enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
9,2220
EURO
10,7186
ALTIN
524,31
BIST
1.410
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Hafif Sağanak
21°C
İstanbul
21°C
Hafif Sağanak
Cumartesi Sağanak Yağışlı
19°C
Pazar Sağanak Yağışlı
17°C
Pazartesi Sağanak Yağışlı
17°C
Salı Çok Bulutlu
18°C

Koca Sinan veya Mimar Sinan

14.10.2021
A+
A-

Osmanlı döneminde uygulanan devşirme sistemine göre çok farklı milletlerden insanlar devşirilip, Müslümanlaştırılıp, Türkleştirilmişlerdi. Tarihimizde üst makamlara yükselen ve Türk devletine hizmet eden bu insanların etnik kökenleri hiç bir zaman devletimizi rahatsız etmemiştir. Bu yüzden tarihi arşivlerimizde devlette hizmet eden devşirmelerin etnik kökenlerinden çoğunlukla bahsedilmez. Devşirmelikten üst makamlara yükselen devlet adamların etnik kökenleri en çok Avrupalı seyyah ve elçilerin merak konusu olmuş ve araştırmışlardır.

İsmini tarihe altın harflerle yazdıran Mimar Sinan’ın da bir devşirme idi. Avusturyalı, Macar, Bulgar, Rum, Ermeni asıllı olduğu iddiaları farklı kişiler tarafından ortaya atılsa da, Mimar Sinan ülkemizin öz be öz çocuğudur. Mimar Sinan veya Koca Mi’mâr Sinân Âğâ, Sinaneddin Yusuf-Abdulmennan oğlu Sinan, 1489 tarihinde Kayseri’nin Ağırnas köyünde dünyaya geldi. Asker olarak Acemi Oğlanlar Ocağı’nda yetişti sonrasında Yapı İşleri’nde görev alarak Osmanlı baş mimarlığına kadar yükseldi. Hıristiyan Türklerinden olup Osmanlı döneminde Müslüman olmuştur.

Kanuni Sultan Süleyman, II. Selim ve III. Murat dönemlerinde baş mimar olarak görev yaptı. Muhteşem eserleriyle tarihe geçti. Başyapıtı, “Ustalık Eserim” dediği ‘Selimiye Camii’ onun eseridir. 1511’de Yavuz Sultan Selim zamanında İstanbul’a gelmiş Yeniçeri Ocağına alınmıştır. Kayseri sancağından Acemi oğlanlar arasına katılan mimar Sinan, sağlam karakteriyle dülgerliğe seçildi. Bir müddet padişah hizmetinde Arap ve Acem ülkelerinde gezilere katıldı. Her saray kubbesinin tepesinden ve her harabe köşesinden bir şeyler kaparak bilgisini artırdı. İstanbul’a dönerek hizmet ettiği ülkesine hayırlı işlerin inşası için canla başla çalıştı.

Abdulmennan oğlu Sinan, Mimar olarak Yavuz Sultan Selim’in 1514 Çaldıran Savaşı, 1517 Mısır seferine, 1521 de Kanuni Sultan Süleyman’ın Belgrad Seferine Yeniçeri olarak katıldı. 1522’de Rodos Seferine Atlı Sekban olarak katılıp, 1526 Mohaç Meydan Muharebesi’nden sonra, gösterdiği yararlıklarla Acemi Oğlanlar Bölük Komutanlığına terfi ettirildi. Sonraları Zemberekçibaşı ve Başteknisyen oldu.

1533 yılında Kanuni Sultan Süleyman’ın İran Seferi sırasında Van Gölü’nde karşı sahile gitmek için Mimar Sinan iki haftada üç adet kadırga yapıp donatarak büyük itibar kazandı. İran Seferinden dönüşte, Yeniçeri Ocağı’nda itibarı yüksek olan Hasekilik rütbesi verildi. Bu rütbeyle, 1537 Korfu, Pulya ve 1538 Moldova seferlerine katıldı. 1538 yılındaki Karaboğdan Seferinde ordunun Prut Nehri’ni geçmesi sırasında bataklık olan alanda günlerce uğraşılmasına rağmen bir türlü kurulamayan köprü kurulaması işi kendisine verildi. Sinan Prut Nehri üstüne 10 gün gibi kısa bir zamanda yüksek bir köprü yaptı. Köprünün yapımından sonra Sinan 17 yıllık yeniçerilik hayatı sona ererken 49 yaşında Baş mimarlık görevine atandı.

1538 yılında Hassa başmimarı olan Sinan, başmimarlık görevini Kanuni Sultan Süleyman, II. Selim ve III. Murat zamanında 49 yıl süre ile yaptı. Sinanın, mimarbaşılığına getirilmeden evvel yaptığı üç eser dikkat çekicidir. Bunlar: Halep’te Husreviye Külliyesi, Gebze’de Çoban Mustafa Külliyesi ve İstanbul’da Hürrem Sultan için yapılan Haseki Külliyesidir. Halep’teki Hüsreviye Külliyesinde, tek kubbeli cami tarzı ile bu kubbenin köşelerine birer kubbe ilave edilerek yan mekânlı cami tarzı birleştirilmiş ve böylece Osmanlı mimarlarının İznik ve Bursa’daki eserlerine uyulmuştur. Külliyede ayrıca, avlu, medrese, hamam, imaret ve misafirhane gibi kısımlar bulunmaktadır.

Gebze’deki Çoban Mustafa Paşa Külliyesinde renkli taş kakmalar ve süslemeler görülür. Külliyede cami, türbe ve diğer unsurlar ahenkli bir tarzda yerleştirilmiştir.

Mimar Sinan’ın İstanbul’daki ilk eseri Haseki Külliyesidir. Devrin bütün mimari unsurlarını taşır. Cami, medrese, sübyan mektebi, imaret, darüşşifa ve çeşmeden oluşan külliyede cami, diğer kısımlardan tamamen ayrıdır. Mimar Sinan’ın Mimarbaşı olduktan sonra verdiği üç büyük eser, onun sanatının gelişmesini gösteren basamaklardır. Bunların ilki İstanbul’daki Şehzade Camii ve külliyesidir. Dört yarım kubbenin ortasında merkezi bir kubbe tarzında inşa edilen Şehzade Camii, daha sonra yapılan bütün camilere örnek teşkil etmiştir. Süleymaniye Camii, Mimar Sinan’ın İstanbul’daki en muhteşem eseridir. Kendi tabiriyle ‘Kalfalık dönemi’ eseridir. (1550-1557) Mimar Sinan’ın en büyük eseri ise, 86 yaşında yaptığı ve ‘Ustalık eserim’ diye takdim ettiği, Edirne’deki Selimiye Camiidir (1575). Mimarbaşı olduğu sürece birbirinden çok değişik konularla uğraştı.

Zaman zaman eski eserleri de restore etti. Bu konudaki en büyük çabalarını Ayasofya için harcadı. 1573’te Ayasofya’nın kubbesini onararak çevresine, takviyeli duvarlar yaptı ve eserin bu günlere sağlam olarak gelmesini sağladı. Yine İstanbul caddeleri onun talimatıyla genişletildi. Evlerin yapımı ve lağımların bağlanması yine onun eserleridir. Günümüzde bile bir problem olan İstanbul’un kaldırımlarıyla bizzat ilgilendi. Bu büyük üstat mütevazılığı ile de ön plana çıkar. Büyükçekmece Köprüsü üzerinde kazılı olan mühründe tüm özelliklerini adeta yansıtmıştır. Mühür şöyledir:  El-fakiru l-Hakir Ser Mimaranı Hassa (Değersiz ve muhtaç kul, Saray özel mimarlarının başkanı)

Eserlerinin bir kısmı İstanbul’dadır. 1588’de İstanbul’da vefat eden Mimar Sinan, Süleymaniye Camii’nin yanında kendi yaptığı sade türbesine defnedilmiştir. Mezarı 1935 yılında Türk Tarihini Araştırma Kurumu üyeleri tarafından kazılmış ve kafatası incelenmek üzere alınmış ancak sonraki restorasyon kazısında kafatasının yerinde olmadığı görülmüş, bu konuyla ilgili birçok iddialar da ortaya atılmıştır.

Mimar Sinan, bir asırlık ömründe; 93 cami, 52 mescit, 56 medrese, 7 darül-kurra, 20 türbe, 17 imarethane, 3 darüşşifa (hastane), 5 suyolu, 8 köprü, 20 kervansaray, 36 saray, 8 mahzen ve 48 de hamam olmak üzere 410 eser yapmıştır.

Allah Rahmet eylesin, ruhu şad olsun.

Kalın Sağlıcakla

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.