Kendi doğrularına yandaşlar toplamaya çalışmak…

Geçenlerde kız kardeşim bana bir video gönderdi. Videodaki hanımefendi bir parça uçuk kaçık ama bana ilginç gelen düşünceleri olan birisiydi. Bu hanımefendi kendi çekip sosyal medya hesabında paylaştığı kısa videosunda şunları söylemekteydi:
“ - Bir ara vegandım yedi sene sürdü çok güzel geçirdim bu dönemi, şimdi üç yıldır ne bulursam yiyorum bu dönem de güzel. Bir ara günde üç paket sigara içerdim çok güzeldi keyifliydi, şimdi bıraktım kendimi yine iyi hissediyorum, yine güzel. Bir dönem erkenden yatıp sabah namazlarına kalkıyordum acaip ruhsal açılımlar yaşadım bu süreçte, şimdi namazı bıraktım istediğim saatte yatıyor istediğim saatte uyanıyorum, başka şeylerle meşgul oluyorum; kitap okuyor oyun oynuyorum filan ve inanılmaz derecede hoşnutum bu halden. Eskiden içkiyi sever ve her gün içerdim öyle ki sokaktan eve sokamazdınız beni, gece hayatına bayılırdım, her şey harikaydı. Şimdi ise alkolü tamamen bıraktım evden dışarı çıkmıyorum ama yine güzel, eski günleri hiç aramıyorum bile. Evlendim ayrı güzel boşandım ayrı güzel. Her şeyde ayrı bir güzellik var aslında ve tek bir doğru yoktur sadece daha anlamlı olabilmesi için kendi doğrularımıza yandaşlar toplamaya çalışırız…”

Yukarıda videoyu çekenin kendi cümle ve üslubuyla birebir alıntılayıp naklettiklerim hanımefendinin kendisine ve kendi özel yaşamına dair aldığı kararları yahut değiştirdiği tercihlerini içermekteydi. Eskiden veganken şimdi etobur olması, fosur fosur sigara tellendirir ve bundan hoşlanırken aniden sigarayı bırakması, önceleri namaz kılarken sonradan namazı terk edip başkaca etkinliklerle meşgul olması, içkiyi gece hayatını severken zaman içinde bu alışkanlıklarından sıyrılıp eve kapanması, yahut evliliğini de boşanmasını da hoşnutluk verici
bulması bu kadının son tahlilde kendinden gayrı kimseyi ilgilendirmeyen tercih ve seçimlerinden ibaretti. Yalnız bu anlatımda dikkatimi çeken şey kadıncağızın yaptığı bu tercih değişikliklerinden ötürü herhangi bir pişmanlık duymayıp önceki halinden de sonrakinden de memnun ve hoşnut olduğunu sıkça vurgulamasıydı. Bu yaklaşım ve tavrı olumlu bulduğumu belirtmek isterim zira bir insanın yanlış veya doğru bilinçli bir şekilde yapıp ettiklerinden sonradan büyük pişmanlıklar duyup, ızdırap içinde kıvranmasını pek anlamlı bulmam. Hele de bunlar yukarıda anlatılanlar gibi özel hayata dair konularsa pişmanlıkla ah vah edip ağlaşmanın kime neye faydası olur ki? Eğer videodaki kadın tercih ve eylemleriyle başkalarına haksızlık veya kötülük edip kendisi dışındaki insanların yaşamlarını olumsuz yönde etkileyip altüst etmiş olsaydı (kaldı ki bunu bilmiyoruz) ondan gevrek gülüşlerin eşlik ettiği içtenlikli dışavurumlar değil pişmanlık ve hayıflanma dolu itiraflar ve özürler beklerdim. Ama izlediğim kadarıyla hanımefendi kendiyle uğraşmış ve seçimlerinin sonucu da çoğunlukla kendi beden ve ruh sağlığını etkileyen unsurlar taşıyor ve kendi manevi dünyasını ilgilendiriyor.

Bu konuşmada beni asıl etkileyen ve belki de videoda anlatılanları sizlerle paylaşmaya iten düşünce ise son cümlede kelimelere dökülendi. Ne demişti hanımefendi: “Her şeyde ayrı bir güzellik vardır ve tek bir doğru yoktur. Sadece daha anlamlı olabilmesi için kendi doğrularımıza yandaşlar toplamaya çalışırız.” Bu cümleyi bilgece bulduğumu ve bunun için de sözün sahibini takdir ettiğimi açıkça ifade etmek isterim. Gerçekten de bir tek doğru yoktur ve maalesef ki biz insanlar kesinkes doğru bellediğimiz düşünce, eylem ve yaşam biçimlerini birbirimize bazen doğrudan bazen de dolaylı olarak empoze etmeye çalışırız. Başkaları da bizim gibi düşünsün ve yaşasın, hiç olmazsa bizi tasdik etsin isteriz. Bu bir tür zorbalıktır aslında ve bir o kadar da beyhude ve umarsız bir çabadır, insanların bir arada barış ve huzur içinde yaşamasını engelleyen riskleri içeren bu yaklaşım beyhude ve umarsızdır çünkü herkesin sizin gibi olması yahut sizin düşünce ve eylemlerinizi doğru bulup onaylaması mümkün değildir. Makul ve rasyonel olan insanın empoze ve dayatma hastalığından kurtulup kendiyle ve başkalarıyla barışık yaşamaya çalışmasıdır aksi durum gerilim, çatışma ve savaştır.

Yazımı ünlü Rumen Filozof Cioran’ın çok sevdiğim ve beni ziyadesiyle etkileyen bir sözüyle tamamlamak isterim. ” Her insanın içinde bir peygamber uyuklar ve o uyanıp vaaza başlarsa dünyadaki kötülük biraz daha artar...”

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar KEREM SARA - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Son Saat Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Son Saat Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Son Saat Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Son Saat Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.