DOLAR 15,7910 -0.68%
EURO 16,8764 0.27%
ALTIN 938,47-0,41
BITCOIN 4799251,23%
İstanbul
19°

PARÇALI AZ BULUTLU

02:00

İMSAK VAKTİ

“Bu da Geçer Ya Hu”

“Bu da Geçer Ya Hu”

Son yıllarda yaşadıklarımız malumunuz. Dünya’da ve ülkemizde 25-26 aylık bir pandemi dönemiyle birlikte başlayan stres, korku, ölüm adına her türlü acıları tattık. Bununla da yetinilmedi, ekonomi krizler, vatandaşın pandemi ve sonrasında ki yaşanan geçim derdi hala devam ediyor. Gıdadan, giyime. Sağlıktan eğitime kısaca; İğneden ipliğe her türlü sinsi ve ateşli oyunları da gördük. Devletimizin aldığı önlemlerle bu ateşi söndürülebilecekken yine o kötü niyeti kriz fırsatçıları hala bu ateşi körüklemeye devam ediyor. Yaşamakta olunan kötü senaryoların ardı arkası kesilmiyor. Kimileri bu fırsatı kendilerince kâra dönüştürürken, vatansever sorumlular bu ateşin sönmesi için cansiperane çalışıyor. Bu günlerde en çok yaşananlar üç aşağı beş yukarı hep aynı. Her konu bu zorluk ve mağduriyeti, her konu insanoğlunun birbirine yaptığı zulmü anlatıyor. İlkbaharın bereketini ağız tadıyla yaşamaya çalışırken manavdaki yangınları harlayanlar hala mesai yapıyor.  Çiftçinin, besicinin durumları ortada. Beslediği hayvanların yetiştirdiği ürünleri yine o kirlik zihinli çıkarcıların sabotesine uğruyor. Vatandaşın yaşama hakkını gasp ediliyor.

İnşaat sektörünün tekrar canlanması için devletimiz ilk kez ev sahibi olanlara yeni fırsatlar sunmak için birçok kolaylıklar müjdelerken, yine o karanlıkta sinsice bekleyen fırsatçılar evlerinin değerini yüzde yüz katlayarak vatandaşa bir darbe daha vurmak için anlık olayları değerlendiriyor. Evlerinde oturan kiracılara zulmedenlerin sayısı her geçen gün artarken ev sahibi ve kiracılar arasında cinayetlere varacak derecede tehlikeli kavgalar yaşanıyor.

Yine bir başka konu ise yanı başımızdaki iki komşumuzun savaşı hala devam ediyor. Avrupa ve Asya arasındaki ‘dünyanın jandarması benim’ kavgalarında olan yine masum sivil halka oluyor. Bugün en sıcak savaşı yaşayan Ukrayna’da yaşlı, kadın, çoluk ayırmadan tepelerinin üzerine bombalar atılarak hayatları söndürülüyor. Ülkemizde ırkçı ve faşist zihinler, mülteci, göçmen ve mazlum düşmanlığını hortlatmak için ortalığı karıştırıyor. Bu yaşananlar bizlere ne gibi bir mesaj ve ne gibi bir imtihana tabi tutuyor bilemiyoruz. En çaresiz ve umutsuz zamanlarımızda bile bir umudun bir güzel sebebin var olma beklentisi kalbimizin bir köşesinde ümitle bekliyoruz. Aslında en mutlu ve en mutsuz zamanların mutlaka bir sonunun olabileceğini, bu durumların mutlaka gelip geçici olduğunu da asla unutmayalım.

Tıpkı Haddad ile Şakir’in ibret verici hikâyesi gibi. Alınacak o kadar çok ders var ki. Zamanın birinde Dervişin yolu bir köye düşer. Köydekilere kendisine, yemek ve yatak verecek biri olup olmadığını sorar. Köylüler kendilerinin fakir olduklarını misafir edecek o bölgede yaşayan iki zenginden bahsederler. Köylüler bunlardan birinin Haddad diğer kişinin ise Şakir olduğunu ama Şakir’in çok zengin ve yardımsever olduğunu kendisini misafir edeceğini söyler. Derviş hemen Şakir’in çiftliğine varır. Çok iyi misafir edilir ayrılma vakti derviş, Şakir’e teşekkür ederek, “Böyle zengin olduğun için hep şükret.” der. Şakir ise: “Hiçbir şey olduğu gibi kalmaz. Bazen görünen gerçeğin ta kendisi değildir’’ der. Ardından ‘‘ Bu da Geçer Ya Hu ’’ diye cevap verir.

Derviş Şakir’in bu sözü onu çok meşgul eder. Birkaç yıl sonra Derviş’in yolu bu köye düşer. Şakir’i hatırlar yolda rastladığı köylülere Şakir’i sorar. Köylüler, Şakir’in çok fakir olduğunu, Haddad’ın yanında çalıştığını söyler. Derviş hemen Haddad’ın çiftliğine gider, Şakir’i bulur. Şakir yaşlanmış, üzerinde eski giysiler vardır. Üç yıl önceki bir sel felaketinde evi dâhil tüm servetini kaybetmiş. Oda Haddad’ın yanına sığınmış. Şakir ve ailesi de 3 yıldır Haddad’ın hizmetkârıdır. Şakir bu kez Derviş’i küçücük evinde misafir eder ve kendilerine bile zar zor yeten yemeği onunla paylaşır… Derviş vedalaşırken Şakir’e bu durumdan ne kadar üzgün olduğunu söyler ve Şakir’den şu cevabı alır: Unutma, ‘‘Bu da geçer’’. Derviş bu sözü duyduğunda yine çok şaşırır. Şakir’in bütün malı mülkü yok olmuş ve acınılacak haldedir. Bu nasıl geçebilir? Derviş 7 yıl sonra aynı köye girdiğinde şaşkınlık yaşar. Çünkü Haddad ölmüş, ailesi olmadığı içinde malının tümünü Şakir’e bırakmıştır. Şakir yine bölgenin en zengindir. Derviş, Şakir için sevindiğini söyler ve yine o cevabı alır ‘‘ Bu da geçer ya hu ’’ Derviş birkaç yıl sonra o köyden geçerken Şakir’i sorar köylü Şakir’in öldüğünü, köyün en güzel tepesini işaret ederler. Derviş, Şakir’in mezar taşında: ‘‘bu da geçer’’. Derviş, “ölümün nesi geçecek” diye düşünür. Ertesi yıl Şakir’in mezarını ziyaret etmek için geri döner. Ama ortada ne tepe vardır ne de mezar. Bir sel gelmiş, tepeyi önüne katmış, Şakir’den geriye bir iz dahi bırakmamıştır. Ülkenin sultanı, kendisine çok değişik bir yüzük yapılmasını ister. Hiç kimse Sultanı tatmin edecek böyle bir yüzük yapamaz. Derviş’i bulup yardım isterler. Derviş, Sultanın kuyumcusuna hitaben bir mektup yazıp verir. Kısa bir süre sonra yüzük Sultan’a sunulur. Sultan önce çok şaşırır ve sinirlenir; çünkü son derece sade bir yüzüktür bu. Sonra üzerindeki yazıya gözü takılır, biraz düşünür ve yüzüne büyük bir mutluluk ışığı yayılır: “Bu da geçer ya hu” yazmaktadır.

Kalın Sağlıcakla

En az 10 karakter gerekli

POPÜLER HABERLER

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.