14. MHP Olağan Kurultayı Yapıldı

Geçtiğimiz hafta 17 Mart Pazar günü MHP 14. Olağan Büyük Kurultayı Vardı.
Türk milliyetçileri salonu tıka basa doldurmuş Genel Başkan Dr. Devlet Bahçeli ne söyleyecek diye pür dikkat kesilmiş bir durumda beklemeye başlamıştı. Nihayetinde salonun neredeyse büyük çoğunluğu boş olan salon için Mübarek Ramazan ayı münasebetiyle yoğun ilginin olmadığı konuşuluyordu. Genel Başkan kürsüdeki yerini alarak açılış konuşmasını yapmaya başlamış her geçen dakika yeni bir söylem, yeni bir hedef göstereceği beklenirken konuşmanın bitiminde salonu terk edenler iftar sofralarına kavuşmak için ayrıldıkları düşünüldü. Salonu terk eden kişilerin salondan ayrılırken  "Klasikleşen Bir Devlet Bahçeli konuşması" sözlerinin duyulması dikkat çekiciydi.
 

40 Yıllık Milliyetçi Hareket Partisi üyesi olarak her köşe başında ne oluyor?
Kim ne söylüyor?
Katılım neden düşük?
Katılımcılar mevcut durumdan ne kadar memnun sorularına yanıt aradığımda ise katılımcıların büyük çoğunluğunun memnuniyetsizliğini görünce kendi kendime " Hani nerede Başbuğ Alparslan Türkeş döneminde davulların vurulduğu, halayların çekildiği, Bozkurtların adeta kenetlendiği kongreler" diye kendi kendime söylenip durdum. Salonun en hakim yeri olan kürsüye çıkıp salonu süzüp çevreye baktığımda ise ne salonda bu ülkenin Ak saçlı Bozkurtları vardı, ne de salonda yıllarca MHP çatısı altında davam, ülküm, ülkem diyen kapıdan kovulduklarında burası baba evimiz diyen asla kaleyi terk etmeyen bacadan girmeyi zorlayan vefalı yiğit Bozkurtlar vardı. Birleşe birleşe çoğalmamız gereken salonda bölüne bölüne dağıldığımızın en önemli göstergesi ise yıllarca Ülkücü gençlerin yetişmesinde büyük rol oynayan Ülkü Ocakları Genel başkanlarından hiç birisinin salonda olmayışıydı.
O gün neredeyse MHP için oy veren her bir bireyi tanıdığımız günden MHP çatısı altında hiç tanımadıklarımızın gün geçtikçe çoğalması gözlemlenirken MHP çatısını adeta kendisi için karargah olarak kurmuş olan bir elin parmağını geçmeyen bir yapının kırk yılı aşkın süren adeta saltanat sürdüğü kişiler dışında her kongre bölünüp parçalanan bir sürecin adeta devamını andırıyordu.


Yıllar önce MHP Çatısı altından ayrılan BBP'si uzun süre "Büyük Bölücü Parti" olarak adlandırılırken MHP çatısı altındaki bu kemikleşip adeta "MHP bizsiz olmaz" diye düşünen bir avuç insanın ısrarlı ve katı direnişi partiden BBP'si gibi üç ayrı partinin daha çıkmasını sağladığı hatta bu partilerden-de ayrılıp yeni partiler kurma hevesinde olanların artmasını bir Türk milliyetçisinin kabul edeceği durum değildir. 1980 sonrası kara 12 Eylül darbesinden çıkan ülkücülerin seksenler sonucu sürecinde hala var olan baskılar nedeniyle Ülkücüyüz demekten imtina edip hatta Ülkücüyüz demekten çekinilen bir dönemden günümüze kadar çizgisini bozmadan gelip ülkücülerin bir araya gelmesi için amansız mücadele veren bir isim var ki camiamız bu ismin hakkını inkar etmez ve edemez.
İstanbul ülkü ocakları başkanlığına O dönem getirilen Erdem Karakoç günümüze kadar geçen kırk yıllık sürede hiç tökezlemeden MHP bayrağını daha yukarılara çıkarmak amacından sapmadan devam edip  günümüze kadar gelip ülkem, ülküm diyen artık umudunu MHP'nin bu yapılanmasından dolayı kesenleri dahi birleştirmek için mevcut yapıdan daha çok çalıştığının görülmemesi hatta partiden uzaklaştırılmaya çalışılması ilginç bir gariplik olarak göze çarpmakta. Sahada olmayan MHP yönetimi Karakoç'un bu amansız mücadelesini görmezden gelip görmese de MHP sevdasını kalbinin en derin köşesinde yaşayan, yaşatan yaşlı, genç, kadın ve genç Asena'ların gördüğü gizlenmesi mümkün olmayan bir gerçektir.

Dün kahraman gösterdiklerini bugünün haini ilan eden bir yapının artık herkes tarafından bilindiği bir gerçeklikte Türk milliyetçilerinin dağılma süreci devam edecek gibi görülmesi bu dava uğruna canını dişine takarak çalışan MHP sevdalılarını kaygılandırmaktadır. Makamların gelip geçici olduğunu unutanların sadece kendilerine hizmet için alt makamlara getireceği kadroların MHP kurumsal yapısına fayda getirmeyeceği gibi asla zarar vermiyecekleri de bilinmelidir. Mutlaka MHP çatısı altında liyakatli çalışanların yaptıkları yazıldığı gibi zarar verenlerinde mutlaka tarih önünde hesap vereceği gibi yaptıkları ile anılacak olduklarını unutmamaları gerekir.


Türk milliyetçilerinin dağılan kadrolarının birleşmesi halinde ülkenin tüm yönetiminin Türk tarafından Türk'e göre olacağı gerçeğinden uzaklaşarak az olsun, küçük olsun, benim olsun mantığı ile hareket etmek MHP ve Alparslan Türkeş dışında bu dava için hayatını zindanlarda çürütmüş, bu dava için toprağa düşmüş binlerce şehidimizin ve şehitlerimizin geride bıraktığı dul yetim ve öksüzlerinin vebalini taşımaktan başka bir şey değildir. Bu hareket kurumsal kimliği ile ilelebet var olacak bir yapı olarak kalacak tarih bu yapıya zarar verenleri bu yapının önünde engel olanları bu kurumsal kimlik için mücadelede samimi olanları dün yazdığı gibi yarında yazacaktır.


Var olsun Türk milletinin vatan sevdalısı delileri.
Var olsun çıkarsız ve menfaatsiz bu vatana can veren, kan veren yiğitleri.
Var olsun gelecekte bu bayrağı daha yukarı çıkarma azminde olacak olan yarınların Bozkurtları.
Tanrı Türkü Korusun Ve Yüceltsin.

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İbrahim Erdem Karabulut - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Son Saat Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Son Saat Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Son Saat Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Son Saat Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.