GÜNDEM

Sayın İnce'nin ve sayın Kılıçdaroğlu'nun görüşmeleri çerçevesinde Dünya ve Türkiye ölçüsün de siyasi analimizdir kader değildir sadece birikimimizin ilimsel pratiğidir ;

Görüşmeler tamamı ile formalite yani formal.

Formal kelimesini özellikle kullandık bir yöntem geliştirmeye çalışıyoruz.

Şimdi sayın İnce'ye soruyoruz CHP'ye katılıp katılmamakta samimiyetinizi gösteriniz size inanalım.

Tıpkı tuluat yapıyorsunuz.  Hep ortaya karışık.

Dışarıdan görüntün CHP’ye muhalefet iktidarın beka söylevine yakın bir duruşunuz var. Kaldı ki beka milletimizin ve devletimizin hepimizin bekasıdır.

Şimdi ilkeleriniz CHP'den farklı mı ?

Adeta diyorsunuz ki ilmi siyaset ile CHP HDP ile iş birliği halinde oyuna ihtiyacı var CB olması için, o zaman destek vermeyiz.

Sayın Erdoğan'a hitaben "beş dakika bile durmaması" Lafügüzaf ilmi siyasettir yani hiçbir anlam ifade etmeyen sözlerdir.

Propagandada birinci faktör iktidara vurmaktır. Amaç iktidar olmak birinci ilkedir sıfır oyun da olsa iddia ortaya koymaktır kısacası gerçeklik matematik göstergedir.

 

Şimdi sayın ince satır araların da "devlet partisi" imajı vererek devletin hassasiyetini dile getiriyor bunun üzerinden merkez solun oyuna talip olduğunu açıkça vurguluyor.

Bu ikili görüşmenin sonucunda tarafların olası kazancı şudur;

Sayın İnce bizce diyor ki Atatürkçü ve sosyal devlet ilkesi doğrultusunda CB adayıyım diyerek tescili tekrar yapıyor net.

Sayın Kılıçdaroğlu ise bu ziyaret hamlesi ile sayın İnce'ye gitmesi muhtemel oyların kemikleşmemesi için bir iyi niyet duruşu sergiliyor.

Özetle diyor ki benim yetiştirdiğim önünü açtığım, CHP'nin ilkeleri ile yetişmiş CHP'nin eski evladı sayın İnce ile bir problemim yok biz Atatürk ilkelerine bağlı Atatürk Milliyetçisiyiz imajını sergilemek istese de sayın İnce'ye biraz avantaj da sağlamış oldu orada sayın İnce'den önce daha etkili konuşabilirdi.

Her şeye rağmen görüşmesi küskün Chp'lileri ve Atatürk Milliyetçisi seçmenin radikalleşmesini bu hamlesi ile absorbe etmiş oldu.

Gitmese idi sayın İnce'nin sert muhalefeti ile karşı karşıya kalarak sayın İnce'nin meşrulaşmasına katkı sağlamış olacaktı.

Sonuç sayın İnce açıkça adaylığından vazgeçmeyeceğini tekrar ifade etmiş oldu bu görüşme ile sayın Kılıçdaroğlu da siyasi nezaket üslubu ile herkesi ve her kesimi kucaklayan bir duruş gösterme gayretinde olduğunu gösterdi.

Gördüğümüz kadarı ile her kesim ile bağı ve söylevi var.

Sayın İnce ilk turu nasıl engeller net soru bu ?

Sayın İnce için anketörlerin asparagası değilse %6 oydan bahsediliyor ve öyle manipüle ediliyor.

O zaman kıymeti harbiyesi mevcuttur, aynı şekilde dördüncü aday sayın Sinan Oğan'ın adaylığı da keza öyle.

Sayın İnce ve sayın Oğan'ın ortak özelliği muhalefetten oy alma potansiyelidir.

Matematik gerçek şudur aldıkları oy toplamı % 8-10 bandında olursa Millet İttifakının CB seçimi kritik bir hal alır. Sonuçta iktidar klasik bir iktidar değil yirmi yıldır iktidar milleti ve devlet bürokrasisini, uluslararası ilişkileri yöneten bir iktidar.

İkinci tura gider ki ikinci turda kartlar yeniden karılır.

Kaldı ki devlet siyasetini ve devletin iç ve dış denge siyasetini gözden kaçırmak çok acemi siyaset olur ki sayın Kılıçdaroğlu oldukça devlet siyasetini iyi gözlemleme yetisine sahip bir liderdir kaldı ki partisi CHP yüz yıllık bir partidir içindeki dinamikler devlet siyasetine tüm partilerden daha vakıftır.

İkinci turun söylevlerinde belirleyici rol kesinlikle ekonomi olmayacaktır terör ve terörle iltisaklı konu ve propagandalar yoğunlaşacaktır "bilinmeyenler teorisi” dediğimiz force majör durumlar Allah korusun olursa rutin terör diye değerlendirilmeyecektir.

Muhalefeti sorumlu tutan bir hale dönüştürme politikasına iktidar dönüştürebilme yöntemini uygulayabilir.

O zaman ikinci tura  kalan adaylar arasında sayın Kılıçdaroğlu oldukça zorlanabilir. O zaman sayın İnce'ye ve sayın Oğan'a ilk turda giden oyların yüzde kaçı sayın Kılıçdaroğlu'na veya sayın Erdoğan'a gider onu da ayrıca irdelemek şarttır.

Burada Sayın Kılıçdaroğlu ve altılı masanın performansı oldukça önemlidir.

Tabi sayın İnce'nin oy oranı için manipüle yapmak istemem sonuçta bilimsel bir analiz yapma gayretindeyiz manipülasyon mu yoksa gerçek oylar mı hep birlikte göreceğiz muhakkak tabiki bir tahminimiz var geçmiş yazılarımızda yazdık burada yazmak uygun olmaz.

Millet İttifakının %53'ü yakalama gayretinde mesafe kat ettiğini iktidarın bunu hesaba katarak politikalar geliştireceğini yazdık milli hassasiyetlerin önemini vurguladık.

Kısacası;

Atatürk Milliyetçiliği vurgulanmadığı sürece ikinci tur hayal olur peşin söyleyelim çünkü yaklaşık beş yıldır yeni partilerin çoğunluğu devlet siyaseti çerçevesinde saf tutmakta söylev geliştirmekte bu konu da çok ciddi kurumsal akademik stratejiler de geliştirildi. Sosyal medya ve dijital medya siyaset yönetimi bu doğrultuda geliştirildi.

Muhalefete yakın denilen medya dahi bu hususlara oldukça dikkat ediyor. İktidara yakın denilen medya ise beş yıldır bu düşünceyi oturttu kısacası iktidara geçmişte oy veren küskünleri konsolide çalışmaları hem medya yolu ile hem de yeni milliyetçi söylevler geliştiren partiler vasıtası ile açığını kapatma arzusunu beş yıl öncesinden planlamış bu konuda da iktidarın bu stratejisi kendi açısından doğrudur.

Sonuçta siyaset "Nitelikli Sonuç Alma Sanatıdır."

Muhalefet peki bu stratejiyi görmeden mi strateji geliştiriyor? Sanmıyoruz.

Gördüğümüz kadarı ile muhalefetin de söylevleri millli olmakla birlikte bazen kantarın topuzu kaçmıyor da değil. Deva ve Gelecek Partisi'nin bu konudaki performansı Millet İttifakını zora sokacak söylevler geliştirmesi açısından düşündürücüdür kaldı ki bunu sayın Kılıçdaroğlu gördü dikkat ederseniz Deva lideri daha çok ekonomi üzerinde vurgu yapıyor siyasi konulara son 45 gündür girmemeye özen gösteriyor.

Konya AKP'nin kalesiydi şimdi değil bu da görülüyor.

14 büyük şehre Konya’da eklendi siyasi oy açısından Millet İttifakı lehine bunu da iktidar görüyordur muhtemelen de o bölgelerde ona göre adaylar ve politikalar belirleyecektir, geliştirecektir

Benim üslubum ne partizan üsluptur ne de menfaate dayalı manipülasyon içeriklidir. İlmidir.

Siyaset Bilimi ve geçmiş pratiklerimiz çerçevesinde değerlendirmelerdir.

Geçmişimizde ki siyasi görevler pratiğimiz geliştirildi keza bunun yanında sayısını inanınız hatırlayamadığımız çoklukta konferanslar, paneller, istişarelerde hem bulunduk hem de bizzat düzenledik.

Uluslararası ilişkilerde de yaklaşık otuz yıldır ciddi gözlemlemelerimiz ve tecrübelerimiz de mevcuttur.

Eğitimimiz ve bilgi dağarcığımız pratiğimiz ile birlikte "Analitik Stratejik Algoritmik" hale dönüşmüş vizyonumuz böylelikle oluşmuştur.

Keza gazetecilik unvanımızı da bu birikimler doğrultusunda bilerek isteyerek objektiflik adına oluşturduk şükürler olsun ki bilinçli ve bu ülkenin menfaatleri doğrultusunda oldukça tarafsız olma gayretinde olsak da bir duruşumuz ve birlik mücadelemiz bulunmaktadır.

Duruşumuz anayasaya bağlı, anayasal İktisat'a bağlı bu coğrafyanın tüm değerlerine saygılı evrensel hukuka mütekabiliyet esasına göre bağlı, Avrupa standartlarının üstünde teknoloji hamlesini gözeten dünyanın sayılı ekonomik gücü olan etnisite ve dinsel referanslarla değilde evrensel hukuk çerçevesinde modern devletler statüsünde "yeni dünya düzeni’nde bütünlüğümüzü koruyarak yerimizi alma gayreti düşüncelerimizdir.

"Atatürk Milliyetçiliği "Subjektif Milliyetçiliktir.

Irksal yani etnik milliyetçilik veya dinsel milliyetçilik içermez doktrinde tanımında bu yoktur.

Etnik milliyetçilik ve dinsel milliyetçilik ile millet olma kavramında ise bir devlet o zaman "Objektif Milliyetçilik" 'den söz edilebilir mi? Kurucu felsefede ve anayasamızda milliyetçiliğin tanımı gayet açıktır ırksal veya dinsel milliyetçilik değil kader milliyetçiliği söz konusudur.

"Atatürk Milliyetçiliği" Ernest Renan Fransız filozof, tarihçi ve filologtur.

Aslında hristiyan bir teolog olmasına rağmen bu düşüncesinden vazgeçerek yeni bir ulusçuluk kavramı geliştirmiş merkez muhafazakardır. Fransız İhtilâli 1789'da gerçekleşirken Ernest 28 Şubat 1823'de doğmuş her ne kadar teolog olsa da ihtilalin değerlerinden ve anayasasından ulusçuluk hareketlerinden esinlenmiş daha sonra akla önem veren akılcı eserler yazmıştır. Siyaset tarihinde oldukça önemli bir isimdir Gazi Mustafa Kemal ne kadar öngörülü ki o dönemin Türkiye'sini kurarken örnek alarak kendi milliyetçilik tanımını gerçekleştirmiştir.

Objektif Milliyetçilik kantonları oluşturur, eyaletleri oluşturur.

O zaman Hizbullah'ın devleti, Pkk'nın devleti, Fetö'nün devleti din esaslı milliyetçilikle gelişebilirdi.

Veya ırklar ayrışması ile her ırkın nüfusuna göre devletçikler türeyebilirdi.

İşte tüm bunları engelleyen unsur veya doktrin "Atatürk Milliyetçiliği" dediğimiz Ernest Renan'ın Sübjektif Milliyetçilik teorisi ile örtüşen kurucu anaya sara değişmez dört maddeler den biri olarak yerini alıyor.

Anayasayı konuşursak Türk anayasında ırksal ve dinsel birlik kavramı ile millet oluşturulmamış kader birliği ile millet oluşturulmuştur ve millet tanımı Sübjektif Milliyetçilik veya Atatürk Milliyetçiliği ölçüsünde anayasallaşmıştır.

Bu milliyetçilik tanımını HDP manifestosu kabul etmiyor bunu keskin söylevlerinde ve eylemlerinde görüyoruz.

Yapılan yanlış politikalar ve eşitsiz yönetilen kanunlar ve top yekün kalkınmanın yeterince ülkenin her yerinde planlı uygulanmaması, üretim ekonomisinin olmaması, enerji devleti olamamamız, yanlış eğitim politikaları ve dış güçlerin planlı manipülasyon ve teröre destekleri ile ülkemizi hem siyasi, hem ekonomi hem de sosyal anlamda taciz ederek hatta bizzat sinsice devlete sızarak devletimizi zafiyete düşürme gayretinde olmuşlardır, hepimiz 15 Temmuz'u iyi irdeleyelim.

Orjini din milliyetçiliği ve etnik milliyetçiliği birleştirme gayretiyle yeni bir devlet kurmak olan bu düşünce Objektif Milliyetçiliğin de tanımına uymaz uysa uysa emperyalizmin çıkarlarını doktrinleştirme çabasıdır

1923'den bu yana "Sevr'e gi den yol" politikalarıdır tıpkı KKTC'de Annan Planının dayatılması gibi.

Özetle devlet siyasetini göz ardı eden muktedir olamaz bu bilimsel bir çözümlemedir çünkü bu devlet ve millet cetvel değil kanla alınmış ortak kaderimiz kurtuluşumuz olmuş ve hep bir millet olmuşuz.

Coğrafyanın adıdır Türk.

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Demirhan Durmuş Çelen - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Son Saat Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Son Saat Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Son Saat Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Son Saat Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.