UNUTTURULAN GERÇEK!

Her zaman söylediğimizi yeniden tekrar ederek konumuza başlamak istiyorum. ‘’Dünyanın en güzel ve en önemli ülkesi Türkiye’dir.’’

Avrupa ülkelerine baktığımızda genel olarak ülkelerin; on, yirmi, otuz, yıllık dönemler halinde planlamalar yaparak; ekonomik, sosyal ve askeri refah seviyelerinin bir kademe daha ileriye taşıma senaryolarının olduğunu, bunun da çok az farklarla gerçekleştiğini görürsünüz.

Afrika ülkelerine bakarsanız bırakın savaşacak teknolojileri karınlarını doyurmaktan başka yapacak bir çalışmalarının olmadığı görüyoruz.

Orta Doğu komple savaş halinde!

Doğu için ise yine savaşların ve iç savaşların olduğu bir bölgenin varlığından söz edebiliriz.

Köydeki Ahmet amcanın Akdeniz havzasında bir hesabı olmayacağına göre, ya da Hollandalı Alex’in Afrika’daki petrol rezervleri ile bir planı olmadığına göre, dünya genelinde meydana gelen bu savaş ve iç savaşların; dinsel ve mezhepsel ayrılıkların sebebi ne olabilir?

Dünyanın tekel haline gelmesini isteyen sermaye baronları ( Bunlar devletler üstüdür) sömürü yapmak istediği her ülke için ayrı bir planlama yapar.

Bu planlamalar yapılırken; demografik yapısı, fiziksel ve fikirsel anatomilerinden tutun da tarihi geçmişine kadar bir fotoğraf çekerler. Çıkan resim neticesinde uygulayacakları planları devreye koyarlar.

Kısacası her ülkenin planı ve programı farklıdır. Zaaflar ve menfaatler bu plan ve programlar temelini oluşturur.

Örneğin; Arjantin’e yapılacak sistem ile Türkiye’ye yapılacak uygulama farklı olmalıdır.

Çünkü, Türkiye dini zafiyetleri olan bir ülke iken Arjantin dini olarak zayıf bir ülke olduğu için, onları farklı değerlendirirler.

Yani onlarda dini cemaatler çalışmaz, iş görmez. Onun yerine farklı enstrümanlara ihtiyaçları vardır.

Bu anlamda hem tarihi geçmişi açısından hem de stratejik konumu bakımından Türkiye Avrupa ve Amerika’nın hiçbir zaman vazgeçemeyeceği bir ülkedir.

Bunun için Türkiye üzerinde çalıştırılan iki yöntem vardır.

Birincisi yukarıda belirttiğim dinsel faktörler, ikincisi de kopyalanarak içimize yerleştirilen Türklerdir.

Kopyalanarak meselesinin açılımı şudur; adı A. İmamoğlu ya da M. Ustaoğlu gibi Türk isimlerini taşımalarına rağmen, gerçek Türk olmayan ve hizmet makamları yurtdışı olanlar.

Bu konu ile alakalı rahmetli Hasan Celal Güzel’in çalışmaları vardı. Bir yurtdışı seyahatinde kendisinden konu ile alakalı bilgi almak istedim. Ancak rahmetli hasta idi ve Cumhurbaşkanını kırmamak için ekibe dâhil olmuştu.

Bende ‘’ iyileşince kanalda program yaparız’’ diye düşündüm ama rahmetli iyileşemedi ve Rahmeti Rahmana kavuştu. Allah rahmet eylesin.

Aslında soracağım konunun başlığı şu idi: ‘’Türkiye’deki Pakradunîler meselesi’’ nedir?

Bu konu hep unutturulur ya da hep yastık altı yaptırılır, neden?

İşte bunun cevabı açık bir şekilde ortadadır.

Adamlar o kadar güçlü!

O kadar güçlü ki; her kademe, her yerde etkinler.

Peki, kimdir bu Pakraduniler?

Türklerin Anadolu’yu vatan edinmesinden sonra, Yahudilikten Ermeniliğe geçen, ama hakiki hüviyetini muhafaza ederek gizli ajanda taşıyan insanlardır.

Bunların çoğu Ermeni tehciri üzerine Müslüman görünmüş, fanatik Ermeni muhalifliği ve Türk ırkçılığı yanında, her fırsatta din aleyhtarlığı yaparak, bazen sosyalist ve bazen de Kemalist ideolojiyi müdafaa etmek bunların alâmet-i fârikası olmuştur.

Her tarafı işgal edilerek kuşatılıp ayar verilmeye çalışılan Türkiye’nin asıl problemi, içinde canlı olarak yaşayan bu mikrop virüslerdir.

Yurtdışından servis edilen her şeyin ilk çığırtkanlığını yaparak ortalığı karıştıran onlardır.

Bunun için yapmamız gereken çok basit; Türkiye içerisinde yaşayan tüm alt kimliklerin, vatanları olan bu topraklara vefasını gösterme adına, daha evvelden olduğu gibi, manevi ve ortak kültürümüz çatısı altında birleşerek yekvücut olup bu projenin önüne geçebiliriz.

Unutmayalım!

Müslümanlığın ve insanlığın müdafaası, bu coğrafyanın evlatları olan Türkler tarafından gerçekleştirilecektir.

Selam ve dua ile Allah’a emanet olun.

 

 

 

 

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bülent Sarıdiken - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Son Saat Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Son Saat Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Son Saat Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Son Saat Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.