01 Mart 2021 itibariyle Covid-19 ile mücadelede aşılanan sayısı 8.897.124 kişiye ulaştı.

a Yatsı Vakti 02:00
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
ERDEM TALAŞ

ERDEM TALAŞ

13 Temmuz 2020 Pazartesi

EY VATANDAŞ Bİ KENDİNE GEL

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Bize Bir Masal Anlat diyor İstanbul bırakın bu bana bir şey olmaz ayaklarını, kardeşim hepimiz etten kemikten yaratıldık. Bizde bir laf vardır Erzurum ‘da soğuğa heriflik olmaz derler. Şimdi bizler görmediğimiz bilmediğimiz bir virüse heriflik etmeye kalkıyoruz. Neymiş bize bir şey olmaz yok öyle bir şey kardeşim göz göre göre binler insanımızı kaybettik bir hiç uğruna sana olmuyorsa ‘da senin bulaştırdığına, bulaştıracağına ‘da yazık be kardeşim

Dönüp şöyle bir bakalım geriye, coronavirüs’le mücadelemizde 118 gün geride kaldı…

Peki ne ile mücadele ediyoruz biz? Bir virüsle, 1 gram bile değil. Sadece ülkemizde 5 binin üzerinde yurttaşımızın vefatına neden oldu… Peki ne ile mücadele edemiyoruz biz? Kendimizle yani irademizle…  Mart ve nisan ayında yaşadığımız kabus mayısta da devam etmişti…

Sıkıldık, bunaldık, 65 yaş ve üstünde büyüklerimiz tecrit edildi.  Ardından 20 yaş ve altı kardeşlerimiz hücrede gibi yaşadı… Ne için; daha konforlu bir hayata yeniden dönebilme adına…  Peki bugün İstanbul sokaklarını gezin, ne göreceksiniz? Yüzde 50’ye 50 umarsızlık…

“Havalar ısındı yaşamaz diyorlar” telkinleriyle geçiyor günlerimiz… O yüzden vaka sayısı yeni normal 1 Haziran’dan beri binin altına düşmüyor… 20’ye kadar olan ölüm sayısını da iyiden iyiye kanıksadık zaten… En çok merak ettiğimiz de düğün ve derneklerin akıbetiydi… Elbette o sektör de taş yesin kaygısında değilim…            Ama belli kurallar geliyorsa, o kurallara uymak zorundayız… Ben de bayılmıyorum maske takmaya sıcağın alnında…  Ama alternatifi yoksa çıkaramazsınız…

Eğer sınırlı sayıda insanla yapılacaksa düğünler, sınırlı olacak…  Eski alışkanlıkları yaşatmak için, yeni alışkanlıklarımızı öğrenmeliyiz öncelikle…

Sosyal mesafe olarak adlandırılan konuyu hala anlayamayanlar var… Belli ki 2020 bize sadece bunları yaşatacak…  Peki hala neden mürüvvetine tanıklık ettiğimiz insanların hayatına sabotaj düzenliyoruz…Manzaraları gördünüz, halaylar çekiliyor, dansözler oynatılıyor… Oyunu kuralına göre oynamamak neden ola ki?

Hala üst perdeden racon kesiyoruz hayata  (H)alayına gider yapıyoruz…Sonra Avrupa ülkelerinde ‘h’alay konusu oluyoruz… Yapmayınız efendim az sabır…  Sonra halay başı da sezon sonu da yaparsınız…  İstanbul ‘un  Coronavirüs ateşi alev almışken…

Sokmayın körüklerinizi araya…

 

Devamını Oku

KIRALIM ZİHNİMİZDEKİ ENGELLERİ

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Çevremizde belki en yakınımız ‘da olan çok özel insanlar mevcut onlar Hakikaten Allah’ın sevdiği kullardır. Hatta daha ileri gideyim onlar bana göre Allah’ın yer yüzündeki melekleridir.

Engel kelimesi ne kadar kaba insanların zihnini karamsarlığa iter gibi. Bir düşünelim gerçekten bizim engelli dediğimiz insanlar bunu hak ediyor mu? Biraz hakaret gibi olmuyor mu?

Bir şekilde biz engel kelimesiyle onlara duvar örüyoruz. Kalplerini değil ruhlarını incitiyoruz. Hayata bakış açılarını sınırlıyoruz. Onlara sosyal yaşam içerisinde camdan duvarlar örüyoruz.

Toplum olarak engel   kelimesiyle birçok insanımızı yıpratıyoruz. Onların üretim güçlerini yok edip bir nevi sosyal yaşamdan dışlıyoruz. Daha çocukken ümitlerini yok ediyoruz.

Sizce de engel kelimesi onların hayata renkli bakış açılarını yok etmiyor mu? Belki de biraz toplum olarak bize hoş ve güzel gözüken her şeyin daha özel olduğunu düşündüğümüz için bu tavrımız. Düşünceleri ile ufkumuzu genişleten bu   özel nitelikli insanlara aslında yaşamı farklı açılardan bize gösterdikleri için kutlamalıyız.

Kelimeler bu   özel yetenekli insanlar için kibar bir dil kullanıyorken   biz neden sağır bir kelimeyi seçiyoruz. Lütfen engel kelimesi bu insanlar için kullanmaktan vazgeçip onlara simsiyah bir gözle değil bin bir renkle bakalım. Onların yalnızlaşmasını engelleyip toplumda bizim gibi aktif rol oynamasını sağlayalım hep birlikte.

Zaten hepimiz biraz eksik değil miyiz? Bu insanlardan daha üstün olduğumuzu   söyleyen ilahi bir güç yok. Neden bu kadar ısrar ediyoruz engel sözcüğünde. Zamanın bize de onlara kattığı aynı birlikte birbirimizi itmeden yaşama vakti değil mi? Geleceğe güzel bir bakış açısı iletelim hadi birlikte birbirimizi kaybetmeden yürüyelim.

Engeller yürekte olmasın. Fiziksel engeller görmezden gelinebilir değil mi?

Devamını Oku

EMPERYALİST GÜÇLER TÜRKİYEDEN NE İSTİYOR !

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Batı devletleri bizi güçsüz bırakmak için bizim kültürümüzü ve geleneksel yapımızı değiştirmek istediler.Batı devletleri bizi güçsüz bırakmak için dinimizden uzaklaştırmak almak ister. Bizi güçsüz bırakarak, kendilerinin boyunduruğu altına almak istediler.

Bizim ilerlemezi istemez, başka devlete muhtaç olmamızı ister. Bizim kaynağımızı kullandırmak istemez, başka devlete muhtaç olmamızı istediler.

Bizi içten yıkmak ister, olaylar çıkarak emellerini her fırsatta gerçekleştirmek ister. Batı vatanımızı bölmek için kukla Kürt Devleti kurmak istediler

Batı devletinin özelliklerinden biride devletleri sömürgesi altına almak. Başka devletleri sömürgesi altına alarak kaynaklarını kullanmak istediler.

Türkiye, bu Orta Asya pazarının kendine yar edilmeyeceğini anlamaya başladı. Ama bu sefer Türkiye, emperyalistlerce çizilen kaderine kölece boyun eğmedi. Yeni dünya düzeni ile birlikte hız kazanan yeni bir taktiğe başvurdu, kendini pazarlama işine soyundu. Türkiye’deki egemen sınıf, bu ülkelerle yapılacak ticaretin yolu üzerinde olduğunu, bu ülke toplumlarıyla, kimisiyle çok az da olsa, kültürel ortaklıkları bulunduğunu ve bölgede hem islamik, hem modern kapitalist bir ülke olarak iyi bir model olduğunu vurgulamaya başladı. Egemen sınıf, bu kampanyayı hem dünya emperyalist sisteminin rütbelilerine hem de kendi kamuoyuna dönük olarak yürüttü. Bu kampanya son zamanlarda bayağı formdan düşmüş de olsa, hâlâ devam etmektedir.

Bu kampanyanın, emperyalistlere yönelik yürütülmesinin anlamı açık. Pazardan pay kapabilmek için kozlarını öne sürerek pazarlık gücünü artırmak. Türkiye emekçi sınıflarına yönelik yürütülmesinin anlamı ve gerekçesi ise Türkiye’nin çağ atladığı demagojisinden sonra Türkiye’nin büyük ve güçlü bir devlet haline geldiği demagojisini yaymak. “Adriyatik’ten Çin seddine büyük Türkiye” sloganı, bu dönemde üretildi. Türkiye birkaç komünistin ve dış mihrak kaynaklı provokatörün dile getirdiği gibi kötü durumda değildi, tam tersine Orta Asya’nın devletlerine yardım eli uzatabilecek, hatta bu pazarlar üstüne pazarlık yapabilecek kadar palazlanmıştı. Bu uğurda daha emin adımlarla yol alabilmesi ise, içerde sükuneti, “birlik ve beraberlik”i sağlamlaştırmasına, o ülkelere iyi örnek olmasına bağlıydı. Türkiye emekçi halkları bu “milli” çıkarlar konusunda sorumlu idiler.

Devamını Oku

YAMYAMLARA KALDIN İSTANBUL

0

BEĞENDİM

ABONE OL

İstanbul’u yamyamlar sardı; Yaşadığımız şehri seviyoruz ! Ama ne yazık ki, artık bizlerin bu şehri sevme keyfini yavaş yavaş elimizden alıyorlar. Sevdirmiyorlar resmen  ve bambaşka bir şehir yaratıyorlar karşımıza. Vahşi batı gibi acımasızlık hakim, Para hırsı çoğumuzun gözünü köreltmiş, Üstelik dar kalıplara sığdırılan, bırakın modern yaşamı, Ortadoğu anlayışının hakim olduğu bir görüntü.  Kurallar, hatta yasaları hiçe sayan bir anlayışa sahip olanların sayısındaki artışın, her geçen gün etkisini arttırdığı bir şehir. Düşünün bir devlet adamı ve bir Sağlıkçı evet sağlık bakanından bahsediyorum Sn. Fahrettin Koca, pandemi nedeniyle çağrılarda bulunuyor, hatta yalvarıyor, maske diyor, sosyal mesafe diyor, ama bahsettiğim tipler  hiç oralı olmuyor.  Daha da ileri gideyim, ahlaki yapının çürümeye terkedildiği, dini imanı para olan zihniyetin yaşam biçimlerini dayatmaya kalkıştığı bir şehir haline geldi İstanbul Atalarını bilmeyen, bu şehri düşman işgalinden kurtaranlardan hiç ders almayan, çok da merak edip umursamayan, tarihine, kültürüne kafa yormayan, sadece çıkarını düşünen, insanlara sevgiyi ve saygıyı unutanların at koşturmaya başladığı bir şehre dönüştü canım İstanbul.  Fırsatçı, çıkarcı ve kimsenin gözünün yaşına bakmayan insanların artık her yerde karşımıza çıktığı bir şehir olmaya başladı. Sanki gözümüzün içine baka baka, “İstanbul sizin değil artık,  bizim ” diyorlar.  Tanıyamıyoruz artık bu şehri. Kenar semtlere gidince, daha iyi farkediyorsunuz zaten. sosyal yönü bir yana, para hırsı çoğunun gözünü kör etmiş resmen. Sosyal medyada akıl almaz gelişmeler anlatıldı. Bazı Emlakçıların, Müteahhitlerin, ev sahiplerinin acımasızca fiyatlarını yükseltip, kredi imkanlarını kullanıp, ev sahibi olmak isteyenlere zehir zıkkım ettikleri  yazılıp çizildi. Bir gün önce fiyatta anlaştığı ev sahibinin ertesi günü o fiyatın üzerine 50 ila 100 bin TL koyup arttırdığı söyleniyordu,   Kiracısının karşısına çıkan o ahlaksız ev sahiplerinin bu sıkıntıda kira fiyatlarına yüzde 50 ye varan artışlar yaptığı, “istediğim kirayı vermeyecekseniz çıkın evimden” dediği söylendi. GÖZLERİNİ PARA HIRSI BÜRÜMÜŞ Evet, bu şehir arsacı şehirdir. Evet bu şehir emlak fiyatlarının tavan yaptığı bir şehirdir.  İstanbul, malını değerli kılma adına kimsenin gözünün yaşına bakmayan gözlerini para hırsı bürümüş önemli sayıdaki insanlar gurubunun yaşadığı şehirdir.  bu şehir özellikle arsa ve ev konusunda en küçük açığı fırsata çevirmek için vicdanını kaybetmiş bir şehirdir. Kimse kusura bakmasın, Malı mülkü olanlar ama bahsettiğim manada iş yapanlar bana kızmasın.  Kiraya verilecek evlere dayatılan yüksek fiyatlar karşısında inim inim inleyen, öğrenci, öğretmen, memur ve esnaflar başta olmak üzere asgari ücretle çalışan, hatta onun altında maaşa talim edenlerin işsizlerin sesi olarak, bu fırsatçılara vicdanınız kurusun diyorum. YİYECEK İÇECEKLERE, EV KİRALARI VE KONUT PAHALILIĞI EKLENDİ Özellikle bu şehirde yaşayan gençler. Çalışanlar. Evlenecek olanlar, veya evli olup da başlarını sokacak ev almak isteyenler. Pahalı kent İstanbul ‘da  bırakın satın alacak evi, kiralık ev bile bulamıyorlar. Bulsalar bile aylık maaşları evin kirasına yetmiyor. Karı koca çalışsa bile Doğalgazıyla, elektriği, suyu ile zaten teslim bayrağı çekiyorlar. Bu memlekete gelen  bürokrat, memur, öğretmen ve öğrencilerin sırf pahalılık yüzünden gelmek istemediğini bilmeyeniniz var mıdır. Özel sektörü daha söylemiyorum bile. Nedir temel sorun, yiyecek, içeceklerin pahalı olması yetmiyormuş gibi, ev kiralarının yanına yaklaşılmıyor.  Arsa fiyatlarının yükselmesine sebep olan belediyelerin yöntemini masaya yatıralım. İmarı tamamlanmış bölgelerde arsaları boş tutanlara hesap soralım. Elektriği, suyu, doğalgazı, hatta asfaltı yapılmış bu arsaları rant uğruna bekletenlere çözümler bulalım.Yüksek emlak vergisi koyalım. Yani inşaat yapma zorunluluğu oluşturalım.. Evet sevgili okurlar. Artık silkelenmek zorunda bu şehir. Odalar, Dernekler, STK’lar, biz gazeteciler, hatta siyasiler harekete geçmeli artık. İstanbul ,kontrolden çıkmadan, bu şehri yaşanmaz hale getirmek isteyenlere fırsat vermeyelim. Yiyecek  ve konut ‘da vicdanını Kaybetmiş bu şehir.

Devamını Oku

KÖR OLASI BU FAKİRLİK

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Günümüz koşullarında yokluk, fakirlik, ele güne el açmak bir lokma ekmek, bir hırka için el etek öpmek insan vicdanını sızlatan yaşam tarzıdır.

Allah ülkemdeki hiçbir kimseyi, bu duruma düşürmesin derim.

Ramazan günlerini geride bıraktık, Mevla’m nicelerine sağlıklı ulaştırmayı nasip etsin, fakat o eski ramazanlara, eski komşuluklara bakıyorum da eski gelenek görenek, insanlara komşuya, fakir fukara, garip gurabaya bakış açısından hiçbir eser yok.

Zihniyetler değişmiş, vicdanlar körlenmiş hatta küflenmiş, acıma hissi, acıma duygusu, merhamet yok olmuş günümüzün insanlığında.

İnsanlık zaman geçtikçe eski gelenek ve göreneklerinden uzaklaşıp, kendilerine özgü gurur, kibir kendini beğenmişlik ve yalnız bana duygu ve düşüncesine sahip olanlarında hiç birisinde bölüşüm yok, işte bu toplumda fakir fukara, yetimi gözetme veya düşenin elinden tutma Allah korkusu, kuldan utanma ve arlanma duygusundan eser kalmıyor.

İnsanlık nesli tükenmek üzere yeni nesilden de hiç umut gözükmüyor, çünkü şu an revaçta olan, çalışmadan hazıra konmaya alıştırılmış yani   düşük profilli bir topum gelecek.

Fakir, fukara, garip gurabanın, yetimin, işsizin ve geliri az çok nüfuslu ailelerin Allah yar ve yardımcısı olsun,

İyi bir Müslüman olmak için her şeyden önemlisi iyi bir insan olmaktan geçer, Televizyonlara bakıyorsun, zenginler kendi ayarlarında ki insanları iftara davet ediyor, gösteriş meraklıları. Yediği önünde yemediği arkasında, Ramazan’da oruç tutmak, sahur vaktinden akşamın iftarına kadar aç durmak değildir. Lüks otellerin lobilerinde, çeşitli ve görkemli iftar açanlara aslında söylenecek o kadar duygulu sözler var ki.

İslam dinini kabullenmiş Müslüman bir ülkede yaşıyoruz, zaten bütün dinlerde israfın haram olduğundan bahseder. Fakat İslam dini paylaşımcıdır, onun için sizlere   hizmet eden, fakir fukarayı düşünmek, israfla çöpe attığınız yemekleri hayatında bile görmeyen insanların varlığını düşünmek, akşam iftarında ağzına aldığın bir zeytin ve hurma tanesini tanımayan insanları düşünmek, yarın ne yiyeceğim diyen yoksulları düşünmek, Dünya’da açlıktan ölen insanları düşünmek İslam inancının şiarındandır.

Şimdi de Kurban Bayramı yaklaşıyor, Kurban’ın bir amacı da sadaka demektir. Kurban etinin nasıl pay edileceğini bu ibadete icap eden herkes biliyor.

İslam’ın genel kurallarına uygun akıl ve vicdan sahibi olmanız size yeterlidir.

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.