Alım gücümüz, ev kiraları meselesi

Anadolu, dünyanın en kadim tarım ve hayvancılık coğrafyasının merkezi. Maalesef binlerce hektarlık topraklarımız, meralarımız var ama doğru planlama yaparak yeterli teknik destek sağlayarak hakkıyla değerlendiremiyoruz. Tarım ürünlerimiz, hayvansal gıdalarımız üreticiden tüketiciye her alanda sıkıntılı günler geçiriyor. Tarıma, toprağa ve üreticimize sahip çıkmak için hayata geçirmeyi bekleyen çok acil halledilmesi gereken çalışmalara ihtiyaç var. Vatandaş hayat pahalılığı ve alım gücünün düştüğü şu günlerde sofrasına koyacak ekmeğinden gıdasına ihtiyacını karşılamada çok büyük sıkıntılar çekiyor.

Artan tarım ürünlerine karşı üretimin yeterli ve uygun şekilde yapılamaması üzerine tarım arazileri için çıkan yeni yasalarla bir nebze olsun durumun düzelmesine çalışılıyor. Ülke genelinde uygun iklime, uygun coğrafi alanlar, bilimsel veriler ışığında inceleniyor. Toprağa uygun ve katma değeri yüksek ürünlerin elde edilmesi için çok kapsamlı çalışmalar yapılıyor. Öte yandan aşılanma suretiyle elde edilecek verimli topraklar da tarım üreticilerine dağıtılması planlansa da vatandaş hayat pahalılığı altında ezildikçe eziliyor, küçüldükçe küçülüyor.

Enflasyon rakamlarının düşürülememesi, fırsatçıların hala piyasayı hallaç pamuğu gibi harmanlaması vatandaşın kabusu oldu. Pazarda, markette bugün domates, biber, kabak, patlıcan, ıspanak, marol, maydanoz, baklagiller, mevsimlik meyvelerin yanına yaklaşamıyor.  Alışveriş için gittiği her tezgâhın önündeki korkutucu rakamları görünce eliboş evine dönüyor. Tabii ki üretimdeki sıkıntıların olması, ülkemizin ekonomik bir sınavdan geçmesi bu pahalılığı getirmiş olsa da, özellikle fırsatçıların bu ürünlerdeki etiket fiyatları ile oynamaları sebep ve sonucu oluşturuyor.  Fırsatçıların özellikle ürünü bire alıp, beşe satmaları vatandaşı oldukça üzüyor. Bugün ilgili bakanlıkların ve zabıtanın fiyat denetimlerinin sürdüğüne şahit olsak ta, kusurlu olanların, fırsatçılara kesilen cezaların bir yaptırıma etki olmadığına da şahit oluyoruz. Yine etiketler gün içerisinde birkaç defa yine değişiyor fiyatlar düşeceği yerde yine katlanarak artıyor. Bu topraklarımız bu kadar verimli, bu kadar bereketli olacak ve biz hala enflasyonda domates-biber fiyatından dolayı enflasyonla sıkıntı yaşayacağız.

 Çayır, mera, su kaynaklarının bol olduğu güzel ülkemde yine üretimde sıkıntı yaşanıyor veya yaşatılıyor. Orman gibi alanların tarım dışı taleplere kapalı tutulamaması, ekosistemin sanayi ve inşaat gibi sektörler tarafından tehdit edilmesinin önüne yine geçilemiyor. Bu anlamda caydırıcı politikaların hem de çok ağır şartlarla devreye girmesi gerekiyor. Arz ve talep mantığının uygulanması, tarım üreticilerimizi destekleyerek, yönlendirerek ve teşvik ederek alım garantili projeleri hayata geçirerek üreticiyle, tüketiciyi birleştiren bir çözüm bulunması kaçınılmaz. Bugün misal; Bölgesel Tanzim Marketleri daha çok yaygınlaştırılması atılan bir adım olarak görülebilir. İstanbul ve Ankara’da her ne kadar Ramazan ayı itibariyle bazı gıda ve et mamullerindeki sabit fiyat uygulaması oldukça fayda sağladı. Bayram sonrası için bu fiyatların yine katlanarak vatandaşa sunulacağı beklenen bir gerçek. Bu yüzden özellikle Tanzim marketlerin yaygınlaştırılmasının en büyük faydasının önce üreten köylünün tarımına, toprağına sahip çıkması için önemli bir adım olacağı  gibi vatandaşında evine ve sofrasına istediği ürünü koymasıyla alakalı.

Bugün sadece gıda maddeleri olarak değerlendirdiğimiz görüşlerimizde diğer sektörlerde de durum pek mi güzel? Tabii ki iç açıcı değil. Özellikle büyük şehirlerde ev kiraları kontrol edilemez bir hızla yükseliyor. Ev sahipleri ile kiracılar arasındaki hukuksal anlamda uzlaşma sağlanamıyor. Aralarındaki kavgalar kan davası gibi artık hayatımıza girdi. Her gün bir kavga ve darp haberlerine şahit oluyoruz. Birçoğumuz zaten bire bir bu konuyla muhatap. Özellikle fırsatçılığın çığırından çıktığı ev sahibinin kiracılarını ezdiği yüzde 300 gibi fiyat artışları ile muhatap edildiği ne yazık ki çözümü bir türlü bulunamayan yara kangren olmuş durumda. Bu konuda gerekli adımların hızla atılması gerekiyor. Emeklinin durumunu hiç anlatmak dahi istemiyorum. Asgari ücretlinin durumu da ondan alta kalır yanı yok. Vatandaş yetkili kurumların bu konulara çok acilen kalıcı ve uygulanabilir çözüm üretmesini bekliyor.

Yerel yönetimlerin en çok üzerinde durduğu kentsel dönüşüm çalışmalarının yanında, özellikle dar gelirli veya yoksul vatandaşların ev sorunu biran evvel çözülmesi gerekiyor. Belediyeler, TOKİ’nin yapabileceği çalışmalarla ucuz konut inşaatlarının yaygınlaştırılması,  dar gelirli ailelere ve emeklilere uygun fiyatlarla satış veya kiralanması ise yine ailelerin büyük umutla bekledikleri diğer bir konu. Bu konuda hükümetin ve bakanlıkların yapacağı en önemli ve hayırlı çalışmalar olacağı kanaatindeyim.

Kalın sağlıcakla.

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Emirhan Hınıslıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Son Saat Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Son Saat Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Son Saat Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Son Saat Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.