Tom Alcala silueti üzerinden ideal belediye başkanı tarifi…

TRT’nin siyah beyaz görüntülü yayın yaptığı dönemdi, yetmişli yılların son çeyreği yanılmıyorsam, görüntüleri yukarı aşağı kayıp duran bazen de ‘kum zerrecikleriyle’ dolan ekranlar vasıtasıyla ilginç bir adamla tanıştım. Bu ilginç adam, Şehir ve Adam isimli Amerikan yapımı dizi filmin baş kahramanı ‘Tom Alcala’ydı ve görkemli aktör Antony Quin’in üstün oyunculuğuyla canlanlandırdığı bu karakter bir belediye başkanıydı. Çocuk aklımla belediyenin ne olduğunu bilemediğim için başkanının da kim olduğunu ve ne iş yaptığını pek tabi ki bilemezdim. Elinden eksik olmayan çöreği ile bir o dükkana ,bir bu ofise, bir karşıdaki bar yahut lokantaya dalarak karşılaştığı hemen herkesle konuşup duran ve sürekli bir şeylere koşturan adamın belli ki önemli bir görevi vardı ama bu önemli görevin tam olarak ne olduğunu idrak edemeyen bendim. Kendi halinde sıradan bir Amerika kentinde geçen hikayenin kahramanın esasta kim olduğunu ve üstlendiği vazifeyi anlayabilmem için yılların birbiri ardına geçmesi benim ilk ve orta mektebi bitirip hiç olmazsa lise talebesi olmam gerekiyormuş. Meğer bizim hayal mahsulü kurgusal karakterimiz örnek alınması gereken
ve de örnek alınan bir rol modeliymiş, meğer adı sanı belli bile olmayan bir kentin Tom Alcala’sı yeryüzündeki tüm belediye reislerinin piri, üstadı ve ilham kaynağıymış. Belediyecilik deyince insanın aklına çöplerin toplanması başta olmak üzere kentin temizliği, ulaşım, yol ve kaldırım yapımı, asfalt dökme, su, kanalizasyon, cenaze ve evlilik işlemleri ve sair sosyal hizmetler gelmektedir. Kuşkusuz bunların her biri münferiden bile son derece önem arz eden hizmetlerdir, bu hizmetlerden birinin dahi yapılmayışı şehirde kriz ve kaosun doğmasına yol açar, kısa sürekli aksaklıklar bile sıkıntı yaratıp ahalinin homurdanmasına sebebiyet verir.

Misalen suların birkaç gün akmadığını yahut belediye otobüslerinin çalışmadığını farzedin yaşanacakları az çok tahayyül edebilir, ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız. Kuşkusuz belediyelerin bu temel görev ve hizmetleri yapabilmek için gerekli personel, ekipman ve diğer imkanları standart ölçülerde de olsa mevcuttur dersek bu yapının başındaki kişinin günü kurtarmak için harikalar yaratmasına pek de hacet kalmaz. Zira olağan işleyişi akamete uğratıcı nitelikte saçma sapan kararlar alıp bunları da uygulamaya kalkmadıkça standart donanım ve evsafta sıradan bir belediye başkanı pekala belediye hizmetlerini yürütüp yönlendirebilir fakat bunun için “aferin” almaz. Bir belediye başkanının halktan gerçekten hak edilmiş bir “aferin” alabilmesi için standartın ve sıradanlığın ötesine geçebilmesi ve fark yaratacak eylem ve etkinlikler içinde olması ve bunları başarılı ve kazançlı sonuçlara kavuşturması gereklidir. Bunun için de efsane başkan Tom Alcala’ya ve onun belediyecilik/yöneticilik tarzına müracaatları kaçınılmaz olacaktır diye düşünmekteyim.

Öyleyse nedir bu Tom Alcala Belediyeciliği? Bence bu tarzın en belirgin özelliği başkanlık ettiği şehri tam manasıyla ve bütün yönleriyle sahiplenmek, şehriyle ilgili hiçbir soruna kayıtsız kalmayıp iliklerine kadar sorumluluk hissetmek ‘bu konu benin sorumluluk hatta yetki alanıma girmiyor, o yüzden beni ilgilendirmiyor’ filan dememektir. Yönettiği şehrin yalnızca insanını değil kurdunu kuşunu, çiçeğini böceğini kendi gerçekliğiyle iyi tanımak ve onları sevebilmektir. Gündelik sorunlara çözümler üretirken geleceğe yönelik hayaller kurabilmek ve kurduğu bu hayalleri gerçeğe dönüştürebilmek için gerekli maddi manevi koşulları oluşturmaya çalışmaktır. Tom Alcala Belediyeciliği klasik kamu yöneticisi vakar ve ciddiyetiyle, cıvıklaşıp laubalileşmeden ve popülist şovmenliğe hiç bulaşmadan inşa edilmiş
bir halk adamlığı kimliğini başarıyla mecz edip kişiliğinde somutlaştırmalıdır. Bu konuda söylenecek son söz olarak; bu tarzı kendine örnek belleyen kimselerin vazgeçilmez düsturlarından biri de yolsuzluk ve hırsızlığın her türlüsünden şiddetle kaçınarak halkın kendilerine bahşettiği izzeti zillete çevirmemeleri olmalıdır herhalde. Tom Alcala’nın silueti üzerinden ideal bir belediye başkanı nasıl tasavvur ve tarif edilir sorusuna kendimce cevaplar vermeye çalıştım, kuşkusuz bu konuda söylenecek daha çok söz var ama mevzuyu bir yerde sonlandırmak kaçınılmazdır.

Malum önümüzde bir yerel seçim var bunun hakkında da birkaç kelime etmezsek olmaz diye düşünüyorum. Belediye başkan adaylarını medyadan izliyor, onları mümkün olduğunca tanıyıp ve haklarında hüküm vermeye çalışıyoruz tüm ahali olarak. Rencide ve hakaret edici sözler sarf etmek istemem ama bazı adayları görünce acaip bir karamsarlığa kapılıyorum öyle ki adeta içim ürperiyor. Fırsatım olsa bu şahısları aday gösterenlere şöyle haykırı ile karışık bir soru sormak isterdim. “Eğer bu belediyeler kamunun değil de sizin şahsi mülkünüz olsaydı
yine de bu kimseleri başına oturtmak ister miydiniz?”

Yapmayın, etmeyin beyler ağalar ! mal,kaynak,para,zaman… Gavurun değil hepimizindir ve belediyeler de acemi oğlan ocağı hiç değildir.

Bizden utanmıyorsanız bari Tom Alcala’dan utanın…..

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar KEREM SARA - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Son Saat Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Son Saat Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Son Saat Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Son Saat Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.