logo

KARA EYLÜL’ÜN YİTİK KUŞAĞI…(2)

İBRAHİM ERDEM KARABULUT

İBRAHİM ERDEM KARABULUT
ibrahim.karabulut@sonsaat.com.tr

İbrahim Erdem KARABULUT

Bu nesil açtı ve açıktaydı.
Ne ikinci bir ayakkabısı oldu ne yedek parkası, Ne dershane gördü nede özel okul.
Bu nesil kreş, ana okulu, okul öncesi eğitimde görmedi.                 Bu nesil beş kilometre yolu tabanvayla gitti ne tramvay ne de okul servisi tanımadı. Bu nesil beslenme çantası kullanmadı. Ailesinden gizli tatlı niyetine bazen kesme şeker ile cebinde gezdi öyle çikolata gofretle de büyümedi.
Bu nesil öyle cebinde marllboro sigarası ve dupont çakmak ta taşımadı haftalık sigara istihkakı tekel kuyruğunda saatlerce bekleyip iki paket Samsun ve iki paket Maltepe’den ibaretti. Tabi sıra kendisine gelene kadar süre dolmaz ve sigara bitmez ise.
Öyle sabahları okkalı kahvaltı falanda yapmadı bu nesil çünkü 74 Kıbrıs savaşı ambargosu yemiş ülkede yağ yok, şeker yok, dolayısıyla kahvaltı da yoktu.Ekmeğe sürülen ekşi salça en iştahlı kahvaltı,öğlen ayrana doğranan kuru ekmek parçaları ise midenin en güzel dostuydu.Anadolu’da hemen hemen her ahırda bir sarıkız organik süt verirken bu nesile ABD dayatmasıyla  gönderilen süt tozu içiriliyordu.
Doğal gaz yoktu desem belki şimdiki nesil ne diyorsun diye sorabilir, Evet işte doğal gaz olmadığı için tüp vardı ama Tüpraş’taki  grev, boykot, lokavtlardan dolayı ülkede tüp te yoktu.
Kokar yakıt tezek köylerin kurtarıcısıydı, şehirler de ise bir ton kömür ile bir ton odun başlıca ısınma gerecimizdi.Kuzine gözlü sobalarda pişen patatesle yan komşumuzdaki siyah beyaz TV de renksiz film Vadideki hayat en önemli eğlenceleriydi.
İşte bunları yaşarken en büyük sevdaları ülkelerine bağlılıkları ve en önemli aşklarının vatan olduğuna inanmalarıydı.
Bu ülkeyi bu kuşak kadar kimse sevmedi.Bu kuşak karşılıksız, çıkarsız bir şekilde sevdi ülkesini. Can vererek, kan vererek sevdi, Öldürdü sevdi, öldü sevdi.
Oyun farklı, Tuzak farklı, Kural farklı, işler farklı gelişiyordu.
Bir milletin on yılda yarattığı 15 milyon genç artık tehlike olarak algılandı. Bir sağ bir sol olayı yaratılmıştı, Hatta faşist kominist diye isimlerde takılmıştı, bu oyun zaman zaman  alevi ve sünni olarak da işleme konuldu. Çünkü ülke dendiğinde mermiye kafa atan bir gençlik ve konu ülke olunca hiç arkasına bakmayan bir neslin varlığı artık tehlikeli görünüyordu.
O dönemin tabiri ile düğmeye basılmış ve olgunlaştığı düşünülen sokak kavgası yani kardeşin kardeşi vurduğu bir kavganın son bulması gerekiyordu.
Takvimler 11 Eylül gecesini 12 Eylüle bağladığında  Kara Eylülün planlayıcıları 60-61 doğumlu askerler ile sokak ve caddeler tanklarla doluşuyor sokağa çıkma yasakları başlıyor sokağa çıkanlar vuruluyor, çıkmayanlar toplanmayı bekliyordu.

Share
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • VİRÜSLER POZİTİF İNSANLARI SEVMEZLER!

    04 Nisan 2020 Köşe Yazıları

    Değerli Dostlar, Bu yazımda sizlerle bir süredir bütün dünyanın savaş verdiği virüs konusunun bir çoğumuz üzerinde yarattığı olumsuz duygular ve bunların davranışlarımıza yansımasıyla ilgili deneyimlediklerimden bahsetmek istiyorum. Konuya endişe ve kaygılarımızın nasıl oluşabildiğinden başlamak istiyorum. Endişe ve kaygılarımızı zihnimizde aynı bir Holywood filminin senaryosu gibi, kendi ellerimizle yazarız. Örneğin, çocuğumuz ergenlik dönemine girmiştir ve bu dönemde kafası dağınıktır, ders notları düşmeye başlamıştır, aslında doğal bi...
  • MAHŞERİN PROVASI

    04 Nisan 2020 Köşe Yazıları

    Bir mikrop dünyayı esir aldı, adeta dize getirdi.Askerlik günleri gibi  şafak saydık, evlere daldık.iyi ki Dünyayı evimize taşıyan  tv var.Her daim elimizin altında, hatta yastığımızın yanı başında şarz aleti  ile birlikte en iyi arkadaşımız  cep telefonlarımız gözümüz, kulağımız oldu.Günlük , haftalık gazeteleri aldırarak ne var ne yok göz  gezdirirken  maçları da  özlemedik değil hazır evdeyken…  Eve  kapanınca neler yapmadık ki..? Yapılanları sosyal medyaya atarak hünerler gösterildi.Kadınlar ...
  • EVDE KAL TÜRKİYE

    03 Nisan 2020 Köşe Yazıları

    Bütün dünya gibi bizim ülkemizde de “ korona virüs” can kayıplarına neden olan korkunç bir sorun olarak yaşanıyor, Üstelik herkes dehşet içinde evine kapandı. Çünkü dışarda hastalık riski çok yüksek! İnsanlar tek başlarına bir sürü sorun yaşıyorlar. Korku ve yalnızlık duygusu, beraberinde çaresizliği de yaşatıyor insana. Herkesin kendi sorunlarıyla baş etmekte yapayalnız kaldığı ve can kaygısıyla korktuğu bir ortamda, tüm korku ve endişelerinden ancak bir ve beraber olarak kurtarma şansı dahi vermiyor bu lanet salgın. Korkan ve can kayg...
  • ÇOCUK EĞİTİMİ

    03 Nisan 2020 Köşe Yazıları

    Çocuk, anne ve babaya Allah’ın bir hediyesi ve emanetidir. Allah’ın bize hediyesi ve emaneti olan çocuklarımıza karşı bir takım görev ve sorumluluklarımız vardır. Çocuğun eğitimi bu sorumlulukların en önemlisidir. Çocuk eğitimin bir parçası da din eğitimidir. Çünkü din duygusu ve Allah fikri insanlarda fıtri bir duygudur. Bu duygunun yönlendirilmesi birinci derecede anne ve babaya aittir. Çocuk doğarken birlikte doğduğu bu duygu doğrultusunda eğitilmeyecek ve dini yükümlülükleri öğretilmeyecek olursa, çocuk büyüdükçe çevreden gelen bir takım s...