ZIPİK

    Bizim köy herkese göre güzel değildir. Sadece orada yaşayanlar için güzeldir. Belki de her köyün kaderi budur. Her köy kendi köylüsüne güzel gelir. Gerçi orada yaşayanlar da ara ara şikayet edip şehre taşınmakla köyü tehdit ederler. Ama yine de bırakıp gidemezler, toprağını terk etmek cesaret ister. Bazıları cesur olsa da her fırsatta, her tatilde, her bayramda köye geri gelirler ve şehrin şikayetini köydekilere bildirir, üstüne kıymetini bilin diye uzun uzun nasihatlerde bulunurlar. Ben de bir yaştan sonra cesaretini toplayıp köyü terk edenlerdenim. Yalnız ben de köyümü severim, en çok da köyümün çocuklarını, en çok da Ercan’ı.

    Köydekiler ona Zıpik derdi, ne isabetli bir lakap. Kürtçe ’de dolu demek. Ercan da dolu gibi bir çocuktu bir anda bastırır, herkese zarar verir, kimseyi teğet geçmezdi. Sonra durur sanki hiç yağmamış gibi izi kalmazdı. Ne kadar garip ne kadar farklı, ne yaramaz bir çocuktu ama ben yine de çok severdim. Kıvırcık saçları, muzip bakışları, küçük burnu, tavşan gibi iki uzun ön dişi ve iki yanağındaki gamzeleriyle oldukça tatlı gözüken ama her şey yapabilecek cesareti olan bir çocuktu. Annesine, babasına, hasımlarına, hısımlarına yani tüm köylüye illallah ettirirdi. Vukuatlarını saysan bitmez. Annesinin saçının beyazlaşmasının da gözyaşlarının kurumasının da evhamlarının artmasının da sebebi bizim Zıpik’tir. Her gün bir olay, her gün bir şikayetle gelen komşular da babasını yaşlandırmıştır. Mesela tenekeye taş fırlatırken başını yarınca sevmediği bir çocuğa suçu atar. İki aile birbirine girerken o da olanları seyreder. Yıllar sonra itiraf etse de gerçeklerin artık kimseye faydası olmaz. Hayvansever olan Zıpik, domuz yavrusunu gizliden ahırda saklayıp bakar, öğlenleri çekirge avına gidip çekirgelerin üç defa sıçramasına izin vermeden yakalar epey oynadıktan sonra çocukların boyunlarından aşağı döker. Babası akıllansın diye çobanlığa gönderir, akşam olup koyunlar gelir ama ortalıkta Zıpik gözükmez. Gecenin bir vakti tüm köy onu ararken o bir taşın yanında horul horul uyur. Okula gönderirler, ilim belki adam eder diye lakin o, okul zamanı yoldan çıkardığı diğer çocuklarla aşık oynar. Ramazan’da çatıya çıkıp ezan okur, köylünün orucunu bozmasına sebep olur. Bir gün saman balyalarının olduğu yerde çakmakla oynarken bir balyanın tutuşmasıyla tüm köyün alın teri küle döner. Tüm köy kapıya dayanmışken o, hayvan tulumunu suyla doldurup sırtına alarak “eşeğimin tulumu yırtıktır” diye kendi uydurduğu türküyü çığırır. Sesi de yanıktır. Zıpik ne çok mutludur, ben ne çok severim onu. Geçenlerde bir dostla köy muhabbeti yaparken Zıpik’ten bahsettim.  Bursa’ya taşınmış, orada çalışıyor dedi. Bir hafta sonu yolum oralara düşünce hemen evine gittim. Büyümüş, değişmiş, evlenmiş, baba olmuş ama o muzip bakışlar olduğu gibi duruyor. Bir de gamzeleri… “Eee Zıpik, yok mu bir yaramazlık?” dedim. “Yok abi akıllandık artık.” “Oğlum, seni askerlik adam etmedi, komutanının anasını ağlattın, iş desen ayını doldurmadan traktörü adamların üstüne sürdün hem de kullanmasını bilmeden. Şimdi evlilik mi uslandırdı?” “Evlilik değil de abi babalık… Artık kafama göre hareket edemem. Kimsenin samanını yakamam, hayvanlara eziyet edemem, tenekeyle oynayamam, bahçelere gizliden giremem beni takip eden her hareketimi izleyen çocuklarım var. Uslandım abi, artık Zıpik yok Ercan var.” “İyi etmişsin Zıpik, yani Ercan çok iyi etmişsin.” Beni kapıdan uğurlarken alt komşunun kavga sesleri apartmanı inletiyordu. “Şeytan diyor, çağır şunları dışarı, anahtarları da gizliden alıp sakla bir gece dışarda kalsınlar da akılları başlarına gelsin.” Karşımda duran Zıpik’e bakıyorum. Gülmeye başlıyorum. O da gülüyor, gamzeleri gözüküyor. “Hep yağmur yağmıyor abi arada Zıpik de yağıyor.” “O zaman ben de zıpike yakalanmadan kaçayım.” Onun çocukluğunu kendi gençliğimi geride bırakırken Zıpik ile ilgili anılarım tekrar tazeleniyor. Ne çok severim Zıpik’i. 

 Bizim köy güzeldir. Hele de çocukları… Hele de Zıpik…

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar DERYA UÇAR GÖKTAŞ - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Son Saat Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Son Saat Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Son Saat Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Son Saat Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

02

Dilek - Çocukluğum gözümün önüne geldi meğer ne güzellikleri , heyecanları geride birakmisiz sahi ne zaman eskisi gibi içten gülüp bu anılara geri donebiliriz?hiç bir zaman sanırım yüzümde okurken bıraktığın tebessüm ve güzel yazın için teşekkür ederim hocam❤️

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 27 Mart 12:44
01

Çimen - Okurken bir anda bittiğine üzülmüş olmam.. ne kadar sürükleyici ve ne kadar da tanıdık bir hikaye ?? hiç bitmesin istedim. Bir dahaki yazıya kadar sabırsızlikla bekleyeceğim ???

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 27 Mart 10:19