GENÇLİĞİN TEMSİL VE TEBLİĞDEKİ YERİ

Temsil edebilmek çok zor bir meslektir. Yüzlerce mühendis çalışır, koca bir fabrikadan aylarca üretim yapılır. Dünyanın en kaliteli ve mükemmel ürününü de yapılmış olsa, bunu insanlara pazarlamak, ürünün iyi olduğuna inandırabilmek için satış temsilcileri işe alınmak zorundadır. Çünkü insanlar kendilerine güzel sunulmayan, güven vermeyen şeylerin kalitesine ne kadar önem verse bile yine de güvensizliğin riskine girmekten çekineceklerdir. Temsil edebilmenin önemi de burada özellikle belli olmaktadır. Bu aynı zamanda bütün hayat kuralları çerçevesinde de bu çizgidedir. Bir şeyin temsilcisi olmak, bir şeye gönül verdiğini her yerde ve her şekilde anlatabilmek, sesler ve harfler ile veya daha çok, bir mübareğin dediği üzere “diller sussa hallerle” anlatabilmek gerçekten önemlidir. Bilhassa dinimizi temsil ederken ve diğer insanlara anlatmaya çabalarken bu önem daha da artıyor ve büyüklüğü bir dağla boy ölçüşür hale geliyor. Zira ne kadar ekmel ve ihtişamlı bir dinimiz de olsa, biz iş bunu diğer insanlara anlatmaya geldiğinde güzel yaşayamıyor, sadece anlatmakla kalıyor ve hatta bazen anlatmayı bile beceremiyorsak biz ne yazık ki bu güzel dinimizi kimseye sevdirmeye muvaffak olamayacağızdır. Bu zorluk insanlarla muhatap olma ve onların içine karışma oranıyla birlikte de birkaç kat daha artıyor.

Çocuklar masum ve sorumluluk sahibi olmayan bedenlere sahiptirler. Yaşlılar hakeza, ununu elemiş eleğini asmış insanlar olarak kendilerini daha çok Allah-u Teala’nın yoluna verebilmeye iradelidirler. Ancak sürekli insanlarla etkileşim içinde olan dünyanın işleriyle uğraşmakla mükellef orta yaş grubu insanlar ve özellikle gençler yüce Allah’ın dinini yaşamakta ve temsil etmekte şüphesiz en ziyade zorlanan grup olarak karşımıza çıkmaktadır.

İnsanlara İslam’ı tebliğ etmek şükürler olsun ki genç Müslüman kardeşlerimizde gün geçtikçe daha çok yaygınlaşan bir çaba haline geldi ve üzerinde her zaman yeni yöntemler düşünülüp uygulanmaya çalışılmaya devam ediliyor. Ancak hayata uygulanmadan yapılan tebliğ art niyetlilerin eline fırsat, iyi niyetli insanların da güzel düşüncelerine zarar vermektedir. Kâinat yurdunda benzersiz, tek ve muhteşem bir üretim tesisi olan yüce Allah’ın “tekvin” fabrikasından çıkmış en mükemmel ürün olarak İslam ve Kur’an, tanıtım ve temsilcilik için mensuplarını birer nefer ve görevli olarak seçmiştir. Dolayısıyla diğer insanlara İslam’ı tanıtmak için onu en güzel şekilde öğrenmeli, daha önemli bir nokta olarak da sevdirmek için ise onu en güzel şekilde yaşayıp tatbik etmeliyiz. Temel meselelerde çok geri kaldığı bariz olan bir insanın tebliği karşıdakine samimi gelmeyecek ve onda bir etki yaratılmasına sebep olamayacaktır. Fetih yapılacağında ilmi olmayanın savaşlara katılmasının uygun görülmemesinin sebeplerinden biri de budur. Ne için savaştığını, savaşın sonunda neler yapılacağını bilmeyen, ilim sahibi olmayan bir insan manevi bütünlüğü bozacak, belki seferin seyrine bile zarar verebilecek potansiyele sahiptir.

Bilmeden tebliğ etmeye çalışmak temsil edilen şeye zarar getirir. Bu mükemmel ve muhteşem yolumuzu, İslam dinimizi diğer insanlara anlatma ve benimsetme çizgisinde en aktif rolü alan genç kardeşlerimizin bu işi aşkla ve şevkle yaptıklarında şüphe olmasa bile, yeterli ilmi seviyeye ulaşmadan yapmamaları gerekir. Gerçekten Allah rızası için yapılan ameller, tamamıyla Allah’ın istediği şekilde yapılmalıdır. Örneğin bir kişi gerçekten edepli olduğuna inansa dahi, kendisini tanıyıp edep hakkında ilmi olan birisine bunu teyit ettirmeden bu tebliğe girse, Allah korusun birilerine “edep buysa istemiyorum” dedirtse, bu vebalin altından kalkamayacaktır. Aynı biçimde tesettüre riayet etmeyen veya ettiğini zanneden bir hanım kardeşimiz bunu tesettür ile ilgili ilme sahip insanlara teyit ettirmeden tesettür ile ilgili tebliğ yapmaya çalışıp “tesettür buysa istemiyorum” dedirtse, o da bu vebalin altından kalkamayacaktır. Bununla birlikte nasıl ki vesile olduğunuz bir hayır insanlara ulaştıkça bundan pay alırsınız, vesile olduğunuz bir şer de insanlara ulaştıkça bundan pay alırsınız. Güzel ameller işlemeyi düşünürken ucu bucağı görünmeyen bir tehlikeye kendini atmak gerçekten akıl kârı değil. Allah’ın kullarından istediği ilk önce dinine tabi ve teslim olmak, sonra öğrenmek, sonra da diğer insanlara bunu tebliğ etmektir. Biz bu şekilde bu yolu izleyerek çalıştıkça, Allah bizim önümüzü açacak ve bize yardım edecektir inşallah. Allah’ın yardımı ve bereketi hepimizin üzerine olsun...

selam ve dua ile.

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar MUHAMMET IŞIK - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Son Saat Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Son Saat Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Son Saat Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Son Saat Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.