DOLAR 15,8409 1.89%
EURO 16,7251 2.9%
ALTIN 927,241,80
BITCOIN 4787974,85%
İstanbul
22°

AÇIK

02:00

İMSAK VAKTİ

NAZLI KÖSEOĞLU

NAZLI KÖSEOĞLU

22 Nisan 2022 Cuma

İNSAN NEDİR BİLİR MİSİN?

İNSAN NEDİR BİLİR MİSİN?
1

BEĞENDİM

ABONE OL

İnsan kimine göre sadece bir varlıktan ibaret. Kimine göre mucizeler ile donatılmış bir varlık.

Allah‘ın esmalarını yansıtan insanoğlu dünden bugüne kendi insanlığı ile savaşır durur.

Doğuştan edep ahlak ve haya değerlerine sahip olduğumuz halde bu özelliklerimizi koruyamayan yine biz insanlarız.

Zaman şartlar ve sosyal çevre doğuştan sahip olduğumuz birçok güzelliği tahrip ediyor ve biz buna göz göre göre izin veriyoruz.

Bana göre insan özünde bir çok güzelliğe sahip ve kainatta Allah’ın esmasını tanıtan elçisidir. Hisleri ile yaşayan muazzam bir eserdir insan.

Bu geçici fani hayatın yolcusudur insan.

Yolculuğun sonunda Allaha kavuşacak varlıktır insan. İnsan kendini bilseydi yaratılış gayesini ve çıktığı bu yolculuğun anlamını düşünseydi bu dünya hayatı ve çıkarları için kendi insanlığından vazgeçer miydi?

Bu dünyanın geçici olduğunu hepimiz unutuyoruz. Buna belki de yaşadığımız koşuşturmaca ve meşgaleler büyük etki ediyor ve bu koşuşturmada zamanın hızla aktığına şahit olmuyor muyuz?

Öyle ise ne için bu savaş bu nefs her  birimiz aynı yolun yolcusu değil miyiz.

Doğuştan bize yüklenmiş olan güzel vasıflarımızı koruyamıyoruz neden hepimiz kendimize format atmıyoruz?

İnsanoğlu olarak özümüze dönsek incitmesek, kırmasak sevsek, şu kısa yolculuğumuzu güzellikler ile donatsak.

Gelişen teknoloji, para kazanma hırsı ve koşuşturma derken herkes birbirinden uzaklaştı ve ne yazık ki insanoğlu sadece kendini sevmeyi öğrendi.

Oysa sevgi paylaştıkça çoğalırdı ve insanlar birbiri ile dertleşince yükü hafiflerdi. Oysa şimdi sadece insanlığımızı kaybetmeye mahkum olduk.

Asırlardır insanlara birbirine sevgi ve saygıyı empoze etmek yerine sadece kendin için yaşa düşünceleri pompalanıyor aslında insanlığın ve sevgisizliğin en büyük sorunu buradan kaynaklanıyor.

Bencilliğin önüne geçmenin en önemli ilk adımı sadece kendini sevmek değil insanları sevmektir.

Depresyon ilaçları uyku hapları ve psikolog kapısında bekleyen kuyruklar bizim ne kadar zor bir durumda olduğumuzun kanıtı.

Hiç bir şey için geç değil biz önce ben değil biz demeyi öğrenelim ve öğretelim. Empati kuralım sevelim sevilelim. İnsan olmanın ilmini anlayalım.

Fani yolculuğumuzda doğru yoldan geçmek istiyorsak özümüzde sözümüzde doğru olsun.

İnsanoğlu özüne dönerse insan kalmayı başarır.

Güzel gören güzel düşünen okurlarıma hayırlı haftalar.

Devamını Oku

Hoş Geldin On Bir Ayın Sultanı

Hoş Geldin On Bir Ayın Sultanı
0

BEĞENDİM

ABONE OL

On bir ayın sultanı Ramazan ayı hepimize hayırlı olsun. Ramazan ayına kavuşturana sonsuz şükürler olsun. Ramazan ayı biz Müslümanlar için çok anlamlı ve özeldir.

Bu konuda imam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:

Mübarek Ramazan ayı, çok şereflidir. Bu ayda yapılan, nafile namaz, zikir, sadaka ve bütün nafile ibadetlere verilen sevap, başka aylarda yapılan farzlar gibidir. Bu ayda yapılan bir farz, başka aylarda yapılan yetmiş farz gibidir. Bu ayda bir oruçluya iftar verenin günahları affolur. Cehennemden azat olur. O oruçlunun sevabı kadar, ayrıca buna da sevap verilir. O oruçlunun sevabı hiç azalmaz.

 

Bu ayda, emri altında bulunanların, işlerini hafifleten, onların ibadet etmelerine kolaylık gösteren âmirler de affolur, Cehennemden azat olur. Ramazan-ı şerif ayında, Resulullah, esirleri azat eder, her istenilen şeyi verirdi.

Bu ayda ibadet ve iyi iş yapabilenlere, bütün sene bu işleri yapmak nasip olur. Bu aya saygısızlık edenin, günah işleyenin bütün senesi, günah işlemekle geçer.

Ramazan ayını fırsat bilmeli ve her dakikasını doğru bir şekilde değerlendirmeliyiz.

Sevginin saygının hakim olduğu zamanlar geçirelim ki her birimizin eksikliğini duyduğu duyguları yaşayabilelim.

Şeytanın en büyük yardımcısı olan nefis, oruçla terbiye edildiğinden, insan Ramazan’da günahlardan uzaklaşma hususunda zorluk çekmez. O hâlde nefsimizi terbiye etmek için Ramazan ayını iyi değerlendirmeli, oruçları hakkıyla tutmalıyız.

Kur’ân-ı Kerim, zikir ve bilhassa gece ibadetleriyle meşgul olmaya, bol bol hayır ve infakta bulunmaya gayret etmeliyiz.

Ramazan ayı bereket ayıdır birlik ve beraberliğin hakim olduğu en güzel vakitlerdir.

Sevgili Peygamberimizin deyişiyle; Ramazan, evveli rahmet, ortası mağfiret, sonu ise cehennem ateşinden kurtuluş ayıdır.

Güzel gören güzel düşünen okurlarıma hayırlı bereketli Ramazanlar.

Devamını Oku

SAVAŞ

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Gündemimizde ne acıdır ki savaş var. Her gün haber kanallarında yerle bir olan bir ülkenin yaşadığı dehşeti uzaktan izliyoruz.

Savaşın dini , dili ,ırkı yoktur savaş acıdır savaş yıkımdır. Bizler savaşı sadece uzaktan izlemekten başka bir şey yapamıyoruz. Savaşın dehşetine şahit olan küçük çocukların döktüğü her damla gözyaşı yüreğimize derin bir sızı düşürüyor. İktidarların aç gözlülüğü toprak büyütme arzusu her zaman masum insanların kanı ile ödeniyor.

Savaş kelimesini duymak bile tüylerimizin ürpermesine neden oluyor.

” En kötü barış bile en iyi savaştan iyidir”, cümlesiyle savaşın hiçbir yönünün iyi olmadığı vurgulanmaktadır . Yani savaş hiçbir zaman milletlere mutluluk vermemiş sonucu hep ölüm , kan , göz yaşı olmuştur .

Savaşlar  insanlığı bitiren  eylemlerdir. Bir ülkenin savaşa girmesi ile hem binlerce insan hayatını kaybeder , hem ekonomik kayıplar yaşanır, o ülkenin doğal ve tarihi yapıları  bombalar içinde yok olup gider .

Bunun için savaşın asla iyi bir tarafı yoktur .

Yıllar önce Suriye savaşından kaçıp ülkemize sığınan Suriye’li  aile bir hafta evimde misafir oldu 4 tane küçük çocuğu olan güzel bir aile. Çocuklarının geleceği ve yaşamaları için vatanını, evini barkını terk etmek zorunda kalan bir aile.

Çocukların gözlerinde savaşın dehşeti. Tanımadıkları dilini bilmedikleri bir ailenin evinde yaşadıkları korkuyu tarif bile edemem. Gözlerine bakmak yaşadıkları acıyı anlamamıza yetiyordu.

Yüksek ses duyulduğu zaman çocuklar anne babalarının kollarının altına sığınıyordu. Çocuklar uzun zaman bu korkuyu üzerlerinden  atamadılar.

Ne acıdır ki savaş bitse de yıllar geçse de bilinç altına yaptığı tahribat her savaş ve korku anında yeniden canlanıyor.

Hangi asırda yaşarsak yaşayalım insanların aç gözlülüğü ve büyüme arzusu hiç bitmeyecek. Asırlardır neyi paylaşamıyor ve neden ölümlü dünyada huzur içinde yaşamıyoruz ve hep daha fazlasını istiyoruz neden paylaşamıyor, bölünüyoruz.

Neden  savaşın değil barışın hakim olduğu çoluk çocuğun huzur ile yaşadığı sevginin hakim olduğu bir dünya kuramıyoruz?

İnsanoğlu kendi arzu ve isteklerini törpülemeyi öğrenmeli ki barış ve huzur içinde yaşayabilsin.

Barış ve sevginin hakim olduğu güzel yarınlara inşallah.

Güzel gören güzel düşünen okurlarıma hayırlı ve sağlıklı haftalar.

Devamını Oku

KİN SEVGİNİN DÜŞMANIDIR

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Bizler, zaman zaman yaşadığımız olumsuzluklardan dolayı karşımızdaki kişiye karşı olumsuz duygular hissederiz.

Bu duygu zaman içerisinde kin tutma davranışına kadar gider.

Beslediğimiz kin zamanla büyür ve zihnimize girer, bizi kötü işler yapmaya sevk eder. Böyle kötü düşüncelerle yaşamak bizlere büyük zararlar verir.

Kin ve nefret insanların arasını soğutur ve insanları birbirine düşman yapar .

Ne olursa olsun kin duygusundan uzak durmalıyız.

Unutmamalıyız ki her insan hata yapar.

Her yapılan davranış ve hatada insanlara karşı kin besleyerek yaşarsak büyük zarara uğrar ve yalnız kalırız. İnsanlardan uzaklaşır her davranışa ve her söze mana yükler hayattan bıkan mutsuz ve sinirli insanlara dönüşürüz.

Her birimizin etrafında herkesten nefret eden ve sürekli kusur arayan ve devamlı eleştiride bulunan mutsuz kişiler vardır.

Bu davranışın en büyük nedeni ise kin ve nefretten kaynaklanır. Eğer bu kişiler zamanında affetmeyi , kusur aramayı bıraksalardı hayata sevgi ile bakmayı öğrenirlerdi.

Çevresi ile yaşadığı olumsuz davranışları  unutabilselerdi  hayata daha mutlu ve pozitif bakabilir ve yaşamaktan zevk alırlardı.

Mesela küçük çocuklar o kadar temiz kalpliler ki arkadaşları ile kavga ederler bağrışırlar bir iki saat sonra hiç bir şey olmamış gibi oynamaya devam ederler. Neden kavga ettiklerini unutur doyasıya eğlenirler. Aslında bizlerde tıpkı çocuklar gibi olmalı onların küçük yüreklerindeki kocaman sevgi ile hayata bakmalıyız.

Bu hayatta bana göre en güzel sevgi İnsan sevgisidir.

Yaratılanı  yaratan için sevmektir.

İnsan insanı sevmeli incitmemeli birbirine nazik ve kibar davranmalı.

“Biz Dünyaya Kin Değil Sevgi Paylaşmaya Geldik

 

Yunus Emre insan sevgisine çok önem vermiştir ve bu  insan sevgisininde tatlı dil ve güler yüzden geçtiğini defalarca söylemiştir şiirlerinde. Kin ve nefretin olduğu ortamlarda sevgi tohumları ekilemez ve büyüyüp gelişemez.

Her şey sevmekle başlar. Sevgi tohumlarını yüreğimize ekmeli ve büyütmeliyiz. Sevgisiz bir hayat, bütün çiçeklerin solduğu güneşsiz bir bahçe gibidir. Sevginin olduğu hayat mutlu ve ışıl ışıl bir dünyadır. Bizler bu dünyadan gelip geçiciyiz ve kalıcı değiliz. Bize bahşedilen bu güzel hayatı sevgi dolu yaşamalıyız.

İnsan sevgi tohumu olmalı her kalbe  yerleşip filizlenmeli.

Unutmayalım ki kin sevginin düşmanıdır ve onu yok eder. Bu da mutsuz ve karanlık bir dünya demektir.

Kim mutsuz,  karanlık ve sevgisiz bir dünya ister ki?

Yaşamımız boyunca sevgiyi paylaşmalıyız. Paylaştıkça çoğalan sevgi biz ve çevremizdeki herkesi daha mutlu edecektir.

Güzel gören güzel düşünen okurlarıma sağlıklı sevgi dolu haftalar.

Devamını Oku

Dilenciler ile yaşadığımız ikilem

0

BEĞENDİM

ABONE OL

 

Bazen bir caminin kapısında bazen yol kenarında ya da çarşının içinde elini açmış para isteyen insanlara denk geliyoruz.

Bu durum beni çok üzüyor onlara para vermek mi vermemek mi hangisi doğru bilemiyor ve ikilemde kalıyorum.

Genci , yaşlısı ve küçük çocukların köşe başlarında oturup insanların merhametini suistimal etmesi beni çok kötü etkiliyor.

Daha bugün Emir Sultan Camisinin kapısına girmeden   kapılarda peş peşe dizilmiş iki yaşlı teyze ve iki küçük kız çocuğu bizlere ihtiyaç sahibi olduklarını söyleyerek para istediler. Ben her defasında onların elini boş çevirmiyorum ama sonra kendimi sorguluyorum. Acaba beni kandırdı mı? Yoksa gerçekten ihtiyaç sahibi miydi?  Kafamda bu sorular ile eve dönüyorum.

Niyetim halis biliyorum çünkü benden isterken Allah rızası için diyor bu kelime karşısında kayıtsız kalamıyorum. Belki gerçekten ihtiyacı vardır diye düşünüyorum.  Ama sonra vermenin onları dilendirmeye alıştırmak mı rahat para kazanmalarına yardım etmek mi olduğunu düşünüyorum ve yıllardır bu ikilemden kurtulamıyorum. Bu gün bu konuyu çok düşündüm ve araştırdım.

Enes bin Mâlik (r.a) rivayetine göre olayı şu şekilde anlatılıyor:

Bir gün Efendimiz (SAV)’in huzurunda Ensar’dan birisi gelerek bir şey istedi. Efendimiz “Evinde bir şey var mıdır?” diye ona sordu: Kişi, “Evet, yâ Resulullah, bir çulumuz var. Bir kısmını altımıza seriyoruz, bir kısmıyla da örtünüyoruz. Bir su kabımız var, onunla da su içiyoruz.”

Peygamberimiz (SAV) “Öyleyse hemen kalk, çul ve su kabının her ikisini de al, bana getir.” buyurunca kişi her ikisini de getirdi. Efendimiz (SAV) su kabını eline aldı, “Şu iki eşyayı satın alacak kimse var mı?” diye sordu. Cemaatten bir zat, “Ben her ikisine de bir dirhem veririm.” dedi.

Efendimiz (SAV) iki-üç defa, “Bir dirhemden fazla veren yok mu?” diye yineledi. Daha sonra başka birisi, “Ben iki dirheme alırım.” dedi. İki dirhemi alıp eşya sahibine verdi ve şöyle dedi:

“Bu paranın bir dirhemi ile yiyecek al, ailene bırak; bir dirhemine de bir balta al, bana getir.” Resul-i Ekrem baltaya mübarek eliyle bir sap takıp adama vererek, “Al bunu, git odun kes, topla, sat. Seni on beş gün görmeyeceğim.” buyurdu.

Efendimizin yanına geldiğinde 15 dirhem kazanmıştı. Resulullah ise bunun üzerine şöyle buyurdu:

“Dilencilik yüzünden siyah bir nokta olarak kıyamet gününde gelmektense, şu hâlin ondan daha hayırlıdır. Dilenmek  ancak şu üç kişiye caizdir  :  Toprağa yapıştıran fakirliğe uğrayana (son derece fakir düşene), altından kalkamayacak derecede borç altına girene, aralarını bulmak için kan parası yüklenen kimseye.”

Farklı bir rivâyette de dördüncü şart getirilir: “Çok acı veren müzmin bir hastalığa kapılan kimse ihtiyacı kadar isteyebilir.” (Ebû Dâvud, Zekât: 26) buyrulur.

Ameller niyetlere göredir kimin gerçekten ihtiyaç sahibi olduğunu iyice araştırıp vermeliyiz.

Dilencilerin bu kadar artmasının en büyük nedeni sanırım bizlerin devamlı para vermesi. Bu konuda daha dikkatli olmaya çalışacağım. Bizler onlara vermez isek onlar çalışarak para kazanmayı öğreneceklerdir.

Güzel gören güzel düşünen okurlarıma hayırlı sağlıklı haftalar

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.