Hemen yontulunuz

   “Yüzyıllar nadir olarak dâhi yetiştirir. Şu talihsizliğe bakın ki 20. yüzyılın dâhisi Türklere nasip oldu ve kader onu bizim karşımıza çıkardı.”
 David Lloyd George, İngiltere Başbakanı

Nasıl olurdu. Beşeriyetin gelebildiği en son nokta da biz vardık ve bunu biz yarattık. Üzerinde güneş batmayan koca bir imparatorluk bizimdi.
   En gelişmiş silahlar, denizlerde yüzen çelik kaleler, uçaklar, ve bize ait tüm sömürgelerde sırf ben istediğim için ölecek sınırsız insan kaynağı.
   Hepsi ama hepsi bizimdi. Karşımızda kim vardı? Hasta, köhnemiş, çökmekte olan bir devlet ve eğitimsiz, ayağı çarıklı, aç, susuz aslında tarihte çoktan  yok olup gitmesi gereken vahşiler, yaratıklar sürüsü. Nasıl olurdu.
    Tescilli Türk düşmanı İngiliz başbakanı Lloyd George`un kendisine ve bize bakışını kısaca böyle özetlersek inanın yanlış bir şey söylemiş olmayız.
  İngiliz savaş makinesini her yerde karşımıza çıkaran, bizi yok etmeye yeminli bu kötü adam, bu garip milletin evladı için tabiri caizse hepimizi paçavraya çevirdi demek zorunda kalmıştı.
   `` Şu talihsizliğe bakın ``derken biz bunu bir kabul ediş olarak algılasak ta aslında içindeki kin ve öfkenin onu nasıl çılgına çevirdiğini büyük bir zevkle anlayabiliriz.
      Taassup içinde kıvranan koca bir ülkeden, modern çağdaş bir ülke yaratan bu eşsiz dahi, var olmakla yok olmak arasında başka hiçbir seçeneği kabul etmemiş önüne çıkan sayısız maniaları birer birer aşarak mucize denen şeyin nasıl var olabildiğini bütün dünyaya göstermiştir.
       Milletin kanıyla, canıyla kurduğu bu devletin aynı faciayla bir daha karşı karşıya kalmaması için birbiri ardına yapılan inkılaplar ile çağa ayak uydurmak, yakalamak hatta geçmek lazım geldiğinin farkındadır . Çünkü İngiliz Başbakanı Lloyd George `u bu kadar pervasız yapan şeyin ülkesinin bu gücü kendisinin üretiyor olmasından kaynaklandığını bilir. ``İlim öyle bir ışıktır ki ona bigane kalanı yakar mahveder `` der. Eğitim sistemini kökünden değiştirir. Okullar, üniversiteler açar. Dünyanın en saygın bilim insanlarını buraya davet eder. Bütün gücüyle ülkesini ayağa kaldırmaya çalışır. Bugün elliden fazla İslam ülkesi
içerisinde bütün olumsuzluklara, sıkıntılara rağmen parmakla gösterilecek tek ülkedir Türkiye.
         Akıl ve bilim, bugün yaşamakta olduğumuz dünya da en belirleyici amil olarak tam karşımızda duruyor. Nürnberg mahkemelerinde Amerikalı bir General Alman
generale der ki, “Artık siz bir daha belinizi doğrultamazsınız.”
     Alman generalin cevabı şu olur: “Taş taş üstünde kalmadı, doğru, ama üniversitelerimiz ayakta.” ve Almanya bugün dünyanın üçüncü büyük ekonomisi.
         Üniversitelerimizi bütün gücümüzle dünyanın en nitelikli okullarına dönüştürmek, çocuklarımızı buralarda yetiştirmek ve bilim üretmek zorundayız. Yoksa inanın yeni Lloyd George`lar bizi boğmak için her an hazır beklemekte .
         Koca imparatorluk yıkılırken o büyük facia da kan ve gözyaşı selini görmüş, istiklal marşımızın büyük şairi Mehmet Akif in meseleyi tam olarak netleştiren bir şiiriyle bitirelim .


Çocuklara

Ne odunmuş babanız: Olmadı bir baltaya sap!
Ona siz benzemeyin, sonra ateştir yolunuz.
Meşe hali de yaşanmaz, o zamanlar geçti;
Gelen incelmiş adam devri, hemen yontulunuz.
Ama dikkatli olun: Bir kafanız yontulacak;
Sakın aldanmayın: İncelmeye gelmez kolunuz!

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar KEREM SARA - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Son Saat Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Son Saat Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Son Saat Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Son Saat Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.