Almanya Kalkınma Mantalitesi

Alman malı deyince herkesin aklında müsbet kavramlarlar canlanıyor. Arabadan tutun, makyaj malzemelerine. Teknolojik ev aletlerinden, en sevilen kalem ve silgi markalarına. Kaliteyi satın almak için Alman ürünü almalısınız fikri yıllar içinde kafalarda yer etti. Ama nasıl? 

1800’lerin başında İngiltere ve Almanya çok farklı iki devlet yapısındaydı. İngiltere ekonomik ve siyasi birliğinin de katkılarıyla sanayi devrimi sürecine çoktan başlamıştı. İngiltere’nin izlediği yol Adam Smith’in dediği gibi ülkeler arası ticari ilişkilerin daha serbest olması gerekliliğinden geçiyordu. Almanya bunun aksine kendi gelişimi için ek vergiler koyarak içeride üretilen ürünlere teşvik vermek istiyordu. Bu düşüncenin temelinde bir isim var. Friedrich List.

List’in bakışından Almanya 

Kendisi 1789'da Almanya'da doğmuş ekonomist, siyaset bilimci ve devlet adamıdır. List, "ulusal ekonomi" kavramını geliştirmesiyle tanınır.  

Friedrich List'in bir numaralı eseri olan "The National System of Political Economy", milli ekonominin önemine vurgu yaparak devletin müdahalesini savunan bir çalışmadır. List, serbest ticaretin yerine milli ekonominin korunması ve geliştirilmesinin gerekliliğini öne sürmüştür. Ona göre, bir ülkenin ekonomik büyümesi için koruyucu politikalar ve belirli endüstrilerin desteklenmesi serbest ticaretten daha etkilidir.

19. yüzyılın sonlarında Almanya, List'in öngördüğü tarzda ekonomik politikalar izlemeye başladı. Ülke, sanayileşme sürecinde belirli sektörleri korumak ve yerel endüstrileri geliştirmek için gümrük tarifeleri ve ticaret kısıtlamaları gibi korumacı politikaları benimsedi. Bu politikalar, Almanya'nın yerli endüstrilerini güçlendirdi ve dış rekabetten korudu. 

Aynı zamanda, demiryolları gibi altyapı yatırımları ve teknolojik ilerlemeye yönelik teşvikler de Almanya'nın ekonomik büyümesine katkı sağladı. List'in önerdiği şekilde, devletin müdahalesi ve belirli endüstrilere yönelik teşvikler, ülkenin sanayileşmesini hızlandırdı ve ekonomik gücünü artırdı. 

Bu yaklaşım, Almanya'nın ekonomik kalkınmasında belirleyici bir rol oynamıştır. List'in vurguladığı gibi, milli ekonominin korunması ve desteklenmesi, serbest ticaretin aksine, Almanya'nın sanayi devrimindeki etkisini güçlendirmiştir. Bu düşünce yapısı, Almanya'nın o dönemdeki ekonomik yükselişinde önemli bir faktör olmuştur. 

Öte yandan içeride o federal yapıda bir nevi farklı ülkeler gibi özerk yönetimlerle yönetilen Almanya için ekonomik gelişmeyi sağlamak o kadar da kolay değildi. List’e göre Alman sanayisinin kalkınması için ülke içinde gümrük birliğiyle bağlanmış bir iç pazar oluşması gerektiğine inanıyordu.  

İngiltere’den farklı yol

İngiltere tekstille kalkındı. Fabrika yapısı bakımından büyük organizasyona veya çok fazla çalışana ihtiyaç yoktu. Sermaye ihtiyacı da o kadar fazla değildi. Bu durumda büyük fonları verecek devasa bankalara gerek duymuyordu ada.  

Almanya ise daha zor bir yolu seçti. Bunu yaparken de siyaset üstü bir planlama aklıyla başarıya ulaştı. Hitler sonrası bile kurulan oyun planınına gerçekten sadık kalarak iki tane Dünya savaşı kaybetmesine rağmen hala küresel çaptaki en büyük ekonomilerden olmayı başardı. 

Yüksek riskin ödülü de yüksek olur

Almanya’yı kalkındıran kimya ve çelik sektörü günümüzde bile karmaşık, yüksek sermaye ve teknoloji gereksinimi duyan alanlar. Sıfır olmasa bile, sömürgeciliğin başını kaçıran bir ülke için kritik bir karar oldu.   

Önce siyasi ve ekonomik birliği sağlayacak koşullar yaratıldı. İyi işçi ve iyi mühendisi yetiştirecek eğitim sistemi eklendi. (Teknik liseler, yüksek okullar ve üniversiteler) Büyük fonlara ihtiyaç bir hayli fazlaydı. Bu sistemi besleyecek bankacılık sistemi de kuruldu. Dünya’daki trendin aksine hareket etme pahasına belli prensipleri bırakmadan, sebat ederek hedefe ilerlemek kolay değil. Bir sürü çarklının iç içe geçerek çalışma durumunun üstesinden geldi.

Bu yazıda detaylı biçimde iktisadi kalkınmayı detaylı değerlendirmek mümkün değil. Ancak günümüzdeki Günümüzde tartıştığımız rtodoks-heterodoks tartışması benzeri o dönemde de vardı. Serbest ticaret daha popüler ve kabul gören yöntem olmasına rağmen Almanya eskiye sadık kalarak gündemi takip etmeyi başardı. Temel sarsılmayan tek nokta: Bilim ve akıldan şaşmayarak planlama ve gereğini yapma. 

Türkiye 2018-2023 döneminde denediği düşük faiz politikasının tek başına yeterli olmamasının nedenlerinden birini de burada aramak gerekir. Eskiden Devlet Planlama Teşkilatı aldığı kararlar en istikrarsız dönemde bile siyaset üstü bir konumda bulunabiliyordu. Dünya’nın dengesinin şaştığı günümüzde sanayi, tarım, dijital dönüşüm ve en başta eğitim gibi müesseselerimizi güçlendirerek ülkenin kuruluşundaki iradeye geri dönmemiz gerekiyor. Tek çarkla koca araba yürümüyor…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar YAĞIZ KUTAY - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Son Saat Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Son Saat Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Son Saat Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Son Saat Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.