Kahve veya kahvehaneler tarihi…

Kahve, dünyada petrolden sonra ticaret hacmi en yüksek paya sahip ikinci ürün. Uluslararası Kahve Birliği’nin verilerine göre; yıllık kahve tüketimi 165 ile 170 milyon çuval (10 milyon ton) arasında değişiyor. Dünya ülkelerinde her gün 3 milyar fincan kahve tüketiliyor. Yüzyıllar önce Müslüman sufilerin büyük değer verdiği kahvehaneler zaman içinde bugün caddelerimizi süsleyen kafelerin parçası haline geldi. Kahve Latin Amerika, Afrika, Vietnam, Endonezya gibi sıcak iklimlerde üretilse de kahvenin kaynağı Etiyopya ve Yemen'dir. Avrupa'da popüler hale gelmesi 16-17.nci yüzyıllara denk geliyor. Kahvehane kültürü ise 1414'te Mekke'de biliniyor. 1500’lü yıllarda Yemen'den Mısır'a yayılıyor. Kahire'de sonra Suriye Halep’te yayılmaya başlayan kahvehaneler 1554'te de İstanbul'da da açılıyor. O dönemler Mekke, Kahire ve İstanbul'da din adamları kahveyi yasaklamaya çalışırlar. Çünkü kahve, dolu taslar da İslam'ın yasakladığı alkol gibi elden ele dolaştırılıp içiliyor, Kahvehanelerde insanlar, şairler dinlendiği, oyunların oynandığı yeni mekânlardı. Bazı âlimler kahvehaneleri meyhanelerden daha kötü yerler olarak değerlendirdi. 1623-40 yıllarında 4. Murat zamanında uygulanan ölüm cezasına rağmen, din âlimleri sonunda kahveye izin verme yönünde fikir birliğine vardılar.

Avrupa'nın kahve ile tanışması Osmanlı İmparatorluğu döneminde kahve limanı olan Muha üzerinden Akdeniz'den geçerek Tuna nehri boyunca yürüyüşe geçen Türk ordusu üzerinden oldu. Tıpkı Orta Doğu'daki gibi kahvehaneler açıldı ve erkeklerin konuştuğu, şiirler okuduğu, fikirlerini paylaştığı merkezler haline geldi. 1683'te Türklerin Viyana kuşatması ile Avrupa’da kahve içimi yayıldı. Bugün Viyana'da kahve, bir bardak suyla ikram edilir. Tıpkı İstanbul, Şam ve Kahire'de fincanın dibinde bol telve bırakacak şekilde. Kahve küresel bir içecek olsa da Anadolu’da kahve kültürü çok önemlidir. “Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır.” Sözü boşuna söylenmiş bir söz değildir. Misafirlerimizi ve sevdiklerimizi ağırlarken ilk ikramımız kahvedir. Anadolu’da kahve bir tutku. Kahvenin girmediği bölge, şehir yoktur. Yeri, zamanı, cinsiyeti, yaşı fark etmiyor. Herkesi bir araya getiren sanki aynı büyük ailenin üyesi gibi…

Dünya’nın değişik ülkelerinde ve ülkemizde de batıya has farklı kahve pişirme ve demleme yöntemleri ilgi görse de, Türk Kahvesi’nin kendine has bir ağırlığı ve bağımlılığı vardır. Klasik olarak su, kahve ve isteğe bağlı olarak şeker ile yapılan Türk kahvesi, kısık ateşte ağır ağır pişirilir. En güzel sohbetlerin derinleşmesinde en samimi duyguların anlatılmasında verilen arada alınan bir yudum kahvenin tarifi ise kelimelerle ifade edilemez. Pişirme yöntemi değişik olsa da, farklı malzemeler kullanılsa da, farklı tarifleri bulunsa da, yöreye özgü Türk kahve çeşitlerimiz yine bizim kültürümüzün birer zenginliğidir.

Anadolu’da yapılan Kahve çeşitleri;

Türk kahvesinin daha yumuşak bir versiyonu Sütlü Türk Kahvesi: Tarifinde süt yerine su kullanılır. Klasik Türk kahvesine oranla daha köpüklü. Geleneksel Çedene kahvesi olarak da bilinen; Menengiç Kahvesi: Kahve çekirdekleri yerine yabani Antep fıstığı (menengiç) meyvesi ile yapılıyor. Dibek Kahvesi: Adını Dibek adı verilen içi oyulmuş taş havanlarda dövülerek elde ediliyor. Güneydoğu Anadolu bölgesinde tüketilen Mırra Kahvesi: kısık ateşte, özel bir cezvede 2 saat ağır ağır pişirilerek hazırlanır.Acı tadında ki kahve kulpsuz fincanlarda ikram ediliyor. Gar Kahvesi: Özellikle Adana’da meşhur olan, sırrı çifte kavrulmuş kahve çekirdeklerinin kullanılması ve çay bardağında ikram edilmesi. Süvari Kahvesi (Tarsusi): Ege ve Akdeniz Bölgelerinde tüketilen geleneksel kahve çeşitlerindendir. Fincanda değil, ince belli cam bardakta servis ediliyor. Kervansaray Kahve: Adıyaman yöresinde tüketilen bir kahve çeşidi kervansaray kahve. Türk kahvesinin yanında çikolata, damla sakızı, menengiç, krema, keçiboynuzu ve sahlep vardır. Tatar Kahvesi: Kırım Tatar adetlerine Türk kahvesinin üzerine kaymak konularak “Tostakay” adındaki fincanlarda servis edilir. Cilveli Kahve: Manisa yöresine ait olan cilveli kahve, Türk kahvesi gibi pişiriliyor. Sırrı ise üzerine konulan kavrulmuş badem ile servis edilir. Kumda Kahve: Türk kahvesinin ocakta değil de, kızgın kumda pişirilir. Birçok noktadan ısı alarak pişen kahvenin ise lezzeti daha farklı oluyor. Kül Kahvesi: Türk kahvesinden farklı olarak direkt ateş üzerinde değil, közü alınmış kül içerisinde pişiriliyor. Devebatmaz Kahvesi: Adını, pişirme tekniğinden alıyor. Ateşte pişirilen kahve her kaynamaya çıktığında köpüğü hemen fincana boşaltılıyor, bu işlem, cezvedeki kahve bitene kadar tekrar ediliyor. Yandan Çarklı Kahvesi: Geleneksel kahve çeşitlerinden biri olmaktan çok sunum şekli. Türk kahvesinin yanına kesme şeker konuluyor. Fincanın kulpu ve şekerler birbirine değerek, buharlı gemilerin çarkına benzeyen bir sunum ortaya çıkarıyor. Velhasıl, Türk kahvesi; yöreden yöreye değişse de kahve ile başlayan dostluklar, sohbetler, acı-tatlı zamanlarda bizi birbirimize kenetleyen değerlerimizden birisidir.

Kalın sağlıcakla…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Emirhan Hınıslıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Son Saat Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Son Saat Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Son Saat Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Son Saat Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.