DOLAR %
EURO %
ALTIN 928,101,90
BITCOIN 4709111,44%
İstanbul
°

02:00

İMSAK VAKTİ

Dr.Mehmet Rıza DERİNDAĞ

Dr.Mehmet Rıza DERİNDAĞ

15 Mayıs 2022 Pazar

Dijital Sömürgecilik (Digital Colonialism)

Dijital Sömürgecilik (Digital Colonialism)
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Sömürgecilik; müstemlekecilik ya da kolonyalizm , bir devletin başka milletleri, devletleri, kavim, kabile veya toplulukları, siyasal ve ekonomik egemenliği altına alarak yayılması veya yayılmayı istemesi olarak tanımlanmakta. Bu suretle sömürgeleştirilen toplumun maddi varlıklarını ele geçirirken maneviyatını öldürüp köleleştirmeyi sağlamaya çalışırlar. Bugün sömürgeciliğin yaşandığı saha başka milletleri sadece siyasi ve iktisadi egemenlik altına almakla kalmıyor yozlaştırıcı bir kültürel kolonyalizmin hedefi haline getiriyor. Bu kültür sömürgeciliği sosyal medya marifetiyle yapılıyor. Sosyal medya yalanın hakikatten, yanlışın doğrudan, algının olgudan daha hızlı, daha ikna edici yayılmasına yol açarak milletleri dijital sömürgeciliğin esiri haline getiriyor.

Hakikatin binlerce yaralamayla öldürülmesine şahid oluyoruz. Haber kurumlarının kredibilitesinin taru mar edildiğine şahid oluyoruz. Fotoşoplarla, yalandan ve zandan ibaret algı operasyonları ile hakikat yerini yalana zehirlemekten haz alan yılanların marifetiyle hem de tarihte hiç olmadığı kadar hızlı bir şekilde bırakmakta. Teknolojik platformların başında gelen facebook yalanla algı operasyonlarının merkezi olurken sadece yanlış haber alma merkezleri olmuyor yalanı, yanlışı, algıyı normalleştirerek hayatımıza sokuyor. Bu yalanlar ve dezenfarmasyon yol alırken ve normalleşirken yalanları destekleyen, algıları yöneten anketler ortaya çıkmaya araştırmalar yayınlanmaya ölçümler paylaşılmaya başlanıyor. Her sömürgecilikte olduğu gibi bunda da içerden, satılmış birileri bilhassa siyasiler bu sömürgeciliğe gönüllü teşnecilik yapıyor.

Bilhassa genç kardeşlerimize sesleniyorum. Şu soruyu soralım kendimize; Hür irademiz mi yoksa algılarmı kararlarımızı yönetiyor ve yönlendiriyor? Vicdanımız mı yoksa Sosyal medyanın manipülasyonları mı düşüncelerimizi şekillendiriyor? Enformasyon ekosistemi çöküyor. Dijital sömürgecilik bilgiyi manipüle ediyor. Amerika’nın şeytani aklı sosyal medya platformlarını ahlaksız bir gözetleme kapitalizmine dönüştürürken sadece siyasi ve ekonomik algıyı değil içtimai değişimide yönlendirmekte. Dünyanın bu dezenfarmosyon ikliminden bu ahlaksız kapitalizmin emperyal arzularından Türkiye olarak bizde nasibimizi alıyoruz hatta ferden ferda herbirerlerimiz de birey olarak bu algıdan, bu iftiradan bu sosyal medya çirkefinden, bu yalan kanalizasyonundan hissemize düşeni alıyoruz. Sosyal medya davranışsal modifiye sistemine evrilirken global siyaset 2023’e çok önemli seçimlerle giriyor. Filipinler’de 36 sene sonra Ferdinand Marcos’un oğlu bir sosyal medya operasyonu ile seçimleri silip süpürerek Başkan seçildi, Kenya seçimleri yaklaşıyor, Ekim’de Brezilya, Kasım’da Amerika’da seçimler var. Türkiye bu atmosferde 2023 Haziran’ına doğru gidiyor. Ve ne yazık ki yalan ve dezenformasyon alabildiğine mesai yaparken Türkiye’de muhalefet bu operasyonların ihtiyari ve iradi teşneliğini yapmakta. Mahatma Gandi diyor ya “Cehennem yalancıları bekliyor. Daha fazla yalanı yayın ey cehennemlikler sizin de bir kotanız var! Kotanız tükenmekte!” Tek tesellim Anadolu irfanının feraseti. Ama bu ferasetten yeni neslin ne kadar hissemend olduğundan emin değilim.

Yapılan veya yapılacak kirli kara sosyal medya algı operasyonlarının nasıl işlediğini hepimiz yaşayarak görüyoruz. Türkiye’de Ana muhalefet partisi için hakikati Necip Fazıl şu sözlerle ifade etmiş; “CHP bir parti değil, Türke dinini, dilini ve özünü kaybettirmeye memur bir katliam müessesesidir.” Sosyal medya yoluyla bu hakikat preslenecek. Bir katliam müessesesi bir diktatörlük partisi hürriyetin mimarı, büyük liderliğin mümessili olarak parlatılacak. Mazinin hakikati halin algılarıyla ve istikbalin yalan dolu hayalleriyle yer değiştirecek ve istikbal hal olarak karşımıza çıktığında Anadolu kültürünü, iman ve irfanını bir kez daha emperyal ahlaksız kapitalizmin kucağına atmış olacağız. Bu hakikati haykırmaya çalışanlar için önce “dıj güçler” “böyük resim” denerek dalga geçilecek ve gözler kör, akıllar dumura uğratılmış olarak köle bir dünyaya merhaba diyecek neslimiz. Bu dijital köleliğe asrın başında gelen bir ihtar ile dur demek mecburiyetindeyiz; “Adalet külâhını Zulüm başına geçirmiş. Hamiyet libasını, hıyanet ucuz giymiş. Cihad ve hem gazâya, bağy ismi takılmış. Esaret-i hayvanî, istibdad-ı şeytanî, hürriyet nam verilmiş. Zıdlarda emsal olmuş, suretlerde tebâdül, isimlerde tekabül, makamlarda becâyiş-i mekânî.”

Adalet külahını zulüm başına geçirmiş; işte görüyorsunuz Anadoluya uymayan bir kanunlar manzumesi bu millete deli gömleği gibi giydirilmeye çalışılıyor. İsviçre’nin medeni hukuku İtalya’nın ceza hukuku yetmedi istanbul sözleşmeleriyle kökü dışarda dal ve budakları Anadolu’da olan bir takım zulüm odakları neler yapmaya çalıştı ve çalışıyor bu vatanda. HAMİYET LİBASINI HIYANET UCUZ GİYMİŞ. İşte halimiz ne kadar güzel özetlenmiş. Adam milliyetçilik maskesiyle ortaya atılıyor fitne ve fesat için her türlü yalanı politikasının merkezine koyuyor, mağlubiyete mahkum siyasi partisine zafer partisi adını veriyor.

Değerli dostlar, uyanık olup bu algı operasyonlarına kanmamamız dileğiyle Cenab-ı Hak’tan feraset diliyorum. Rabbim baştaki başların başına akıl, kalbine iman idraklerine feraset ihsan etsin. Topluma yol gösteren kanaat önderlerinin vatanın ve milletin birlik ve beraberliğine kasteden içimize girmiş operasyon çocuklarının hakiki mahiyetlerini idrak etmelerini niyaz ediyor neslimize ise dijital sömürgeciliğin operasyon mahalli olan sosyal medya platformlarının yalan ve yanlış propagandalarına karşı uyanık olmalarını tavsiye ediyorum.

Devamını Oku

Filipinler’den Gelen Hidayet Haberleri

Filipinler’den Gelen Hidayet Haberleri
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Filipinler’de geçirdiğim 20 seneye yakın devrede 40bin’e yakın şehadete, hidayete şahid oldum. Kabile kabile, fevc fevc islamiyete dahil olan köyler, kasabalar gördüm. Pandemi sürecinde bulunamadığım adalar ülkesine tekrar geldim. Kabilelerinden büyük bir nüfusun Müslümanlığı seçtiği Higaunun kabilesi reislerinden Datu Jumo Anduhan islamiyeti merak eden beş aileyi bulunduğumuz Çare Yardımlaşma ve Kalkınma Derneği tarafından yaptırılan ve Turkiye Filipinler Dostluk Vakfı tarafından yönetilen yetimhaneye getirdi. Yetimhane de olan medresede kendi torunlarından kalıp hafızlık yapanlarda var. Güzel bir Kur’an ziyafeti, sonra tefsir dersi ve nihayet sual cevap faslından sonra beş aile reisi şehadet getirerek müslüman oldu.

Bir hafta sonra Ramazan kumanya paketi dağıtımı yapacağımız medresemize yine kalabalık bir grup geldi. Sabah program öğle namazına kadar devam etti. Ezan, namaz, tesbihat, sohbet ve nihayet yine sual cevap… o beş aileden müslüman olanlar bir tarafa çekildi ve ben yeni gelen ailelere içinizden şehadet getirmek islamiyeti kabul etmek isteyenler ayağa kalksın dedim. Bir kaç kişi beklerken 55 kişi ayağa kalkıp müslüman olmak istedi. Hep beraber şehadet getirdik. Bir hafta içinde 60 aile islamiyeti seçti. Asıl mevzu ise bundan sonra başlıyor. Hizmet bundan sonra başlıyor. Bunların aileleriyle hemhal olmak, akideden ilmihale, bir hayat tarzı olan islamiyeti teslimiyetten iman mertebesine ulaştırmak ve o imanı yakine hasıl edecek surette tebliğ ve irşada devam ederek bilhassa gelen nesillerin din-i mubin-i islamda sebat ve devamını kalıcı kılmak buna gayret göstermek.

Bu hususta bölgenin farklı ada ve şehirlerinde bulunan medrese ve yetimhanelerimiz büyük bir vazifeyi ifa ediyorlar. Türkiye Sancaktepe Fasl-ı Bahar Kur’an Kursundan ve Çamlıca İLAM Eğitim Merkezinden mezun olan Filipinli mühtedi arkadaşlarımızın gayretleri bu noktada yadsınamaz. Isparta Mekke Kur’an Kursunda hafızlıklarını tamamlayan çalışkan, gayretli, fedakar gençleri de unutmamalıyım. Emeği geçenlerden razı olsun.

Filipinler’e ilk geldiğimiz senelerde müslüman olduğumuzu öğrenen hrıstiyanlar genellikle “biz de müslümanmışız bizim ecdadımız da müslümanmış” diye söylüyorlardı. İslamiyete o cibilli taraftarlık devam ediyordu. Bu gelişimde insanların gündeminde olabildiğince siyaset olduğunu gördüm. Hemen hemen herkes Türkiye’nin Rusya-Ukrayna krizindeki konumunu sordu. Türkiye bölgeye uzak. Ticari kapasite sınırlı ama son senelerde satılan askeri mühimmat ve helikopterler Türkiye’yi de Filipinler gündeminin bir parçası yapmış.

Siyasetin çok fazla gündemde olmasının bir sebebi de Mayıs ayında yapılacak olan genel seçimler. Çok büyük bir çekişme var. Bizim için önemli olan elbetteki müslümanların temel hak ve hürriyetlerinin engellenmemesi ve Özerk bölgenin genişletilerek müslümanlara bütün siyasi haklarının verilmesi. Burada da müslüman oylara gözünü diken siyasetçilerin komik hallerine şahidlik edebiliyorsunuz. Kur’an oku(ya)masalarda kadınlar başörtüsü takıyor, erkekleri ise Allah U Ekber, Bismillah, Selam alaykum demeye çalışıyor. Bu yönüyle seçimden seçime camiye uğrayan siyasetçilerimizi hatırlatıyor ve ah dünya sen nelere kadirsin dedirtiyor.

Heryerde olduğu gibi birileri dini yaşıyor birileri ise dini kullanıyor.. küçücük dünyevi maddi geçici menfaatlerine din gibi uhrevi manevi ebedi bir manayı feda ediyorlar. Münafık kafirden şiddetlidir diyor, Rabbimden hepimiz için intibah, feraset, teyakkuz niyaz ediyorum.

Şu siyasi hercü merc, dünyevi kargaşa ve kaos, ekonomik dertler sıkıntılar biraz durulsa beşer nazarını Kur’an’a çevirecek. Asıl haberlere kulak verecek. Peygamberini dinleyecek. Bu kadar islamiyet aleyhinde yapılan kara propagandaya rağmen insanlar fevc fevc islamiyete dehalet etmekte;

“Yakinim var ki

İstikbal semavatı zemn-i asya,

Bahem olur teslim yed-i beyzay-ı islam’a” diye verilen müjde ve beşaretlerin tecellilerini her gün müşahede eden, edebilen bahtiyarlardan addediyorum kendimi.

Bu vesile ile mübarek Ramazanınızı tebrik ediyor, yaptığınız  ve yapacağınız hayırlı amellerin dergah-ı İlahi’de kabule karin olmasını Cenab-ı Hak’tan diliyorum.

Devamını Oku

Bi Dünya Haber (Güzelliğe Dair Bir Haber Portalı)

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Sizleri güzelin konuşulduğu, güzelliğin anlatıldığı, güzelliklerin paylaşıldığı bir haber portalı ile tanıştırıp islam dünyasına, insanlık alemine bir de bu pencereden bakın demek istiyorum. Rabbimiz ayet-i kerimesinde

 

“Allah, yarattığı her şeyi güzel yaratandır” (32/8) buyuruyor. “Evet, herşey ya hakikaten güzeldir, ya bizzat güzeldir veya neticeleri îtibariyle güzeldir. Ve bu güzellik, rubûbiyet-i âmmeye ve şümûl‑ü rahmete ve tecelli-i âmmeye bakar.” (Mektubat/408) Hem Rabbimiz insanlığa bir şey anlatırken tebliğde de temsilde de halde de şu emri ferman buyuruyor;

“Kullarıma söyle, sözün en güzel olanını söylesinler” (17/53) Hakk’a davette ne güzel bir kıstas. Bizim Yunus bu ayetin tefsirinde ne güzel söylemiş:

Söz ola kese savaşı / Söz ola kestire başı

Söz ola ağulu aşı / Bal ile yağ ede bir söz.

 

Peygamber Efendimiz (sav): bir hadisinde “Allah güzeldir, güzelliği sever. Allah kendi nimetini kulunda görmeyi sever; pislik ve kötülüğü sevmez.” (Kenz-ül Ummal, Hadis:17166) buyuruyor. Bu davet, bu tebliğ ve hadis-i şeriflere bakınca “Bi Dünya Haber” websitesi çok daha anlamlı hale geldi benim için. Bi Dünya Haber “güzelden yana tavır alma”nın digital dünyadaki müşahhas hali olarak arzı endam etmiş bir site. Menfilikle, savaşla, kaosla, kanla, kargaşayla dolu dünyada bunların yanında yok mu iyi bir haber sorusuna cevap aramaya çalışan güzel gönüllü insanların ideali bir proje aslında “bi dünya haber”… Güzel gören güzel düşünür güzel düşünen hayatından lezzet alır demiyor mu Bediüzzaman.. Âkıl odur ki;

‎خُذْ مَا صَفَا دَعْ مَا كَدَرْ‎ (güzeli al kederi at)

kaidesiyle amel eder, selâmet-i kalb ile gider. (Sözler/41) İngilizce, Arapça, Almanca, Fransızca vb. dillerde yayın yapan haber kaynaklarından Müslümanlarla ilgili olumlu, güzel ve ilham verici haberleri bulan arkadaşlar farklı ülkelerde yaşayan dostları ile irtibat kurup onlardan da yerel haberler toplamaya çalışıyorlar. Tüm bu haberleri daha sonra Türkçe’ye çevirip yayınlıyorlar.

 

Yaptıkları sadece haberleri yayınlamak değil elbette. Biraz daha aktif bir konuma geçip özgün içerik üretimleri, röportajlar ve derlemeler yapıyorlar. Önce o ülkede yaşayan Müslüman nüfusa, ardından İslam’ın yayılış sürecine, o ülkedeki camilere ve çalışmalar yapmış önemli kişilere ve son olarak da orada yaşayan Müslümanların karşılaştığı problemlere değindikleri Dünyada İslam serileri var. Bunun dışında Allah’ın Evleri, İslamofobi ile Mücadele, Örnek İnsanlar, Güzel Projeler, İslam Şehirleri gibi birçok seri daha hazırlamışlar.

 

Sitenin fikir öncüsü Hakan Emin Öztürk kardeşime derdini sorduğumda bana verdiği cevap farkındalık oluşturan nitelikteydi; “abi algı olgu parametrelerini biliyorsunuz. Bakın Peygamber Efendimizin bir hadisiyle 8,000 fidan diken Selim Petek’i kimse duymazken Green Peace’i müslüman çocuklar bile biliyor. Bir başka araştırma konusu ise Amerika’da ankette “Trafik kazası/felçli ölüm” oranı nedir diye soruluyor, %90’ı Trafik Kazasından ölenlerin sayısının felçli ölümlerden daha fazla olduğunu söylerken, hakikatte felçli ölümler kazalı ölümlere oranla kırk kat daha fazla. Bu cevabın nedeni “bilinirlik olgusu” ile açıklanıyor. İnsanlar medyada sürekli kaza haberlerini görüyorlar. Algı bir nevi olguya dönüşüyor. Aynı hal islam alemi islam inancı müslümanların yaşayışı ile doğru orantılı. Batı islamı nasıl tanıyor ve biz nasıl tanıtıyoruz. Bütün bunlara bir neşter vurabilmek adına iyi haberleri web sitemize taşıyoruz..”

 

Ümmet bilincinin inkişafı, kardeşlik şuurunun anlaşılması, gönül coğrafyamızın idraki ve nihayet islam birliği hedefine yapmış oldukları katkıdan dolayı www.bidunyahaber.org portalında emeği geçen arkadaşlarımızı tebrik ediyor, takdir ediyor, başarılarının devamını diliyorum.

Devamını Oku

Hüsnü Bayramoğlu Ağabeyin neşrettiği Leyle-i Mirac Lahikasıdır

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Üstad Bediüzzaman Said Nursi’nin talebesi, hizmetkarı ve varisi Hüsnü Bayramoğlu Ağabeyin Mirac gecesi münasebetiyle geçtiğimiz yıl neşrettiği  lahikadır.

بِاسْمِه۪ سُبْحَانَهُ

Aziz, sıddık kardeşlerim!

Leyle-i Mi’rac, ikinci bir Leyle-i Kadir hükmündedir. Bu gece mümkün oldukça çalışmakla kazanç birden bine çıkar. Şirket-i maneviye sırrıyla, inşâallah herbiriniz kırkbin dil ile tesbih eden bazı melekler gibi, kırkbin lisan ile bu kıymetdar gecede ve sevabı çok bu çilehanede ibadet ve dualar edeceksiniz ve hakkımızda gelen fırtınada binden bir zarar olmamasına mukabil, bu gecedeki ibadet ile şükredersiniz. Hem sizin tam ihtiyatınızı tebrik ile beraber, hakkımızda inayet-i Rabbaniye pek zahir bir surette tecelli ettiğini tebşir ederiz.

Said Nursî
(Şualar/501)

Kıymetli Kardeşlerimiz,
Cenab-ı Hakk’a nihayetsiz hamdu senalar olsun ki Nurun her tarafta galibane fütuhatı hem nur talebelerinin hizmet-i imaniyedeki muvaffakiyeti, Nurların neşir ve intişarı, ve şimdi umum müstakim cemaatimizin mabeyninde husule gelmeye başlayan tam tesanüd, vifak ve ittifak, uhuvvet ve muhabbet sizlerin sebat ve sadakatınızla ve Nurlara tam kanaatınızla kemal ve devamdadır. Biliniz ki şu hal ve bu keyfiyet masonların, zındıkanın ve ehl-i dalaletin belini kırıyor. İnternetten yaptığımız dersleri misal alarak diyorum ki üniversite hocalarından talebelerine, esnafından fedakar kahraman vakıflara ve hizmette sebkat etmiş müstakim nur talebelerine ve hem diyanet camiasının meşhur kurra hafızlarından memleketimizin erbab-ı ilmine kadar bir ekranda omuz omuza , meslek ve meşrepleri muhtelif olduğu halde Nurun dersinde bir ve beraber olmak manası başta Üstadımız olmak üzere semavat ehlini dahi tebriklerle takdirlerine mazhar ediyor, ruhaniler alkışlıyor. Üstadımızın bize son Urfa seyahatinde beşaret verdiği mana ki “kardeşlerim hiç endişe etmeyin, Risale-i Nur Anadoluda neşir ve intişarıyla masonların zındıkların belini kırmıştır!”hakikati umum ehl-i iman arasında hakiki tesanüd ve muhabbetin vücuduyla tahakkuk etmektedir. Bir musibet-i amme halini alan salgını çok cihetlerle rahmetlere ve hakkımızda
عَسٰٓى اَنْ تَكْرَهُوا شَيْئًا وَهُوَ خَيْرٌ لَكُمْ
sırrına mazhar eyleyen Rabbimize hamd ederiz. Cenab-ı Hakk’ın nev-i beşere bir ihsanı olan internetin de şükrünü eda nevinden Nur Talebeleri Risale-i Nur’u kemal-i sadakatla okuyup hava sahifesinde neşrettiler. Hem “Bu mübarek ayların hürmetine ve pekçok sevab kazandırmalarına itimaden sabır ve tahammül içinde şükür ve tevekkül etmek ve

مَنْ اٰمَنَ بِالْقَدَرِ اَمِنَ مِنَ الْكَدَرِ

düsturuna teslim olmak elzemdir, vazifemizdir.” diyen Nur talebeleri her şeyde rahmetin izini, özünü, yüzünü görmeye gayret ettiler.
Aziz Kardeşlerimiz, Memleketimizde ve sair bilad-ı islamiyede ve hariçte devam eden hizmetlerinizi bu geceki leyle-i miracınızla birlikte tebrik ederiz.

Bu vesile ile bilhassa şuhur-u selasenin başında şehid olan kahramanlarımıza ve geçtiğimiz hafta helikopter kazasıyla şehid olan kumandan ve mehmetçiklerimize rahmet diliyor, dualar ediyor, sizlerin de leyle-i miracınızı tebrik ediyorum. Cenab-ı Hak bu geceyi Hz. Üstadımızın beyan buyurdukları gibi leyle-i kadir hükmünde kabul eylesin ve alem-i islam ve memleketimizin saadetli günlerine vesile eylesin.

Bediüzzaman Said Nursi’nin hizmetkarı ve talebesi
Hüsnü Bayramoğlu

 

 

 

 

Devamını Oku

Ümmetin Yarım Asırlık Yarası: Afganistan

0

BEĞENDİM

ABONE OL

 

Bütün azalarını harbe çağır

Sofran açılsın elin şehit ballarından alsın

Saraylar damlar yeniden kurulsun

Ağaçlar içinden akan nehre

Dalçık günde bin kere ve gecelerde

Omuzbaşlarını denetleyen defterlerden yalnız sağdaki kalsın

Kalem yazsın yazsın

Küheylan bir aşık ol

Öyle yalvar ki ellerim zahmet balyalasın

Kaslar şehit dalgaları ve haykıran kan

Başlasın vuslat gününü toprağa

Başlasın hatırlatmaya denize kumsalını

Şimdi üzgünüz arkadaş

Yolumuza çıkmayın üzgünüz…(C. Zarifoğlu)

 

Çok şeyler yazıldı çizildi. Bülbüllerin efganına, mevsimin hazanına, müminlerin gözyaşlarına dair nice nice destanlar yazdırdı Afgan halkı ümmetin dertlilerine. Efgan mı bu Afgan mı… hafakan mı bu hezeyan mı.. hicran mı, hüsran mı??? Rusun kızıl çizmesi kar demedi kış demedi nice ocaklar söndürdü, nice yetimler nice dullar bıraktı o yalçın kayalarda, o kanlı dağlarda.. Rus çekildi, Rus yenildi, Rus belasını buldu bu seferde büyük şeytan gözünü dikti bu mazlum halka.. dile kolay.. yarım asır.. yarım asır işgal altında ümmetin asil halkı!

 

Bu harp başka

Kim diyorsa ki batılılarla başımız bir taşta

Cellatlarla aynı kaptan yiyoruz

Aynı kirli hava

Aynı kafa ayağımızın bodrumunda

Hayır arkadaş bu hesap bambaşka

Ne son aylardayız ne bu son gün

Sanki dünya bir tek kaldırıp vuracağım gürze gebe

Gözleri yumuşak yüzü yorgun bileği sert toprak

Sanma ki harp derdinden geçtim

Düşünme ki dökeceğin kanlar hunhar

Derimin altında ne belalar baygın

Bir devlet taşıyorum başımda

Bu ev bana dayanmaz

Çöker kızıllar kuduran inleri dünyanın

(C. Zarifoğlu)

Bitmiyor! Biri ayrılıyor öteki başlıyor! Ne zormuş ahirzamanda azılı azgın batıl batının hedefinde olmak! Tek dişli canavarların kirli emelleriyle elemler içerisinde kalmak!

 

Bu hafta Çare Derneği Yönetim Kurulu Başkanımız Mehmet Südlü Bey ile birlikte İDSB önderliğinde Afganistan’a Acil Yardım programına iştirak ettik. Kızılay Başkanımız Dr. Kerem Kınık Beyden, İnsani Yardım Platformu Başkanı Musab Aydın Beyden ve İslam Dünyası Sivil Toplum Kuruluşları Genel Sekreteri Av. Ali Kurt Hocamızdan Afganistan’ı dinlemek Afganistan ile dertlenmemize vesile oldu. Ümmetçe unutuyoruz. Uyutuluyoruz…. Afganistan’da zalim büyük şeytanın çekilmesi, idari boşluğun getirdiği siyasi gerilim, kaos, dahili karışıklık ve taraflar arasındaki şiddetli çatışmalar Afgan halkını yok olmanın eşiğine getirdi. Bu kez asil Afgan halkı, Rus’a diz çökmeyen, büyük şeytana boyun eğmeyen mazlum halk kuraklık ve ciddi bir ekonomik kriz ile boğuşmakta, temel gıda, sağlık ve hijyen malzemelerine dahi erişmekte ciddi sıkıntılar çekmektedir. Ülkedeki sağlık sisteminin çökmesi ve ülkeye ilaç/tıbbi malzeme girişinin olmaması, hastaların tedavi edilememesi sorunlarını da beraberinde getirmiştir.

 

Birleşmiş Milletler Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre; ülkede 3,2 milyon çocuk ve 700 bin hamile kadın temel besin maddelerinden uzak ve yetersiz beslenme riski ile karşı karşıya kalmaktadır.

Birleşmiş Milletler İnsani Yardımlar Koordinasyon Ofisi (OCHA)’nın raporuna göre; 38 milyon nüfusa sahip ülkede, 2022 yılı içerisinde 22,8 milyon insanın açlık sınırına ulaşacağı beklenmektedir.

Bu hazin tabloya “Yâ vâliye külli mazlûmîn

 

Ey mazlumların, zulme uğrayanların sığınağı!” (Topkapı Sarayı, Bab-ı Hümâyûn’unda) hakikatinin doğrultusunda, dost ve kardeş, mahzun ve mazlum Afgan halkının yanında olmak, ümmet bilinciyle insaniyetimizin gereği olarak yaralarını bir nebze olsun sarmak başta gıda olmak üzere sağlık, barınma malzemeleri, eğitim materyalleri ve giyim malzemelerini Afganistan’a düzenli olarak ulaştırabilmek gayesine matuf Kızılay ve diğer STK’larımız canhıraşane bir çaba sarfediyor. Bu haftaki toplantıda bir ve beraber yaraya merhem sürelim diyen stk’ların Sahabelerin Kur’anın iltifatına mazhar vasfı olan “isar” hasletini sergilediklerini görmek beni Afganistan adına da ümmet adına da ülkem adına da sevindirdi. Stk’larımız yakın zamanda Cumhurbaşkanımızın himayesinde ve Veli devletimizin öncülüğünde, aziz milletimizin isar hasletinin tezahürü olarak “İyilik Treni” adı ile Afganistan’a yardım faaliyetleri başlatmıştı. Bu yardım trenlerinin Ramazan Bayramı’na kadar iki haftada bir yola çıkması planlanmakta. Yapılan istişari toplantılardan sonra Mehmet Südlü Beyin ifadeleri kan dondurucu nitelikte; “Afganistan halkının yüzde sekseninin açlık sınırının da altında ve yaklaşık 100 bin çocuk eğer ülkeye yardımda bulunulmazsa dört ay içerisinde ölümle karşı karşıya kalacak.Sözün bittiği yer… Derneğimizin Afganistan’da bulunan ülke koordinatörü Sultan Beyden aldığım bilgiye göre açlık öyle noktalara ulaşmış ki insanlar yaşam mücadelesi verirken çocuklarını kendilerine bir yük olarak görüp satmayı bile düşünüyorlar.” Değerli okuyucularım üç aylardayız. Önümüz Ramazan. Cemre bu sefer havaya karaya değil mazlum Afgan ailelerinin sofrasına düşsün! O cemreyi iyilik treni taşısın dağlar dereler aşıp, taşısın ve çare sunsun emzikli kadınlara, aç susuz sabi sübyanlara, masum mazlumlara… Şu “iyilik tren”imize bir iyilikte biz yapalım derseniz şayet, 3. İyilik Treni T.C. İçişleri Bakanlığı AFAD Başkanlığı koordinasyonunda bir araya gelen Türk Kızılayı başta olmak üzere bir çok sivil toplum kuruluşumuz (Diyanet Vakfı, Hayrat Yardım Derneği, Aziz Mahmud Hüdâyi Vakfı, Yedi Başak Derneği, Çare Yardımlaşma ve Kalkınma Derneği, ANDA Derneği ve İDSB İnsani Yardım Platformunun bir çok üye Stk’sı) Afganistan halkının yanında olmak için yola çıkıyor…

 

Bu iyilik yolculuğunda yer almak isteyen vatandaşlarımız,

 

“AFGANİSTAN” yazıp 2868’e (kızılay) ya da 1866’ya (afad) 3851’e (çare) SMS yollayarak 10₺ bağışta bulunabilir, AFAD, Hüdayi Vakfı, Çare Derneği, İHH, Hayrat, Beşir, Sadaka Taşı vd dernek ve vakıfların internet sitesi üzerinden, kredi kartıyla ya da kampanya için açılmış olan banka hesapları üzerinden istediği miktarda da bağış yapabilirler.

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.