya devam edecektir.

Güneşin yükselmesi ile domates de yenilebilecek sebzeler arasında bulunur.

Bahar aylarının en gözde yemekleri arasında bol yeşillik içeren sebze yemekleri önceliklidir.

Kesinlikle bezelyeyi, baklayı, kuşkonmazı, Barbunyayı, brokoliyi, karaciğer dostu enginarı haftanın 6 gününe yaymanızı öneririm.

Her yemekte kullanacağımız, biber, tere, maydanoz, havuç, güneşten yeterince nasibini almış domates, roka da sofralardan eksik kalmamalıdır

Çok kısa süren mevsimi nedeni ile karaciğer dostu enginarın hemen hemen her zerresinden yararlanmak için enginarı pişirirken, ege usulü yaprakları ile birlikte pişirmenizi öneririm. Sadece dip kısmı besleyici olabilir fakat küçük bireylere yapraklarının dip kısımlarını sıyırmayı öğretirseniz, hem burada hapsolan değerli bölümleri midelerine indirdirerek bağışıklık sistemlerine ve karaciğerlerine ekstra destek olurlar. Üstelikte küçük yaşta tutumlu olmayı ve yedikleri yiyeceğin her tarafından yararlanmayı önerirler.

Etli, tavuklu veya kıymalı bezelye de çok güzel bir öğündür. Yanında güzel bir pilavla hem yüksek enerji hem de besleyici bir yiyeceğe kavuşmuş ve bahar aylarındaki canlanmayı vücutlarında yaşamış olurlar.

Bahar aylarında hem protein hem de vitamin mineral almak, vücudun değişen hava koşullarında güçlenmesine de katkı sağlamaktır. Bu yüzden yemeklerde alınacak proteini de eksik etmemeliyiz. Çünkü küçük bireylerin baharda dışarıda oynarken çok miktarda enerjiye ihtiyaçları olacaktır.

Yoğurtlu bakla ve bol domatesli mevsim türlüsü de güzel bir alternatiftir.

Bahar aylarında hem çocuklarımızın hem de bizim enerjik olamamızı sağlayan bir diğer önemli besin de, Çiğ olarak tükettiğimiz ve sabah harici ekmeğe alternatif olarak sofralarımızdan eksik etmeyeceğimiz Badem, Ceviz ve Fındık var.

Hem enerji hem omega 3 kaynağı olan bu yemişleri de öğünlerde eksik etmeyelim.

Günümüzde bağırsakların 2. Beyin olarak sıkça konusu geçiyor. Bağırsaklarımızın ve genel olarak sindirim sistemimizin en çalışkan bireyleri Probiyotik bakterilerdir. Bahar aylarını doğa gibi vücudumuzun da yeniden yapılanma ayları olarak değerlendireceksek bu aylarda beslenmenin yanında yediğimiz gıdaların sağlıklı sindirilebilmesi için Probiyotik destekleri de unutmamalıyız. Bir çok probiyotik gıda mesela lahana turşusu, sarmısak, soğan, peynir yoğurt dışında eczanelerimizde bulunan hazır probiyotik takviyeleri de destek olarak tüketebiliriz.

Devamını Oku

ACIKMADAN KOLAY BİR RAMAZAN GEÇİRMENİN 10 YOLU

ACIKMADAN KOLAY BİR RAMAZAN GEÇİRMENİN 10 YOLU
0

BEĞENDİM

ABONE OL
11 Ayın sultanı Ramazan ayı başladı.Ramazan ayında oruç tutanların yeme saatleri değişir. Büyük bölümünü oruçlu geçireceğiniz bu uzun günlerde doğru beslenerek ve sağlıklı olanları seçerek sindirim sisteminizi güçlendirebilir, vücudunuzu dinlendirebilirsiniz.
Ramazan ayını daha kolay geçirmek ve vücudunuzun iyileşmesi için bu mükemmel fırsatı kaçırmamak adına işte öneriler;
1-Mutlaka sahur yapın. Sahurda kahvaltılık ürünler, az yağlı etler veya çorba yiyin.
2- Sahurda meyveyi tercih etmeyin
3-Sahurda bol bol su için.
4- Ramazan pidesinde dikkat edin yalnızca iftarda ve az miktarda yiyin.
5-Orucunuzu açarken çok fazla su içmeyin 1-2 bardaktan fazla su beslenmenizi engeller.
6- Orucunuzu biraz zeytin,hurma veya bademle açtıktan sonra en az 5-10 dk dinlenin, biraz hareket edin.
7- Ana yemeklerden başlayarak iftarınızı yapın.
8-Tatlı yiyecekseniz ramazanın sultanı güllaçı tercih edin.
9- Kafeinli içecekler sıvı kaybına neden olacağından çay, kahve, kolalı içecekleri çok fazla içmeyin.
10-İftardan sonra mutlaka hareket edin imkanınız varsa teravih namazına gidin ve yürüyüş yapın
Devamını Oku

YEMEKTEN SONRA UYKUNUZ GELİYORSA DİKKAT !

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Kilo problemi yaşıyorsanız, yemeğin ortasında uykuya dalıyorsanız veya hemen sonrası aşırı bir uyku hali oluyorsa dikkatli olmanız gerekiyor.  

 

“Sindirim sisteminin enerji gereksinimi yediklerimizin miktarı ile de doğru orantılıdır”

“Eğer çok yüksek miktarda yemek yediysek sindirim sistemi daha çok enerjiye ihtiyaç duyar dolayısı ile bu ekstra enerji ihtiyacını karşılayabilmek için aktif olan sistemlerini kapatmak zorunda olduğu için kişinin uykusu gelebilir. Genellikle yemeği fazla kaçıran kişilerde yemek sonrası uyku hali oluşabilir.  Fakat yemeğin miktarının dışında içeriği de uyku getirmesi açısından önemlidir. Yediğimiz gıdaların içerisinde yüksek oranda karbonhidrat içeren gıdalar varsa, o zaman da aşırı insülin salınımı nedeniyle uykumuz gelebilir. İnsülin hormonunun aşırı salınımı seratonin hormonunu da tetikleyerek  (seratonin uykudan sorumlu hormondur ) yemek sonrası uyku halinin gelmesine neden olabilir.

“Eğer yemeği çok fazla kaçırmadıysanız yani midenizi normalden fazla yiyecekle doldurup sindirim sistemini zorlamadıysanız ve yediğiniz yiyeceklerin içerisinde çok fazla karbonhidrat içeren yiyecek ( tatlı, hamur işi gıdalar, pilav gibi çabuk şekere dönebilen gıdalar aşırı meyve tüketimi) yoksa işte o zaman dikkat etmeniz gereken bir rahatsızlık başlamış olabilir Buna insülin direnci diyoruz.” dedi.

İnsülin direnci olan kişilerde de yemek sonrası bir uyku hali olabilir. Hatta bu kişiler yemeğe başlar başlamaz halsizlik ve uyku hissedebilirler. Özellikle uzun bir süre aç kaldıktan sonra başladıkları yemekte ilk birkaç lokmadan sonra çok uykum geldi veya ben çok halsiz oldum diyebilirler. Bu tür bir durumla karşılaşıyorsanız çok dikkatli olmalısınız çünkü bu durum ileride sizin şeker hastalığına yakalanabileceğinizin belirtisidir.

Aslında bu tür bir durumda hemen endokrin uzmanı ile görüşmenizde yarar var. Fakat aile hekiminde yaptırabileceğiniz bir test ile sizin insülin direncinizin olup olmadığını anlamak bir hayli kolay” diye konuştu.

 İNSÜLİN DİRENCİNİZİ BU FORMÜLLE BULUN

“Sabah aç karına yaptırabileceğiniz bir test ile bunu çok kolay öğrenebilirsiniz. Aç karına kan şekerinize baktırın çıkan sonuç A olsun. Aç karına kan insülin seviyesini ölçtürün çıkan sonuç B olsun. Bu iki sonucun çarpımını  405 e böldüğünüzde çıkan sonuç sizin HOMA-IR sonucunuzdur yani insülin direnci sonucunuzdur. A X B = C / 405 = HOMA-IR. Normal kişilerde HOMA-IR 2,5 değerinin altındadır. Eğer sizin sonucunuz 2,5 değerinin üzerindeyse sizde bir insülin direnci başladı demektir. Eğer önlem alınmaz ise , hem kilolarınızdan kurtulamaz daha fazla kilo alırsınız hem de ileride şeker hastalığına ve beraberinde damar sertliği diye adlandırılan aterosiklerotik kalp hastalığına büyük oranda yakalanırsınız.

Eğer bu değerleriniz 2,5 seviyesinin çok fazla üzerinde değilse ve sizde de aşırı bir kilo fazlası yoksa yediğiniz gıdalardaki rafine şekeri ve rafine unu çıkarırsanız ve öğünlerinizi biyolojik saate göre ayarlarsanız bu durumu düzeltebilirsiniz. Çünkü doktora da başvursanız ilaç önermeden bu söylediğim değişiklikleri yaparak testi tekrarlamayı önerecektir.

Eğer HOMA-IR rakamı 2.5 seviyesinin çok üzerindeyse hatta 8-9 ve üzeri seviyelerdeyse hiç vakit kaybetmeden bir Endokrin veya Dahiliye uzmanından randevu almanızı öneririm.

 

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.