YENİ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİNDE HAYATTA KALMA KILAVUZU

Şu memleketin geldiği hali bugün kitap yapsan, yüz sene sonra bunu çocuklar efsane niyetine okur, babalarına falan “gerçekten böyle şeyler var mıydı?” diye sorar. Kutuplaşma had safhada. Adım adım iç savaşa doğru sürükleniyoruz. Herkes birbirini suçlama peşinde. Yeni Türkiye dedik durduk, her doğum sancılı olur elbet. Bilmek gereken en önemli şey, bu vatanı kabuğuna çekmek isteyenlerin en büyük kozlarını bu zamanda oynayacağı.

Kanıtlanan şeylere bile inanmayacaksın bu devirde azizim. Galeyana, gaza gelmeyeceksin. Kim kanıtlamış, hükmeden kim? Gözünün önünde otobüs taşlayan alçak salıveriliyor. Adam senin bilgisayarına el koyuyor ve bir gün sonra bilgisayarında terör belgelerine ulaşılıyor. Öyleyse o belgeyi kim koymuş? Benim bilgisayarıma tam erişimi sağlayan herhangi biri, bu benden sonra bilgisayarıma çöken polis mi, yoksa gerçekten ben miyim? Hâkim hakkımda müebbet vermiş, yolsuzluktan mesela. Bu hâkim güvenilir mi? Bu hâkime güvenebileceğini sana kim söylüyor? Güvenemeyeceğini kim anlatıyor? Bu tecavüzcü salıverildi, bu suçsuz mu şimdi? Vay canına! Siz kimi kandırıyorsunuz?

******************************

Adalete inanır mısınız? Ben inanırım. Adalete inanmak kolay da, insanlara güvenmek zordur. Her zaman az da olsa şüphen olsun, çünkü insanlar her zaman inanmak istediklerine inanıyorlar ve bu davada yalanı doğru, doğruyu yanlış gösterebiliyorlar.

Herkes “kendi kanalını” izliyor. Çünkü diğerlerine kimse güvenmiyor. Benim kanalımın verdiği “Diyarbakır bombacısı PKK üyesi çıktı” haberini kâfirlerin kanalı vermiyor. Herkes kendi kitlesini karıştırıyor. Gerçek itidal yayını yapanlar bir bir pes ettiler, artık herkes karşılıklı atak yayını yapıyor, mecbur kaldıkları için. Ben gerçekten güvenebileceğim bir kaynağı hakikaten bulabilmiş değilim.

******************************

Nerede fütursuzca bağıran birini gördün, oradan kaçarak uzaklaşacak, ya da elini tutup ağzına bir tane vuracaksın. Hangisine gücün yetiyor? Onu yapmaktan çekinme. Hak davada yürüyen biri kalbiyle hareket eder, nefsiyle değil. Yırtılarak bağıran bir insanı nefsi konuşturuyor, başka bir şey değil. Bu adamın seni götüreceği şey eskilerin tabiriyle ayakyolundan başka bir yer değil. Bu zaman en çok sakinliğimize muhtaç, sakinliğimiz olmazsa, itidalimiz olmazsa, sabrımız olmazsa; “HasbünAllah” zikrimiz dilimizden düşerse, Allah muhafaza biz daha zor ayağa kalkarız.

Başkan’ın evde zor tuttuğu kitleden bahsederken ağızları salyalar akıtarak “köpek mi tutuyorsun” esprisi yapmaktan geri durmayan leş yiyiciler sabrımızın farkındalar ve niyetleri bunu kırmak. Yoksa o da asıl köpeğin dışarı salıverilenler olduğunu, asıl köpeğin tehdit edip katledenler olduğunu, asıl köpeğin kendi mitingini patlatıp suçu hükümete atanlar olduğunu çok iyi biliyor. Var git yoluna ey sütü bozuk, her türlü kavmiyetçiliği, her türlü ırkçılığı biz ayaklar altına almışız. Sen daha kendini soyutlayamadığın aşağılık huylarınla insanları suçlayıp da onların canına kıyarken gerçekten çok alçaksın…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar MUHAMMET IŞIK - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Son Saat Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Son Saat Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Son Saat Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Son Saat Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.