Dilinden Keşkeler Eksik Olmasın…

Yoğun bir trafikte ilerlemeye çalışırken, önümdeki servis minibüsünün arka camında
gördüğüm bu ifade beni hem etkiledi biraz da şaşırttı. Şaşırttı zira; kamyon yahut minibüs arkası yazıları olarak bilinen özellikle geçmiş dönemlerde oldukça popüler olan bu yazılarda umumiyetle arabesk şarkılardan alıntılar olurdu. “Hatasız Kul Olmaz, Kaderimse Çekerim, Bana Kaderimin Bir Oyunu mu Bu?, Merak Etme Sen, Batan Güneş Beni de Al Dönmem Artık Bu Yerlere, Zalimin Zulmü Varsa Sevenin Allah’ı Var, Hor Görme Garibi, Ben Topraktan Bir Canım, Mutlu Ol Yeter, İtirazım Var, Derbeder , Hatıran Yeter, Uslan Artık Deli Gönül, Üstüme Düşme Benim, Seni Allah Bile Affetmeyecek…” vesaire vesaire...

Bunlardan başka bir de ‘Şoför Milleti’nin kendi yaratıcılıklarını, mesleki jargonlarından türettiği kafiyeli sözler vardı okuyanı gülümsetirdi. Bunlardan hatırlayabildiğim birkaçı şöyleydi:
-Man, Ahrette İman, Yokuşa Gelince Aman Aman…
-Aldın mı Bir BMC, Anan Ağlar Gündüz Gece…
-Alırsın Ford, Olursun Lord…
-Kes Gazını, Ağlatma El Kızını…
-Şoförsün Dediler Sevdiğimi Vermediler…
Yukarıda aktarmaya çalıştıklarım belki zevkli olduğu kadar meşakkatli bir mesleği icra eden şoför milletinin duygularını, düşüncelerini ifade eden çoğunlukla da eğlenceli, renkli dışavurum yöntem ve örnekleriydi. Fakat ‘dilinden keşkeler eksik olmasın’ sözünü bunlardan farklı buldum, hatta bir an için önümdeki aracı durdurup sürücüsüne bu yazıyı hangi duygularla oraya yazdırdın diye sormak istedim. Zira “Keşke” ile başlayan her cümleyi dikkat çekici bir o kadar da acı verici bulurum. Keşke kelimesi aynı zamanda rahatsız edici ve tehlikeli bir kelime bence; geçmişe dönük bir hayıflanma, kendine sitem ama her durumda yoğun pişmanlık içeren keşke sözcüğü, eğer içtenlikle dile getirilmişse evvela söyleyeni etkileyen yakıcı bir nitelik taşır.“ Keşke o sözü söylemeseydim, Keşke öyle davranmasaydım, Keşke yanımda olsaydın yahut yanında olsaydım, Keşke onu üzmeseydim, Keşke bırakıp gitseydim, yahut gitmeseydim, Keşke şöyle yapsaydım, yahut böyle yapsaydım…vb.”

Görüldüğü üzere bu kelimeyle kurulan veya içinde bu kelime geçen bütün cümleler gerçekleşmesi artık mümkün olmayan dilekleri ifade eder. Geçen geçmiş, ok yaydan çıkmış, gemi limandan kalkmıştır. Keşke kelimesi bir bakıma telafisi imkansız ziyanların, kayıpların beş harflik manifestosudur. ‘Keşkesiz yaşamayı öğrenin’ diye salık verenlerin kastettikleri olur olmaz her yaptığı işten, eylemden yahut sarf ettiği sözden sonradan pişmanlık duyanların sorunlu ve sağlıksız hallerine bir çözüm önerisi midir bilemiyorum ama ben keşkesiz bir yaşamın normal ve mümkün bir yaşam olmayacağını düşünmekteyim. Zira hiç keşke demeyen birisi aynı zamanda yaptığı hiçbir şeyden, söylediği hiçbir sözden yahut sebep olduklarından asla pişmanlık duymayan biridir. Böyle biri adına vicdan denen, bence insanı insan yapan yegane duygudan mahrum bir narsist belki de bir sosyopattır.


Yeryüzünde dolaşan kanatsız melekleler değiliz nihayetinde insanız mutlaka hata işleriz, birbirimize haksızlık ederiz, bazen kırar döker, yıkar yakarız. Ruhumuzdaki vicdan ateşi sönmemişse eğer olayların sıcaklığı geçip kendimizle başbaşa kaldığımızda haksız eylemlerimiz veya kırıcı yaralayıcı sözlerimizden pişmanlık duyar keşke deriz. Keşke yapmasaydım, keşke demeseydim… bu insani ve takdir edilecek bir hasleti işaret eder. Pek tabi bir de kötülüğe dair keşkeler vardır ‘keşke şu herifi fırsatım varken gebertseydim, şu parayı çalsaydım vb.gibi’ bu nevi halleri tasvir etmeye maalesef yerimiz kalmadı.

Yazı sonlanırken benim aklım hala servis minibüsünün arka camına yazılan o sözde. Belli ki yahut büyük ihtimalle bir gönül meselesi söz konusu, eğer aracı durdurup şoförüyle konuşabilme fırsatım olsaydı herhalde şöyle derdim ‘Arkadaş kime nasıl bu kadar kızıp içerlendin de böylesine ağır bir bedduayı ettin ?’. Dilinden keşkeler eksik olmasın demek bence birine edilebilecek en büyük beddualardan biri. Belki sonunda ölüm yok ama eğer tutarsa bir yaşamı tümden ifsad ve mahvedecek ağır çekim bir işkenceyi temenni eden ağır beddua.

Umut ve dua edelim ne biz kimseye edelim ne de kimse bize bu bedduayı etsin…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar KEREM SARA - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Son Saat Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Son Saat Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Son Saat Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Son Saat Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.