Seçim yahut geçim…

31 Mart 2024 Pazar günü yapılan yerel seçimle memleketimiz siyasi hayatının önemli virajlarından birini şükürler olsun ki kazasız belasız geçti ve vartayı atlattı. Kuşkusuz seçimler doğası gereği yalnızca seçime giren aday ve partilerde değil tüm toplumun geneli üzerinde belirli oranda bir stres ve gerilim yaratır. Çekişme, rekabet, karşılıklı iğnelemeler hatta kimileyin havalarda uçuşan hakaretler, istemsizce gerilen sinirlere hakim olunamayınca ortaya çıkan yumruklu ve bazen de silahlı kavgalar maalesef işin doğasında vardır. Belirli bir noktaya kadar bunlar anlaşılabilir hatta tolere de edilebilir.

Örneğin: Senelerdir oturduğu koltuktan beklenmedik bir seçim yenilgisiyle kalkmak zorunda kalan bir belediye reisi bu durumu demokrasinin yani halk iradesinin bir emri gibi kabul edip olgunlukla karşılayıp, gereğini yerine getirebildiği gibi hazımsızca da davranabilir. Her iki tepki biçimide işin doğasında mevcuttur. Demokrasi kültürünün sağlam zeminler üzerinde kökleştiği toplumlarda seçimlerle işbaşına gelişler yahut gidişler kavgasız gürültüsüz bir şekilde gerçekleşir, kazanan da kaybeden de halk iradesine saygılı bir üslup ve sorumlulukla davranır. Demokrasi kültürünün cılız kaldığı topluluklarda ise durum farklı cereyan edebilir. Seçimi bir savaş karşı taraftakini ise düşman zanneden bir anlayışın hakim olduğu toplumlarda ise hınçlı, kinli nefretli ilkel duyguların tetiklediği kavga- dövüş eksik olmaz. Öyle ki bazen seçim uğruna siyasi hasımlar birbirini boğazlar ve kan akar. Türlü kusur, eksiklik noksanlık ve zayıflıklarına rağmen belirli oranda da olsa demokratik
teamüllere uyma refleksinin geliştiği curcunalı ülkemizde yukarıda birkaç cümleyle de olsa tasvir etmeye çalıştığım her iki duruma yönelik örnekler mevcuttur.

Geçirdiğimiz bu son seçimde de bunun yansımalarına tanık olduk. Örneğin seçim sonuçlarına itirazla adliyeye dalan, aynı zamanda seçim kurulu başkanı olan hakime hakaretler yağdırıp pataklamaya kalkan siyasi figürleri gördüğümüz gibi seçim sonuçlarının kesinleşmesini dahi beklemeden belediye başkanlığı mührü ve makamını yeni seçilen rakibine gönül rızasıyla devreden siyasetçilere de rast geldik. Birinci hadisede naklettiğimiz hiç yaşanmasaydı, hiç olmasaydı keşke diye hayıflanacağımız türden, ikinci örnekte anlattığımız ise keşke sayıları daha çok artsa diye umutlanıp dilek de bulunacağımız. Meşrutiyetle başlayıp cumhuriyetin ilanıyla devasa bir aşama kaydeden “Muasır medeniyetler seviyesine” ulaşma hatta bu hedefi de aşma temalı serüvenimizin doğal yansıması olarak seçim kültürünün de ilerleyen zaman içinde daha da rafine olup mükemmel hale geleceğine yönelik inancımızı her şeye rağmen diri ve taze tutmamız, ümitsizlik ve yılgınlığa kapılmamamız yaşamsal bir önem arz etmektedir.

Yazının sonlarına doğru izninizle seçim sonuçlarına dair görüş ve düşüncelerimi de kısaca açıklamak isterim. Öyle görünüyor ki seçmenler tercihleriyle yalnızca yaşadıkları beldelerin yerel yönetimlerini değiştirmekle kalmamış merkezi yönetime de çok önemli uyarıları çok sert bir perdeden vermiştir. Epeyi zamandır ülkeyi sarıp sarmalayan ekonomik kriz insanımızın deyim yerindeyse artık “iman tahtasına çöküp, ümüğünü sıkar hale gelmiştir. Astronomik ölçüde artan konut kiraları, temel gıda maddelerindeki inanılmaz pahalılık halkı bizar etmektedir. Öyle ki barınma ve beslenmenin bu denli büyük oranda bir sorun teşkil ettiği bir dönem, en azından yakın tarihimizde, hatırlanmamaktadır. İnsanımız başını sokacağı makul kiralı bir ev, tenceresinde kaynatacağı yüz gram et bulamamaktadır, her şey ateş pahasıdır ve bu tahammül edilebilir ve sürdürülebilir bir hal asla değildir. Amerikalı ünlü Psikolog Maslow’un meşhur beş basamaklı ihtiyaçlar hiyerarşisi piramidini bu nevi konulara ilgi duyanlar bilecektir. Maslow’a göre insanın ilk ihtiyacı fizyolojiktir yani beslenmedir ikincisi ise barınma ve güvenliktir. Sosyal ilişkileri geliştirme, toplumda saygı görme ve son aşama ise entelektüel olarak kendini gerçekleştirmedir. İlk iki basamağı geçemeyen sonrakini adımlayamaz. Dolayısıyla halkımız seçimini özgür iradesiyle yaparken geçim, geçim, geçim !!! diye feryadını sağır kesilen kulaklara duyurmak istemiştir…

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar KEREM SARA - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Son Saat Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Son Saat Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Son Saat Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Son Saat Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.