Proje yumurtlama sanatı…

Siyaset jargonu’nda sıkça kullanılan bir tabirle seçim ‘sath-ı maili’ ya da Öz Türkçesiyle seçimeğik düzlemine girdiğimiz şu tantanalı günlerde bulabildikleri her platformda arz- ı endam eyleyerek vaat ve projelerini duyurmaya çalışan belediye reisi namzetlerinin canhıraş çabalarını yorumlamaya çalışayım istedim. Vaat’in kelime anlamını hemen hepimiz az çok biliriz. Vaat ‘geleceğe yönelik bir işi yapmaya söz vermektir’ kısaca, lakin şu proje denilen şey nedir? Proje nasıl yapılır, nasıl tasarlanır? Gibi konuları izninizle biraz eşeleyeyim. Esasında teknik bir terim olan proje; bir işe başlanmadan önce yapılan tasarım ve planları içeren, oluşturma ve uygulama aşamalarından mürekkep ve hayata geçirilebilmesi için belirli bir kaynağa ihtiyacı olan soyut çalışmalardır. Bir bakıma projeler ilk adımda ‘Kağıt üstü’ ürünlerdir ya yazıldığı, çizilip tasarlandığı kağıtlardan çıkıp ete kemiğe bürünürler ya da arşivlerin tozlu raflarında öylece kalakalır yahut çöp tenekesini boylarlar. Projelerin kaderi uygulayıcılarının kararlılık, dirayet ve inadına bağlı olarak ya mutlu sonla biter ya da hüsranla sonuçlanabilir. Projeler bir ihtiyacı karşılamak, bir sorunu çözmek veya işleyişe yeni bir soluk getirip ufuk açmak için tasarlanabilir, bu ideal olan yaklaşımdır. Hiç lüzumu yokken durduk yere proje üretilmez. Durduk yere projeyi bir dönemin ünlü mizah dergisi Gırgır’ın Zihni Sinir’i çizerdi. Dünyanın en ileri gerizekalısı Prof.Zihni Sinir’in “Proceleri” literatüre girmiş başarılı karikatürlerden ibaret değildi bence. Bu proceler gereksiz,saçma sapan, kaynak israfından başka bir şey olmayan hercai heves ve şımarıklıkların göstergesi iş ve eylemleri tasvir ve kategorize ederek yuhlayıp ayıplamak için de etkili bir araçtı. Öyle ya, izahı olmayan şeyin ancak mizahı yapılabilir.

Siyaset pazarının kıdemli bezirganlarından birinin uzun yıllar belediye başkanlığını yaptığı kente dünya kadar para harcayarak inşa ettirdiği tarih öncesi devasa canavar parkı bu mevzuda verilebilecek en çarpıcı örnektir diye düşünmekteyim. Adayların izleyebildiğim kadarıyla konuşmalarından yahut caddelerde sokaklarda yürürken elimize tutuşturulan veya kapılarımıza sokuşturulan broşürlerden seçildikleri takdirde ne yapacaklarını kendimce anlayıp değerlendirdiğimde vardığım sonuçlar şöyledir: Bazı vaat ve projeleri ayağı yere basan ve bir ihtiyaca cevap verip sorunlara çözüm getirici mahiyette bulurken, kimilerini sade suya tirit, yahut laf olsun torba dolsun kategorisine koydum, bazılarını ise hiç görmemiş olmayı diledim. Nihayetinde proje dediğin ne ki? En azından yazılıp çizilirken atla deve değil, işten anlayıp eli kalem tutan birilerine sipariş vererek dayatıp döşetirsiniz. İlan ettiğiniz projelerin rasyonel ve verimli olup olmaması, gerçekleşme şansı filan bunlar sonranın meselesi ne demiş atalarımız; kervan yolda düzülür. Öte yandan dilin de kemiği yok, kemiği olmayan bu yumuşak organ beyin ve etik değerlerle irtibatını kopardıktan sonra da sahibine eşsiz ve sınırsız bir dünyanın kapılarını aralar. Size düşen aralanan bu kapıdan başınızı uzatıp etkilemek istediğiniz ahaliye istediğiniz gibi seslenmektir artık. Bundan geru insancıkları yalancı cehennemle korkutur sahte cennetler vaat edebilir yahut hiç olmazsa ölümü gösterip sıtmaya razı edebilirsiniz. Her şey insafınız, kapasiteniz ve şansınıza kalmıştır zira size dur diyecek bir merci o aşamada yoktur. Genel olarak tüm siyasette, ama özellikle de bütünün önemli bir parçası olarak yerel siyasette oy avcılığı uğruna fütursuzlaşıp saçmalayan politikacıyı kulağından çekip hizaya sokacak olan sadece ama sadece bilinçli “külyutmaz” seçmendir. Bu profildeki bir seçmen kitlesinin çoğunlukta olduğu bir toplumda politikaya soyunanın işi hayli zordur zira karşısında gerçekleşmesi mümkün olmayacak vaatlerle kandıracağı, proje adı altında bir yığın israfla dolu ama albenili cafcaflı ambalajlara sarılı palavralarla gözünü boyayıp oylarını alamayacağı bir kitle olacaktır. Şahsen benim ümidim ve dileğim yukarıda naçizane, kısaca tasvir etmeye çalıştığım türden bir seçmen kitlesi olabilmeyi başarmamızdır, yoksa dört gözle erdemli siyasi bekleme safhasını geçeli hayli zaman oldu.


At sahibine göre kişner deyiminde ifade edilmek istendiği gibi örneğin bir belediye başkanı adayında erdemli ve rasyonel çalışmanın ipuçlarını ve izlerini aramak ve ondan bunu talep etmek yerine ona hadi bize projeler yumurtla ve bizi kandır diyen ahalinin seçiminden derde şifa bir şey olmayacağı açıktır. Zira siyaset proje yumurtlama sanatı değil kamu kaynaklarını etkin, verimli ve dürüst bir şekilde kullanma ve icap ettiğinde de hukuka ve halka hesap verme mecburiyetidir…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar KEREM SARA - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Son Saat Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Son Saat Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Son Saat Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Son Saat Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.