Debdebe, şaşaa vesaire…

Ademoğlu belki de doğası gereği gösterişe pek düşkündür. Nedense sahip olduklarınıbaşkaları görsün ve mümkünse hayran olsun ister. Bu giriş sözlerini okuyan kimileriniz belirtilen yargının herkesi kapsayamayacağını düşünebilir ve böyle düşünmekle bir yönüyle haklı da sayılabilir. Zira bazı insan gösterebileceği pek çok şeye sahip olsa da bu nevi tutum ve tarzdan hiç hoşlanmaz hatta özenle kaçınır. Kanımca bu istisnai bir durumdur, bilindiği ve zaman zaman da söylendiği üzere istisnalar da kaideyi bozmaz. Zira insan; doymak nedir bilmeyen ve adına ego yahut dini terminolojideki tanımlamasıyla nefis denen harekete geçirici ve tayin edici kudrete sahip bir varlıktır. Bana göre gösteriş ana başlığı altında toplayabileceğimiz bütün hallerde bu yaşamsal kudretin negatif yansımaları olarak değerlendirilmelidir. Semavi yahut beşeri bütün dinler ve diğer sayısız ahlaki, felsefi öğretiler gösterişi, alayişi, caka satmayı şiddetle ayıplayıp kınarken tevazuyu, sadeliği ve
alçakgönüllülüğü çok önemli bir erdem olarak vazedip taraftarlarına her daim tavsiye ve telkin ederler. Kutsal metinlerde Tanrı’nın, diğer ahlaki felsefi öğretilerde bilge addedilip saygı duyulan fani kişilerin önemle vurguladıkları bu erdem yaşam pratiği içinde insanların benlik ve davranışlarına ne kadar nüfuz eder? İşte orası büyük bir bilinmezlik hatta muammadır kanımca. Karşısında huşu ile dizilen kalabalıklara şatafatın, israfın, aşırılığın vs.ne denli kötü davranışlar olduğunu beliğ ve veciz ifadelerle anlatıp “bir lokma bir hırka” literatüründen bolca örnekler verdikten sonra deve tüyü paltosu ve kaşmir atkısına bürünüp ‘çakarlı’ lüks arabasına kurularak, korumalar eşliğinde ve maneviyat ışığıyla gönüllerini aydınlattığı topluluğun hayranlık dolu bakışları altında irşat mekanından ayrılan vaizin inandırıcılığı ve etkisi ne kadardır acaba?

Dinlerin, ahlaki ve felsefi öğretilerin tümden yok edemezse bile hiç olmazsa törpüleyip asgari düzeye çekmeyi amaçladıkları bizim gösteriş başlığı altında açıklamaya çalıştığımız olumsuz hatta kötücül davranışların kuvvadan fiile yani teoriden pratiğe dökülüp bunda da başarılı olunabilmesi için örnek teşkil edecek uygulayıcılara ihtiyacı vardır. Yukarıda tasvir ettiğim hayali vaiz gibi olunursa, olumlu anlamda bir örnek teşkili mümkün değildir. Ailede anne ve babanın, toplumsal yaşamda ise söz ve davranışları insanlarca takip edilip önemsenen kimselerin tutum ve duruşları zannımca çok önem arz etmektedir. Üst düzey devlet görevlileri, siyasetçiler, kanaat önderleri (dini yahut din dışı), sanatçılar ve hatta işadamları topluma örnek olma konusunda değerli ve önemli roller üstlenebilirler. Gösteriş budalası bir ebeveynin elinde büyüyen çocuğun ileride onu büyütüp yetiştirenler gibi olmayacağının garantisi yoktur, büyük ihtimalle masum çocukcağız da gösteriş budalası anası ve babası türünden bireyler gibi davranacaktır. Şatafat düşkünü yönetici; altındaki görevli ve memurlarının rol modelidir ve hal bulaşıcı hastalık misali yayılacak her bünyeyi ve hususiyetle de zayıf bünyeleri fena etkileyecektir.

Misalen: Debdebe ve şaşaa’nın iyi ve itibar getiren bir şey olduğuna kendini inandırmış bir siyasi liderin partisindeki herhangi bir siyasetçi, örneğin; bir belediye başkan namzedi, liderinden aldığı ilhamla tantanalı, acayip görüntüler verebilecektir. Ailesiyle birlikte
kocaman ve oldukça da pahalı bir aracın üstünden oylarına talip olduğu hemşerilerini konfeti-gül- çiçek yağmuruyla selamlayan muhterem belediye reisi namzedimiz bu haliyle Latin Amerika’nın sabıkalı “Prezidant’larını andırdığını ve esasında son derece gülünç
bir duruma düştüğünü asla idrak edemeyecektir. Kuşkusuz her ahval ve şartta, muazzam imkanlara sahip ve muazzam bir kudretin üstünde otururken dahi tevazu ve sadeliği elden bırakmamak takdir edilecek son derece erdemli bir tavır ve tutumdur. Böylesi bir “erdem” in sahipleri aynı zamanda topluma örnek olur taklit ve takip edilirken hayırlı da bir iş yapmış olurlar .Gösteriş illetinin üst aşamaları olan Debdebe ve Şaşaa her durumda kötü ve olumsuzdur, hele hele de gizli yahut açık yokluğun ve yoksulluğun insanların ağzında tat, gönüllerinde murat bırakmadığı bir ortamda fütursuzca sergileniyorsa durum bir başka türlüsünden, katmerli fecaattir. Çünkü yokluk ve yoksulluğun ağır yükünün çekildiği ortamlarda şahidi olunan debdebe ve şaşaa hesapsız israfın açık ve kesin delili sayıldığı için sadece buğz ve öfke doğurur ve keyfini sürene hayır getirdiği de asla görülmemiştir, insanlık tarihi de hayır görmeyenlerin ibret verici hikayeleriyle doludur…

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar KEREM SARA - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Son Saat Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Son Saat Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Son Saat Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Son Saat Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.