12 Mayıs 2021 itibariyle Covid-19 ile mücadelede aşılanan sayısı 25.356.982 kişiye ulaştı.

a İmsak Vakti 02:00
İstanbul 18°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
RECEP TAŞCI

RECEP TAŞCI

30 Kasım 2020 Pazartesi

Dünyanın Hazinesi Yellen’e teslim

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Dünya dönmeye devam ettiği gibi değişmeye de devam ediyor

ABD’nin 46. Başkanı seçilen Joe Biden, kabinesinin ilk isimlerini açıklamaya başlanmasyla birlikte  ABD Merkez Bankası’nın (Fed) eski başkanı Janet Yellen, yeni kabinede hazine bakanlığı kesinlikle kazandı gibi.

Bu atamanın resmileşmesiyle  Yellen, bakanlığının 231 yıllık tarihinde bu göreve gelen ilk kadın olacak.

Tecrübeli bir ekonomist ve  istihdam piyasası konusunda uzman olan Yellen, 2014’te de Fed’in ilk kadın başkanı olmuştu.

74 yaşındaki Yellen’ın  gelmesiyle  bakanlığının önceliği Trump yönetiminin aksine vergi indirimleri ve gevşek mali kurallar değil ekonomik eşitsizlik ve iklim değişikliği sinyali veriyor.

Eski Fed Başkanı, 2014 yılında yaptığı konuşmada ekonomik eşitsizliğin artmasının, ülkesinin temelinde yer alan değerlere tehdit olduğunu söylemişti

Bizimde Konumuz tam da bu.

Amerika’da Hazinenin başına gelebilecek ismin düşünceleri.

Dünyanın dönmesi nasıl bir kanunsa buna müdahale nasıl bir felakete yol açarsa, dünyadaki ekonomik eşitsizlikte bir felakete yol açar.

Nitekimde dünya ekonomilerinin merkezi sayılan ABD inde 2009 da başlayan küresel kriz sarsıntıların başlangıcı oldu. Bir bakıma kapitalizmin çöküşünün başlangıcı idi. Çünkü Dünya ekonomileri  gelişmiş, gelişmekte olan, az gelişmiş ve açlıktan ölen ülkeler diye gruplara ayrılmış.

Bırakın kapitalist ülkeleri Müslüman ülkeler arasında bile uçurumlar var, oysa İslam ekonomilerinin temel öğretisi komşusu açken tok yatan bizden değildir.

Küresel krizin etkisi devam ederken ilahi bir ikazla pandemi kasıp kavurdu.

Bırakın üçüncü dünya ülkelerini gelişmiş ülkelerde bile sıkıntılar başgöstermeye başladı.

Ülkeler bir bir insan odaklı politikalar belirlemeye başladı.

Dünya şirketleri temmettü dağıtımlarını bile yapamaz noktaya geldi. Hepsi ayakta kalma mücadelesinde.

Aslında herşey aslına rücu ediyor.

Zengin daha da zengin, fakir daha da fakir dönemini fıtrat kabul etmiyor.

23 Kasımda Suudi Arabistanın ev sahipliği yaptığı G20 zirvesinde Tele konferans yoluyla cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ülke liderlerine söylediği “aynı gemideyiz” vurgusu çok önemliydi.

Tamda burada Amerika hazinesinin başına geçecek Yellen ‘in eşitlikten bahsetmesi önemli. Umarız pandemi kapitalist düşüncenin arka planda kaldığı tüm dünya insanlarının hakça eşitçe asgari müşterek ihtiyaçlardan faydalanmasına vesile olur.

Aksi takdirde bir taraf doyumsuzluk hastalığında kıvranırken diğer tarafta açlıktan insanlar ölüyorsa inancımız gereği bu Gayretullaha dokunur ki Dünya bilimi,teknolojisi ve parası ufacık bir mikrop karşısında aciz kalır.

Devamını Oku

ATEŞ DÜŞTÜĞÜ YERİ YAKIYOR

0

BEĞENDİM

ABONE OL

 

Türkiye İstatistik Kurumu,(TÜİK) temmuz ayına ilişkin işgücü istatistiklerini açıkladı.

İşsizlik oranı, temmuzda geçen yılın aynı ayına göre 0,5 puanlık azalışla yüzde 13,4 oldu.

Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaştakilerde işsiz sayısı 2020 yılı Temmuz döneminde geçen yılın aynı dönemine göre 369 bin kişi azalarak 4 milyon 227 bin kişi oldu.
Haber bu, fakat bu bu kadar kolay söylenemeyecek kadar basit değil, çünkü ateş düştüğü yeri yakıyor.

Nerdeyse her 100 kişiden 14’ü işsiz.

Genç nüfusta dört kişiden biri boşta.
Öncelikle işsiz kime denir?

İş başvurusu yapıp da iş bulamayana işsiz denir.

İş bulmaktan umudunu kesenler bu toplama dahil değil.

Gerçek işsizlerin sayısını tam olarak bilmek mümkün değil.

Bildiğimiz bir acı gerçek şehirlerde her üç gençten birinin iş bulamamasıdır.
Devletin pandemiden dolayı işçi çıkartmayı yasaklamasına rağmen malesef bir işsizler ordusu var.
Hataydaki yangın kadar önemli bu işsizlik çünkü yürekler yanıyor. Kolay değildir işsizlik.

Kendinizi bir an için onların yerine koyun. Yani empati kurun.

Şöyle başlayabilirsiniz;

Şu anda bir işiniz olabilir. Ama bir gün kapınızın çalınmayacağını kimse garanti edemez.

Tezgâhın başında veya masada ter dökerken bir haber gelir:

“Müdür çağırıyor.”

Elinizi yüzünüzü yıkar, kapısını tıklatır odasına girersiniz. Müdür buz gibi bir sesle;

“Biliyorsun” diye söze başlar, ”Kriz var, işler kesat, işçi çıkartıyoruz, siz de muhasebeye uğrayın hesabınızı kessinler.”

Dünyanız yıkılır, vedalaşma sahnesine yürek dayanmaz. Kolay değildir yıllarca acılarınızı sevinçlerinizi paylaştığınız arkadaşlarınızdan bir çırpıda ayrılmak.

Öte yandan hesaplarınız, planlarınız alt üst olur.

Hadi diyelim birkaç ay idare edecek birikiminiz veya size el uzatacak eşiniz dostunuz var.

Ya sonra…

Kredi kartı borcu, kira, yakıt, bakkal, manav ödemeleri..

Köyde olsanız neyse…

Ama şehir öyle mi ya…

Attığınız her adım, aldığınız her nefes paradır.

Şehir hayatında parasızlık çok fenadır.

Parasızlık bir yana…

İşin sosyo-psikolojik boyutu daha da can yakar.

İş demek sadece aş demek değildir. İş aynı zamanda ruhun gıdasıdır da.

Sabah uyanınca üzerinize bir kâbus çöker.

Artık gideceğiniz bir yer yoktur.

Yıllardır emek verdiğiniz işyeriniz size kapalıdır, ziyaret etmek istersiniz, ayaklarınız ve gönlünüz gitmez.

Ev bir hapishaneye dönüşür.

Birkaç gün sonra fazlalık olduğunuzu hissedersiniz.

Bakışlar değişir, muhabbet kalmaz.

İş aramaya çıkarsınız.

Bütün kapılar yüzünüze kapanır, gururunuz incinir.

Kriz vardır. Eş dosttan medet umarsınız, kimi umut verir, kimi nasihat.

Üzgün ve yılgın akşam eve dönersiniz.

Ve o bıktıran ve yıkan soruyla karşılaşırsınız;

“Ne oldu, iş bulabildin mi?”

Psikolojiniz bozulur.

Daha ileriki aşamalar cinnet ve intihardır.

Nitekim basında intihar haberleri eksik olmuyor.

Söz konusu olan 6 milyon insan.

O da şimdilik…

Rakamlar duygusuzdur, soğuktur.

6 milyon insan, 6 milyon dünya demektir.

Çok mudur?

Şöyle somutlaştıralım;

Bu 6 milyon insan el ele tutuşsa…

Türkiye’yi bir baştan bir başa kuşatan bir zincir oluşturur.

Ne vahim bir tablo değil mi?

Bu tabloyu kimse siyasî rant veya istismar amacıyla kullanmamalı,

İktidarıyla muhalefetiyle soruna el birliğiyle çare aramalıdır. Sosyal devlet vatandaşına iş bulmak zorundadır.

Suçlayarak bir yere varamayız.

İşsizlik ülkemizin kronik hastalığıdır.

Büyümenin yüzde 7’lerde olduğu dönemler de dahi işsizlik yüzde 10’ların altına inememiştir.

Çünkü her yıl işgücüne 700-800 bin kişi katılıyor.

Köyden şehire göç de işsizliği tetikliyor.

Üstüne küresel ekonomik kriz de eklenince…

Dünya 3’üncülüğüne yerleşiyoruz.

İktidar tedbirler alıyor.

Devamını Oku

GIDA ENFLASYONU

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Gıda enflasyonunun önü ancak tarımda döviz ile üretip TL ile satıştan vazgeçilince kesilir.
(TÜİK) Türkiye İstatistik Kurumu Ağustos ayına ilişkin Tarım ÜFE verilerini açıkladı.
Ağustos’ta bir önceki aya göre yüzde 0,22 artışla 179,91 değerine ulaşan Tarım ÜFE, geçen yılın aralık ayına göre yüzde 9,25, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 17,36 ve 12 aylık ortalamalara göre yüzde 13,74 yükseldiğini görüyoruz.
Hemen buradan hareketle, geçtiğimiz günlerde bir TV programında Ekonomi Bakanımız Berat Albayrak program sunucusuna Siz maaşınızı dolarla mı alıyorsunuz demiş, ertesi günlerde de sosyal medyada eleştiri konusu olmuştu.
Tabi bunu ülkemizde oynaklığı yüksek olan döviz üzerinden yapsa da bu söz pek yerine oturmadı.
Oturmadı çünkü tarım ülkesi olan ülkemizde tam mevsimde bile yukarda TÜİK in açıkladığı veriler bunu gösteriyor.
Elbette maaşlar döviz değil. Elbette gereğinden fazla dövize endeksli yaşıyoruz. Bırakın döviz ile iş yapan şirketleri aylık açıklanan hane halkının yatırımı da birikimi de dövizle.
Ve hala ülkemizde bir çok işyeri ve AVM dükkanlarıdaki kiralar dövizle belirleniyor.
Aslında konumuz tarımda üretim maliyetlerinin döviz odaklı fiyat artışları.
Yazımıza başlarken yazdığımız gibi biz üretimi dövizle yapıyor, Türk parasıyla satıyoruz ay içerisindeki kur oynaklığından da etkileniyoruz.
Her ay açıklanan enflasyon rakamlarına daha da özetle söylersek çekirdek enflasyon dediğimiz ana maddeler içinde yer alan gıdadaki artışları bir türlü engelleyemiyoruz.
Bu formülle de engelleyemeyiz, bu bir kısır döngü.
Bizim cari açığımızı tetikleyen sadece enerji ve teknoloji değil görüldüğü gibi tarımda da sıkıntı var
Savunma sanayiinde ciddi yol kateden ülkemizin dışa bağımlılığı, yerli ve milli politikaları gözden geçirmesi gerekiyor
Zira üretici gübreyi, ilacı, tohumu, tarım aletlerini döviz odaklı temin ettiği sürece enflasyonun hedeflerine ulaşması zor görünüyor.
Tarım ülkesi olan ülkemizde her geçen gün maliyetlerin artmasından dolayı güzelim tarım arazileri ekilemez duruma geliyor
Çiftçi masraflarını karşılayamıyor. Bir türlü üretici ile tüketici arasındaki aşırı fiyat farkı düşürülemiyor.
Sonuç olarak Aslında tarımdaki bu talihsiz durum kırsaldan şehre göçü hızlandırıyor.
Tarım işsizlik rakamlarına artık mevsimsel değil doğrudan yansıyor.
Tohum, gübre, ilaç, bu üç ana kalemde yerli ve millilik oranı yükselmedikçe tarımda maliyetler hep yükselecektir.
Bunu unutmayalım…

Devamını Oku

İKİ SİYE BİR BİYE

0

BEĞENDİM

ABONE OL

TÜİK nihayet İkinci çeyrek büyüme rakamlarını  açıkladı. Pandeminin etkisi dünya ekonomilerinde olduğu gibi ülkemiz ekonomilerine de darbesini vurmuş görünüyor.

Gelişmiş ülkelerin ekonomileri kendi çağlarında daralmayı hissetmiş durumda.

Haliyle gelişmekte olan ülkelerde küçülmeden nasibini almış görünüyor.

Neyseki ilk çeyrekte 4.4 büyümemize rağmen ikinci çeyrekte 9.9 küçülmemiz piyasalarda negatif etki oluşturmadı. Hatta piyasa beklentisi 11 in üzerinde idi.

Türkiye ekonomisinin salgın sürecindeki performansı belli oldu.

Ekonomi nisan-mayıs-haziran aylarını kapsayan ikinci çeyrekte yüzde 9,9 küçülme kaydetti.

Fazla detaya girip te rakamlarla kafaları karıştırmayalım.

Ülke ekonomisi ikinci çeyrekte ciddi bir küçülme gösterse de yatırımların devam ettiğini görüyoruz.

Mesela dış ticaret verilerine göre Yılın 7 aylık dönemde yatırım malları ithalatı yüzde 8.9 ve 1.3 milyar dolar artışla 14.9 milyar dolardan 16.2 milyar dolara çıkmış.

Yatırım malları dışı ithalatın toplamına baktığımızda  yüzde 5.7 veya 6.1 milyar dolar gerilediğini , 106.5 milyar dolardan 100.4 milyar dolara indiğini görüyoruz.

Ülke açısından çok önemli bir  alan olan makine ve teçhizat yatırımlarının bu pandemiye rağmen yüzde 4.7 arttığını görmek üçüncü çeyrekte bizleri büyüme noktasında umutlandırıyor.

Bu arada bir vergi indiriminden birde vergi artışından söz etmeden geçmeyelim

Eğitime desteği kutluyoruz. Kdv nin yüzde 8 den 1 düşürülmesi tüm velileri sevindirdi azda olsa birçok aileye katkı sağladı.

Bununla birlikte motor hacmi 1.600 cc araç üzeri yüksek cc li araçlara getirilen vergi artışları hakkında nötürüm.

 

Bu pandemi döneminde daralan ekonomimiz için güzel bir kaynak fakat halk arasında bir söz varya

‘2 siye  1 biye ‘

 

Ali araba almak için bayiye gider.

Araç    100.bin lira

MTV       7.505 lira

KDV       46.807 lira

ÖTV       160 bin lira

Toplam 314.312 lira

Sonra Ali bankadan 36 ay taşıt kredisi alır.

Ali Bankaya 430 binlira para öder.

Ali 100 binliralık arabayı 430 binliraya almış olur.

Sonunda

Ali 1 araba kendine

1 araba bankaya

2 araba devlete alır.

Alinin devletine çalışması güzelde bankayı zengin etmesi pek hoş olmamış.

Tam makaleyi bitirdim gazeteye göndereceğim son kez bir haberlere bakayım dedim, o da ne.?

Ne tevafuk ki BDDK bir açıklama yapmış.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) açıkladığı bankacılık verilerine göre sektörün Ocak – Temmuz dönemindeki toplam kârı 39 milyar TL seviyesinde gerçekleşti. Bir önceki yılın aynı döneminde28.2 milyar TL

Bankalarımı güçlü olsun fakat varoluş nedeni olan müşterisini de düşünsün. Bankacılık yapsın, tefecilik yapmasın.

Devamını Oku

Kavgada Yumruk Sayılmaz

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Daha önce de bir çok yazımızda bahsettik.

Dünya Ekonomileri pandeminin etkisinde çırpınmaya devam ediyor. Kimse ne olacağını kestiremiyor.

Dengeler değişti, bütçeler alt üst oldu. İthalat ve ihracat dengeleri bozuldu.

Gelişmiş ülkeler işin içinden çıkamıyor, gelişmekte olan ülkeler ise kur, faiz ve enflasyon mücadelesi veriyor.

Üçüncü dünya ülkelerine  hak getire.

Peki ne olacak?

Mesela Amerika da neler oluyor?

Fed başkanı Jerome Powell’ın enflasyon üzerindeki denetimin gevşetileceğini açıklamasıyla, ABD 5 ve 30 yıllık Hazine tahvil getirilerinin arasındaki fark son iki ayın en yükseğine çıkmış görünüyor.

Geçen hafta. Powell, ortalama enflasyonu, son yıllarda yetkililerin bir türlü istikrarlı olarak gerçekleştiremedikleri, %2 seviyelerinde tutmayı hedeflediklerini söyledi . 2012’den beri %2 enflasyon hedefini tutturamaması  ve bu süreçteki ortalama enflasyonun %1.4 seviyesinde olması durumun vehametini gösteriyor.

Powell’ın bu açıklamasından  sonra, enflasyona karşı daha kırılgan olan uzun vadeli varlıklarda sert satış olduğunu gördük.

İpin ucu kaçmış durumda.

Gelelim ülkemize

Faiz, kur, enflasyon sanki bermuda  şeytan üçgeni gibi sarmış sarmalamış.

Kurdaki stresi azaltmak gerekiyor.

Tamam sürekli dış yada iç spekülatif hareketler riski artırsa da  Merkez Bankasını biraz serbest bırakmak gerekiyor.

Hükümetin hedeflerinde enflasyonu tek haneye düşürmesi planlansa da konjonktür etkisini de unutmamak gerekiyor.

Az da olsa enflasyonun bu sene yukarı doğru hareketine izin vermek gerekiyor. Nitekim cuma günü 2020 yılı sonu itibariyle enflasyon beklentisi anketine göre 11.9

Bu kaçınılmaz bir durum. Zira para basarak enflasyonu daha da yukarı körüklemek olur.

Madem dünyada büyük bir ekonomik kavga var o zaman kavgada yumruk sayılmaz.

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Sitemizi kullanarak çerez kullanımını kabul etmiş olursunuz.