DELİNİN ZORU

Her köyün bir delisi vardır. Bizim köyün delisi de güya Hüseyinmiş. Ben de itiraz ettim buna, köyün delisi benim diye lakin kabul görülmedi. Muhtarlığa, ihtiyar heyetine, adı bilinen sözü geçen büyüklerimize, çeşme başındaki kızlara, örgü ören kadınlara, okuldan eve dönen çocuklara anlattım da kimseyi ikna edemedim, Hüseyin’i bile ikna edemedim. Tamam o zaman iki kişi köyün delisi olsun dedimse de yine ikna edemedim. Neymiş her köyün bir delisi olurmuş, kim koydu bu kuralı, hangi akıllı ya da hangi zırdeli koydu da bu kuralı bu kadar itaat ediyorsunuz. Hem benim nerem deliymiş gayet akıllı görünüyormuşum. Sanki delilik görünüşte olan bir şey. “Eee Hüseyin de bana göre deli gibi gözükmüyor.” diyorum muhtara. “Oğlum, Hüseyin’e yüz metre uzaktan baksan deli olduğu anlaşılır. Yaz kış demeden aynı süveteri giyer, pantolonu hep yırtık, çorapları farklı renk, gömleğin yakası kirden renk değiştirmiş, saç sakal birbirine karışmış. Yüzü kirli, gözleri çapaklı, dişleri sararmış, burnunda sümük de eksik olmaz hele tırnaklarına hiç gelmeyeyim valla midem kaldırmıyor. Tövbe estağfurullah deli sonuçta ne yapsın zavallı bilmiyor ki yaşlı babası da yetişemiyor. Ana desen o da yok. Neyse işte Hüseyin tam deli gibi deli işte. Bir de sana bakalım iki dirhem bir çekirdeksin; gömlek pantolon temiz üstüne bir de ütülenmiş, süveterin kışlık, renkleri canlı yeni alınmış belli, ayakkabı desen cillop. Saç sakal tıraşı yapılmış, yüzün temiz, bakımlı… Sen söyle oğlum sen hiç deliye benziyon mu? Valla seni bilmesem orta halli, okumuş görmüş bir memur sanırdım.”

“Delilik illa giyimle mi olur muhtar?”

“Elbet sadece giyimle olmaz hal tavırla da olur tabi.”

“Hah işte muhtar, doğru dedin hal tavırla delilik belli olur.”

“Öyledir tabi bak Hüseyin haliyle de tam bir deli; ne yapacağını bilemezsin, sağı solu belli olmaz. Bugün güldüğüne yarın kızabilir, kız çocuklarını çok sever onlarla hep dans eder ama geçenlerde Amine’nin küçük kızı Fatma’yı dövmüş diyorlar. Niye yaptın diye sorduklarında cevap bile vermemiş. Deli işte akıl sır erdiremiyon. Gelenden geçenden para istiyor, vermeyince küfürler yağdırıyor, beddualar ediyor. Bizimkiler de bedduası tutar diye hemen veriyorlar tabi, yerdeki izmaritleri alıp içiyor, oturup konuşsan tek bir konu hakkında fikri yok. Bir paradan bahsediyor bir de arada çikolata istiyor. Peki sen, sen öyle misin? Köyün gençleri senin sohbetine hayran, kimsenin kılına bile zarar vermiyorsun, para desen işin olmaz zaten bileğinin gücüyle kazanıyorsun, sadece garip hülyaların var o da kadı kızındaki kusur işte. Neren deli evladım benden hatta tüm köylüden bile akıllısın, nerden çıktı bu delilik sevdan?”

“Bu sevda değil muhtar hakikat. Ben deliyim diyorum, aklım başımda değil diyorum, sen köyün gençleri diyorsun. Onlar hayranlıkla değil deliymişim gibi bakıyorlar bana. Kendime verdiğim zararlar sayılmaz mı delilikten muhtar? Para desen var ama o garip dediğin hülyalarıma yetmez hem garip dediğin o hülyalara canı gönülden inanıyorum. Bir deli kuyuya bir taş atar kırk akıllı çıkaramaz diyorlar ya muhtar o deli benim işte. O kuyuya öyle bir taş attım ki değil kırk tüm köylü toplansa çıkaramaz. Bana her gün bayram değil ama deliliğimi kabul ederseniz bana da her gün bayram olur. Hüseyin’e deli diyorsunuz ama o benden akıllı, izmaritleri içer kimseye de hesap vermez. Ben, akıllı görünen ben her şeyin hesabını herkese veriyorum. Hüseyin istediği yerde istediği kişiyle dans eder, ben ise düğünlerde biraz oynasam herkes lafını eder. Hüseyin istediği kişiyi sebebini açıklamadan dövebiliyor ben istediğime kızamıyorum bile. Öyle Kays’tan Mecnun’a dönen bir delilik değil gerçek bir delilikten bahsediyorum. Deli deyin bana da artık vazgeçeyim o kuyuya taş atmaktan. Her günüm benim de bayram olsun. Ben de garip hülyalarımın peşine düşeyim de kimseye açıklama yapmayayım.”

“Tamam da oğlum ben deli desem ne fark eder, biz deli raporu vermiyoz ki.”

 “Sen deli desen herkes der muhtar, rapora gerek yok dedikodusu yeter.”

“Kim inanacak senin deli olduğuna?”

“Ben inanacağım deli olduğuma, gerisi gelir nasıl olsa.”

“Ne değişecek evladım?”

“Sen de muhtar çok şey değişecek. Öyle bir deli olacağım ki Hüseyin yanımda filozof olacak.”

“Peki evladım öyle diyelim sana, rahatladın mı?”

“Sağ ol muhtar, bir deli olayım herkesin gözünde o zaman rahatlayacağım.”

“Allah Allah deli mi ne?”

“Ha işte muhtar, deliyim diyorum sana inanmıyorsun. Şimdi herkese anlat, Hüseyin de bilsin artık bu köyün delisinin ben olduğumu ona göre kendine çekidüzen versin, kimse de karışmasın artık bana, deli deyip geçsin.”

“Peki evladım sen bilirsin.”

Daha eve varmadan tüm köy deli olduğumu konuşmaya başlıyor. Ben de garip hülyalarımı hayata geçirmeye başlıyorum. Her köyün bir delisi vardır, bizim köyün delisi de artık benim.

    

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar DERYA UÇAR GÖKTAŞ - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Son Saat Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Son Saat Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Son Saat Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Son Saat Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.