Eli çubuklu yorumcular hakkında birkaç kelam…

Geçtiğimiz yazıların birinde elinde tuttuğu çubuğu kimileyin ekrana yansıtılan tablo, grafik yahut haritalar üzerinde gezdirerek engin bilgi birikimlerinden halkı istifade ettirmek için adeta kendini pareleyen büyüklerimizi başlı başına bir yazının konusu yapmayı arzuladığımı beyan etmiştim. İzniniz olursa şimdi arzumu gerçekleştirerek bu kıymetli zevatın bende uyandırdığı his ve naçizane düşünceleri sizlerle paylaşmak isterim. Kuşkusuz binbir türlü sorun, çıkmaz ve açmazlarına rağmen curcunalı ve renkli bir toplumuz, evelallah her tarlada izimiz her tarakta da bezimiz var. Altımız kavalsa üstümüz şişhanedir, körler sağırlar bir olur birbirimizi layıkıyla ağırlarız. Diyarbakır karpuzu gibi ortasından ikiye yarılmış sosyal ve siyasal yapımızın ilginç yansımalarını Tv ekranlarındaki haber tartışma vs. programlardan rahatlıkla gözlemleme imkanımız mevcuttur. İktidar yanlısı yahut muhalif kanalların stüdyoları çoğunlukla tek taraflı yaylım ateşlerine, bazen de zevahiri kurtarmak için karşı karşıya getirilen farklı düşüncelerdeki yorumcuların atışma ve çatışmalarına sahne olur. Her ne kadar vatan şairimiz Namık Kemal “Barika-ı hakikat, müsademe-i efkardan doğar” diye buyurmuşsa da özellikle son yıllarda ekranlarda bolca rast geldiğimiz karşılıklı çemkirmelerden doğan bir ‘hakikat ışığı’yla maalesef ki gözlerimiz henüz kamaşmış filan değildir. Zira mevzubahis olan ve dahi hedeflenip arzulanan özgür düşünce tartışmalardan sonra ortaya çıkacak gerçeklerin halka duyurulması değil bolca hatta fütursuzca propaganda yapıp, mevzileri tahkim etme ve safların sıklaştırılmasını (buna seçmen konsolidasyonunu sağlama diyorlar son zamanlarda) temin etmektir. Ne kadar zeki, bilgili ve kültürlü olursa olsun bir insan her şeyi bilemez bu mümkün değildir. Hele hele de kamuoyunun önüne çıkıp bir konuyu açıklıyor, görüş beyan ediyorsa deyim yerindeyse ‘kırk düşünüp bir konuşmalıdır’.

Öte yandan uzmanlık diye de bir kavram vardır ki çok önem taşır. Ama gelin görün ki  urcunalı memleketimizde emekli subay hukuki meseleler, ceza hukuku profesörü ekonomi, diplomasi, gasteci milleti de hemen her konu hakkında rahatlıkla ahkam kesebilmektedir. Allah rızası için bile olsa bir ekran simasının “bu konu hakkında bilgi sahibi değilim, uzmanlık alanıma girmiyor yahut en açık ve yalın ifadesiyle bilmiyorum o yüzden düşünce beyan  etmem doğru olmaz” dediğini şahsen benim kulaklarım işitmedi, duyanınız varsa da buyursun söylesin. Mübarekler eski zaman bilgeleri gibi çok yönlüler hemen her konuda da
‘derya-yı ummanlar’. Ekranlarda ahir zamanın Farabileri, İbni Sinaları, Aristoları, Arşimetleri vb. boy gösteriyor sanki. Malum olunduğu üzere birkaçının ismini andığım merhumlar da felsefe’den astronomiye, tıptan ekonomiye oradan da siyaset ve devlet yönetimine varıncaya değin türlü konularda gezinerek ömürlerini tüketmiş, geride de değerli eserler bırakmışlardır, bizimkilerde dişe dokunur bir mevkute dahi henüz yok, ama zamanla o da olur inşallah. Azcık da mizahi bir tarzla tasvir etmeye çalıştığım bu kategorideki zevatı anlatmak için medyada bir parça galiz ve amiyane bir tabir türetilmiş ki bu zevata, af buyurun, “ Herbokolog” da denmektedir. Bir masa etrafında toplanıp, önüne yığdığı kitap ve sair evraktan faydalanarak mümkün olduğunca efendice ve lisan-ı münasiple izleyicilere fikirlerini oturduğu iskemleden kalkmadan aktaran yorumcuların yerini bir an evvel ayağa kalkıp çift yırtmaçlı ceketiyle arz-ı endam etmek için can atan enteresan profiller aldı. Amfide öğrencilerine ders veren profesör edasıyla elindeki ince çubuğunu sallayıp duran yorumcuların janti görünümlerini ve şık ceketlerinin ön cebine sokuşturup sıkıştırdıkları üzüm salkımları gibi sarkan ipekli mendillerini üzerinde yorum yaptıkları ışıltılı tablolar, grafiklerden şahsen daha göz alıcı bulduğumu belirtmek isterim.

Genel kabul görmüş bir kitle iletişim kuramına göre, kitle iletişim araçlarından kamuya aktarılan mesajlar esas itibariyle “değiştirici değil pekiştirici mahiyettedir” Daha açık ifadesiyle televizyonlardaki yorumdan etkilenerek bir muhalif iktidar yanlısı olmaz, iktidardan gayet memnun olan bir vatandaşta muhalif mecralardan pompalanan mesajlardan etkilenip bu iktidar derhal değişmelidir filan diyerek muhalif cepheye geçmez. Kitle iletişim kanalları var olan kanaat ve düşünceleri genel olarak pekiştirir, kıvamını koyulaştırır, tadını kokusunu keskinleştirir. O yüzden yorumcuların çok da yırtınıp kendilerini parçalamalarına hacet yoktur ,zira burası herkesin ancak kendi tribünlerini coşturabildiği bir stadyumdur….

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar KEREM SARA - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Son Saat Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Son Saat Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Son Saat Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Son Saat Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.