YİNE YENİDEN BEŞERİ SERMAYE İNSAN HARCA HARCA BİTMEZ

Eğitim sistemi değişiyor...

Geçtiğimiz hafta Milli Eğitim Bakanı Dr. Yusuf Tekin Müfredatla ilgili değişiklikler üzerinde çalıştıklarını söyledi...

Hadi hayırlısı... Bu sefer olur İnşallah...  Zira değişirse 2002 yılından bu yana 17’inci değişim gerçekleşecek.

Her neyse biraz eğitim sistemine bakalım...

Bir ülkenin ekonomisini güçlü kılan nedir?

Tabii zenginlikleri mi?

Parası mı pulu mu?

Fabrikaları, tesisleri, barajları mı?

Uzatmayalım. Bunların hepsi önemli.

Ama insan...

Hiçbiri insanın yerini tutamaz. Eskilerin tabiriyle “beşeri sermaye”.

Tabi ki eğitimli, kalifiye insandan bahsediyoruz. Yoksa eğitimsiz insan topluluğu, bırakın ekonomiye katkısını, ayak bağı olur, gelişmeyi engeller.

Bunun bilincinde olan ülkeler eğitime büyük kaynak aktarırken, eğitim sistemlerini de çağımıza adapte ederler.

Ezbere dayanmayan, düşündüren, üretken bir eğitim sisteminden geçen insanlarınız varsa...

Korkmayın, sırtınız yere gelmez.

2. Dünya Savaşı’ndan sonra yerle bir olan bölünmüş Almanya, atom bombalarıyla yakılan, yıkılan, tabii kaynak fakiri Japonya, vasıflı insanlarıyla ayağa kalktılar ve en güçlü ekonomiler arasında yerlerini aldılar.

ABD’nin de süper güç olmasında bu ülkeye akın eden beyin göçünün rolünü unutmayalım.

Keza Güney Kore.

Ya ülkemiz? Manzara hiç de iç açıcı değil. Detaya girmeden başlıklar halinde şu gözlemlerimizi sıralayabiliriz.

İnsanlarımızın ortalama eğitim süresi 4 yıl.

Kadınlarda okuma-yazma bilmeyenlerin oranı hâlâ çok yüksek. Küçümsemeyelim buna rağmen Sosyal Medya eğitiminde dünyada ön sıralardayız...

Konumuza gelelim...

Ne değişirse değişsin…

Sınıflar kalabalık. Hala kalabalık, hala birçok yerde sabahçı öğlenci var.

Atama bekleyen on binlerce öğretmene rağmen boş geçen dersler var.

Sistem ezbere dayanıyor. Eğitim ticarileşmiş. Veliler özel hocalara ya da merdiven altı dershanelere avuçla para ödüyor.

Ve en önemlisi öğretmen mutsuz. Artan ev kiralar, düşen alım gücü malum.

Geçim sıkıntısı çeken öğretmen verimli olamaz.

Öğretmenlik moral mesleğidir.

Bu şartlarda başarı beklenemez.

Nitekim en son açıklanan üniversite sınav sonuçları bunu ispatladı.

Rakamlar çarpıcıydı.

30.000’inin üzerinde öğrenci sıfır puan aldı.

Fenden 700 bin, matematikten 250 bin öğrenci sadece birkaç soruyu doğru cevaplayabildi.

Az sayıdaki öğrencinin başarısı ise eğitimdeki fırsat eşitsizliğini bir kez daha gözler önüne serdi.

Kazananların çoğu hiç arzu etmedikleri bölümlere kaydoldu.

Buna rağmen yüzbinlerce öğrenci üniversite kapılarından döndü, hayallerinin gerçekleşmesi bir başka bahara kaldı.

Dünyanı sonu mu? değil elbette…

Şimdi kafamızı kurcalayan bazı soruları sizlerle paylaşmak istiyoruz.

Sınav sonucuna göre sınıfta kalması gereken yüzbinlerce öğrenci okullarından nasıl mezun olabildi?

Tamam, bütün günahı sisteme yükleyelim ama okul yöneticilerinin, öğretmenlerin ve öğrencilerin hiç mi sorumluluğu yok?

Müfredatla sınav soruları mı örtüşmüyor?

Yetkililerin cevaplarını bekliyoruz.

Bir de uluslararası camiadaki yerimize bir göz atalım.

Temel bilimler, fen ve matematikte OECD ülkeleri arasında sondan 2. dünyada 60. sırada bulunuyoruz.

Dünyanın en iyi üniversiteleri listesinde bizimkilerin esamesi okunmuyor.

Bilimsel yayınlarda sınıfta kalmışız.

Eğitim sistemimizin perişanlığını sergileyen bütün bu hususlar herkesçe bilinirken, üniversite sınav sonuçlarının açıklandığı ilk günlerde kıyamet kopuyor, eleştirilerin ardı arkası kesilmiyor, sonra unutuluyor, gündemden kayıp gidiyor.

Oysa eğitim sorunları gündemimizin en tepesinde yerini her zaman muhafaza etmeli, çözümler üretilmelidir.

Ha bu arada artık sınıfta kalma getirildi. Hayırlı olur umarız.

Gelişmiş ekonomiler seviyesine çıkmak için,

Sosyal barışı sağlamak için,

Demokrasinin sorunsuz işlemesi için,

Güçlü devlet olmak için,

Ve de geleceğimizi teminat altına almak için, bu gereklidir.

Vakit geçirmeden kollar sıvanmalı, artık yazboz tahtasına dönüşen eğitim sistemi için, köklü reformlar yapılmalıdır.

Şunu bilmeliyiz ki bu eğitim sistemi ile geleceğimize kurşun sıkıyor, gençlerimizin umutlarını yok ediyoruz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar RECEP TAŞCI - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Son Saat Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Son Saat Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Son Saat Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Son Saat Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.