11 Mayıs 2021 itibariyle Covid-19 ile mücadelede aşılanan sayısı 25.207.156 kişiye ulaştı.

a İmsak Vakti 02:00
İstanbul 16°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
LEYLA YAMAN

LEYLA YAMAN

10 Mayıs 2021 Pazartesi

Kırk Kandiller

5

BEĞENDİM

ABONE OL

Nice kırk kandiller geldiler ve geçtiler bu dünyadan değil mi dostlar? Ömrü olan nice kandiller geçirdi ve gitti. Ömürleri boyunca çok güzel yaşadılar ve gönül dünyamızı aydınlattılar. Geride nice aydın, güzel gönül bıraktılar.

Dostlar nice Allah dostları gönüllerde, ruhlarda kandiller yaktılar. Asırlardır nesilden nesile aktarılan öğretileri ile maneviyat büyüklerimizin hepsi vazifelerini yerine getirip yıldızlar gibi kayıp gittiler. Geride hoş bir seda bıraktılar.

Onlar ne için var iseler onun için yaşadılar. Bizlerin çok ibret almasına sebep oldular. Allah’ım o güzel gönüllerin sayısını çoğaltsın. Maneviyat büyükleri ölmezler hep gönüllerde yaşarlar.

Hani gönüller sultanı Yunus Emre Hazretleri ne güzel dile getirmiş;

Benim bunda kararım yok

Ben yine gitmeye geldim

Bezirganım metaım çok

Alana satmaya geldim

 

Ben gelmedim dava için

Benim işim sevi için

Dostun evi gönüllerdir

Gönüller yapmaya geldim

Aslında bütün meseleyi bu mısralarda bulabiliriz. Gönüller yapmak ne mühim mesele. Bir gönüle girmek o gönülde yaşamak çok önemli bir mesele. Toplumumuza baktığımızda herkesin birbirinden beklentisi var hemen her ilişki çıkar üzerine kurulmuş. Oysa gönül sultanları hiçbir zaman beklentiye girmemiş karşılıksız sevmişlerdir.

Oysa insan beklenti içerisinde olmadan sevmeli. Sadece Allah rızası için arayıp soracak, gönüller yapacak bir gönül insanı olmak kolay değil. İyiliğe karşı iyilik herkesin işi, kötülüğe karşı iyilik erlerin işi. Velhasıl-ı kelam üç günlük dünyada her şey için çıkar aramak nedendir hiç anlamış değilim. Herkes bir gün toplayıp sepetini geçip gidecek bu dünyadan önemli olan hoş bir seda bıraka bilmektir ardından.

Aslında biz Müslümanlar iletişimsizlik ve tahammülsüzlükten dertliyiz. Birbirimize tahammülümüz olsa çözülemeyecek sorun kalmaz. Demem o ki iyi hasletleri hal dilimize sirayet ettirmeliyiz. Eksiklerimiz çok olduğundan hayat düzenimiz yarımdır. Hal böyle olunca karşı tarafa da zarar veriyoruz. Allah bizim kötü hasletlerimizi iyiye ve güzele çevirsin inşallah.

Gönüller hassastır hemen kırılır. Kıran taraf değil gönül yapan taraf olmalıyız. Yine Yunus Emre Hazretleri şu mısralarda bu durumun ehemmiyetini çok vecih bir şekilde anlatıyor;

Gönül Çalap’ın tahtı

Çalap gönüle baktı

İki cihan bedbahtı

Kim gönül yıkar ise

Bayram sevincini yaşamaya çok kısa bir süre kaldı. Rabbim cem-i cümlemizi nice bayramlara eriştirsin. Yazıma son verirken duam odur ki ruhumuzun kandilleri hiç sönmesin. Sevdiklerinizle nice sağlıklı sıhhatli mesut ve bahtiyar günleriniz olsun selam ve dua ile.

Devamını Oku

Sadakanın Önemi

7

BEĞENDİM

ABONE OL

Sadaka, hayatımızda ve toplumumuzda ehemmiyetli bir konuma sahiptir. Peygamber efendimiz (s.a.v)’in “Az sadaka, çok bela defeder ve ömrü uzatır.” Hadis-i şerifi sadakanın dini vecibe ve sosyal bir sorumluluk olarak ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. Sadaka vermenin sevabı sair zamanlarda bir ise Ramazan-ı şerifte binlere çıkmaktadır.

Birçok hadis-i şerifte vermenin faziletinden bahsedilmektedir. Sadaka ise muhakkak ki en faziletli vermelerden bir tanesidir. Sadaka vermek kişiye manevi bir huzur sağladığı gibi birçok sevap kazanmasına da vesile olmaktadır.

Sadaka kişinin mal varlığından istediği kadarını ihtiyacı olan kişilerle paylaşmasıdır. Manevi olarak yapılan güzel amellerde sadaka olarak sayılmaktadır. Sadaka birçok fazileti bulunan güzel ahlakı destekleyen bir ameldir. Sadaka vermek kişinin kendisine fayda sağladığı gibi ölmüşlerine de fayda ve sevap sağladığı kıymetli bir ameldir.

Sadaka Kimlere Verilir?

Bu sorunun en güzel cevabını yine yüce kitabımız Kuran-ı Kerimde bulmaktayız Bakara suresi 215. Ayete yüce Allah şöyle buyurmuştur:

يَسْـَٔلُونَكَ مَاذَا يُنْفِقُونَۜ قُلْ مَٓا اَنْفَقْتُمْ مِنْ خَيْرٍ فَلِلْوَالِدَيْنِ وَالْاَقْرَب۪ينَ وَالْيَتَامٰى وَالْمَسَاك۪ينِ وَابْنِ السَّب۪يلِۜ وَمَا تَفْعَلُوا مِنْ خَيْرٍ فَاِنَّ اللّٰهَ بِه۪ عَل۪يمٌ .

“Sana (Allah yolunda) ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: “Harcayacağınız her türlü mal, ana-baba, yakınlar, yetimler, yoksullar ve yolda kalanlar için olmalıdır. Şüphesiz, Allah yapacağınız her iyiliği bilir.”

Sadaka ihtiyacı olan kişilere verildiği gibi toplum için yararlı kurum ve kuruluşlara da verilen bir ibadettir. Sadaka sadece maddi olarak verilebilen bir amel ile kısıtlı değildir. İnsanlara iyi davranmak, selam vermek, insanlara tebessüm ederek bakmak da sadaka olarak sayılmaktadır.

Sadaka Çeşitleri Nelerdir?

Sadaka çeşitleri dini olarak 4 kısımda incelenmektedir.

Sadaka-i fıtr; Ramazan ayında verilen sadaka çeşididir. Belirli kurallar çerçevesinde verilir. Fıtr sadakasını bayram namazından evvel vermek suretiyle muhtaçların gönlünde bayram süruru tattırılmalıdır.

Sadaka-i cariye; kişi öldükten sonra da amel defterini açık tutmaya yarayan sevaplarının yazılmaya devam ettiği sadakadır.

Farz olan sadaka; verilmesi dinen ölçüler ile belirlenmiş zekat bu kısımda incelenmektedir.

Nafile sadaka; belirli bir ölçüsü ve kıstası olmayan sadece Allah rızası için verilen miktarının önemi olmayan sadakadır. Nafile sadaka çeşidinde miktarın önemi olmadığı gibi en az miktarda dahi verilse kişinin gönlünden geçtiği için sevabı Allah katında belirlenen sadaka olarak bilinmektedir.

Sadakanın farz oluşunu sevgili Peygamberimiz şöyle açıklamaktadır;

“Resulullah (sav) sadaka-i fıtrı, müslümanlardan büyük-küçük, kadın-erkek, her bir hür ve köle üzerine bir sa’ hurma veya bir sa’ arpa olarak farz kıldı.” (Buhari, Zekat 70, 71, 73, 74, 76, 78)

Yine Rabbimiz buyuruyor ki;

اَلَّذ۪ينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ وَيُق۪يمُونَ الصَّلٰوةَ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَۙ

“(Onlar) gayba iman ederler, namazı kılar, kendilerine verdiklerimizden hayra harcarlar;” (Bakara, 3. Ayet)

اُو۬لٰٓئِكَ عَلٰى هُدًى مِنْ رَبِّهِمْ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ

“Rableri tarafından gösterilen doğru yol üzerinde olanlar ancak onlardır ve kurtuluşa erenlerde yalnızca onlardır.”

وَاَنْفِقُوا ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ وَلَا تُلْقُوا بِاَيْد۪يكُمْ اِلَى التَّهْلُكَةِۚۛ وَاَحْسِنُواۚۛ اِنَّ اللّٰهَ يُحِبُّ الْمُحْسِن۪ينَ

Allah yolunda mal harcayın da kendinizi ellerinizle tehlikeye bırakmayın ve güzel hareket edin. Çünkü Allah güzellik ve iyilik edenleri sever.”

Dostlar mübarek Ramazan-ı Şerif’in çoğu gitti azı kaldı. Rabbimiz tekrarını yaşatsın. Nice güzel bayramlara ulaştırsın. Bu mübarek günlerde yapacağımız ibadetler inşallah gönlümüzle, ihlasla yapılan güzel amellerden olsun. Rabbimiz yaptığımız ibadetleri kabul ve karin eylesin. Affına mazhar eylesin.

Yazıma son verirken duam o ki; Rabbim bu virüs belasından insanlık alemini en kısa sürede kurtarsın.

Selam ve dua ile.

Devamını Oku

Çocukluğumdaki Ramazan

10

BEĞENDİM

ABONE OL

İnsanoğlu nedense zaman zaman çocukluğunu özler ve çocukluğundaki anılarını kolay kolay unutmaz. Dostlar sizde öyle misiniz bilemem. Bendeniz bazen çocukluğumu özlüyorum hele ki mübarek Ramazan daha çok hatırlatıyor bana çocukluğumu.

Benim çocukluğumda Ramazanlar kış aylarına tevafuk ederdi. Çok iyi hatırlıyorum o güzel iftar sofralarını. Ezanın okunmasını canla başla beklerdik. Kardeşlerim ile evimizin havlusuna çıkar, hem davulun çalmasını hem de ezanın okunmasını beklerdik.

Bizim köyümüz ekseriyetle büyük yekpare kayalardan oluşmaktadır. Komşumuz Sadık Efendi kayanın tepesine çıkıp davulla birlikte ezanın okunmasını beklerdi. Köyün alanın büyük olması ve birçok mahalleden oluşmasından mütevellit camiden okunan ezanı şerif köyün her cenahından tam net olarak duyulmazdı. Sadık Efendi de bundan sebep ulu bir kayanın tepesine çıkarak davulla ezanın okunduğunu köye duyururdu.

Bizler ise ezanı, davulu duyunca heyecan içerisinde eve koşar ve orucumuzu açardık. Annem yer sofrası kurar bizler etrafına otururduk. İki katlı ahşap evimizin alt katında mutfak ve bir odamız vardı yemeklerimizi burada yerdik.

Annemin pişirdiği, bizim oralarda çömlek yemeği denen güveçte fasulye yemeğine doyamazdık. Toprak sobamızın üzerinde güveçte pişerdi. Yemekler bile sanki daha leziz olurdu o yıllarda. Evimizdeki kap kaçağın hemen hepsi çömlekti, topraktandı. Ufak biz kısmı kalaylı bakırdandı. Her şey tüm doğallığı ile çocukluğumuzu şekillendirmişti.

Tabi bir de köyün vazgeçilmezi köy ekmeği vardır. Annem toprak sobamızın fırınında pişirirdi bu güzel ekmekleri. Öyle leziz olurdu ki doyamazdık. Kalabalık oluşumuzda manevi bir bereketin ve lezzetin ayrıcalığı vardı.

Yaz geldiğinde kışın yenilecek ne varsa yapılırdı; Ev makarnası, turşu, reçel, pekmez, tarhana ve daha nice enfes yiyecek hazırlardık. Bağımızdan topladığımız üzümlerden pekmez ve hardaliye yapardık. Kocaman bir musluklu fıçı içerisine doldurup kış için hazırlardık.

İnsan çocukluğunu çok özlüyor. Sahur vakitlerinde davulcular mâni okuyarak gezerlerdi. İlk bizim eve gelirler hem sahura uyandırırlar hem de bahşişlerini toplarlardı. Babam kalkar davulcuların hediyelerini verir ve sofraya otururduk. Davulcu Ali Osman Efendi’nin, Emin Efendi’nin söyledikleri mâni hala dün gibi aklımda:

‘’ Şerif Aga kalksana.

Lambaları yaksana.

Sahur misafirlerin geldi;

Kapıları açsana…dum dum dum… ‘’

Yüce Rabbim yaptığınız ve yapacağınız ibadetlerinizi kabul eylesin. Daha nice ramazanlara ve bayramlara sağ salim kavuşmayı nasip eylesin. O eski güzel Ramazanları bir daha yaşamayı nasip etsin. Selam ve dua ile.

Devamını Oku

HELENE İLE YOLCULUK

7

BEĞENDİM

ABONE OL

Bir yolculuk esnasında Hristiyan bir hanımla tanıştım ve hikayemiz böyle başladı…Gidecek olduğum yerin otobüsüne binmiştim. Yolcular birer birer yerleşmeye başladılar. Bende çantamı açtım kitabımı çıkardım ve okumaya başladım. Bir süre sonra nefes nefese bir hanım geldi ve yanıma oturdu, hava limanından gelmiş son anda yetişti. Oda kitabını çıkardı ve okumaya başladı. Epey müddet geçtikten sonra kısık bir ses ile bir şey sordu. Kitaptan bir cümle. Siyah kurşun kalemle çizmiş. Baktım Osmanlı Türkçesi ile yazılmış bir hikaye kitabı. Yazarı Ömer Seyfettin. Ben de bildiğim kadarıyla açıklama yaptım. Çok teşekkür etti yarım Türkçesi ile. Sohbet etmeye başladık Almanya’dan Bursa’ya geliyordu. Arkadaşının düğünü olduğunu söyledi. Bursa’ ya ilk defa geldiğini ve Sarı Camii’ne gitmek istediğini söyledi. Ben de ”hangi Sarı Camii?” diye sordum. Telaşlı bir şekilde bilmediğini söyledi. Sonra çantasından haritayı çıkardı ve ince ve uzun parmakları ile camiyi gösterdi. Gösterdiği yer ise Ulu Camiiydi. Nasıl gideceğini sordu ben de ona merak etmemesini ve ona yardımcı olacağımı söyledim, tebessüm etti ve tatlı bir sohbete daldık.

Şoför anons yapıyor ”Sayın yolcularımız! feribota gelmiş bulunmaktayız, ihtiyacı olan inebilir”. Çıkalım mı Helen hanım diye sordum, çıkalım Leyli dedi. Hep Leyli dedi Leyla diyemedi ancak o kadar dili döndü çok şükür Türkçesi vardı benim İngilizcem yok. Zar zor anlaştık çıktık feribotun güvertesinde oturduk. Akşam güneşinin kızıl ışıkları mavi denizi adeta kucaklıyordu.

Helen parlak mavi gözleriyle, denizin enginliğine dalıp gitti. Üzerinde uzun elbisesi, omuzlarında pelerini ile beyaz pamuk saçları rüzgarın etkisiyle adeta savruluyordu. O manzara karşısında çay içmeden olmazdı. Çay içer misin? dedim, başını sallayarak içmek istediğini ifade etti. Kantine gittim iki bardak çay aldım ve Helen’in yanına döndüm. Çayı ona uzatarak ”Buyurun efendim” dedim teşekkür etti ve manzaraya karşı oturduk. Çaylarımızı yudumlarken zaman durmuştu sanki. Sakin güneş kızıllığını kaybetmek üzereydi. Helen hanım manzara karşısında dalıp gitti. Yüzünde yılların yorgunluğu vardı. Gözlerindeki hüzün ve acı onu ele veriyordu. Helen emekli öğretmenmiş Almanya’da okullarda eğitim vermiş. Artık yaşlandığını ve çalışmak istemediğini söyledi. Hayatının geri kalanın da ise seyahat yapmak istediğini, değişik yerler görmek istediğini dile getirdi. Daha sonra bana kendi dininden bahsetti ben de ona bizim dinimizden, Peygamberlerimizden ve Hz. Muhammet’ten (s.a.v) bahsettim. Kâinat onun yüzü suyu hürmetine yaratıldı. Muhammet Aleyhisselatu vesselam’ın onsekizbin alemin sultanı olduğunu, umum yüzyirmidört bin peygamberin seyyidi olduğunu binlerce mucizeleri olduğunu anlattım. Yine Kur’an-ı Kerim, azimüşşanın, onun rahmeten’lil alemin olduğunu ispat ettiğini söyledim. Beni çok dikkatli dinledi. Kainatta numune ve güzel bir rehber olduğunu, anlattım başını salladı. Miraç’a çıktığını, bütün peygamberlere imam olduğunu izah ettim. Acı acı gözlerime baktı ve uzun uzun düşündü. ”Bilmiyorum, bunlar benim için çok zor. Anlattıkların güzel de İsa ne olacak?” dedi.

Derken yol bitti. Terminale geldik ve bavullarımızı almak suretiyle otobüsten indik. Eşim beni almaya gelmişti ve ondan arkadaşımı taksilere götürmek için müsaade istedim. Çantalarının bir kısmını ben aldım Helen ile durağa yürümeye başladık. Vedalaşma zamanı gelmişti. Bir daha nerede görüşürüz kim bilir. Adresimi istedi, yazdım. Ayak üstü vedalaştık. Taksiye bindi ve bende şoförden, Helen’i Ulu Camiye bırakmasını rica ettim. Son kez Helen ile vedalaştık…

Tüm bunların üzerinden epey zaman geçmişti. Bir gün kapı çaldı ve gelen kargo idi. Heyecanla paketi açmaya başladım. Gelen şey ise Helen’den bir mektuptu. Anneler günün kutlu olsun yazmış, teşekkür ediyor. Öyle heyecanlandım ki anlatamam. Ve devam ediyor ”eşin seni almaya geldi, ne kadar güzel, birbirinize bağlısınız. Ne kadar da huzur içindesiniz. Siz Müslümanlar çok bahtiyarsınız ve birbirinize bağlılık içindesiniz. Oysa benim eşim profesör, ben eğitimciyim ve nerede olduğundan habersizim… ”. Benim gözlerim doldu ağlamaya başladım. Devam ediyor yazısına. ”Senin anlattıkların aklımdan çıkmadı. Çok düşündüm ve karar verdim, Müslüman oldum ve seni hiç unutmayacağım… Herkese selamlar Helen…”. Allah’ım sen nelere kadirsin dedim ve gözyaşlarımı tutamadım. Elhamdülillah şükürler olsun dedim. Şairler sultanı Necip Fazıl Kısakürek’in cümleleri aklıma düştü.  Rabbim isterse sular büklüm büklüm burulur… O isterse neler olur neler. Her şeyin anahtarı onun elinde onu bulan her şeyi bulur, onu kaybeden bulsa bulsa başına bela bulur. Rabbim rızasını kazananlardan eylesin amin. Selam ve dua ile.

Devamını Oku

HOŞ GELDİN ŞEHRİ RAMAZAN

7

BEĞENDİM

ABONE OL

Seni bekliyoruz. Rahmet ve bereket ayı sen ki bizleri temizleyen, üzerimizdeki günahlardan arındırılmaya vesile olan rahmet ayısın. Hoş geldin sefalar getirdin. Seni öyle özledik ki kaleme sığmaz duygular. Ey şehri Ramazan seni hakkıyla ifa etmek hepimize nasip olsun inşallah. Sen on bir ayın sultanısın çok özelsin. Dualarımızı, yalvarışlarımızı, arzularımızı Rabbim senin hürmetine kabul eder inşallah. Hastalıkların şifa, dertler deva bulur, üzerimizdeki karabulutlar senin hürmetine kalkar inşallah.

Bin bir geceden daha mübarek olan bu ayda, kitabımız Kur’an-ı Kerim’in nüzulü başlamıştır. Nüzulün mübarek günü ‘’Kadir Gecesi’’ bu güzel ay içerisinde saklıdır. Ramazan ayı her yönüyle daha özel ve güzeldir. Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ise cehennem ateşinden kurtuluştur. Başımızın tacı, gönüllerin ilacı, kulluğun, ibadetin zirveye yükseldiği aydır.

Bu mübarek ayda tutulan oruç, İslam medeniyetinin insan yetiştirme hedefinde, nefsi tezkiye kalbi tasfiye etmemizde hayati bir öneme sahiptir. Bu sebeple bedeni ibadetlerin ikincisi olarak İslam’ın şartları arasında yerini almıştır.

Böyle güzel ve mübarek bir ay acaba Asr-ı Saadet’te nasıl yaşanmıştır? Bu sorunun cevabını en güzel davranış ve ahlak sahibi olan sevgili Peygamberimiz Hazreti Muhammed’in mübarek hayatı bizlere bildirmektedir.

Sevgili Peygamberimiz Hazreti Muhammed (s.a.v) yüce Allah’ın emrettiği diğer ibadetleri yerine getirmede azami gayret gösterdiği gibi oruç ibadetini yerine getirmede de çok hassas davranmıştır. Farz orucun dışında da şükür ifadesi olarak nafile oruç tutmaya önem vermiştir. Bu suretle Müslümanların nefislerini terbiye hususunda ilahi iradenin emrettiği yöntemi nasıl uygulayacaklarını kendi hayatında göstermiştir.

Alemlere rahmet olarak gönderilen sevgili Peygamberimiz Hazreti Muhammed (s.a.v) özellikle Ramazan ayında hasta ve yaşlılara yaptığı ziyaretleri arttırır, fakir ve düşkünlerin evlerine uğrardı. Toplumda bir sıkıntı oluştuğunda herkesten evvel oraya gider sıkıntıların çözümünü sağlardı.

Hazreti Muhammed (s.a.v) sahur ve iftarda genellikle hurma yer ve su içerdi. Diğer sahabelerden farklı beslenmez ve ailesine de bunu tavsiye ederdi. Muhammed (s.a.v) hiçbir dönemde aşırıya kaçmamış ve aşırılığı övmemiştir. Riyazu’s Salihin hadis kitabında yer alan bir hadiste Peygamber efendimiz müminlere nasıl yemek yenilmesi gerektiğini anlatırken: Mide üçe ayrılmalı; bir bölümü yemek, bir bölümü su için olmalı. Son bölümü ise boş kalmalı demektedir.

Hazreti Muhammed (s.a.v) Ramazan ayında Teravih namazlarını yalnız veya cemaatle kılardı. Son on günde ise ev ahalisini gece ibadeti için uyandırırdı. Sahura kalkmayı ihmal etmezdi. Çünkü sahurda bereket vardır buyurmaktadır. (Buhari, Savm 20)

Hazreti Muhammed (s.a.v) sahur yemeğini ne kadar geciktirmeye gayret ettiyse iftarını açmak içinde o kadar acele etmiştir. Akşam namazını eda etmeden evvel orucunu açmıştır. Ayrıca Hazreti Muhammed (s.a.v)’in tatlı bir yiyecekle özellikle hurma ile orucunu açtığı bilinmektedir. Hurma bulamadığı zamanlarda ise orucunu su ile açmış ve böyle yapılmasını emretmiştir. Orucunu açarken ettiği dua ise şu şekildedir:

اَللّهُمَّ لَكَ صُمْتُ وَ بِكَ آمَنْتُ وَ عَلَيْكَ تَوَكَّلْتُ وَ عَلَى رِزْقِكَ أَفْطَرْتُ

‘’ Allah’ım senin rızân için oruç tuttum. Sana inandım. Sana güvendim. Senin rızkınla orucumu açıyorum’’

Yazıma son verirken mübarek Ramazan ayınızı tebrik eder, sağlıkla, sıhhatle bayrama kavuşmanızı yüce Mevla’dan niyaz ederim. Bütün İslam alemine hayırlara vesile olması duasıyla.

 

 

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Sitemizi kullanarak çerez kullanımını kabul etmiş olursunuz.