Sadakataşı ve zimem geleneği

Bugün dünya genelinde de ülkemizde de ekonomik olarak büyük sıkıntılar yaşanıyor. Hayat pahalılığı dar gelirli aileler için artık kâbus. Devlet artan enflasyonla uğraşırken, vatandaş geçim derdinin telaşını veya korkusunu yaşıyor. Hangi ürüne elini atsa ateş pahası. Asgari ücretli insanlarımızın Allah yardımcısı olsun. Ya bir de kirada oturuyorsa vah ki, vah haline… ne yapacağını şaşırmış durumda.  Satılan her türlü ürünün etiket fiyatları güne göre artıyor. Peşin parası olan alımını yaparken bugün cebinde parası olmayan vatandaşlarımızın tek çaresi kredi kartları ve onlara borçlanarak hayata tutunmaya çalışıyor. Öyle bir an geliyor ki kredi kartlarında biriken ödemelerini dahi ödeyemeyince çevresinden borç alarak hayatlarını idame ettirmeye çalışıyor. 

Hali vakti yerinde olanların böyle bir derdi yok. Onlar zaten alışverişlerini rahatlıkla yapıyor. Fakir ailelerin ise tek sığındığı liman mahalle bakkalları. O bakkallardan veresiye olarak aldıkları günlük ihtiyaçlarıyla kimseye muhtaç olmadan yaşamaya çalışıyorlar. İnanın hepimizin çevresinde yaşayan ama tanıdığımız halde maddi sıkıntılarını bilmediğimiz onlarca komşumuz arkadaşımız vey yakınımız var.  Onurundan ve gururundan bu halini belli etmese de o maddi sıkıntılar içerisinde hayatlarını bir türlü devam ettirmenin çabasındalar.

Dinimizde de, Kur’an-ı Kerim ve  Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) efendimizin fakirlere yardım etmemizi işaret ettiği onlarca ayet ve hadisler var. Bugün inanan insanlarımızdan hali vakti yerinde olan yüzlerce hayırsever insanımız çevremizde mevcut. Onlar isimsiz olarak yaşadıkları yerlerde veya başka diyarlara kadar varan hayırlar işliyorlar. Zekât ve sadakalar vererek hem insanların hem de Allah’ın sevgisini kazanıyorlar. Ecdadımız zamanında paylaşmayı yardımlaşmayı o kadar güzel bir sisteme oturtmuşlardı ki fakir ve ihtiyaç sahibi insanlar bu hizmetlerden rahat bir şekilde faydalanmış ve fakirlik azalmış. Bugün şöyle bir çevremize baktığımızda insanların aç gözlülüğü ve çok kazanma hırsı yüzünden fakirlik gün geçtikçe artıyor.

Ecdat o günlerde zorda olan, parası olmayan ihtiyaç sahipleri için güzel yardım hizmetlerine imza atmışlar. Mesela Sadaka taşı, dediğimiz bir yardım etme şekli oluşturulmuş.  Kökeni Selçuklu hanedanına kadar uzanan yardım şeklidir. Fakir insanları rencide etmemek için düşünülmüş bir modeldir. Osmanlılar döneminde daha da yaygınlaştırıldığı biliniyor. Yardım yapan ile alan birbirini görmez, tanımaz ve bilmez. Alanın mahcubiyetten, verenin ise riya ve gösterişten uzak durması beklenir.   Hali vakti yerinde olan hayırseverler bu sadaka taşlarına güçlerinin yettiğince para bırakırlardı. İhtiyaç sahipleri buralardaki paralardan sadece kendi ihtiyaçları kadar olan parayı alırlar, ihtiyaçlarını gördükten sonra eğer artan bir para varsa o parayı aldıkları sadaka taşına fazlasını bırakırlardı ki başka bir ihtiyaç sahibinin de işi görülsün.

Bir de zimem defteri, özellikle mahalle bakkallarımızın Osmanlıdan beri yaptıkları alışverişlerinin, alınan bir malın satıcı tarafından not edilerek ileriye dönük alıcısının borçlandırılmasını ifade eden ve kayıt altına alınan veresiye defteriydi O da .‘ Alan elin veren eli bilmediği, hayırda yarışmanın, yardımlaşmanın zarif usulünün adıydı. Zimem Defteri Osmanlı zamanından miras gibi kalan güzel bir eylem. Bu eylemle ecdadımızın ortaya koyduğu merhameti, hayırseverliği bugün biz torunları olarak yaşatmaya çalışıyoruz.  Törelerimizde de, dinimiz gereği de her işte olduğu gibi kardeşinin derdiyle dertlenmeyi görev bilmek bu mana ve ruhla çalışan bir aile olma yolunda çaba sarf etmek bizi yaradan Yüce Allah’ın vesile kılacağı o güzel hayırseverler için iyi bir fırsat. Bu yardımlaşma ruhunun yaşatılması ise toplum içerisinde gücü, bağlılığı, güveni ve geleceğe ümitle bakmayı daha da güçlendiriyor.

Özellikle Ramazan ayında sıkça duyduğumuz bu hayır işinin Osmanlı'dan günümüze uzanan "Zimem (Veresiye) Defteri" uygulamasıyla ihtiyaç sahiplerinin yanında olmaya devam etmesi geçtiğimiz senelere göre artık yaygınlaşmaya başladı. Her Ramazan ayı geldiğinde çok sayıdaki şehrimizde bu geleneğin yaşatıldığına artık daha sık şahit oluyoruz. Bu da bizler için çok ama çok mutlu ediyor. Osmanlı'dan günümüze uzanan "Zimem (Veresiye) Defteri" geleneğini bu Ramazan ayında isimsiz hayırsever onlarca kişi ihtiyaç sahibi ailelerin yaşadığı mahallelere giderek, bakkaldaki borçlarını ödeyemeyen vatandaşların veresiye borçlarını kapattı. İhtiyaç sahibi insanlara bu şekilde bir nebze de olsa yardımcı olmak, hem paylaşmayı hem de varın yokla olan imtihanının bir meselesidir. Osmanlı'dan gelen Zimem Defteri geleneğini sürdüren o isimsiz hayırseverlerimizden Allah razı olsun. Bundan sonraki yıllarda da bu hayırseverlerimizin sayısı artırsın İnşallah.

Kalın sağlıcakla

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Emirhan Hınıslıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Son Saat Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Son Saat Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Son Saat Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Son Saat Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.