MEVSİM BAHAR

Baharın gelmesiyle birlikte badem ağaçları çiçek açmış. Kuşların cıvıltıları ve çocukların oyun sesleri birbirine karışmış, ortalık şenlenmişti. Böyle canlı bir günde lise mektebinin, talebeleri kendi aralarında toplanıp okuma etkinliği yapmaya karar vermişler. Her birinde çok değerli ve eski eserler vardı. Bir an önce kendilerine geniş bir alan seçtiler ve badem ağaçlarının altına gölgeye oturuverdiler. Her taraf yeşile bürünmüş papatyalar etrafında çepeçevre halka şeklinde oturdular. Kitaplarını açtılar ve sırayla okumaya başladılar. Bu pırıl pırıl gençler okuduğu eserlerden öyle lezzet almış olacaklar ki yanlarına gelen insanların farkında dahi değillerdi. Karşılarına gelen iyi giyimli ve mütedeyyin görünen bir grup kendilerinin dikkatlerini çekmişti. Böyle bir zaman içerisinde bu gençlerin böyle kitap okuma etkinliği yapmaları çok hoşuna gitmişti. Bu iyi giyimli orta yaşlı bu şahıslar yanlarına gelerek merhaba dediler ve ‘’sizler ne güzel bir okuma programı yapıyorsunuz sizi tebrik ederiz’’ dediler. Onlar da ‘’buyurun siz de katılın bizim aramıza hoş geldiniz safa getirdiniz yanımıza oturabilirsiniz.’’

Karşılıklı oturup sohbete başladılar, her iki grupta temiz yüzlü ve nezaketli gençlerdi orada bulunan insanların çok hoşuna gitmişti. Okudukları eserlerden gençlere sual sordular, kitaplar hakkında derin konulara girdiler. Bu gelen mütedeyyin görünen grup ile aralarında tartışmalar yaptılar. Lise mektebinin talebeleri öyle parlak fikirlere sahip gençlerdi ki, ikinci gelen grubu ikna ettiler. Bu kıymetli eserler iman Kur-an hakikatleri idi uzun süren bir müzakere sonunda gelen misafirler tasavvurda bulundular. Bu mütedeyyin şahıslar çok etkili bir okuma programı gerçekleştiğinden dolayı teşekkürlerini sundular.

Lise talebeleri maddiyattan daha çok maneviyata önem vermiştir. Temiz yüzlü talebeler öyle mutlu olmuşlardı ki hiç olmazsa karşı tarafa iman hakikatlerini okuyup anlatmanın mutluluğunu yaşadılar. Misafirler izin isteyip kalktılar memnun olduklarını ifade ettiler ve bir daha yine görüşmek istediler. Sohbet için de tekrar teşekkür ettiler küçük hediyeler vermek istediler, fakat bu gençler hediyeyi kabul etmediler ve burumda daha da ilgilerini çekmişti. İkinci gruba ‘’Biz sadece Allah rızası için okuduk, maddiyat kabul etmeyiz’’ dediler. Vedalaşıp ayrılan grup epey etkilendiler. Aralarında konuştular eleştiride bulundular. Böyle bir gruba hiç rastlamamışlardı, dolayısıyla bu gençlerde bir tılsım vardı sanki, kimdi bunlar? Yüzleri nur gibi pırıl pırıl gençler hediyeleri dahi kabul etmediler. Bu konun üzerinde tasavvur ettiler. İyi giyimli orta yaşlı insanları çok düşündürdü. Onlar da epey bilgiye sahip insanlardı fakat böyle bir eser yeni duymuşlar ve öğrenmişlerdi.

Zaman ne çabuk akıp gitmişti iki grupta anlayamamıştı baharın geldiği belliydi harikulade bir gün yaşandı, her taraf mis kokuyor temiz havada enerjileri artmış olmalı ki kendilerini mutlu hissettiler. Aslında onlar yaş olarak bizden küçük dediler aralarındaki konuşma sürerken, biz ne niyetle gittik okuma grubunun yanına neyle karşılaştık diye ifade etti. Aralarında başkan olan iyi giyimli orta yaşlı bu insanlar siyasetle ilgilendikleri belliydi. Ne hikmetse Liseli gençlerin zekalarına, bilgilerine hayret ettiler siyaset içeren bir cümle dahi konuşamadılar. Onlar iman Kur-an davasına adanan yüreklerdi, elbette yüce Allah’ın onlara bir tecellisi vardı. Rabbimiz  ‘’Bizim uğrumuzda mücahede edenlere mutlaka yollarımızı gösteririz ve hiç şüphe yok ki, Allah muhsinlerle Allah’ı görür gibi ibadet eden mücahitlerle beraberdir.’’ (Ankebut suresi 69)

İnsan için bu dünyada ve ahirette sadece çalıştığı vardır, mühim olan çalışmak elbette herkesin bir davaya adanmış bir yüreği vardır. Mühim olan samimiyettir, ihlastır. Bu zamanda en büyük bir vazife imanı kurtarmaktır ve başkalarının imanına yardım etmektir. Bediüzzaman hazretleri ‘’imanı elde eden adam Kainat’a meydan okur’’ demesiyle eserlerinde önemli bir noktaya değinmiştir. İmanın ne kadar mühim bir mesele olduğunu defalarca yazmıştır. Okunan risale-i nur eserleridir ve okuyan gençler imanın güçlendirmiştir ve başkalarının imanlarının kurtulması için çalışmıştır. ’’Bana sen şuna buna niçin sataştın? diyorlar. Farkında değilim karşımda müthiş bir yangın var. Alevleri göklere yükseliyor. İçinde evladım yanıyor. İmanım tutuşmuş yanıyor. O yangını söndürmeye, imanımı kurtarmaya koşuyorum. Yolda birisi beni kösteklemek istemiş de ayağım ona çarpmış ne ehemmiyeti var? O müthiş yangın karşısında bu küçük hadise bir kıymet ifade eder mi? Dar düşünceler dar görüşler...’’(Bediüzzaman Tarihçe-i hayat)

Selam ve dua ile...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Leyla Yaman - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Son Saat Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Son Saat Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Son Saat Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Son Saat Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.