DOLAR 15,8376 1.89%
EURO 16,7273 2.92%
ALTIN
BITCOIN 4780795,01%
İstanbul
22°

AÇIK

02:00

İMSAK VAKTİ

Nuhi Vardar

Nuhi Vardar

05 Eylül 2021 Pazar

Harabati Baba Tekkesi (Kalkandelen – Makedonya)

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Harabati Baba Tekkesi veya Sersem Ali Baba Dergâhı, MS 1538 yılında Makedonya’da bulunan Osmanlı-Türk dinî eserlerinden biridir.

Harabati Baba Tekkesi, Makedonya’nın kuzeybatısında bulunan Kalkandelen şehrinde yer alır. Şehrin bir kenarında konumlanan bu dinî külliyenin içinde birçok yapı, bahçe bulunur. Duvarlarla çevrili tekke külliyesinin büyük ve gösterişli bir giriş kapısı vardır. Kapısı üzerinde kule bulunur.
Tekke, 1538 yılında Sersem Ali Baba veya Server Ali Baba adlarıyla anılan Bektaşi babası tarafından kurulmuştur.1799 yılında Kosova Valisi Recep Paşa’nın kuruculuğunda bir vakıf, tekkenin içinde oluşturulmuştur.

Tekkenin kurucusu olan Server Ali Baba, Kalkandelen’e gelmeden önce Bektaşilik’te “dedebabalık” makamını kuran ve 1520’de ilk dedebaba olarak Hacıbektaş’taki dergâhta bu posta oturan kişidir. Ayrıca, Kanuni Sultan Süleyman’ın ilk eşi olan Mahidevran Sultan’ın ağabeyi olması nedeniyle Osmanlı sarayı ile yakın ilişki içinde bulunmuş, Hacı Bektaş Dergâhına yerleşmeden önce devlet kademesinde mîr-i miran (beylerbeyi) rütbesine kadar yükselmiş bir devlet adamıdır.

“Sersem” lakabını alışı ile ilgili rivayet şöyledir: Ali Baba gördüğü bir rüya üzerine devlet işlerini bırakıp Hacı Bektaş Veli dergâhında dinî hayata geçmek için padişahtan izin istemişti. Bu kararına şaşıran Sultan Süleyman “Sen sersem mi oldun? Vezîrlik bırakılırda orada Dervîşlik mi yapılır” deyince “Kabûlümdür Sultânım, varsın bana Sersem Alî desinler. Fakir müsaadenizi ricâ ederi”, diye cevap vermiş ve padişah da izin vermiştir.

Mahidevran Sultan’ın Hürrem Sultan’ın entrikaları ile saraydan sürülmesinden sonra ağabeyi Sersem Ali Baba’nın Hacı Bektaş Veli dergâhından uzaklaştırıldığı ve Kalkandelen’e geldiği düşünülür.

Ali Baba, Kalkandelen’e gidişinden bir süre sonra Anadolu’da çıkan Celali isyanları nedeniyle Kanuni tarafından geri çağrıldı. Kalender Çelebi İsyanı’ndan sonra Anadolu’daki faaliyetlerine son verilen ve postnişinsiz kalan Hacıbektaş Veli Dergâhı’nda ikinci kez dedebaba ünvanı ile posta oturdu ve orada hayatını kaybetti. Kalkandelen’deki Harabati Baba Dergâhının bahçesinde Sersem Ali Baba’nın makamı bulunur. Kalkandelen’deki tekke adını, Sersem Ali Baba’nın ölümünden sonra yerine geçen dedelerden birisi olan Harabati Baba’dan alıyor.

  1. yüzyılda Malatya’dan Kalkandelen’e gelen Harabati Baba tekkeyi dergâh haline sokmuştur.Yüzyıllar boyu dergâhın geniş bahçesinde tarım ve hayvancılık yapılmıştır.
    Dergâh, Kosova Valisi Recep Paşa döneminde gelişip önem kazanmıştır.Recep Paşa, dergâha 50 hektarlık arazi vakfedip yeniden yaptıran kişidir. Harabati Baba’nın kabri, dergâhın bahçesindedir.
    1945 yılında kapatılan dergâh, 1948 yılında eşkıyalar tarafından yakılmıştır. Ayrıca, Yugoslavya döneminde, dini yapıların birçoğu gibi burası da turistik bir tesise dönüştürülmüş ve içinde otel, lokanta, disko işletilmiştir.
    Yugoslavya’nın dağılması ile 1992’de dergâhın Kış Evi ve Meydan Evi gibi bazı bölümleri yeniden açılarak dergâh canlandırılmıştır.

2001’deki Ohri Çerçeve Antlaşması’ndan sonra ise  otel ve  restoran olarak kullanılan bölümler kapatılmıştır.

Devamını Oku

ATAULLAH KURTİŞ HOCA EFENDİ VE MEDDAH MEDRESESİ

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Makedonya ve Balkanlarda Müslüman kimliğinin yaşatılmasında büyük emeği geçen Meddah Medresesi’nin kurucusu merhum Ataullah Kurtiş Hocaefendiydi. Ataullah hoca’nın yetiştirdiği şahsiyetler Balkanlarda kalıcı izler bıraktılar.

Meddah Medresesi’nin Osmanlı döneminden sonra ikinci kurucusu olan Ataullah Kurtiş  hoca 1874’de Üsküp’ün Studeniçan köyünde dünyaya geldi.

Dini eğitimini İstanbul’daki Fatih Medresesinde tamamlayan Ataullah Efendi, aynı Medresede müderrislik yaptı.

1920’lerin başında  Üsküp’e dönen Ataullah Efendi atıl durumdaki Meddah Medresesini canlandırarak başına geçti.

Makedonya’nın Sırp yönetimi altına girmesiyle sükuta uğrayan dini eğitim sahasında Meddah Medresesi ve Ataullah Efendi’nin gayretleri son derece önemliydi.

Merhum Prof. Bekir Sadak Meddah Medresesinin  “İslam Yüksek Okulu” olarak anıldığını ifade etmiştir.

Ataullah Efendi 1930’ların sonlarına doğru Vardar Makedonyası İslam Diyanet Konseyi Başkanlığına tayin edilmesi üzerine Baş müderrislik görevini Fettah Efendi’ye bıraktı.

Üsküp’te “Atâ Efendi” olarak da tanınan Ataullah Efendi 1941 yılında Bulgar işgali sırasında kısa bir süre sürgün edildi.

Makedonya’nın 5 asırdan fazla süren Osmanlı hakimiyetinden çıkarak Sırp yönetimine altına girmesi Ataullah Efendi’nin içine sindiremediği bir gelişmeydi.

Müslümanların, Türklerin Balkanlar’dan göç etmesine şiddetle karşı çıkan Ataullah Efendi bütün mücadelesini bu davaya hasretti.

Talebeleri de Ataullah Efendi’nin izinden gittiler.

Bu talebelerden biri de Nerez’li Hafız Mustafa Efendiydi.

Yakınları Türkiye’ye göç etmesine rağmen Mustafa Efendi kalmakta sebat etti.

Nerez köyü halkının ifadesine göre Mustafa Efendi göç etseydi bütün köy onunla birlikte göç edecekti.

Ataullah Efendi Balkanlar’da Osmanlı mirasını elde tutmak ve Müslümanlar arasındaki birliği devam ettirmek için büyük çaba harcadı.

Bu amaçla, mücadele ruhunu diri tutacak, dini ve milli şuura sahip münevver bir öncü kadro yetiştirmek istedi.

Ataullah Efendi’nin gayretleri Balkanlarda İslami kimliğin muhafaza edilmesinde önemli rol oynadı..

Meddah Medresesinde yetişenler Balkanlarda öncü liderler olarak arkalarında kalıcı izler bıraktılar.

1946’da Studeniçan köyünde vefat eden Ataullah Efendi’nin rahle-i tedrisinde yetişen şahsiyetler arasında Müderris Hafız Şaban, Mehmet Efendi Sadık, Hasan Efendi Bekir, Kemal Aruçi, Prof. Bekir Sadak ve Yücelciler’in lideri Şuayp Aziz de vardı.

Ataullah Efendinin talebelerinden birisiyse 1954’ten vefat ettiği 1980 yılına kadar Makedonya ulema meclisi başkanlığını yürüten Hafız Bedri Efendiydi.

1960’da Türk vatandaşlığına kabul edilen Ali Yakup Cenkçiler Hoca da Meddah Medresesinde Ataullah Efendi’den ders alan talebeler arasındaydı.

Daha sonra Mısır’a giderek el Ezher Üniversitesi’ni bitiren Ali Yakup hoca İstanbul’da Fatih, Mesih Paşa ve Emir Buhari camilerinde ve Diyanet İşleri Başkanlığı Haseki Eğitim Merkezinde uzun yıllar ders verdi.

Üniversite öğrencilerine yönelik sosyal çalışmalarıyla da öne çıkan Ali Yakup Hoca 1988’de İstanbul’da vefat etti.

 

 

Devamını Oku

Balkanların Coğrafi Yapısı

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Balkanlar, güneybatıda Adriyatik Denizi ve İyon Denizi; güneyinde Akdeniz; güneydoğuda Ege ve Marmara Denizi, doğuda Karadeniz ile çevrelenen bir yarımadadır.

Bölge için Güneydoğu Avrupa terimi de  kullanılır. “Balkan” kelimesinin kökeni Türkçe olup, batıdan doğuya uzanan ve Bulgaristan’ı ikiye bölen ormanlık dağ silsilesinin adıdır. Bu dağın ismi bütün bölgeye yayılarak kullanılmaya başlanmıştır.

Balkan coğrafyası çeşitli kültürlerin bir arada yaşadığı bir bölgedir. Burada birçok din ve millet yaşar. Balkan coğrafyasının sınırları Avrupa içlerine kadar uzanır. Topraklarının tamamı Balkanların sınırları içinde olan Arnavutluk, Bosna-Hersek, Bulgaristan, Karadağ, Kosova, Makedonya ve Yunanistan devletleri ile topraklarının bir kısmı Balkanlar’da yer alan Sırbistan, Hırvatistan, Slovenya, Romanya ve Türkiye devletleri de Balkan ülkesi olarak kabul edilmektedir.

Balkanlarda Milattan Önce Eski Yunan, Makedon, İlir, Trak gibi kavimlerin yaşamaktaydı. Bu kavimlerin etkisiyle bölgede Trakya, Makedonya gibi bölge isimleri mevcuttur. Bölge Roma imparatorluğunun eline geçtikten sonra Bizans şehri Roma İmparatoru Konstantin tarafından İmparatorluğun başkenti haline getirilmiştir. Daha sonra Bizans şehri Konstantinopolis (Konstantiniyye-Konstantin’in Şehri) olarak anılmaya başlanmıştır.

Şehrin Türkler tarafından fethinden sonra halk arasında yaygın olan İstanbul ismi de kullanılmaya başlanmıştır. İstanbul Balkanların en doğu sınırını oluşturduğu gibi Balkanların en önemli merkezi olmaya devam etmiştir. İstanbul’dan sonra Balkanlardaki en önemli şehirler Edirne, Selanik, Belgrad, Sofya, Saraybosna gibi şehirler olmuştur. Osmanlı Devleti Balkanlara hâkim olduktan sonra bölgeye Rumeli adı verilmiştir.

Makedonya, Tesalya, Epir, Trakya terimleri Osmanlı yönetimi tarafından kullanılmamıştır. Milattan önceki devirlerden kalma bu isimler 19. Yüzyılda Avrupa’da yeniden kullanılmaya başlanmış ve Osmanlı yönetiminin bölgede sona ermesinden sonra tekrar resmen kullanılmaya başlanmışlardır.

Balkan topraklarında yaşayan milletler, tek bir devlet sınırı içinde yaşamazlar. Birçok milletin fertlerine birçok devlet içinde rastlanabilir. Bu yüzden Balkanlar’da yaşayan milletlerin toplam nüfuslarının tespit edilmesi kolay değildir. Balkanlar’da konuşulan diller şu şekilde sıralanabilir: Yunanca, Türkçe, Bulgarca, Sırpça, Boşnakça, Arnavutça, Hırvatça, Makedonca, Romence, Slovence, Karadağca, Pomakça, Ulahça, Romanca, İtalyanca, Yahudi İspanyolcası.

Daha önce Balkan topraklarında tarih boyunca çeşitli devletler kurulmuş ve bu bölge 14. Yüzyılda Osmanlı idaresine dâhil olmuştur. Uygulanan iskân politikası sonucu bölgede önemli bir Müslüman nüfusu oluşmuştur.

Devamını Oku

Makedonya’da Kurban Bayramı

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Makedonya’da Kurban Bayramı Balkan ülkeleri ile Türkiye’den çok farklı kutlanmıyor. Bayram heyecanı bayramdan önce başlıyor. Müslümanların öncelikleri arasında Kurban’ın ayarlanması yer almakta. Özellikle bahçeli evi olanlar mutlaka kurbanlarını kendi evlerinde kesiyor. Bu nedenle daha önceden kurbanı satın alıyorlar. Genellikle koçlar kurbanlık için daha efdal görünmekte. Fakat son yıllarda koçların sayısında azalma olması ve fiyatların bayram öncesi tavan yapması nedeniyle koyunlar tercih edilmekte.

Makedonya’da büyük baş kurban kesimi çok yaygın değil. Bunun sebebi de Hz. İbrahim’e Allah tarafından küçükbaş kurban takdim edilmesi etkili olmuştur. Evlerde genel temizlik yapılır ve baklavalar hazırlanır.

Hanımların bayram telaşı günler önce başlıyor. Evlerin genel temizliği yapılır, perdeler, kilimler mutlaka yıkanır. Evler kireçlenir. Bahçelerin bakımı yapılır. Misafirlere ikram etmek üzere genelde baklavalar yapılır. Yapmayı bilmeyenler bile dışarıdan ya birilerine yaptırır ya da hazır alır. Kurban kesimi için kaplar ayarlanır ve yardımlaşma grupları oluşturulur.

En büyük heyecanı ise çocuklar yaşar, mutlaka her çocuğa ailenin durumuna göre bayramlık elbise alınır. Arefe günü yakınların mezarları erkek ve kadınlarca ziyaret edilir ve mezarların bakımı yapılır. Mezarlarda Yasin ve dualar okunur. Arefe günü ayrıca adak kurbanlar da kesilir ve muhtaç ailelere dağıtılır. Muhtaç ailelere bayram öncesi gıda ve çocuklara elbise yardımı yapılır.

Bayram sabahında herkese erkenden kalkar. Erkeklerin bir kısmı sabah namazına yetişirken, bir kısmı da bayram namazına hazırlar kendini. Ramazan Bayramından farklı olarak Kurban bayramında namaz öncesi yemek yenmez, herhangi bir gıda alınmaz. Bayram namazı sonrası öncelikle mezarlıklar ziyaret edilerek, imamlar toplu Yasin okuyup ölüler için dualar okurlar. Daha sonra cemaat kendi yakınlarının mezarı başında dua okur.

Kurban Bayramında birinci gün çok fazla ziyaret yapılmaz. Her ne kadar kurban kesme süresi üç gün devam etse de herkes kurbanını bir an önce kesmek ister. Bu nedenle erkekler organize bir şekilde birbirine kurbanı kesmeye yardımcı olur. Kesilen kurban parçalanır ve akraba ile muhtaç ailelere dağıtılır. Daha sonra bayram kuşluğu yenir ve en yakından başlayarak akraba ve dost ziyaretleri başlar.

Bazı bölgelerde bayanlar evde kalırken, erkekler bayramlaşmaya gidiyor, bazı bölgelerde yaşlılar evde kalır evin gençleri bayram yapmaya gider.

Gelen misafirlere  başta baklava olmak üzere, kahve veya çay  ikram edilir.

Nişanlı kızlara mutlaka bayramda elbiseler ve altın götürülür, yeni evli gelinler de baba evine getirilerek öncelikle ailesi ile bayramlaşmasına dikkat edilir. Yeni ölüsü olan evlerdekiler bayramlaşmaya gitmez ve gelen misafirlere ikramda bulunmaz.

Kurban geleneğinde yenilikler Müslüman halkın büyük şehirlerde yaşamaya başlaması, yardımlaşma dernekleri tarafından kurban kesme faaliyetlerinin de başlaması ile kurban kesme geleneğinde bazı farklılıklar meydana gelmeye başladı.

Son dönemlerde yardımlaşma derneklerinin sayılarının artmasıyla Makedonya’da da  vekalet sistemiyle kurban kesme yaygınlaşmaya başlamıştır.  Türkiye ve Avrupa kökenli bir çok dernek kurban kesmek için Makedonya’yı seçiyor. Bunun en büyük  sebebi de kurban fiyatların diğer bölgelere göre uygun olması.

Devamını Oku

BALKANLARI GÖRMEK İÇİN 5 NEDEN

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Vizesiz olarak gidilebildiği için son yılların gözde gezi rotalarından biri olan Balkanlar’ın en güzel mevsimi başladı!

Bu coğrafyayla henüz tanışmadıysanız, seyahat planı yapmak için en doğru zamandasınız!

Balkanlar yolculuğunda tanıdık bir tatlar alacak ve yepyeni güzelliklerle tanışma fırsatı bulacaksınız.

İşte Balkanlar’ı görmeniz için 5 neden!

  1. Tarihi Zenginlikleri

Balkanlar, Avrupa’nın tarih açısından en zengin coğrafyası.                                            Yüzyıllar boyunca Romalılar, Slavlar, Yunanlılar, Türkler gibi her biri bölgenin karakterini etkileyen farklı kültürleri ağırlamış topraklarında. Bugünse eskiden Yugoslavya’yı oluşturan farklı ülkelere ev sahipliği yapıyor. Yakın tarihine kadar yaşanan savaşların acı ve hüzün dolu yansımaları var balkanlarda. Bu kadar zengin bir kültürel mirasa sahip Balkanları dolaşırken köprüden ibadethanelere , evlerden çarşılara karşınıza çıkan her eserde bu çeşitliliğin izlerini göreceksiniz. Bosna Hersek, Kosova, Sırbistan ve Makedonya’da tarih meraklıları nadide eserlerle tanışacak!

  1. Ucuz Olması

Balkanlar ve Doğu Avrupa’nın genelinde , Batı Avrupa ülkelerine göre çok daha ucuz fiyatlarla karşılaşacaksınız. Balkan ülkelerinin çoğunda Paris ya da Londra’da geçireceğiniz bir gününüzde harcadığınızdan daha az para harcarsınız. Bulgaristan, Bosna Hersek, Makedonya, Sırbistan… Hangisine giderseniz gidin konaklama seçeneklerinden yemeğe, alışverişten ulaşıma kadar ekonomik seçenekler bulabilirsiniz.

  1. Doğal Güzellikleri

Yemyeşil bir orman,masmavi sular ve birbirinden çekici kumsallar… Bir tatilde doğadan bekleyeceğiniz pek çok güzelliği dengeli bir şekilde toprakları üzerine barındırmış Balkanlar… Eğer deniz kenarında vakit geçirmek isterseniz, Dubrovnik ve Karadağ gibi Adriyatik Denizi’nin muhteşem sularına açılan kıyılarına gidebilir, dağlar, ovalar, nehirler ve yemyeşil ormanlarla tanışmak isterseniz Balkan köylerine doğru yol alabilirsiniz.

 

 

 

  1. Lezzetli Mutfağı

Balkanlar’ın zengin kültürel geçmişinin yansımalarını mutfağında da görmek mümkün. Türk, Yunan, İtalyan, Macar mutfaklarının ve Akdeniz’den yansımalarının Balkanlar’ın lezzet yolculuğunda etkisi biliniyor. Balkanlarda yiyeceklerin çok lezzetli olmasında doğanın da payı büyük. Et seviyorsanız Balkan mutfağını çok seveceksiniz. Hamur işleri de oldukça fazla yer tutuyor burada… Balkanlar’a gitmişken isli et, Arnavut ciğeri, Boşnak böreğinin tadına bakmadan dönmeyin. Bu arada  sütlü tatlıları da listenize alın , özellikle de Arnavutluk’ta tadına bakabileceğiniz trileçe’yi es geçmeyin!

  1. Eğlenceli Gece Hayatı

Balkanlar’da doğası, mutfağı ve tarihi mirasları kadar öne çıkan bir diğer etken de hareketli gece hayatı… Pek çok turist sadece eğlenceli bir hafta sonu geçirmek için bile bu bölgeye gidiyor. Bu konuda en çok öne çıkan kent ise Belgrad… Gün karardıktan hemen sonra hareketlenen kent, gece kulüplerinde sabaha kadar süren DJ performansları ile ilgi görüyor. Ayrıca Tuna üzerindeki yüzer kulüpler de gece eğlencesinin popüler adresleri… Karadağ’ın Adriyatik kıyısındaki şehri Budva ve Bosna Hersek’in başkenti Saraybosna da gece eğlencesinin Balkanlar’daki öne çıkan adresleri…

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.