DOLAR 15,8788 2.1%
EURO 16,8023 3.23%
ALTIN 926,761,74
BITCOIN 4772982,78%
İstanbul
22°

AÇIK

02:00

İMSAK VAKTİ

NURİ SAATCI

NURİ SAATCI

12 Kasım 2021 Cuma

YAZA VEDA EDERKEN…

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Farkında mısınız bilmem ama dünyada büyük bir iklim değişikliği yaşanıyor. Ne baharın, ne yazın ne de kışın belirgin özelliklerini yaşayamıyoruz.
Dünyayı adeta kasıp kavuran Covid, deprem, ve seller.. Coğrafyamız içinde hala da süren iç savaşlar, çatışmalar halen de sürüyor.
Pandemi süresince evlere kapandık biraz gevşeme, gevşetme, vurdum duymazlık gene aldı başını gidiyor. 300’leri aşan ölümler her gün ekranlara yansıyor, hala sayıları artıyor. Aman tekrar hatırlatalım tedbiri elden bırakmayalım.

Terör belasından hala kurtulamadık. Sadece bizde mi? Son Afgan bombası sanki tüm dünyaya düştü. Elbette Afgan halkı davetsiz misafirlerini, askerlerini çiçeklerle uğurlamayacaktı. Teneke çalıp ” Bomba” patlattılar. Sivil asker 70 ölüm..
Dünya gündeminde hala yankıları sürerken biz de kerhen de olsa kınadık. Işleri bitti şimdi ABD çekiliyor..

BAKÜ’DEN GELİN ALDIK…
21 Ağustos’da tek bekar yeğenimin düğününü gerçekleştirdik. Eşimin hastalığından dolayı tek olarak memleketim Elazığ’a gitmek zorunda kaldım. İlk kez sülalemiz ve ailemize yabancı gelin geldi. Aslında hiç de yabancı degil. Kardes Azerbeycan en iyi dost ülke. Gelinimiz ailesi 10 kişiyle düğüne katılırken Türkiye-Azerbeycan dostluğu sahneye de yansıdı. Yeğenim Emin ve eşinin birlikte sahnede düeti Azeri türküsü söylemesi 300 davetliden alkış aldı. Tek üzüntüm yatalak anacığım iştirak edemedi. Köşemden tekrar genç yeğenime, sevgili eşine mutluluklar diliyorum.

Malum gazetecilik hayatıma memleketimde başladığım için kanal 23’den gelen daveti kırmayıp canlı yayına aldılar. Güncel konular, siyaset spor üzerine 45 dakika konuk oldum.

ZAFERIN 99 YILDÖNÜMÜ..
26 Ağustos Zaferini ülke olarak kutladık. 5 gün süren savaş da Türk ordusunun Yunan kuvvetlerine karşı başlattığı ve 30 Ağustos’da Türk tarihine altın harflerle yazdırdığımız en önemli zaferlerden biridir. M.Kemal Atatürk  önderliğinde Türk ordusu Anadolu’yu işgal etmeye çalışan Yunan birliklerini denize gömdük.18 Eylül’de de tamamen Anadoluyu terk ettiler. Bu zaferi bu toprakları bize kazandıran başta Dünya lideri ATATÜRK ve silah arkadaşlarını bir kez daha saygıyla yad ediyoruz.
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE… YAZIKLAR OLSUN DİYEMEYENE!..

Son bahara girerken, kalın sağlıcakla…

Devamını Oku

ANA GİBİ YÂR OLMAZ!..

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Anneler günü anneleri anmak, onurlandırmak gayesiyle kutlanan bir gündür. Mayıs ayının 2. pazarında (9 Mayıs) kutladığımız en anlamlı gün bence “Anneler Günü”dür…

Sevgi ve minnettarlığımızı 9 Mayıs’ta annelere ayırdık.Bir buket çiçekle de olsa dahi gönüllerini almak, ellerinden öpmek , bir tatlı söz  onlara yeterde artar da.. Ramazan bayramı gibi buruk geçen dini bayramımız gibi anneler günüde maalesef buruk geçti. İllet mikrop yüzünden Mayıs ayına ben “buruk Mayıs” desem yeridir. İletişimle ancak irtibat sağlayıp gönül aldık. Ben de zaten öğle yaptım.. Aslında her gün anneler. günüdür. Haklarını bir kez daha ödeyemeyeceğimiz eli öpülesi analar.. Her zaman ihtiyacımız olan annelerimiz için sevgidir, saygıdır, bağlılıktır. Anneler İlham kaynağımızdır. Başta şehit anneleri olmak üzere tüm annelerin günü kutlu olsun.

GAZZE YANIYOR!..
15 yıldır İsrail’in işgali altındaki Filistin kan ağlıyor. Dünyanın gözü;  bölgede yaşanan vahşet ve katliamlarda.2014’den bu yana en kanlı kapsamlı saldırı. Gazze şeridindeki hedefler kara ve havadan vuruluyor. Ne ateşkes çağrıları nede umurunda mı dünya kasıp kavuruyor. Batı desteğiyle daha da zevk alır hale geldiler. Batının islama bakışı değişmediğinden her tür yardım kendilerine sunuluyor bombala bombala yok olma  tehlikesi, ateş çemberi içerisindeler.. Abluka altındaki Filistin’de en fazla yaşları küçük, acıları büyük olan mahsun çocuklar etkileniyor. Feryat ve gözyaşları yüreklerimizi dağladı.
Bir SADDAM, bir KADDAFİ onların adeta korkulu rüyasıydı. ABD’ye kafa tutan devlet adamları, asker yine ABD’nin siyonist baskılarına daha fazla direnemiyor yok edilip gittler. Ölümleri de feci oldu hem de kendi halkı tarafından. Bunları da unutmadık tabi.Filistin’deki direniş grupları karşı saldırıya  geçse de cılız kalıyor. Mescid i AKSA’ya yapılan cami çıkışı bomba atmalar, adeta islama karşı bir savaştı. Bayram namazını Mescid i AKSA’da kılan 100 bin insan lanet okudu, dış ülkelerdeki müslümanlar protesto ederken  biz de ilk adımları atan ilk ülke olduk.10 Mayıs dünya tarihine kara leke olarak geçti. 100’den fazla ölü yüzlerce yaralı. İnsani yardımlarında önü kesildiği gibi zehirli gaz kullanımı plastik mermiler hala  sıkılıyor.
Gazze kan kokuyor. Allah yardımcıları olsun derken Tarihten de önemli bir hatırlatma yapmadan geçemeyeceğim. Arapların biz Türklere karşı yapmış olduğu asır öncesi katliamı unutmadık hatırlatmak isterim.30 bin atamız hunharca öldürüldü, içleri yarıldı 100 dirheme kafaları kesildi. Acaba diyorum ki yaptıklarının cezasını evlatları ve torunları  çekiyorlar  ve çekeceklerde.. Ama dediğim gibi olan masum yavrulara oluyor.
Ne Şam’ın şekeri, ne Arabın yüzü atasözü sitemimi adeta kanıtlıyor. Batı ajansları örtbas ediyor. Barıış, çözüm adımlarımız sürüyor. Lakin ne kadar kınama, beyanat verilse ki bende kınadım paylaşım yaptım NAFİLE. İslam birliği yok ki, anca biz bizi avutuyoruz.

AH KORON, VAH KORONA…
Bir küçücük mikropcuk adeta dünyayı salladı, silkeledi. Alınan önlemler sayesinde şiddeti azalırken ülke olarak kısıtlamaya gidildi. Vaka sayılarının düşmesiyle nefes aldık. Biz yine de maske mesafe,  temizlik kurallarına uyalım. İş dünyası alt üst oldu. Binlerce kişi işinden gücünden oldu. Olumlu gelişmeleri yakından takip ederek dünyaya kök söktüren bu illetten inşallah kurtulalım.

Dua en iyi reçetedir. Alınan tedbirler ile takdir yaratanın tedbir bizlerin olsun.
Kalın sağlıcakla…

 

Devamını Oku

ÖLÜM KOL GEZİYOR!..

0

BEĞENDİM

ABONE OL

2020 yılını neredeyse tekme-tokat atarak gönderdik . Sahi neydi o günler ? Seller, afetler ve de DEPREM..Ne uğursuz bir yıl diye 2021 yılını adeta iple çektik. Ve beklenen yıl geldi de noldu?!!

Dünya genelinde covid 19 salgını bugün ciddi anlamda tehdit etmeye, can almaya  devam ediyor.2019 yılında Çin’in wuhan kentinden  çıkan bu mikropcuk , gramcık  tüm hızıyla  ölüm sayılarının  artmasıyla  dünyaya korku sarmış durumda..

Risk  haritasında her yer kırmızıya dönüştü. Kısıtlamalar, yasaklar aldı başını gidiyor.Zaten millet eve kapanmıştı bu kez köç vuruldu..Bilim kurulu üyeleri  ” mutant virüs ” hızla yayılıyor, 3.dalgaya dönüyor açıklamaları gerçeği yansıtıyor.Tüm iller teyakkuza geçerek acil önlemler almaya başladı.Denetimler sıklaştı kontrol merkezlerinde istenmeyen olaylar her gün ekranlarda.Yahu bi kıçınızı kırıp oturun evinizde.Kulun yaşama şansını engellemeyin.Görevlilere zorluk çıkarmayalım.Kısıttan muaf , özel mazeretlerden dolayı  kişiler , basın dışında verilen talimatlara uyalım.

İSTANBUL EN KRİTİK METROPOL..

40  Bine yakın vaka.Hastanelerin yoğun bakım üniteleri dolu.Ne geliyorsa dışardan geldiğine göre dışardan turizm amacı güdülerek herkese taksimi, sultanahmeti açarak  önlem alıyoruz  açıklamaları bana gülünç geliyor..Salonları hurraaa doldurun, millet omuz omuza , kucak kucağa  sıcağı sıcağına o nefesler  hiç mi mikropla tanışmadı?..Vebalı boynunuza.Siyasi emelleriniz yüzünden millet patır patır dökülüyor be..
Son üç günde 1000 ölü.Savaş çıksa bu kadar olur mu..?

YAŞ ORTALAMASI DEĞİŞTİ..

Yoğun bakımdaki hasta sayısında yaş ortalaması düştü.16-28 yaş grubu tabloyu değiştirdi. 65 yaş üzerindekilerin oranı düştü.Zaten çoğu da öldü ya..Gençlerin  bağışıklık sistemleri  güçlü olduğundan virüsü yenmiş oluyorlar.

EN BÜYÜK SİLAH “AŞI ”

Aşı şart oldu. Ben de iğnelendim. FB liyim ama GS ın efsane kalecisi Simoviçi  sevdiğimden adeta  bizden  gibiydi sinovac aşısını tercih ettim. Valla orucum bozulur mu bozulmaz mı o da  muamma..!! Devletimiz hummalı çalışma içinde.İnat edenleri bile ikna ederek aşı olmalarını isteyerek işin boyutunu açıkca söylüyorlar.
Ne siyaset, ne ekonomi.. önce sağlık diyeceğiz.Şimdi can derdine düşüp virüsle kovalamaca içerisindeyiz.Çift dikiş gibi iki maskeyle dolaşır olduk..Bir sloganımız vardı hani.Birgün herkes FB li olacak diye..Ben eklenti yapıp  – Birgün herkes corona ile tanışacak !!!.Kimbilir ayaktada geçirmiş olabilir izde  vücudumuzun direncine bağlı  3 dört ay sürdüğü gibi üç dört günde de  alıp götürdüğünü unutmayalım.

MASKE-TEMİZLİK- HİJYEN  ARTI AŞI…

Diyor, sağlıklı coronadan uzak günler sizlerin olsun.. Umudumuz geleceğimizin büyük teminatı gençlerimizin 23 Nisan bayramlarını kutluyor Nice 101. yıllara diyoruz… Hoşça kalınız…

Devamını Oku

KÖY ÖĞRETMENİ OLMAK…

0

BEĞENDİM

ABONE OL

27 Yıl İlkokul öğretmenliği yapmış bir Eğitimciyim.. Son yıllarımı puanım tutunca İl merkezine atamam yapıldı. Mesleğimin çoğunu kimi uçsuz, bucaksız köylerde, daha iyi beldelerde görev yaptım.İstanbul Ortaköy Eğitim Enstitüsünü terör olaylarından dolayı 2 yılda değil 3 buçuk yılda bitirebildik ancak. O konulara girmek istemiyorum.

80’lerde mezun olup 2005 yılında 47 yaşımda  gençlerin önü açılsın diye erken emekli oldum. Eşimde Eğitimciydi oda 21. yılında ayrıldı.Şimdilerde maşallah 47.yılını çalışan meslektaşlarımı görüyorum.İdarecilik yapsınlar la kin  değişen teknolojiye ulaşamayan gereken ilgiyi bırakın sağlığı elverişli olmayan meslektaşlarıma özellikle 30 yılını tamamlayıp geçen arkadaşlarıma seslenmiş emekli olun , torunlarınıza hatta ve hatta evde soğan, patates doğrayın diye de sitemde bulunmuştum. Meslek erbabı gerçek aşkla görevlerini ifa edenlere teşekkür ettim. Tepki tabii ki aldım.

Köy öğretmenliği sanıldığı gibi zorluklar çeken meslek değildir. Kutsal bir meslektir. Sevginin, bağlılığın, özellikle adanmışlığın en güzel örneklerine tanık olan bence şanslı meslektir. Zorlukları yok mu biraz  onlara değineyim.Zira en iyi yaşayanlardan biriyim..Köylere gidiş-gelişlerimiz  3 saati buluyor ek ders ücretlerimizi yollara veriyorduk.Bu işin mali yönü tabi katlandık mecburen.Diğer olumsuzluklar kız çocuklarını okula göndermeyen baba ağırlıklı velilerle mücadele edip kaymakam ve okul müdürlerinin sayesinde okullu yaptık.Kız evladım olmadığı için özellikle kız öğrencilerin üzerinde  fazla durdum.Hatta kıskanan erkek öğrencilerim fark etmiş olacak ki -Öğretmenim kızları daha çok seviyorsunuz diye dile getirirlerdi.Doktor olan üç öğrencim de beni gururlandırdı.

Doğulu, Elazığlı olduğum için adapte oldum. Kız çocukları halen de günümüzde maalesef cinsiyet farklılığı göstermesi üzücüdür. Umut “doğunun çocuklarındadır”. Köy okulları şehirlere göre pek çok farklılıklara sahne alıyor. Emekli olmadan 1996 yılında basınla iç içe olduğumdan ki o zaman Eğitim üzerine olurumuz çıktığından bu sorunları sık sık gündeme aldım. Bugün 24. yılımı sürdürüyorum basında. Pek çok katkılarım oldu.Okuma yazma seferberliğinde Milli Eğitim müdürüm  beni aldırır kursiyerlerle röportaj yapardım. Bir iki anımı yazayım. 75 yaşındaki teyzenin azmi beni mutlu etmişti.Genç kursiyer kadın beni yanına  çağırdı -Hocam keşke daha önce okuma-yazma kursuna katılsaydım..Neden dedim başladı iki cümle ile.. -Kör Olası herif önüme kağıt koydu imzala sana para yollayacağım imzam yok parmak bastım meğerse beni boşamış Alaman garı almış! deyince üzülmedim değil..

Köy öğretmenliği şehirlere göre elbet çok farklı. Eğitim-Öğretimde Kültürel uyum, yaşam koşulları, okulların fiziksel koşulları ve acımasız velilerle olan iletişimler. İkna edene kadar alnımın derisi çatladı.

Okulun hem öğretmeni hem temizlikcisi olduk. Saç sobalarla ısındık. Ücra köyde de  kısa süre çalıştım okul çantalarında tezek getirirlerdi. Malum ısınma sorunu.Birçok eksikliklerinde bizler karşılardık.ayaklarında lastik ayakkabıyla 2 km yol alıp okula gelen öğrenciler gözümün önünde sinema şeridi gibi geçiyor hala.Kısa sure köy evlerinde kaldık.Lojman lojmandan başka her şeye benziyordu..Kanepede otururken yaşlı veliler gelirlerdi bir dikkat ettim ben koltuk da onlar yerde , halıda oturuyor kızdım sizde yanıma gelin -Hocam ora sizin yeriniz.İşte köy halkının öğretmen sevgisi. Bir yılda Karadeniz’de Artvin Borçka’da eşimle görev yaptım insanlıklarını, misafirperverliklerini unutamam. Dayalı döşeli evlerini bize verdiler. Halen de görüşüyoruz. Buradan selam olsun onlara..

Türkiye’de konu araştırma sonuçlarına göre İlköğretimde “cinsiyet Eşitliği”  Sağlama çalışmalarında başarılar elde edildi. Lakin hala cinsiyet farkı tam olarak giderilmiş değil. Anayasada güvence altına alınan zorunlu eğitim hakkından yararlanamayan kız çocuklarının çokluğu korkunç. Çocuk yaştaki evlenmeler buna örnek. Şiddet gören kadınlarımızın çoğu maalesef eğitim noksanlığındandır diye düşünüyorum. 500 bin çocuk hala okullu olamadı.2015 kurul raporunda Ülkemiz Cinsiyet-eşitlik verilerinde 145 ülke  arasında 130.sıradayız..Burada farklı coğrafik bölgelerde  okullaşma oran farklılığı  hala sürmekte.Örgün eğitimle bu oranı düşürmek çabasındayız.. Şehir-kırsal yerleşim alanı gibi pek çok  sosyo-Ekonomik nedenleri göz ardı etmemek gerekir. Bunlar benim yaşadıklarım.. Gelelim günümüz Eğitimine.

81 ilimizde burslar veriliyor. Şimdiki öğretmenler ve öğrenciler vallahi şanslılar. Benim masam ve iskemlem tahtadandı. Öğle kaloriferli okullarda 5 yıl anca görev yaptım. Okul müdürlüğünde de bulundum meşin koltuğum ancak o zaman oldu. Öğrenciler neredeyse okula okur yazar olarak geliyor. Çağımızı teknolojisiyle iç içe. İçinde bulunduğumuz pandemi döneminde yüz yüze Eğitim henüz başlamadı.Buralar şehir  metropol . .Hala milyonlarca öğrencinin tableti yok. Kurum ve kuruluşlar Devlet baba ve Belediyelerin katkısı beni mutlu kılıyor. Mali durumu iyi olmayan aileler güvence altına alınmaya çalışılırken köylerdeki yaşam ve Eğitim neredeyse yerinde sayıyor. Bu farklılık giderilmeli. Kadına olan şiddet, ölümcül olayların altında Eğitimsizlik gelir. Köy Öğretmeni olarak doğuya hizmet giderse bunlar aşılır. Kentsel dönüşüme köylülerin akın etmesini doğru bulmuyorum. Oradaki köylüler, çiftçiye gerekli krediler uzun vadeli olur, modern okullara kavuşursa Eğitimde ancak ÇAĞ ATLAMIŞ oluruz. Emekli eğitimci-yazar olarak  diyeceklerim şimdilik bu kadar.
Esenlikler diliyorum, kalın sağlıcakla…

Devamını Oku

MAHŞERİN PROVASI

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Bir mikrop dünyayı esir aldı, adeta dize getirdi.Askerlik günleri gibi  şafak saydık, evlere daldık.iyi ki Dünyayı evimize taşıyan  tv var.Her daim elimizin altında, hatta yastığımızın yanı başında şarz aleti  ile birlikte en iyi arkadaşımız  cep telefonlarımız gözümüz, kulağımız oldu.Günlük , haftalık gazeteleri aldırarak ne var ne yok göz  gezdirirken  maçları da  özlemedik değil hazır evdeyken…

 Eve  kapanınca neler yapmadık ki..? Yapılanları sosyal medyaya atarak hünerler gösterildi.Kadınlar kadar erkeklerde  geri  kalmadı … Pastalar, börekler derken  menüye evde ekmek imalatları da başladı ve  un , maya sıkıntısı yaşattı marketlerde…

 Site olarak adlandırdığımız apartmanlarında konu komşular  kapıda kolonya ikramı yapıyor,kapı önünde çaylar  davetler veriliyor.Tabi mesafe aralığına dikkat edilerek. Gerçi bunlar  bizim Kayapınar apartmanında olmadı ya..  Erkekler top sektirme yapmaya başladı , tabi ki  topun yerini tuvalet kağıdı aldı, deneyelim dedik  ne de  olsa eski  topçuyuz, 3 yaptık.                                                                       Göbek bırakmıyor ki sektirmeyi…

Buradaki amaç ; koronvirüs paniğinden,mecburiyetten yani , rahatlama amaçlı,stres atma. Zira  her gün artan ölüm vak’aları morallerimizi daha da  bozuyor.            Dünyadaki gelişmelere  bakıyoruz  bizden beterler.                                    Hele  Avrupa, hele ki ,ABD… İtalya  başı  çekiyor. Avrupa arayış içinde.. Bilim adamları aşı derdinde…                    Biz  nihayet 30 saniyede  el yıkamayı öğrendik.                                    Ne bulduysak çul çaputtan  maske yaptık zira  bir  parça bez parçası  eczanelerde 6 lira.. Dualar yapıldı, sağlıkçılar alkışlandı günleri  geçiştiriyoruz .                                                                                      Depremin ardından bu mikrop yüzünden  mahşeri yaşar olduk.

 Evde kal çağrısına uyarak eve  kapanabiliriz lakin  konuşmamızı, dünya ile olan  bağlantımızı es  geçmemeliyiz.İletişim kurmamızı engellememeliyiz.Bu süreçte anahtar olgulardan biri ” Dayanışma” dır. Birbirimizle  daima  dayanışma içerisinde olalım.                                         Zor zamanlarda tökezleyip  düşeni yerden  kaldırmaya çalışalım. İnsanlığın ölmediğini sonra  nasıl ispat ederiz.                                                   Fakat diyeceksiniz ki hangi birimizi..? Tablo düşündürücü.Memurlar  rahat ya esnaf..Ona da  çare elbet bulunacak.Bazı  hayatı kolaylaştıracak ödemeler  ertelenerek kredi muslukları açılarak yaralar sarılacaktır.. Zorlukları aşabilecek  güce sahibiz.                                          Geleceğe umutla  bakmamamız için neden yok.                                             Birleşme, dayanışma zamanı deyip  ortak hayaller ve hedefler  karesi  içerisinde büyük atılımları  gerçekleştirebilecek  güce sahibiz.                Biz ; büyük TÜRKİYEYİZ…                                                                               El ele verirsek mahşerin provasından  bir an önce  kurtulup  yeniden  ayağa  kalkarız…                                                                                                      Var mısınız o halde birlik olmaya, yardımlaşmaya?          Yardımlaşmayla, hayat paylaşıldıkça  güzelleşir parolasıyla olan olmayanı görecek.  Eller ceplere atılacak, yardım kampanyalarına destek  sağlanacak.  Yardımlar akıllarda soru işareti bırakmadan gerçek ihtiyaç sahiplerine inşallah ulaşır.                                                     Bazen  engellere  takılma  oluyor ya  bu kez  olmasın diyoruz.

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.