12 Mayıs 2021 itibariyle Covid-19 ile mücadelede aşılanan sayısı 25.358.155 kişiye ulaştı.

a İmsak Vakti 02:00
İstanbul 18°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
NURİ SAATCI

NURİ SAATCI

28 Nisan 2021 Çarşamba

ÖLÜM KOL GEZİYOR!..

0

BEĞENDİM

ABONE OL

2020 yılını neredeyse tekme-tokat atarak gönderdik . Sahi neydi o günler ? Seller, afetler ve de DEPREM..Ne uğursuz bir yıl diye 2021 yılını adeta iple çektik. Ve beklenen yıl geldi de noldu?!!

Dünya genelinde covid 19 salgını bugün ciddi anlamda tehdit etmeye, can almaya  devam ediyor.2019 yılında Çin’in wuhan kentinden  çıkan bu mikropcuk , gramcık  tüm hızıyla  ölüm sayılarının  artmasıyla  dünyaya korku sarmış durumda..

Risk  haritasında her yer kırmızıya dönüştü. Kısıtlamalar, yasaklar aldı başını gidiyor.Zaten millet eve kapanmıştı bu kez köç vuruldu..Bilim kurulu üyeleri  ” mutant virüs ” hızla yayılıyor, 3.dalgaya dönüyor açıklamaları gerçeği yansıtıyor.Tüm iller teyakkuza geçerek acil önlemler almaya başladı.Denetimler sıklaştı kontrol merkezlerinde istenmeyen olaylar her gün ekranlarda.Yahu bi kıçınızı kırıp oturun evinizde.Kulun yaşama şansını engellemeyin.Görevlilere zorluk çıkarmayalım.Kısıttan muaf , özel mazeretlerden dolayı  kişiler , basın dışında verilen talimatlara uyalım.

İSTANBUL EN KRİTİK METROPOL..

40  Bine yakın vaka.Hastanelerin yoğun bakım üniteleri dolu.Ne geliyorsa dışardan geldiğine göre dışardan turizm amacı güdülerek herkese taksimi, sultanahmeti açarak  önlem alıyoruz  açıklamaları bana gülünç geliyor..Salonları hurraaa doldurun, millet omuz omuza , kucak kucağa  sıcağı sıcağına o nefesler  hiç mi mikropla tanışmadı?..Vebalı boynunuza.Siyasi emelleriniz yüzünden millet patır patır dökülüyor be..
Son üç günde 1000 ölü.Savaş çıksa bu kadar olur mu..?

YAŞ ORTALAMASI DEĞİŞTİ..

Yoğun bakımdaki hasta sayısında yaş ortalaması düştü.16-28 yaş grubu tabloyu değiştirdi. 65 yaş üzerindekilerin oranı düştü.Zaten çoğu da öldü ya..Gençlerin  bağışıklık sistemleri  güçlü olduğundan virüsü yenmiş oluyorlar.

EN BÜYÜK SİLAH “AŞI ”

Aşı şart oldu. Ben de iğnelendim. FB liyim ama GS ın efsane kalecisi Simoviçi  sevdiğimden adeta  bizden  gibiydi sinovac aşısını tercih ettim. Valla orucum bozulur mu bozulmaz mı o da  muamma..!! Devletimiz hummalı çalışma içinde.İnat edenleri bile ikna ederek aşı olmalarını isteyerek işin boyutunu açıkca söylüyorlar.
Ne siyaset, ne ekonomi.. önce sağlık diyeceğiz.Şimdi can derdine düşüp virüsle kovalamaca içerisindeyiz.Çift dikiş gibi iki maskeyle dolaşır olduk..Bir sloganımız vardı hani.Birgün herkes FB li olacak diye..Ben eklenti yapıp  – Birgün herkes corona ile tanışacak !!!.Kimbilir ayaktada geçirmiş olabilir izde  vücudumuzun direncine bağlı  3 dört ay sürdüğü gibi üç dört günde de  alıp götürdüğünü unutmayalım.

MASKE-TEMİZLİK- HİJYEN  ARTI AŞI…

Diyor, sağlıklı coronadan uzak günler sizlerin olsun.. Umudumuz geleceğimizin büyük teminatı gençlerimizin 23 Nisan bayramlarını kutluyor Nice 101. yıllara diyoruz… Hoşça kalınız…

Devamını Oku

KÖY ÖĞRETMENİ OLMAK…

0

BEĞENDİM

ABONE OL

27 Yıl İlkokul öğretmenliği yapmış bir Eğitimciyim.. Son yıllarımı puanım tutunca İl merkezine atamam yapıldı. Mesleğimin çoğunu kimi uçsuz, bucaksız köylerde, daha iyi beldelerde görev yaptım.İstanbul Ortaköy Eğitim Enstitüsünü terör olaylarından dolayı 2 yılda değil 3 buçuk yılda bitirebildik ancak. O konulara girmek istemiyorum.

80’lerde mezun olup 2005 yılında 47 yaşımda  gençlerin önü açılsın diye erken emekli oldum. Eşimde Eğitimciydi oda 21. yılında ayrıldı.Şimdilerde maşallah 47.yılını çalışan meslektaşlarımı görüyorum.İdarecilik yapsınlar la kin  değişen teknolojiye ulaşamayan gereken ilgiyi bırakın sağlığı elverişli olmayan meslektaşlarıma özellikle 30 yılını tamamlayıp geçen arkadaşlarıma seslenmiş emekli olun , torunlarınıza hatta ve hatta evde soğan, patates doğrayın diye de sitemde bulunmuştum. Meslek erbabı gerçek aşkla görevlerini ifa edenlere teşekkür ettim. Tepki tabii ki aldım.

Köy öğretmenliği sanıldığı gibi zorluklar çeken meslek değildir. Kutsal bir meslektir. Sevginin, bağlılığın, özellikle adanmışlığın en güzel örneklerine tanık olan bence şanslı meslektir. Zorlukları yok mu biraz  onlara değineyim.Zira en iyi yaşayanlardan biriyim..Köylere gidiş-gelişlerimiz  3 saati buluyor ek ders ücretlerimizi yollara veriyorduk.Bu işin mali yönü tabi katlandık mecburen.Diğer olumsuzluklar kız çocuklarını okula göndermeyen baba ağırlıklı velilerle mücadele edip kaymakam ve okul müdürlerinin sayesinde okullu yaptık.Kız evladım olmadığı için özellikle kız öğrencilerin üzerinde  fazla durdum.Hatta kıskanan erkek öğrencilerim fark etmiş olacak ki -Öğretmenim kızları daha çok seviyorsunuz diye dile getirirlerdi.Doktor olan üç öğrencim de beni gururlandırdı.

Doğulu, Elazığlı olduğum için adapte oldum. Kız çocukları halen de günümüzde maalesef cinsiyet farklılığı göstermesi üzücüdür. Umut “doğunun çocuklarındadır”. Köy okulları şehirlere göre pek çok farklılıklara sahne alıyor. Emekli olmadan 1996 yılında basınla iç içe olduğumdan ki o zaman Eğitim üzerine olurumuz çıktığından bu sorunları sık sık gündeme aldım. Bugün 24. yılımı sürdürüyorum basında. Pek çok katkılarım oldu.Okuma yazma seferberliğinde Milli Eğitim müdürüm  beni aldırır kursiyerlerle röportaj yapardım. Bir iki anımı yazayım. 75 yaşındaki teyzenin azmi beni mutlu etmişti.Genç kursiyer kadın beni yanına  çağırdı -Hocam keşke daha önce okuma-yazma kursuna katılsaydım..Neden dedim başladı iki cümle ile.. -Kör Olası herif önüme kağıt koydu imzala sana para yollayacağım imzam yok parmak bastım meğerse beni boşamış Alaman garı almış! deyince üzülmedim değil..

Köy öğretmenliği şehirlere göre elbet çok farklı. Eğitim-Öğretimde Kültürel uyum, yaşam koşulları, okulların fiziksel koşulları ve acımasız velilerle olan iletişimler. İkna edene kadar alnımın derisi çatladı.

Okulun hem öğretmeni hem temizlikcisi olduk. Saç sobalarla ısındık. Ücra köyde de  kısa süre çalıştım okul çantalarında tezek getirirlerdi. Malum ısınma sorunu.Birçok eksikliklerinde bizler karşılardık.ayaklarında lastik ayakkabıyla 2 km yol alıp okula gelen öğrenciler gözümün önünde sinema şeridi gibi geçiyor hala.Kısa sure köy evlerinde kaldık.Lojman lojmandan başka her şeye benziyordu..Kanepede otururken yaşlı veliler gelirlerdi bir dikkat ettim ben koltuk da onlar yerde , halıda oturuyor kızdım sizde yanıma gelin -Hocam ora sizin yeriniz.İşte köy halkının öğretmen sevgisi. Bir yılda Karadeniz’de Artvin Borçka’da eşimle görev yaptım insanlıklarını, misafirperverliklerini unutamam. Dayalı döşeli evlerini bize verdiler. Halen de görüşüyoruz. Buradan selam olsun onlara..

Türkiye’de konu araştırma sonuçlarına göre İlköğretimde “cinsiyet Eşitliği”  Sağlama çalışmalarında başarılar elde edildi. Lakin hala cinsiyet farkı tam olarak giderilmiş değil. Anayasada güvence altına alınan zorunlu eğitim hakkından yararlanamayan kız çocuklarının çokluğu korkunç. Çocuk yaştaki evlenmeler buna örnek. Şiddet gören kadınlarımızın çoğu maalesef eğitim noksanlığındandır diye düşünüyorum. 500 bin çocuk hala okullu olamadı.2015 kurul raporunda Ülkemiz Cinsiyet-eşitlik verilerinde 145 ülke  arasında 130.sıradayız..Burada farklı coğrafik bölgelerde  okullaşma oran farklılığı  hala sürmekte.Örgün eğitimle bu oranı düşürmek çabasındayız.. Şehir-kırsal yerleşim alanı gibi pek çok  sosyo-Ekonomik nedenleri göz ardı etmemek gerekir. Bunlar benim yaşadıklarım.. Gelelim günümüz Eğitimine.

81 ilimizde burslar veriliyor. Şimdiki öğretmenler ve öğrenciler vallahi şanslılar. Benim masam ve iskemlem tahtadandı. Öğle kaloriferli okullarda 5 yıl anca görev yaptım. Okul müdürlüğünde de bulundum meşin koltuğum ancak o zaman oldu. Öğrenciler neredeyse okula okur yazar olarak geliyor. Çağımızı teknolojisiyle iç içe. İçinde bulunduğumuz pandemi döneminde yüz yüze Eğitim henüz başlamadı.Buralar şehir  metropol . .Hala milyonlarca öğrencinin tableti yok. Kurum ve kuruluşlar Devlet baba ve Belediyelerin katkısı beni mutlu kılıyor. Mali durumu iyi olmayan aileler güvence altına alınmaya çalışılırken köylerdeki yaşam ve Eğitim neredeyse yerinde sayıyor. Bu farklılık giderilmeli. Kadına olan şiddet, ölümcül olayların altında Eğitimsizlik gelir. Köy Öğretmeni olarak doğuya hizmet giderse bunlar aşılır. Kentsel dönüşüme köylülerin akın etmesini doğru bulmuyorum. Oradaki köylüler, çiftçiye gerekli krediler uzun vadeli olur, modern okullara kavuşursa Eğitimde ancak ÇAĞ ATLAMIŞ oluruz. Emekli eğitimci-yazar olarak  diyeceklerim şimdilik bu kadar.
Esenlikler diliyorum, kalın sağlıcakla…

Devamını Oku

MAHŞERİN PROVASI

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Bir mikrop dünyayı esir aldı, adeta dize getirdi.Askerlik günleri gibi  şafak saydık, evlere daldık.iyi ki Dünyayı evimize taşıyan  tv var.Her daim elimizin altında, hatta yastığımızın yanı başında şarz aleti  ile birlikte en iyi arkadaşımız  cep telefonlarımız gözümüz, kulağımız oldu.Günlük , haftalık gazeteleri aldırarak ne var ne yok göz  gezdirirken  maçları da  özlemedik değil hazır evdeyken…

 Eve  kapanınca neler yapmadık ki..? Yapılanları sosyal medyaya atarak hünerler gösterildi.Kadınlar kadar erkeklerde  geri  kalmadı … Pastalar, börekler derken  menüye evde ekmek imalatları da başladı ve  un , maya sıkıntısı yaşattı marketlerde…

 Site olarak adlandırdığımız apartmanlarında konu komşular  kapıda kolonya ikramı yapıyor,kapı önünde çaylar  davetler veriliyor.Tabi mesafe aralığına dikkat edilerek. Gerçi bunlar  bizim Kayapınar apartmanında olmadı ya..  Erkekler top sektirme yapmaya başladı , tabi ki  topun yerini tuvalet kağıdı aldı, deneyelim dedik  ne de  olsa eski  topçuyuz, 3 yaptık.                                                                       Göbek bırakmıyor ki sektirmeyi…

Buradaki amaç ; koronvirüs paniğinden,mecburiyetten yani , rahatlama amaçlı,stres atma. Zira  her gün artan ölüm vak’aları morallerimizi daha da  bozuyor.            Dünyadaki gelişmelere  bakıyoruz  bizden beterler.                                    Hele  Avrupa, hele ki ,ABD… İtalya  başı  çekiyor. Avrupa arayış içinde.. Bilim adamları aşı derdinde…                    Biz  nihayet 30 saniyede  el yıkamayı öğrendik.                                    Ne bulduysak çul çaputtan  maske yaptık zira  bir  parça bez parçası  eczanelerde 6 lira.. Dualar yapıldı, sağlıkçılar alkışlandı günleri  geçiştiriyoruz .                                                                                      Depremin ardından bu mikrop yüzünden  mahşeri yaşar olduk.

 Evde kal çağrısına uyarak eve  kapanabiliriz lakin  konuşmamızı, dünya ile olan  bağlantımızı es  geçmemeliyiz.İletişim kurmamızı engellememeliyiz.Bu süreçte anahtar olgulardan biri ” Dayanışma” dır. Birbirimizle  daima  dayanışma içerisinde olalım.                                         Zor zamanlarda tökezleyip  düşeni yerden  kaldırmaya çalışalım. İnsanlığın ölmediğini sonra  nasıl ispat ederiz.                                                   Fakat diyeceksiniz ki hangi birimizi..? Tablo düşündürücü.Memurlar  rahat ya esnaf..Ona da  çare elbet bulunacak.Bazı  hayatı kolaylaştıracak ödemeler  ertelenerek kredi muslukları açılarak yaralar sarılacaktır.. Zorlukları aşabilecek  güce sahibiz.                                          Geleceğe umutla  bakmamamız için neden yok.                                             Birleşme, dayanışma zamanı deyip  ortak hayaller ve hedefler  karesi  içerisinde büyük atılımları  gerçekleştirebilecek  güce sahibiz.                Biz ; büyük TÜRKİYEYİZ…                                                                               El ele verirsek mahşerin provasından  bir an önce  kurtulup  yeniden  ayağa  kalkarız…                                                                                                      Var mısınız o halde birlik olmaya, yardımlaşmaya?          Yardımlaşmayla, hayat paylaşıldıkça  güzelleşir parolasıyla olan olmayanı görecek.  Eller ceplere atılacak, yardım kampanyalarına destek  sağlanacak.  Yardımlar akıllarda soru işareti bırakmadan gerçek ihtiyaç sahiplerine inşallah ulaşır.                                                     Bazen  engellere  takılma  oluyor ya  bu kez  olmasın diyoruz.

Devamını Oku

GİTTİM ,GÖRDÜM ; GELDİM ,YAZDIM…

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Nuri SAATCI

Depremi yerinde  görüp , içimde hissetmek için 22 Şubat günü Beylikdüzü eski kurucu belediye  başkanı Vehbi Orakçı ile ertelenen Elazığ uçuşumuzu gerçekleştirdik. Evliyalar diyarı  Harput ilk durağımızdı. Cuma namazın Ulu Cami’de eda edip doğru çadır kente daldık. Önceden yola çıkan ve sayın  Orakçı’nın nakliye ve teslimat işini üzerine aldığı yardım malzemelerimiz  belediye bünyesindeki Hayır Çarşısı’nda tek elden depremzede vatandaşlara  dağıtılıyordu. Malzemelerin burada toplanması ve dağıtılması işini belediye başkanı danışmanı  (aynı zamanda eniştem olan) İhsan Tarakçı’nın katkıları ile gerçekleştiriyorduk.                         

Hayırsever kişiliğiyle  tanınan  değerli iş adamımız sayın Vehbi Orakçı bir kez daha teşekkür etmek istiyorum. Depremzede vatandaşlarımızın  acılarını paylaşmak , bir nebze de  olsa yaralarına merhem olmak için işlerinden vakit ayırarak  bir gününü Elazığ’a ve  Elazığ’lılara harcadı. Akşam saatlerinde   yerel bir tv kanalına   davet edilen Orakçı İstanbul Beylikdüzü Belediyesi’ndeki tecrübelerinin de verdiği deneyimiyle deprem ve kentsel dönüşüm hakkında serkan Aksakal kardeşimle 40 dakika boyunca konuşarak değerli bilgiler verdi. Program sonrasında da kendisini Elazığ havalimanı’ndan  İstanbul’a uğurladık.

Ben  birkaç gün  daha  kalarak ilk günden itibaren hep yanımda olan ve  beni yalnız bırakmayan baba dostum , Yahya Temizer ile  sokak sokak şehri  gezdik. Elimde  kameram;  yıkılan evleri , enkazların kaldırılışı,eski ve  virane görünümlü evlerin yanında kurulmuş olan çadırlarda vatandaşların halini görüntüledim.                             

Doğduğum, çocuklarımı büyüttüğüm mahalle harabeye  dönmüş, bu durumdan yakın akrabalarım da nasibini almıştı. Cana  gelen mala  gelsin dedik. Ama gel gör ki Görüntüler  içimizi sızlattı.

Dönüşüme  yakın zamanlarda  konteynerler  dağıtılmaya  başlandı.Belediye Başkanımızı Başkanı Takdir ve tebrik ediyorum. Maşallah canla başla çalışıyordu. Koltuğunda görmek mümkün değildi henüz 34 yaşındaki genç başkanımızı .

Depremzedelerin 33 ayrı yerde  yemek barınma ihtiyaçları karşılanıyordu belediye tarafından. Aynı zamanda da vatandaşlara suyu 3 ay bedava kullanacakları müjdesini vermişti belediye başkanımız.

Sayın Valimiz ve  özellikle  ETSO başkanımız  Asilhan Arslan  bilgi ve  birikimleriyle koordinasyonu sağlıyorlardı. 

Bu arada okullar da  açıldı ama buruk bir acı vardı öğretmen ve öğrencilerin yüreğinde                                                                                                                                                                                                                              

AZİZ ŞEHRİM NE ZAMAN AYAĞA  KALKACAK ? 

Resmi olmayan rakamlarla 15 bin kişi civarında insanın göç ettiği konuşuluyor. Bu göç dalgası okulların kapanışı ile artacak gibi. Alt yapı sıkıntılı kanalizasyon. Tehlikesine dikkat edilmesi gerekir ki bulaşıcı hastalıklar ortaya çıkmasın.

Şehirin büyümesiyle altyapı çalışmaları çok orantılı gitmemiş anlaşılan.Tabi altyapıdan fazla bulvar,kaldırım ,ışıklandırma gibi görüntü olacak  işlere ağırlık verilince burum gayet normal geliyor.

Genç ve dinamik  başkan  Şahin Şerifoğulları’nın azimli çalışması ile bu sorunların çözüleceğine inancım sonsuz.

Deprem yaşantımızın  bir parçası oldu.Uyurken ,uyanıkken sanki hep sallanıyoruz.

Bir yandan  çığ  felaketi diğer taraftan  gelen şehit  bizi derinden yaralıyor. Bu yazımı  yazarken    33 şehit haberi ile bir kez daha  sarsıldım…

Şehit askerlerimizi içine girdiğimiz şu üç aylarda rahmetle anıyorum.

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Sitemizi kullanarak çerez kullanımını kabul etmiş olursunuz.