DOLAR 15,5396 0.37%
EURO 16,2177 0.6%
ALTIN 901,890,03
BITCOIN 459905-0,79%
İstanbul
20°

AZ BULUTLU

13:05

ÖĞLE VAKTİ

GÜNDOĞDU YILDIRIM

GÜNDOĞDU YILDIRIM

11 Mayıs 2022 Çarşamba

SORGULAMAK!

SORGULAMAK!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Sorgu; çoğunluk tarafından kabul görmüş doğruların akıl ve bilim temelinde irdelenmesidir.

Sorgu, sorgulama, sorgulamak…

İnsanın var oluşu ile başlar…

Bilim adamları, felsefeciler en çok sorgulayanlardır.

Bugünlere de onların sorgulamaları sayesinde gelinmiştir.

Her dönemin kendine göre doğruları vardır.

Bugünün doğruları yarının doğruları olmayabilir.

“Dünya, tepsi gibi dümdüzdür” doğrusu uzun yıllar kabul gördü.

Coğrafi keşifler öncesi, dünyanın bilenen büyüklüğüne inanıldı.

Kölecilik, Feodalite, kapitalizm en iyi yönetim şekilleri sanıldı.

Buluşların, keşiflerin her dönem için son olduğu iddia edildi.

Her doğal afette de dünyanın sonu geldiği söylendi.

Büyük afetlere kıyamet günü dendi…

Irkların, sınıfların üstünlüğü savunuldu.

Değişmeyen tek şey değişimdir…

Doğrular sürekli değişiyor.

Bir değişim döngüsü her daim vardır ve de var olacaktır.

İnsanlar bu değişimi sorgulayarak öğrenir.

Sorgulanmadan öğrenme gerçekleşmez; öğrenilen bilgiler, sadece zihinde yer kaplar. Bilginin öğrenilmiş olması için; davranışa dönüşmesi gerekir.

Bir hikâye anlatılır: Bir kışlada yeni yapılan bir anıtı korumak için askerler tarafından tutulan nöbet zaman içinde sürekli hale gelir ve yıllarca o anıtın başında askerler nöbet tutar. Bir zaman sonra tutulan nöbetin yapım aşamasında anıtın zarar görmemesi için olduğu anlaşılır ve askerlerin nöbet tutma süreci sona erer.

Sorgulamak; neden aramaktır. Doğru bilgiye ulaşmaktır.

Sorgulamak kolay bir iş de değildir

Sürüden kopmak, aykırı sayılmak…

Cezalandırılmak…

Tek başına kalmak…

Tek olmak…

Cezası ne kadar ağır olursa olsun…

Meyvesi paha biçilmez değerdedir.

Sorgulamak…

Kutsal bir görevdir.

 

Devamını Oku

DÜN GİBİ İÇİMDESİN

DÜN GİBİ İÇİMDESİN
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Alışmak, kabullenmek, kabul etmek çok zor…

Bir gerçek var, o yok artık. Bir daha da olmayacak.

Bu kadar net işte…

Bir daha da olmamak… Ebediyete gitmek…

Kavgalarımız, sevinçlerimiz, paylaşımlarımız…

Çocukluğumuz… Gençliğimiz…

Omuz omuza verdiğimiz mücadelemiz…

Var olma kavgamız…

Sol yanımız…

Hepsi beynimde, bir film şeridi…

İzliyorum bir bir…

Bazen gülüyor, bazen ağlıyorum…

Kabul etmek istemiyorum ölümünü.

Ölmeseydin, yaşasaydın diyorum.

Kafam nedenlerle dolu…

Neden diyorum…

Neden…

Neden ölüyor insanlar…

Ne kadar soğuk ölümün yüzü.

Nefret ediyorum ölümden…

Ölüme övgüler düzenlere inat…

“Ölüm adın kalleş olsun” diyorum.

Hiç kimse ölmesin istiyorum…

Ama hiç kimse…

Biliyorum, “Her ölüm erken ölüm!”

Hala dün gibi…

Öyle yaşıyorum…

Ali derdim!

Ali!

Dünyanın en güzel insanı, dürüstlük abidesi.

Sevgi dolu yüreği…

Kin, nefret değildi rehberi.

İyilik meleği…

Doğanın dengesi, dünyanın gerçeği…

İnsanlığın düşmanı…

Ölüm!

İsyanım var…

Kabul etmiyorum.

Her bir yaşanmışlığı…

İnadına yüreğimde taşıyorum.

“Dün gibi içimdesin…” diyorum.

Devamını Oku

KARMA EĞİTİM

KARMA EĞİTİM
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Bir köşe yazarı köşesinde, karma eğitimi konu edinmiş. “Karma eğitimin öğrencilerin başarısını düşürdüğünü iddia etmiş. İngiltere’de, bazı okullarda kızlarla, erkeklerin ayrı sınıflarda öğrenim gördüğünü, bu okullarda başarının çok yüksek olduğunu söylemiş, sonra da “Neden hala ülkemizde karma eğitim de diretiliyor, bunu anlamış değilim.” demiş.

İşin doğrusu şaşırdım kaldım.

Okul nedir? Eğitim nedir? Öğretim nedir?

Bilmek gerekmez mi?

Eğitim, okulla başlar…

Eğitim; kültürel değerleri yeni nesillere aktarıp, toplumsal devamlılığı, bütünlüğü sağlayarak bilimsel teknolojik gelişmelere bağlı kalıp kültürün gelişimini sağlayacak yeni bireyler yetiştirmektir.

Bireyleri eğitmek ve yetiştirmek…

Toplumun devamını sağlamak…

Kültür aktarmak…

Bir toplumun kalitesi okullarından belli olur.

Kadın cinayetleri, töre cinayetleri; kan davaları, berdeller…

Her gün yaşanan şiddet olayları…

Gelenekçi yaşam dayatmaları…

Ülkenin gerçekleridir.

Bu gerçeklerle;

Kızlarla, erkekleri ayrı sınıflara koyarak mı?

Eğitimi boş ver öğretime bak, diyerek mi?

Eğitime cinsiyetçi bakarak mı?

Baş edeceksiniz…

Eğitime cinsiyetçi bakmak, ilkel bir yaklaşımdır.

Bizi orta çağ karanlığına götürür.

Ne diye övünüyoruz: Kadınlara seçme ve seçilme hakkını Avrupa ülkelerinden daha önce biz verdik diye.

Övünmeliyiz de…

Kadınsız bir toplum; medeni bir toplum olmaz…

Öğretim adı altında olayı masumlaştırıp, öğrenci başarısı kisvesine büründürmek…

Kadını ikinci sınıf görmek…

Eğitimi yok sayıp okulu öğretime indirgemek…

Ne kadar ahlaki…

Teknoloji erkeğin beden gücü üstünlüğünü ortadan kaldırmış; kadını erkeğe eşitlemiştir.

Bunu artık anlayın…

 

Devamını Oku

ÇOK ÜZGÜNÜM!

ÇOK ÜZGÜNÜM!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Nasıl üzülmem; her gün ülkemin çeşitli yerlerinden insan cinayetleri haberleri geliyor.

Öldürülüyor insanlar bir bir…

Suçsuz ve günahsız…

İnsanların doğuştan getirdiği yaşam hakkı ellerinden alınarak…

Hayatlarının baharında yaşamdan koparılarak…

Sonlanıyor yaşamları…

Gazete sayfalarına günlük haber olmak…

Okunulup geçilmek…

Kimmiş, neymiş denmeden…

Sıradanlaşmak…

Üzgünüm!

Kader denilip geçilmesine…

Töre, namus meselesidir; bir nedeni vardır denmesine…

Sorgulamadan kabul edilmesine…

Magazinleşip, normalleşmesine…

Kanıksanmasına…

Üzgünüm…

Bu işin eğitimle bir ilgisi yok…

Aileden, toplumdan kaynaklı…

Kişinin kişiliği ile ilgili…

Psikolojik…

Genetik…

Denmesine…

Üzgünüm!

Ülkenin kanayan bir yarası olmasına…

Bir arpa boyu yol alınmamasına…

Üzgünüm!

Neye üzüleceğimi bilemediğime…

Eli kolu bağlı “Çok üzgünüm!” demekten başka elimden bir şey gelmemesine…

Çok üzgünüm!

Devamını Oku

YAYINEVLERİNE DAİR

YAYINEVLERİNE DAİR
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Toplumun aydınlanmasına katkıda bulunmak…

Tarihi süreçlere tanıklık etmek…

Bilfiil tarih yazmak…

İlmek ilmek dokumak…

İnsanlığı, medeniyeti borçluyuz

Yayınevlerine…

Yazının icadı ile başlar aydınlanma.

Matbaanın icadı ile hız kazanır.

Teknoloji çağı ile şaha kalkar…

Çağlar kapanır, çağlar açılır…

Tüm –izimler, dinler, bilimler kitaplar sayesinde yayılır.

Her şey değişir, yazının gücü değişmez.

Kitaplar…

Yayınevleri…

İşini çok iyi yapan yayınevleri var mutlaka.

İyi yürekli…

Bilgili…

Dürüst insanlar…

Onlara bir sözüm yok.

Yazarları iliğine kadar sömüren, emek hırsızlarınadır sözüm…

Cahili bile anlarsın, “Cahil der” geçersin.

Bu emek hırsızlarını anlamak çok zor…

Yazmak, yazılanı basmak, tüm ülkeye dağıtmak…

Yazmak kadar kutsaldır yapılan iş…

Böyle kutsal bir işin niteliksiz kişiler tarafından yapılması, bir sömürü mekanizmasına dönüştürülmesi…

Her daim yalanla işin götürülmesi…

İsyanım bunadır…

Anlamış değilim…

En nitelikli insanlardan oluşması gereken sektörün…

Vasıfsız insanlar tarafından ele geçirilmiş olması…

Niteliksiz bir ilişki ağının örülmesi…

İşlerin yalanla, dolanla yürütülmesi…

Yazarın emeğinin acımasızca sömürülmesi…

Kabul edilir gibi değil…

Nasıl bir vicdandır…

Yuh olsun…

Konuştuklarında…

Onlardan daha dürüstü..

Onlardan daha bilgilisi…

Onlardan daha demokratı…

Yok…

Yazık çok yazık…

Yazarın emeğini, alınterini, göznurunu sömürüyorlar…

Vicdanları hiç sızlamadan…

Yazar:

Bazı vicdansız yayınevleri yüzünden…

Eseri için verdiği emeğe mi?

Sağlığını bozduğu gözüne mi, bedenine mi?

Harcadığı paraya mı?

Uykusuz gecelerine mi?

Yansın…

Yansın da kavrulsun…

 

 

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.