DOLAR 15,5682 0.55%
EURO 16,2533 0.81%
ALTIN 899,50-0,24
BITCOIN 4640290,84%
İstanbul
20°

AZ BULUTLU

02:00

İMSAK VAKTİ

MESUT ÇOBAN

MESUT ÇOBAN

08 Ekim 2021 Cuma

REBİÜLEVVEL AYI

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Rebiülevvel, Hicri yılın üçüncü ayıdır.

Bu yıl 7 Ekim 2021 (dün) itibariyle Rebiülevvel ayına girmiş bulunuyoruz.

İslâm tarihinde Rebîülevvel ayının önemli bir yeri vardır. Peygamber Efendimiz (s.a.v)  Rebîülevvel ayının 12’sinde Pazartesi günü dünyaya gelmiştir.  Müslüman toplumlarda bir mevlid geleneği oluşmuştur.

İslâm tarihinin  dönüm noktası sayılan hicret de Rebîülevvel ayında gerçekleşmiştir.

Safer ayının sonlarında Hz. Ebûbekir’le birlikte Sevr mağarasına sığınan ve 1 Rebîülevvel’de buradan ayrılıp Medine’ye doğru yola çıkan Resûl-i Ekrem 8 Rebîülevvel Pazartesi günü Kubâ’ya varmış ve burada Kubâ Mescidi’ni inşa etmiştir. 12 Rebîülevvel’de Medine’ye hareket etmiş, Rânûnâ vadisinde ilk cuma namazını kıldırdıktan sonra aynı gün Medine’ye ulaşmıştır. Bu ayın içinde Mescid-i Nebevî’nin inşasına başlanmıştır.

Hz. Peygamber’in âhirete irtihalinin de Rebîülevvel ayında olduğu konusunda görüş birliği vardır. Resûl-i Ekrem (s.a.v) 12 Rebîülevvel Pazartesi günü vefat etmiştir. Hz. Peygamber’in doğum, hicret ve vefatının Rebîülevvel ayında ve pazartesi gününde olması bazı araştırmacılarca, Rebîülevvel ayının Araplar’da bolluk ve bereket ayı sayılması ve eski medeniyetlerde pazartesi gününün ayın yaratıldığı gün kabul edilmesiyle irtibatlandırılır.

Kaynak: Türkiye Diyanet Vakfı, İslam Ansiklopedisi

 

Devamını Oku

KENDİMİZİ GELİŞTİRMEK

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Bir ormanda iki kişi ağaç kesiyormuş. Birinci adam sabahları erkenden kalkıyor, ağaç kesmeye başlıyormuş, bir ağaç devrilirken hemen diğerine geçiyormuş. Gün boyu ne dinleniyor ne öğle yemeği için kendine vakit ayırıyormuş. Akşamları da arkadaşından bir kaç saat sonra ağaç kesmeyi bırakıyormuş.

İkinci adam ise arada bir dinleniyor ve hava kararmaya başladığında eve dönüyormuş. Bir hafta boyunca bu tempoda çalıştıktan sonra ne kadar ağaç kestiklerini saymaya başlamışlar  ve ikinci adamın  çok daha fazla ağaç kestiğini görmüşler.

Birinci adam öfkelenmiş: “Bu nasıl olabilir? Ben daha çok çalıştım. Senden daha erken işe başladım, senden daha geç bitirdim. Ama sen daha fazla ağaç kestin. Bu işin sırrı ne?”

İkinci adam gülümseyerek cevap vermiş: ”

Ortada bir sır yok. Sen durmaksızın çalışırken, ben arada bir dinlenip baltamı biliyordum. Keskin baltayla, daha az çabayla daha çok ağaç kesilir.

 

“Kendimizi geliştirmek, baltamızı bilemektir.

Kendimize zaman ayırıp, yaşamımızı objektif bir bakışla gözden geçirmektir. Zayıf bulduğumuz yanlarımızı geliştirmek için çaba göstermektir.

Bu, zihnimizin, ruhumuzun, karakterimizin güçlenmesi için olmazsa olmaz bir koşuldur. Kendini tanımak, şu anda olduğumuz noktayla olmak istediğimiz nokta arasındaki yoldur. Kendini tanımak, kendimizi nasıl gördüğümüz ile başkalarının bizi nasıl gördüğü arasında fark olmaması anlamına gelir.

Bireysel ve iş yaşamımızda başarılı, mutlu ve doyumlu olmak istiyorsak, baltamızı bilemek için kendimize zaman ayırmalıyız.

 

Devamını Oku

Herşeyi Bilmek

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Adamın biri Musa Aleyhisselâm’a:

-Ya Musa, ben bütün hayvanların dilinden anlamak istiyorum. Tur’u Sina’ya gittiğin zaman Allah’tan iste de benim duamı kabul etsin, diyordu.

Musa Peygamber:

-Her şeyi bilmek iyi olmaz. Senin hayvanların dilinden anlamaman daha iyidir. Bu sevdadan vazgeç, dediyse de, adam illâ öğrenmek istiyordu.

Bir gün Musa Aleyhisselâm Tur’a çıktığı zaman Cenab-ı Allah Musa Aleyhisselâm’a:

“-Ya Musa! O kulumun duasını kabul ettim, bundan sonra bütün hayvanların dilinden anlayacak. Yalnız her şeye ehemmiyet vermesin, sonra onun için iyi olmaz.” buyurmuştu.

Musa Aleyhisselâm, Tur’u Sina’dan geldikten sonra durumu bildirip her şeyle fazla ilgilenmemesini söyledi. Kendisine selâhiyet verilen adam, akşam ahıra hayvanlarını yemlemeye girmişti. Orada eşekle öküzün konuşmalarına şâhid oldu.

Onlar aralarında şöyle konuşuyorlardı, öküz:

-Yahu eşek kardeş, senin işin ne iyi, bana yazın rahat yok, kışın rahat yok. Sabah olacak çifte koşacaklar, ama sense akşama kadar rahat gezeceksin, diyordu.

Eşeğin öküze nasihati şöyle oldu:

-Bunlar hep senin ahmaklığından… Sen sabah olunca hasta numarası yaparsın, akşamdan sahibimizin döktüğü yemi bile yemezsin. O da sabahleyin seni bu haliyle görünce çifte koşmaktan vazgeçer ve birkaç gün olsun istirahat etmiş olursun, dedi.

Bu sözler öküzün hoşuna gitmişti. Hakikaten yem yemedi ve öyle aç karnına sabaha kadar yattı. Eşek ise öküzün yemlerini bile kendisi yemişti. Tabii bunların bu konuşmalarını sahibi duymuş ve gülerek ahırdan çıkmıştı.

Sabah oldu, adam ahıra girdi ki, öküz aç. Kalkması için birkaç tekme vurdu ise de öküz hastalanmıştı. Adam:

– Bu sefer de onun yerine eşeği koşalım, diyerek aldı tarlaya götürdü

Akşama kadar eşekle çift sürdü. Eşeğin emdiği süt burnundan gelmişti. Akşam eve geldiği zaman öküz rahat rahat geviş getiriyor kendi kendine hakikaten bu iyi bir numara oldu diyordu. Eşek bu işin çekilemeyecek gibi olduğunu görünce öküze başka yoldan akıl verip kurtulmak istedi:

-Öküz kardeş, sen böyle yatarsan sahibimiz seni satacak. Bu gün tarlada beni gören köylüler sordular. O da, zaten tembel bir öküzdü, şimdi de hasta oldu. Yarın kasaba vereceğim, dedi. Eğer yarın’ da böyle yaparsan kendini bıçağın altında bil, diyerek sabahleyen çifte gitmekten kurtuldu.

Adam bunların bu konuşmalarını dinledikçe kendi kendine gülüyor ve:

– Gördün mü ne kadar iyi bir şeymiş hayvanların dilinden anlamak, diyordu.

Ertesi sabah horozla köpeğin konuşmalarına şahit oldu. Horoz:

-Yarın efendinin, öküzü ölecek. Sana müjdem var. İyi bir ziyafet olacak senin için, diyordu.

Adam bunu duyar duymaz hemen pazara götürüp öküzünü sattı ve zarardan kurtuldu.

İkinci gün oldu, köpek horoza:

– Niye yalan söyledin? Hani ziyafet? Adam öküzü sattı kurtuldu, dediğinde, bu sefer horoz:

-Hiç merak etme! Öküzü sattı ama, yarın kölesi ölecek ve onun hayrına mutlaka bir yemek yedirirler. Sen de artıklarından istifade etsen yeter, dedi.

Adam bunu da duymuştu. Hemen pazara çıkarıp kölesini de sattı. Köpek gene ziyafete erişememişti. Horoza:

-Beni ne kandırıp duruyorsun? diye çıkıştı. Horoz:

-Ben yalan söylemem… Ziyafet var dediysem vardır. Efendimiz öküz ve köleyi satarak zarardan kurtuldu ama, yarın kendisi ölecek, işte o zaman ziyafetin büyüğü olacak, dedi.

Adam horozdan bunları duyunca etekleri tutuştu. Ne yapacağını şaşırdı ve doğru Hazreti Musa’nın huzuruna çıkıp durumu anlattı:

-Hakikaten ben yarın ölecek miyim? Bunun bir çaresi yok mu? diye yalvarmaya başladı. Musa Aleyhisselâm:

-Ben sana demedim mi? Her şeye ehemmiyet vermeyeceksin diye… Eğer sen öküzü satmasaydın, o ölecek ve belâ atlatılmış olacaktı. Ama sen onları satmakla başkalarının zarar etmesini istedin. Kendi menfaatini düşünüp başkalarını kendisi gibi hesap etmeyenin hali budur, dedi.

 

Devamını Oku

FARE KAPANI

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Duvardaki çatlaktan bakan fare, çiftlik sahibi ile karısının bir paket açtıklarını gördü. “İçinde yiyecek mi var?” derken, bir baktı ki fare kapanı!
Hemen bahçeye koşup, alarmı verdi: Evde kapan var! Evde kapan var!

Tavuk gıdaklayıp, kafayı kaldırdı ve ‘Bay fare, bu sizin için ciddi bir sorun olsa da, beni ilgilendiren bir tarafı yok ne yazık ki!’ .

Fare dönüp bu sefer koyuna, “Evde kapan var, evde kapan var” dedi.
Koyun  ilgilendi ama ‘Üzgünüm bay fare, vah vah emin ol senin için dua edeceğim” dedi.

Fare bu kez öküze gitti: “Evde kapan var! Evde kapan var!” diye bağırdı nefes nefese.
Öküz: ‘Senin için üzüldüm, ama burnumu sokacağım bir şey değil.’ dedi.

Artık Farenin  başını eğip, gitmekten başka çaresi kalmamıştı…

Yalnızlık ve terk edilmişlik hisleri içinde, fare kapanı ile artık tek başına başa çıkmaya çalışacaktı!

O aksam evde, çok gürültülü bir ses duyuldu.

Sese koşan çiftçinin karısı, karanlıkta  zehirli bir yılanın kuyruğunu kapana, kaptırdığını görmemiş, yılan da kadını ısırmıştı.
Çiftçi karısını hemen hastaneye götürdü, ilk tedavisi yapılan kadın eve ateşli ve hasta olarak döndü.

Hasta insana ne verilir?

Sıcacık bir tavuk çorbası

Tavuk hemen kesilmiş ve acilen pişirilmiş!

Kadının hastalığı çabuk iyileşmediği için   eş dost ziyaretleri  çoğalınca, çiftçi  bu kez sofraya koyunu çıkarmak zorunda kalmış!

Ama çiftçinin karısı iyileşmemiş; ölmüş.
Cenazeye hiç görülmediği kadar kalabalık olmuş.

Bu sefer de konukları doyurmak için kesilen öküz olmuş…
Fareye de olan biteni deliğinin ardından izlemek kalmış.

Kıssadan Hisse :

Seni  doğrudan ilgilendirmeyen  bir sorunla karşılaşırsan iyice düşünmeden hareket etme!

Yaşadığımız ortamda birimiz tehdit altındaysak, hepimiz risk altındayız demektir, bu sebeple birbirimizi kollayıp, gücümüzü paylaşmalı ve birbirimize güvenmeliyiz.

Devamını Oku

İŞ GÖRÜŞMESİ

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Evi terk etmeye karar vermişti.

“Diş fırçalarken suyu açık bırakma”

“Salondan en son kim çıktı? Işıklar neden açık”

“Makası neden yerine bırakmıyorsun?” Gibi babasının ikaz ve söylemlerine dayanamıyordu.

Sabah bir iş görüşmesine gidecekti ve eğer kabul edilirse aile evini bırakıp, kedisine bir ev kiralayacaktı. Artık kendi hayatını yaşamak istiyordu.

Sabah, babası onu kapıda uğurladı.

– Dikkatli ol ve bütün soruları cevaplamaya çalış, oğlum dedi.

Görüşme adresine gelince, kapıda bekçi yoktu. Bahçe kapısı açıktı ama sürgülü kilidinin demiri dışarıdaydı, giren çıkan herkes bu demire değiyordu. Hemen kilit sürgüsünü geri çekti ve içeriye girdi. Bahçede bir hortum suyunu boşa akıtıyordu. Onu aldı ve sulasın diye bir ağacın dibine bıraktı. Bir avluya girdi, duvar dibinde boşa çalışan bir vantilatör gördü. Gayrı ihtiyarı bir hareketle, vantilatörü kapattığını fark etti. Artık huyu nefsine galip geliyordu. Kendisini tuhaf hissetti.

 

Oradan küçük bir odaya girdi. Üzerindeki okla görüşme salonuna gider, yazan bir kağıt ters bir şeklide asılı duruyordu. Kağıdı düzeltip, görüşme salonuna girdiğinde diğer adaylar oturmuş sıralarını bekliyorlardı. Salonun ışıkları açıktı ve günün ışığı yeterince her yeri aydınlatıyordu. Aldırmak istemedi fakat babasının sesini duyar gibi oldu sanki “kapatın bu ışıkları” diyordu. Bu ses dikkatini dağıtıyordu. Duramadı hemen gidip ışıkları kapattı ve sırasını beklemek için bir kenara oturdu.

Sırası gelince görüşme odasına çağrıldı.

Masanın öbür tarafında oturan kişi evraklarını istedi. Diplomalarını inceledikten sonra, işe ne zaman başlayabileceğini sordu. Bunu bir tuzak saydı ve imtihanın bir parçası olmalı. Dedi kendi kendine. Ne cevap vereceğini bilemedi.

Tedirginliği yüzüne yansımaya başladı.

Karşısındaki adam; Neyi düşünüyorsunuz? Diye sordu

Biz burada kimseye soru sormadık. Adayları cevaplarıyla değil davranışlarıyla değerlendirmek istedik. Adaylardan hiç birisi senin gibi davranmadı. Bahçe girişinden itibaren herkesi izledik. Açık sürgü kilidi, boşa akan su, vantilatör, ışıkları ve ters kağıt hepsi imtihanın birer aşamasıydı. Bu sınavı başarılı bir şeklide tek sen geçtin. Yeni işin hayırlı olsun.

Babasının disiplini ve sürekli ikazlarına, kızması geldi aklına ondan pişmanlık duydu ve bu işi sadece disiplinle kazandığını anladı. Eve çok mutlu döndü.

Hayatta başarılı olmanın yolu, disiplin ve çevremize gösterdiğimiz sorumluluktan geçiyor.

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.