DİRİLİŞ

Ne oluyor ki size Allah yolunda savaşmıyorsunuz! Öldürülenleri korumak için harekete geçmiyorsunuz! Ne oluyor ki size; zayıf düşmüş zor durumda kalmış kadınlar, erkekler ve çocuklar için mücadele etmiyorsunuz! Ne oluyor size ki; bu halkı zalim olan beldeden bizi kurtaran kimse yok mu diye feryat eden kardeşlerinize yardım etmiyorsunuz! Ne oluyor size ki; katından bize sahip çıkacak bir veli gönder, bir yâr ve yardımcı gönder diye yalvaran, yakaran kardeşlerinizin imdadına yetişmiyorsunuz? (Nisa Suresi 75.Ayet)

Bu ayet 7 Ekimden beri her gün nazil oluyor. Her gün muhatabıyız. Ve ne oldu bize diyerek sorgulamak zorundayız.

Ne oldu bize? İki asırdır üzerimize serili bu ölü toprağı niye? Nerede kaldı gayretimiz? Nerede kaldı inancımız, merhametimiz, kardeşliğimiz? Neden bu kadar sindirildik. Üç kıtaya yayılarak mazluma açılan insanlık elimiz varken, sınırlarımız Edirne'den Kars'a değil inanç coğrafyamız siyasi sınırlarımızdan çok daha genişken, insanlığımız herkese yeterken ve yetecekken bizi yerimizde saydıran nedir?

Sebepler mi sükût etti? Yoksa Allah ayetindeki yardımı bize mi reva görmedi? Müjdelenen zaferde sizden ümidim mi yok dedi? Hakikaten ne oldu bize ki kendi içimizde boğulur olduk?

"Âtiyi karanlık görerek azmi bırakmak...

Alçakça bir zulüm varsa, eminim, budur ancak."

diyen Akif bugünkü hali o günlerden gözler önüne sermiş.

Tarihin tekerrürden ibaret olduğunu bildiğimiz halde okumayan, araştırmayan, ataleti konfor alanı olarak tanımlayan, kendi gücünü küçük görme gafletine dûçar olan, gayretsiz ve dertsiz bir nesil o günden bu günlere kadar geldi. Kendi ellerimizle yetiştirdik kendi geleceğimizi. Ben yaşamadım evladım yaşasın, ben tatmadım evladım tatsın, biz çok sıkıntılar çektik onlar rahatta olsunlar diyen ebeveyn gürûhu bir yandan. Okullardaki yanlış tarih algıları, içi boşaltılmış ezber bilgiler diğer yandan. Faaliyetten lezzet almayan, nefsinin girdabına hapsolarak kendinden gayrısını düşünmeyen, bencil bir nesil ürettik. Dünyaya meydan okumuş bir ecdadın nefsinin hallerini ötelemeyen nice ahlakî zaaflara perestiş etmiş bir geleceği. Bu mu olacak bizim geleceğimiz!

Artık şu karanlık zamanları Selahaddin ve Yavuz'un asırlarından alınan ilhamla nurlandırmanın zamanı gelmedi mi?

Peki ne yapmalı?

İçimizde kanser gibi yayılan şu "ümitsizlik" hastalığını bir kenara atmalı. Sonra fıtratımızda var olan ümide sarılmalı, inanmalı. İlk emre kendi nefsini muhatap ederek okumalı, okumalı, okumalı. Manayı harfiyle okumalı. Nefsini inşa ederken neslini ihya ettiğinin bilinciyle okumalı. Böyle okuyan dirilir, dert edinir, gayret eder. Dertli, dertliyi arar. Sonra o dertliler birleşir. Aczini görür. İktidarının sınırını fark eder. Kudret arar.  O Kudret'in kapısında kendini bulur.

Belli ki Selahaddin acziyetteki kudretin sırrını çözünce "Vallahi! Cuma namazına gelenler sabah namazına gelmedikçe Kudüs'e cihadı emretmeyeceğim." demişti.

Bir uyanık yetmiyor artık uyuyanları uyandırmaya. Allah vaadini gerçekleştirecek. Amenna. Ama günden güne artan dertli insanlar gerekiyor. Bizi birbirimizden farklı kılan halleri lehimize çevirerek, bir vücudun azaları gibi yekvücut olmak vakti. Üzerimizdeki ölü toprağını silkeleme vakti. Birlik olmak vakti.

O halde silkelenelim. En yakınımızdan başlayalım bir olalım, kuvvet olalım, kuvvet bulalım. Evlerimiz sabah namazına gidecek yürekleri yetiştirsin. Kalplerimiz Kudüs diye atsın. Zaman hep onu göstersin. Çocuklar zalimi mazlumu görsün. Kime nasıl davranması gerektiğini bilsin. Bir can orada haksız yere zulme uğrarken zalimin yüzüne tükürecek cesarete, mazluma kol kanat gerecek merhamete erişsin. Ömer'in (r.a.) adaleti ile dolsun yürekleri. Ali'nin (r.a.) ilmiyle, ferasetiyle itikad etsin idrakleri. Ashabı tanıtalım. Ecdadı bildirelim. Yaptıklarını gezdirerek, göstererek, okutarak öğretelim.  Ötelediğimiz artık bencilliğimiz, hazlarımız, ihtiraslarımız olsun.  Geleceğe umutla bakabilmek adına çalışmak vakti.

Mescid'i Aksalı sabahlara uyanmak duasıyla.

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar AYŞE DAĞ - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Son Saat Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Son Saat Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Son Saat Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Son Saat Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

03

16gecegozlu25 - Dünden bugüne olup biteni çok güzel izah etmişsiniz yüreğinize emeğinize ve kaleminize sağlık

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 27 Şubat 23:10
02

imdatgurel - Kaleminize sağlık yazınızda da dediğiniz gibi okumuyoruz okutmuyoruz okumayan, araştırmsyan bir milletiz

Cihat ı unutturdular bizlere o yüzden sefiliz.

Yanıtla . 1Beğen . 1Beğenme 26 Şubat 20:39