Onlar imanlı liderlerini unutmadılar…

Günümüz gençleri pek çok konuda olduğu gibi tarihi olaylara da pek ilgili değiller. Konu tarihi okumaları olunca mangalda kül bırakmazlar ama tarihlerine Fransızlar. Batı’nın yalan ve hayali kahramanlarının hikâyeleri ile meşgul olurken kendi coğrafyasının tarihinden haberler. Bugün çok değerli akademisyen, tarihçi hocalarımız var da bu konuda hafızalarımız aktif kalıyor. Yine ilgili tiyatro yazarlarımız, sinema yönetmenlerimiz unutulan tarihimizi dizi ve sinema eserleriyle gündemde tutuyorlar. Bizlerde zaman zaman tarihi olay kahramanları bu sütunlarımızda yazıyoruz. Bugünkü o kahramanlardan Çeçen lideri Cevher Dudayev’in vatanı için verdiği mücadeleden bahsedeceğim.

Dudayev, hakiki imanı elde edenin kâinata meydan okuyacağını bütün dünyaya gösteren mücahitlerin lideriydi. Bağımsız Çeçenistan için bir mihenk taşıydı. Vefatından tam 24 yıl geçti. Onun hayat hikâyesi gerçek Müslüman ve vatanseverler için çok değerli.  1944’de Çeçenistan’ın Yalho köyünde doğdu. Tarihin en vahşi sürgünlerden biri ile kundakta iken tanıştı. Ruslar onları ülkesinden 500 bin insanla birlikte Kazakistan’a sürgüne gönderdi. O sürgünde binlerce insan hayatını kaybederken Dudayev Allah’ın takdiri ile hayatta kaldı. O takdir ki, gelecekte onu şanlı bir lider olarak bize tanıtacak ve mübarek bir şehit olarak aramızdan alacaktı.

Çocukluğu Kazakistan Çimkent’te geçti. Büyük bir kıtlık ve yokluğu yaşadığı yıllarda annesinden dinlediği Çeçenistan hikâyeleriyle büyüdü. Dini düşüncelerin yasaklandığı bir karanlıkta, ailesi sayesinde iyi bir Müslüman olarak yetiştirildi. 13 yıllık esaretin ‘geri dönüş izniyle’ 1957’de ailesiyle Çeçenistan’a döndü. Hava Harp Okulu’na girmeyi başardı. Devamında Hava Harp Akademisi’ni bitirdi. SSCB kızıl diktatörlüğün çatırdamaya başladığı yıllarda (1989) Dudayev tuğgeneral olarak Estonya’da bulunuyordu. Bağımsızlık rüzgârlarının estiği Estonya’da isyanları zor kullanarak bastırması istendiğinde, “Toprağı için, vatanı için mücadele eden insanlara asla bomba atmam” diyerek kendisine verilen emri reddetti. Dudayev bu olay sonrası Estonya’da “kahraman”, Rus ordusunda “Asi General” olarak tanınmasıyla ordudaki görevinden istifa ederek vatanı Çeçenistan’a döndü. 1991 tarihinde aday olarak girdiği başkanlık seçiminde oyların %85’ini alarak Çeçenistan devlet başkanı oldu.

Dudayev’in en büyük hayali Kafkasya halklarının birliği idi. 1992 yılında başlayan Abhazya Savaşı’na Çeçen savaşçıları gönderip Kafkas Halkları Konfederasyonu’na destekledi. Moskova, Kafkasya’da gelişen bu olaylardan çok rahatsız olması ve Dudayev’in liderliğinde Çeçen halkının artık Rusya’dan ayrılıp Kafkasya birliğiyle yola devam etmek istiyordu. Moskova’nın Kafkasya’yı kaybetmeye tahammülü yoktu, Dudayev’i yola getirmek için içeriden hainleri organize edip bağımsızlık engellenmek istedi ise de başaramadı. Dudayev ve arkadaşlarının yaktığı bağımsızlık ateşi Rusya hazmedemedi ve Ordusunu Çeçenistan’a gönderdi. 1994 yılının Aralık ayında Rusya -sadece iki saatte almak kaydı ile- Çeçenistan’a saldırdı.

Dudayev, İslam’a candan bağlı bir liderdi. Rus ordusuna asla unutamayacağı bir direnişle cevap verdi. “Son Çeçen canını vermeden Ruslar asla Çeçenistan’ı alamazlar!” diyerek cihad ilan etti. “Bizi öldürebilir, ezebilir, üstümüzde tanklarla dans edebilir, vücudumuzu parçalayabilirler... Fakat özgürlük ve bağımsızlık ruhumuzu asla yok edemezler...”

Su uyur düşman uyumaz misali Rusya tüm dikkatini Çeçenistan ve Dudayev üzerine vermişti. Çeçenistan’ın düşmesi Dudayevin düşmesiyle mümkün olacağı kanaati ile saldırılarını genişletti. Dudayev 21 Nisan 1996 günü uydu telefonu ile görüşürken güdümlü bir füze saldırısıyla şehit edildi.

Çok önceleri söylediği, “Şehitliğe talibim. Şehitliği büyük bir rütbe ve makam olarak kabul ediyorum. Ülkemin bağımsızlığı ve halkımın hürriyeti için ölene kadar savaşmaya hazırım!” sözü ile iman dolu kalbini çoktan ifşa etmişti. İlk olarak ABD tarafından (Uydu telefonun yerinin belirlenmesi için Rusya’ya gerekli bilgileri ABD verdi) doğrulanan suikast onun şehadetiyle Çeçenistan’da her şeyin bittiği şeklinde lanse edildi. Oysaki Dudayev sözde hür dünya devletlerinin hiçbir zaman anlayamayacağı bir gerçeği halkına anlatmıştı. Çeçenler büyük şehitlerinin izinde, iki yıl süren savaşta Rusları yendiler. Moskova’nın bu “küçük savaşı”nda Çeçenistan 150 bin insanını şehit verdi.

Dudayev gerçek bir liderdi; asla para, makam, mevki gibi şeylere meyli olmadı. Savaş süresince kendisine yapılan yüklü miktarda para, ülkeden çıkışının ve can güvenliğinin sağlanması gibi teklifleri hiçbir zaman kabul etmedi. O sadece halkına güvendi. Basın mensuplarının savaş öncesinde sorduğu “Kaç generaliniz var?” sorusuna “Her Çeçen bir generaldir, ben sadece milyon birinciyim” diyecek kadar alçak gönüllü idi. Çeçenistan büyük liderini hiçbir zaman unutmadı. Bağımsızlık savaşında 300 bin Çeçen şehit edildi, binlercesi hâlâ sürgünde. Dünya onları unutsa da onlar liderlerini asla unutmadılar. Kutlu mücadeleleri devam ediyor.

Kalın sağlıcakla

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Emirhan Hınıslıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Son Saat Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Son Saat Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Son Saat Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Son Saat Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.