06 Mayıs 2021 itibariyle Covid-19 ile mücadelede aşılanan sayısı 24.278.962 kişiye ulaştı.

a İmsak Vakti 02:00
İstanbul 20°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
GÜNDOĞDU YILDIRIM

GÜNDOĞDU YILDIRIM

03 Mayıs 2021 Pazartesi

ALİ DERDİM!

1

BEĞENDİM

ABONE OL

Bir abi düşünün; çocukluğunuz, gençliğiniz beraber geçsin; bu güne kadar gelin ve bu güne kadar hiçbir kötü anınız olmasın; böyle bir şey mümkün mü? Evet! Mümkün! Düşünüyorum da, Abimle bir tane bile kötü anımız yok. Olmadı da… Aramızda hep bir sevgi ve saygı hâsıl oldu.

Abimi yakından tanıyanların da abimle kötü bir anısı olmadı. Konu, komşu köyde kim var kim yoksa işte, herkes tarafından sevildi Çünkü; abim, iyilik meleğiydi.

Çocukluk arkadaşları, okul arkadaşları, üniversite arkadaşları, öğrencileri, öğretmen arkadaşları hep övgü ile söz ederdi, abime “dürüst ve efendi insan” derlerdi.

Hem dürüsttü hem de iyi yürekliydi.

Hırs, kin, nefret, kötülük kitabında hiç yazmadı.

İyilik elçisiydi!

Sanki bu dünyadan değil de başka bir dünyadan gelmiş ve insanlara iyiliği, güzelliği, doğruluğu göstermek ve de öğretmek için görevlendirilmişti.

Sevgi meleğiydi!

Hiç karşılık beklemeden sevdi insanları.

Hoşgörülü, sevgi doluydu. Yardım severdi.

Ali derdim!

Abi değil arkadaş, can dost, yoldaştık.

Ne güzel günler yaşadık.

Hep sevgi büyüttük.

Hiçbir zaman kıskanmadı; hep yanımda durdu; destekledi, destek oldu.

Ta ki, 23 Nisan günü sabaha karşı, covit-19 salgın hastalığı onu aramızdan çekip alana kadar.

İyilik meleği toprağa düştü.

Biliyorum toprakta filizlenip yeşerecek, çiçek olup meyve verecek.

Diyeceğim odur ki: Ey insanlar ne olur kulak verin bana!

Dünyanın hızla kirlendiği, kötülüğün tavan yaptığı, nefes almakta zorlandığımız şu zamanda, iyiliğe çok fazla ihtiyacımız var. Gelin hep beraber iyilik için çaba gösterelim. Şiarımız iyilik olsun.

Ali abimin yürüdüğü iyilik yolundan yürüyelim.

İyilik kurtaracak dünyayı!

Bir buçuk yıldır devam eden her gün yüzlerce insanımızın canını alan Covit-19 salgını; bizlere, acıyı, paylaşmayı, sevgiyi, dayanışmayı; iyiliğin ne kadar değerli olduğunu öğretti.

Çaresiz değiliz. Birlikle başarabiliriz.

Ne olur Aliler ölmesin, ocaklar sönmesin.

Yeter!

 

 

 

 

 

Devamını Oku

GELECEĞE DAİR

3

BEĞENDİM

ABONE OL

1924 doğumlu babamın, günümüz teknolojisine bir türlü aklı ermedi. İş makinaları, arabalar, uçaklar, trenler, gemiler için “Bunlar nasıl icat edildi?” dedi. Kafasında hep sorguladı durdu.

Kilometrelerce uzaktaki bir olayı ya da filmi evinde izleyebilmesine aklı bir türlü ermedi. Uzak şehirde yaşayan çocuklarının telefonda hem görüntüsünü hem de sesini duyması garibine gitti.

Sadece babam mı günün teknolojisini algılayamadı?

Köyde yaşlı kim varsa işte…

Atın, eşeğin, öküzün, devenin yük ya da taşıma aracı olarak kullanıldığı dönemde doğup büyüyenler için günün teknolojisini anlamak tabii çok zordu.

Annem televizyonda film izlerken; “Oğlum bu adamlar gerçekten ölüyor mu?” diye sorar; bende şaka olsun diye, “Gerçekten ölüyorlar anne!” derdim. Annem de, filimde ölen insanlar için gözyaşı döker, onlar için dualar okurdu.

Zeki Müren de bizi görecek mi?

Her teknolojik gelişmeye ve de teknolojik buluşa, “cavur icadı!” diyerek, teknoloji kullanmayı günah saymak, sonrada “Kuranda yazıyor bu icatlar!” diyerek durumu kurtarmaya çalışmak nasıl bir mantıktır, anlamak zor.

Günümüz dünyasında her şey hızla gelişiyor ve değişiyor. Her gelişme, değişme yeniyi eskitiyor.

Bu günün yenisi yarının eskisi oluyor…

Ve sonra…

Teknolojideki bu gelişim ve değişim gelecekte nasıl bir yaşımın olacağına dair ipuçları veriyor. Mesela; bugün tedavi edilemeyen birçok hastalığın gelecekte sıradan hastalıklar olacağı; ışınlanmanın, zaman tünelinin, uçan arabaların, uzaya gidiş gelişlerin, başka gezegenlere göçün sıradan olacağını gösteriyor.

Babamın; “ Şu koca binalara bak oğlum! Nasıl yapmışlar bu kadar büyük binaları!” diyerek hayıflandığı, günün teknolojisine adapte olamamış bir neslin ve bu neslin çocukları olarak bizlerin, hala teknolojiyi kavradığı söylenemez.

Anlaşılan odur ki; her teknolojik gelişmeye “Elin Cavuru nasıl icat etmiş bunu?” diyecek, eskiler gibi bizler de hep teknolojinin ve yeniklerinin uzağında kalacağız.

Devamını Oku

GELMEYECEK BAHAR

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Doğa var gücüyle bizlere baharı müjdelemekte ama ülkemizde ve dünyada yaşanan covit-19 salgını baharı değil ölümü getirmiş durumdadır.

Bahar mevsimi değil ölüm mevsimi yaşanmaktadır dünyada.

Ne bahar ne de yaz psikolojisi kaldı.

Ölüm korkusu sardı her birimizi.

Ölümle yatıp ölümle kalktığımız doğru.

Covit-19 salgını tüm insanlığı teslim aldı.

Hiç kimse yarını düşünecek durumda değil.

Günü kurtarmak en büyük hedef!

Ölmemek en büyük başarı…

Covit-19 salgını insanlığa baharın, yazın, kışın ne kadar değerli olduğunu öğretti.

Ne kadar değerliymiş dört mevsim ve her bir gün…

Soğukta donmak da hatta aç kalmak da özlenirmiş…

Kim neyi özlemedi ki…

Bahar mevsimlerle gelmez.

Bahar; İnsanın ruhundadır.

Sağlık, sıhhattedir.

Şimdi acıdır, ölümdür; gözyaşıdır, ağıttır bahar…

Görünen o ki; gelmedi, gelmeyecek bahar…

 

 

Devamını Oku

YAKARAK ÖLDÜRMEK

1

BEĞENDİM

ABONE OL

Ülkede bir kadın öldürülüp yakıldı…

Kadın cinayetlerinde gelinen son noktadır.

Bundan ötesi var mıdır, bilmiyorum.

Bundan daha kötüsü olamaz…

Son yıllarda kadın cinayetlerinde ciddi bir artışın olduğu kesin. Rakamlar bunu gösteriyor. Verilere göre günde beş kadın erkekler tarafından öldürülüyor.

Kadın cinayetleri ile ilgili ciddi bir hukuksal düzenleme meclis gündemine gelmedi.

Toplumda ciddi bir tepki yok.

Kim daha neyi bekliyor…

Anlamak mümkün değil.

Kadın cinayetleri üzerine konuşmak, yazmak…

Kelimeler kifayetsiz kalıyor.

Ne yazılabilir ki? Ne konuşulabilir ki?

Bir cana kıymak, onu yok etmek…

Akıl alır gibi değil…

Neden?

Erkek egemen toplumda birçok neden sıralanabilir.

Hiç birisi de kadın cinayetlerinin gerekçesi olamaz, olmamalıdır.

Çünkü kadın da erkek de eşittir. Aynı haklara sahiptir.

Yoktur ötesi. Erkek ne ise kadın da odur.

Kadın ne size ait bir mal, ne de bir eşyadır.

Kadını sahiplenmek, namus olarak görmek ilkel bir yaklaşımdır. Değişen gelişen dünyada insanlar eşitlenmiştir. Bu gerçeği görün ve bu gerçeği kabul edin artık.

Erkeklere sesleniyorum:

Artık yeter! Kendinize gelin! Bırakın kadına şiddeti!

Anneler sözüm sizedir:

Özel ilgi göstermeyin erkek çocuklarınıza.

Erkek çocuklarınızı üstün görmeyin kız çocuklarınızdan.

“Sen erkek çocuğusun!”, “Evin reisi olacak oğlum!” “Oğlansız ev olmaz!”, “Oğlan evin direğidir!” gibi sözler söylemeyin.

Kendi ellerinizle kendi cellatlarınızı yaratıyorsunuz.

Bunu böyle bilin…

Devamını Oku

BABAMIN ARDINDAN

0

BEĞENDİM

ABONE OL

“Her ölüm erken ölümdür.” Sözünü baban doksan yedi yaşında ölünce anlıyorsun. Ölüm yaşının büyük olması acısını azaltmıyor. Genç, yaşlı fark etmiyor ölümde, her ölüm erken ölüm oluyor.

Ölümün adı da kendi de soğuk…

Maalesef ölümlü dünya, doğulacak ölünecek. Kimse baki değil.

Bu dünya kalsaydı Sultan Süleyman’a kalırdı.

Rakamlardan ibaret olan ölüm, ocağına düştüğü an rakam olmaktan çıkıyor. İnsanlaşıyor, can oluyor. Tüm gerçekliği ile dikiliyor karşına. Ölen, rakam, sayı, adet değil “insanım ben!” diyor. Kan, can oluyor. Bir canın ne kadar önemli olduğunu o zaman anlıyorsun. İsyan ediyorsun tüm zamanlara. “Ölüm adın kalleş olsun!” diyorsun.

Babam cumhuriyetle yaşıttı. Büyük bir çınardı. Ölmüş dört, dünyada kalmış dokuz çocuğu, yirmiden fazla torunu vardı. En büyük mirası çocukları ve iyi bir insan olmasıydı.

İyi yürekliliği, yardım severliği, mertliği, yiğitliği babamı babam yapandı. Köylü “Paturon!” dedi mi, bir daha demezdi.

Öldüğünde geride güzel şeyler bırakmak bence en büyük ibadettir. Gerisi hikâyedir. İnançlı olman veya olmaman; mevkiin, zenginliğin, rengin hiç fark etmez.  Fark edilen geride bıraktığındır. Baki kalan insanlıktır. İnsanca yaşamış olmaktır.

Ataol Behramoğlu şiirinde:

Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına

Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır

Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana, demiştir.

Babam da kişiliği, kimliği, iyi yürekliliği; mertliği, gözü karalığı, korkusuzluğu ve adaletli oluşu ile tam da Ataol Behramoğlu’nun dediği gibi yaşamış, hem de dibine kadar yaşamıştır.

Işıklar içinde uyusun güzel insan, sevgili babam!

 

 

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Sitemizi kullanarak çerez kullanımını kabul etmiş olursunuz.